Abaris
Elmas Üye
-
- Katılım
- Mayıs 24, 2016
-
- Mesajlar
- 37,867
-
- Tepkime puanı
- 3,894
-
- Puanları
- 353
Ey can,
Bugün günlerden cumartesi ve sokağın ıssızlığı üşütüyor sığındığım dünyamda kimsesizliğimi. Kimseler yok sokakta, gözüme çarpmadı bugün yan yana yürüyen çift. Ressamların tuvallerine ayrılık teması düşüyor ne kadar sıcak renk kullansalar da tablolarında. Karşı pencerede ki teyzenin alnında toplanmış çizgi çizgi bulutlar korkutuyor gözlerimde ki yarınlar için umudu, saklanıyor perdelerin arkasına.
Ey tutunduğum dalım,
Ne zaman kırıldı insanlar insanlara? Ne zaman ayrılık yağmaya başladı kaldırımları dar şehrin boş sokaklarına. Ne zaman vazgeçti insanlar birlik olmaktan, birlikte yol almaktan. Kollarına tutunup, dünyaya düşmekten korktuğum günlerde, beraber yürürken biz bu sokaklarda boş değildi.Yanlış hatırlamıyorum değil mi? Şehir bu kadar yalnız ve sevgisiz değildi.
Ey gönlümün ateşi,
Üşüyor yürekler benlikte, bense sensizlikte. Rüzgar odama ayrılığın ağır ve yaşamaktan bezdiren kokusunu taşıyor. Nefessiz kalıyorum, nefesini arıyorum. Herkes düşmüş nefsinin peşine. Herkes ben diyor, başka sözcük kalmamış dillerde. “Ben böyle istiyorum, beni anlıyor musun? Benimle birlikte yol alacaksan bu böyle…” Her benlik ayrılığın kavurucu yangınına odun taşıyor. Gözlerin yaşları yetmiyor benlik hastalığını tedavisine. İğne niyetine iğneleyici sözcükler kullanıyor. Ne yapacağını bilmeyen benlik hastanesinin acemi hemşireleri acıtarak kan alıyor yüreklerden. Pamuk kalpli insanların bastırılmış duyguları da yetmiyor kopuşların kanamalarını kapatmaya.
Ey sensizliğim,
Sen gidince mi başladı bu şehre ayrılık yağmaya? Senin sevgin mi, sevme şeklin miydi insanları bir arada tutan. Neydi elleri bir arada tutan?Neydi ki o gün o çifti ayıran?
Gözümüzün önünde bir anda oluvermişti her şey. El ele yürüyen çift benlik tümseğine bir anda takılıp, tökezlemişti. Elleri ayrıldı önce, ayrı ayrı düştüler yere. Kalkan önce kendi üstünü silkiyordu. Kendi yaralarına bakıyordu. Olaylara kendi dünyasından bakıyordu. Aklına gelmiyordu bile diğerini tutup kaldırmak. Az önce elini tuttuğunu bırakmamak. Ahhh… Her şeyin sebebi benliği bırakamamak.
“ El ele tutuşunca değil, gönül tutuşunca aşk olur ” diye başladın sözlerine gözlerini hediye ederken ruhumun körlüğüne. Alıp avuçlarımı ellerine “ Bak ” dedin. Bu benim avcum, benim dünyam. Bu senin avcun senin dünyan. İlişki ya da aşk ( her ilişkinin aşk olmadığını bilirdin) iki dünya, iki kümedir. Aşk iki kümenin kesiştiği yerdir. O kesişim alanının büyüklüğü kadardır aşk. O yüzden el ele tutuşmak iki dünyayı kesiştirmektir. O yüzden el ele tutuşur insanlar.“
“Gönül tutuştumuydu benlik erir, erimeli. Benliğini eritemeyenler, aşkın elinden tutamayanlar düşerler ayrılık çukuruna. Sevgi değildir insanı insana bağlayan, erimiş benliklerden çıkan bizdir. Her aşk yeni elementtir. Ver elini yeni dünya kuralım kendimize. Yurdum olsun, kimsesizliğimiz düşşün kayıttan, aşk kimliğimiz olsun.
Ey dünyam,
Hatıralar… Hatıra olması için hatırlamalı, hatırlamaya çalışmalı insan güzel günleri. Hangi gün hangi saat olduğunu da anlatıyorsa insan hatıralarda yaşıyordur değil mi? Dün gibi bile değil, bugün yaşıyorum seninle. Şairin dediği gibi ” Her aşk sonludur, senden güzel anılar biriktirdim “ Anılar değil ben sende birikmişim. Ben aşkı sende bilmişim.
Ayrılık biriken sokaklarda aşka yürüyorum. Biliyorum bir gün geleceksin ve ellerimi tuttuğun yerde aşka kaldığımız yerden devam edeceğiz. Aşkı yeni kurduğumuz dünyada büyütmeye devam edeceğiz. Biliyorum şimdi, ben'deki aşk değil ya sen'deki… Aşk bizim…Aşkım benim…
Saltuk SERMİHAN