Sen yolunda yürü, bırak onlar ne derse desin..

Konu sahibi son olarak 2489 gün önce görüldü





İnsanları yalan söyledikleri zaman dinlemeyi severim. Olmak istedikleri, olamadıkları "kişi" yi anlatırlar.


 




herşeyi bırak, bir amacın ya da sonuç beklentin olmadan sadece
"özür dilerim
lütfen beni affet
seni seviyorum
teşekkür ederim" diye
sık sık içinden ya da sesli söyle bunları...
ve güven herşeyin senin ve etrafındaki herkesin en yüksek iyiliğine
olacak şekilde yoluna gireceğine...
olumsuz bir haber, olay ya da ne olursa olsun karşılaştığında herşeyle bu cümlelereri söyleyerek
arınmayı dene...sadece temizlen ve arın.
her ne olursa olsun hayatında iyi ya da sana göre kötü "teşekkür et"


Ihaleakala Hew Len - Zero Limit





 



Gerçekleri öğrenmelisiniz. Hayata bakış açınız bu bilgilere göre belirlenecektir. Boş bir kafayla nasıl bir bakış açınız olabilir ki? Kafalarınızı doldurun. Tıka basa doldurun. Sizin en büyük hazineniz kafalarnızdır ve yeryüzünde hiç kimse kafalarınızın içindekilere karışamaz. Diyelim, piyangodan para çıktı ve muhteşem bir ev aldınız. İçini neyle dolduracaksınız? İşte, kafalarınız da böyle! Ne kadar güzel şeylerle doldurursanız, o kadar güzelleşir. Ama sinemalardan öğrendikleriniz, sokaktan duyduklarınız sadece kafalarınızı boşa kullanmaktır. Gerçekte, öyle muhteşem evleriniz olmayabilir. Hatta, üstünüz başınız bile olmayabilir. Ama kafalarınız sizin hazinenizdir.

Frank McCourt - Angelanın Külleri Hatıralar








 
Kalplerini gülümseme maskesi arkasına saklayarak daha fazla kırılmaktan korumaya çalışanlar, bir gün artık sahiden gülümseyemediklerini fark ederler.
Çünkü artık gülüşün gerçek dürtüsünü ve rengini unutmuş, böylece yitirmişlerdir. Unuttuklarımızı yitiririz! Ancak daha önce incinmiş olanlar, hüzünlü bir gülüşün arkasına saklanarak güvende olmayı unutma acısına tercih ederler çoğunlukla...

Buket Uzuner - Uyumsuz Defne Kamanın Maceraları - Su
 





Belki de hepimiz, her şeyi seziyoruz, biliyoruz. Ama gözümüzü, kulağımızı kapatıyoruz. Görmüyoruz, duymuyoruz; çünkü görüp duyarsak bir şeyler yapmamız gerekecek. Ve konuşmuyoruz; çünkü korkuyoruz. Canavarın kuyruğuna yapışmıyoruz. Aman bırakın; sakin uyandırmayın canavarı, diye bağırıyoruz dışarıdan. Canavarı yakalamaya çalışır gibi yapanların kim olduğunu, neye hizmet ettiklerini de bilmiyoruz. Belki de canavarın ta kendisidir kendi kuyruğuyla oynayıp bizimle alay eden.

Oya Baydar - Çöplüğün Generali



 






"Drifter sleepwalk, drifter sleep talk
Awake to who is following
Moving like water, moving drifting on the wind...

A twilight world in which we roam
Still we don't belong, drift on"


 


bkZ1Nm.gif







 
Diyorlar ki ; "eskiden böyle değildin artık içine kapandın..''
Dedim ki ; "içindekiyle yetinen bu kalp artık sizi ne yapsın ''
Azin Nesin
 


Gözlerin
Gözlerin gözlerin gözlerin,
ister hapisaneme, ister hastaneme gel,
gözlerin gözlerin gözlerin hep güneşte,
şu Mayıs ayı sonlarında öyledir işte
Antalya tarafında ekinler seher vakti.

Gözlerin gözlerin gözlerin,
kaç defa karşımda ağladılar
çırılçıplak kaldı gözlerin
altı aylık çocuk gözleri gibi kocaman ve çırılçıplak,
fakat bir gün bile güneşsiz kalmadılar.

Gözlerin gözlerin gözlerin,
gözlerin bir mahmurlaşmayagörsün
sevinçli bahtiyar
alabildiğine akıllı ve mükemmel
dillere destan bir şeyler olur dünyaya sevdası insanın.

Gözlerin gözlerin gözlerin,
sonbaharda öyledir işte kestanelikleri Bursa\'nın
ve yaz yağmurundan sonra yapraklar
ve her mevsim ve her saat İstanbul.

Gözlerin gözlerin gözlerin,
gün gelecek gülüm, gün gelecek,
kardeş insanlar birbirine
senin gözlerinle bakacaklar gülüm,
senin gözlerinle bakacaklar.


Nazım Hikmet Ran


 


Seni Düşünmek


Seni düşünmek güzel şey,
ümitli şey,
dünyanın en güzel sesinden
en güzel şarkıyı dinlemek gibi birşey...
Fakat artık ümit yetmiyor bana,
ben artık şarkı dinlemek değil,
şarkı söylemek istiyorum...

Nâzım Hikmet RAN
 



Ben Senden Önce Ölmek İsterim
Ben
senden önce ölmek isterim.
Gidenin arkasından gelen
gideni bulacak mı zannediyorsun?
Ben zannetmiyorum bunu.
Iyisi mi,beni yaktırırsın,
odanda ocağın üstüne korsun
içinde bir kavanozun.
Kavanoz camdan olsun,
şeffaf, beyaz camdan olsun
ki içinde beni gorebilesin
Fedakarliğimi anlıyorsun
vazgeçtim toprak olmaktan,
vazgeçtim çiçek olmaktan
senin yanında kalabilmek için.
Ve toz oluyorum
yaşiyorum yanında senin.
Sonra, sen de ölünce
kavanozuma gelirsin.
Ve orada beraber yaşarız
külümün içinde külün
ta ki bir savruk gelin
yahut vefasız bir torun
bizi ordan atana kadar...
Ama biz
o zamana kadar
o kadar
karışacağız
ki birbirimize,
atıldığımız çöplükte bile zerrelerimiz
yan yana düşecek.
Toprağa beraber dalacagız.
Ve bir gün yabani bir çiçek
bu toprak parçasndan nemlenip filizlenirse
sapında muhakkak
iki çiçek açacak :
biri sen
biri de ben.
Ben
daha ölümü düşünmüyorum.
Ben daha bir çocuk doğuracağım
Hayat taşıyor içimden.
Kaynıyor kanım.
Yaşayacağım, ama ,çok, pek çok,
ama sen de beraber.
Ama ölüm de korkutmuyor beni.
Yalnız pek sevimsiz buluyorum
bizim cenaze şeklini.
Ben ölünceye kadar da
Bu düzelir herhalde.
Hapisten çıkmak ihtimalin var mı bugünlerde?
Içimden bir şey :
belki diyor.


Nâzım Hikmet RAN

 
Geri