Sosyoloji Sembolik Etkileşimcilik Nedir?

R
  • Kullanıcı Restful
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Ortaöğretim
sembolik etkileşimcilik nedir, sosyolojide sembolik etkileşimcilik, sosyoloji ders notları, açıköğretim sosyoloji bölümü ders notları

Sembolik etkileflimcilik Amerikan sosyolojisi içerisinde sosyal psikolojiye oldukça
yakın duran bir sosyolojik yaklaşım olarak bilinmektedir. Sembolik etkileşimcilik
toplumu bireylerin gündelik yaşamdaki sembolik etkileşimlerinin bir ürünü olarak
ele alır. Sembolik etkileşimciliğin sosyolojideki gelişiminde C.H Cooley ve W.I. Thomas’ı
n önemli katkıları olmakla birlikte George Herbert Mead (1863-1931) bu yaklaşı
mın kurucusu olarak kabul edilir. Sembolik etkileşimciliğin kurucusu kabul edilen
Mead’in görüşleri ölümünden sonra çalışma arkadaşları ve öğrencileri tarafından
geliştirilmiştir. Bu noktada sembolik etkileşimciliğin gelişimine katkıda bulunanlar
arasında özellikle Herbert Blumer’in (1900-1986) çalışmaları önem taşır. Bu açıdan
Blumer’da Mead gibi bu yaklaşımın kurucularından birisi olarak kabul edilir.
Sembolik etkileşimcilik Weber gibi sosyolojide toplumsal eyleme, toplumsal etkileşime,
anlamlandırma ve yorumlama süreçlerine ağırlık veren bir yaklaşımdır.
Ancak Weber sosyolojisi geniş tarihsel süreçlerde toplumsal eylem temelinde ortaya
çıkan bürokrasi, din, devlet, sınıf ve statü grupları gibi toplumsal oluşumlarla ilgilenen
makro-sosyolojik yönelimli bir yaklaşımdır. Sembolik etkileşimcilik ise daha
çok gündelik yaşamla ilgilenen mikro-sosyolojik yönelimli bir yaklaşımdır.
Sembolik etkileşimciler toplumsal düzenin içinde yaşadığımız dünyada bulunan
her şeye (nesnelere, olaylara, eylemlere ve benzerine) atfettiğimiz anlamlar
sonucu oluştuğunu düşünürler. Başka bir ifadeyle toplum bireylerden bağımsız
olan yapılardan değil bireylerin içinde yaşadıkları dünyaya atfettikleri anlamlardan
meydana gelmektedir.
Bu süreçte semboller veya simgeler, şeyler ile bu şeylere atfettiğimiz anlamları
temsil ettiklerinden dolayı kritik bir öneme sahiptirler. Nitekim bir sembol bir nesne
veya olayı sadece temsil etmez aynı zamanda onu belirli yönlerde tanımlar. Örneğin, masa denince zihnimizde sadece belirli bir forma sahip olan bir nesne de-
ğil aynı zamanda üzerinde yemek yenen, yazı yazılan ya da başka bir faaliyet yapı
lan bir şey şekillenir. Bu bağlamda “masa” belirli bir şekle sahip olan nesne ile
bu nesneye atfettiğimiz anlamı temsil eden bir semboldür.
‹nsanlar arasında her türlü anlamlı iletişimi sağlayan semboller dilsel anlamları
temsil eden sözcükler olabileceği gibi nesne, işaret, jest, mimik, el-kol hareketleri
gibi dilsel olmayan anlamları da temsil edebilirler. Ancak dil sembolik etkileşimin
en önemli ve en güçlü aracıdır. Yine de insanlar arası anlamlı etkileşim yüz yüze
olmayabilir fakat mutlaka semboller aracılığı ile olur. Örneğin, bir insanı görmedi-
ğimiz hâlde bize postaladığı bir mektuptan ne demeye çalıştığını yorumlarız. ‹nsanlar
sembolleri kullanarak anlamlı bir toplumsal dünya kurarlar.
Ancak sembolik etkileşimciliğe göre anlamlar nesnelerin içinde içkin değildir.
fieyleri temsil eden anlamlar/semboller gündelik yaşamda toplum üyelerinin etkileşimi
esnasında ortaya çıkarlar. Anlamlar etkileşim sürecinde ortaya çıktıklarından
dolayı sabit ve değişmez nitelikte değillerdir. Toplumsal uzlaşı ve yorumlama süreçlerinde
devamlı olarak değişirler. Bu süreçte toplumsal düzen veya toplumsal
dünya her gün yeniden şekillenerek ortaya çıkar.
 
Diğer sosyolojik yaklaşımlarla karşılaştırıldığında sembolik etkileşimcilik toplumsal
dünyanın şekillenmesinde bireyi daha aktif olarak değerlendirir. Toplumu
alt sistemlerin ya da alt-üst şeklindeki yapıların etkileri açısından ele almaya çalı-
şan işlevselcilik ya da Marxizm gibi makro boy sosyolojik yaklaşımlardan ayrılır.
Bu yaklaşımların aksine sembolik etkileşimcilik toplumun aktif, yapıcı, yaratıcı ve
yorumlama kabiliyeti olan insan özneler tarafından gündelik yaşamda sembolik etkileşim
ve iletişim aracılığıyla her gün nasıl inşa edildiğini yorumlamaya çalışır.
Sembolik etkileşimcilik bu açıdan da toplumun, onu oluşturan bireylerden bağımsı
z bir gerçekliği olmadığını bu nedenle de sosyologların toplumsal eyleme aktör
tarafından atfedilen anlamı yorumlamakla işe başlaması gerektiğini düşünen Weber’in
yaklaşımına daha yakın durur.
Sembolik etkileşimciliğin kurucusu olan Mead’a göre insan diğer canlılarda bulunmayan
özelliklere sahip eşsiz bir varlıktır. ‹nsanlar hayvanlar gibi uyarılara basit
tepkiler vermek yerine davranışlarını duruma göre ayarlayabilen varlıklardır. ‹nsanlar
içinde yaşadıkları dünyayı (nesnelere ve durumlara sürekli olarak anlamlar
yükleyerek) anlayabilen ve bu anlamları (dolayısıyla da dünyayı) sembollerle anlatabilen,
diğerleri ile de bu anlamları temsil eden semboller aracılığı ile etkileşim
kurabilen ve benlik (self) duygusu geliştirebilen varlıklardır.
Mead’a göre benlik insanlara rol alma sürecinde kendilerini ötekilerin gözünden
görebilme imkânı sağlar. Başka bir ifadeyle benlik sayesinde kendimize dışarı
dan, bir nesneye bakar gibi bakabiliriz. Diğerlerinin bizi nasıl gördüklerini veya
diğerlerinin gözüyle nasıl göründüğümüzü yorumlayabiliriz. Yalnızca kendimizin
değil başkalarının da farkına varırız, başkalarının hislerini, niyetlerini ve beklentilerini yorumlayabiliriz.
Sonuç olarak sosyoloji teorilerinin çoğu toplumu yapıları açısından analiz etmeye
ve anlamaya çalışırken sembolik etkileşimcilik semboller aracılığıyla bireylerin
nasıl gündelik etkileşimlerinden anlamlı bir toplumsal düzen oluşturdukları ile
ilgilenir. Sembolik etkileşimciliğe özellikle Mead’in görüşlerini geliştirmeye çalışan
Blumer’in çalışmaları önemli bir katkı sağlamıştır. Çalışmalarında ilgisini sembolik
etkileşimciliğe uygun bir yöntem geliştirmek üzerinde yoğunlaştıran Blumer sembolik
etkileşimin yöntemini toplumsal fenomenin doğrudan incelenmesi olarak tanımlar
Sembolik etkileşimciler çok defa küçük ölçekli, yüz-yüze etkileşimler üzerinde
yoğunlaşarak bu etkileşimlerin tarihsel veya toplumsal düzenlemelerle ilişkilerine değinmedikleri gerekçesi ile eleştirilirler.Bununla birlikte sembolik etkileşimci yaklaşım sosyolojide önemli bir ağırlığa
ve etki alanına sahiptir. Çağdaş sosyoloji teorilerinde sembolik etkileşimcilikten etkilenerek
doğan veya sembolik etkileşimcilikle ortak pek çok özelliği paylaşan
önemli yaklaşımlar bulunmaktadır. Bu yaklaşımların başında toplumsal yaşamı bir
tiyatroya benzeten Erving Goffman’ın dramaturji teorisi, gündelik yaşamın gerçekliğini inceleyen Alfred Schutz’un Sosyolojik fenomenoloji yaklaşımı ve günlük etkileşim esnasında oluşturulan gerçekliğin ampirik incelenmesi ile ilgilenen etnometodoloji yaklaşımı ile Harold Garfinkel yer almaktadır. Weber sosyolojisi de dâhil olmak üzere bu yaklaşımların hepsi literatürde çok defa eylem teorileri, yorumlayıcı sosyoloji veya hermeneutik sosyoloji şeklinde tek bir gelenek altında ele alınabilmektedirler.
 
Geri