''Şehitler unutulunca ölür'' sözüne katılıyor musunuz?

  • Kullanıcı Mavi
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Genel Tartışma
🕒 Konu sahibi 5 saat önce aktifti
Ölümsüzlük, hayır, böyle birşey olamaz. Hiç bir beden bildiğimiz anlamıyla sonsuzluğa, yıldızlara ya da ölümsüzlüğe filan uğurlanamaz. Cennete, cehenneme de gitmez. Öyle bir sihir yoktur.

İnsan sonlu, sınırlı bir varlıktır. Ölümsüzlük arayışı asırlardır vardır, tanrıyı yaratan nedenlerden biridir bu ama ölümsüzlük saçmadır. Varsa idealleri, uğruna verdiği mücadele varsa yoldaşları o idealleri için mücadeleye devam eder ama bu ölümsüzlük değildir. Anıları dostları arasında yaşatılır. Unutmamak ölümsüzleştirmek demek değildir, hatırlatmaktır. Şehitlik mefhumu ölümü yüceltmek ve ajitasyon dışında bir anlamı olamaz. Eğer beden toprağın altına gömülmüşse reenkarnasyon olarak değil tabii ama solucanların, böceklerin, toprağın besini olur, bir çiçeğin özüne dokunur ama bu çok farklı bir varoluş tarzıdır. Doğayla gerçek manada bir bütünleşmedir.
 
Allah yolunda öldürülenler için "ölüler" demeyin. Hayır, onlar diridirler, fakat siz bilemezsiniz. (Bakara/154)
 
Katilleriyle kol kola girince öldürdüler. Başta siyasetçiler olmak üzere sözde çözüm sürecine destek olan herkes sayesinde, kanlarında boğulsunlar o şehitlerin, ailelerinin çektiği acıyı onlar da çeksinler
 
Asla unutmam. Çok sevdiğim, beraber büyüdüğüm çocukluk arkadaşım Emre, evimden 700 metre ilerideki mezarlığın şehitliğinde yatıyor. Tunceli'de şehit oldu. Karıncayı bile incitmeyen biriydi. Evlenmesine, yuva kurmasına, baba olmasına, yaşamasına izin vermediler.

Düşünün gencecik delikanlı evleniyor, bir süre sonra askere gidiyor. Eşi ona hamile olduğu müjdesini veriyor. Sevinçten havalara uçuyor baba olucam diye. Gün sayıyor askerlik bitsinde gidip doğacak kızımı öpüp koklayayım diye. Günler geçmek bilmiyor sabırsızlıktan. Eve dönmek için can atarken terhisine iki hafta kala pusuya düşüyor ve şehit ediliyor. Neden o gencecik delikanlı evine gidip, görmek için yanıp tutuştuğu yavrusunu, bebeğini göremedi. Kimseye bir zararıda olmayan, hayatında kimseyle düşmanlık etmeyen ve gariban bir anne-babanında çocuğuydu. Neden onun yavrusunu görmesi istenmedi. Kızı doğdu ama onu koklamak öpmek isteyen babası onu hiç göremedi. O da yetim olarak , annesine hep "babam nasıl biriydi " diye sorarak, belki yalnız kaldığı anlarda içten içe baba özlemiyle hep bir hüzünle yaşadı. Ve bu ve bunun gibi tonla acıların hiç ama hiç haketmeyen nice nice insanlara yaşatıldığını düşünün. İşte devletimizin yıllardır neyle, nasıl bir kötülükle uğraştığını düşünün. Unutmuyoruz, unutmayacağızda. Kıyamete kadar kötülüğe dur demeye devam. Kötülük yapmanın toz tanesi kadar haklı gerekçesi olamaz, yoktur.
 
İnsanlar anne baba kardeşini en sevdiklerini unutuyorlar belli zaman sonra yani kendi dertlerine düşüyorlar şehitleri animsamayi birak haberini duydugunda umursamiyorlar bile.

Ateş her zaman düştüğü yeri yakar
 
ne yiğitler var
ölümlerinden haberimiz bile olmuyor
 
Geri