Şehit eşi bir annemiz dedi ki: “Ben şehit eşi olduğumu, değerli olduğumu Nazmi sayesinde öğrendim.”

Konu sahibi son olarak 807 gün önce görüldü
Tekerlekli sandalyeden başka bir dünyalığı olmayan ama yine de Nazmi başkanın toyuna ambulansla gelmeye cesaret edecek kadar adam olan şehit eşi bir annemiz dedi ki: “Ben şehit eşi olduğumu, değerli olduğumu Nazmi sayesinde öğrendim.”

O cümleden sonra meydandaki herkes duygulandı, birçok kişi de ağladı. Elde değildi zira artık yürüyemez ve boynunu neredeyse kıpırdatamaz hale gelecek kadar yaş almış bir kadıncağıza, daha 1991 doğumlu, eski Manisa ocak başkanı bir genç sahip çıkmış. Bu sadece bir tanesi… Babasının ülkücü şehidi olduğundan habersiz büyümüş kişileri de arayıp tespit ederdi Nazmi başkan… Yani ülkücüyü ülkücüyle kavuşturan köprü idi.

Maksadım uzun uzadıya hikaye yazmak değil... Ülkücü Hareketin saadetini fâni olanların malayani faaliyetlerindeki geçici heveslerde değil mukaddes bir davanın muzaffer oluşunda arayanlar nihayetinde muzaffer olurlar. Merhum Arvasi hocamız, “Zafer, davasını yaşayarak yaşatanlarındır. Yaşanmayan bir davanın yaşama şansı yavaş yavaş ortadan kalkar.” demiştir. Nazmi başkan davasını yaşatmıştır. Davası için bir günde Manisa içinde 450- 500 km yol yaptığını bilirim.

Şehit aileleri başta olmak üzere birçok Manisalının gönlünde taht kuran Nazmi başkanımız bir cesaret örneği göstererek kutlu bir yola çıktı. Onun gösterdiği bu cesarete denk bir cesaret daha vardı. O da sonunda ne olacağını kimsenin bilmediği bir yolda “seninleyim” diyebilmekti.

Yine merhum Arvasi hocamız ülkücüyü “reaksiyoner veya mukallit olmayan aksiyoner” kişi olarak tarif eder. Yani ülkücü, harekete geçmek için “bakalım falan kişi ne yapmış ben de ona göre tepki vereyim” diye düşünen reaksiyoner değildir. Yahut ülkücü “falan kişi şöyle yapmış ben de onu taklit edeyim” diyen mukallit de değildir. Zira ülkücü, harekete geçmek için gereken enerjiyi, yöntemi kendi kökünde kendi özünde bulan, eylemleri özgün olan aksiyoner kişidir. Dün Nazmi Başkanı yalnız bırakmayan kalabalık Nazmi başkanın konuşması esnasında heyecanlanıp “işte ülkücülük budur” dedi.

Program sonrası dağılan kalabalığın büyük çoğunluğu muhtemelen şöyle düşünüyordu:

Nazmi başkan aday olsun veya olmasın fark etmez. Biz, bizim için mücadele edecek bir Bozkurt bulduk. Bizim için keyfinden feragat edecek bir yiğit bulduk. Gerisi mühim değil…

Rivayet o ki Behlül Danâ hazretleri Halife Harun Reşid’in evinin önünde toprağa bir ev resmi çizmiş. Halife “n’apıyorsun” deyince hazreti Behlül “ev yapıp satıyorum” demiş. Halife biraz da alayla “yahu kim alır o evi” deyince hazreti Behlül “merak etme bu cevher boşa gitmez” demiş. Olan biteni seyredenlerden birisi de halifenin hanımıymış. Bu zat boş değil muhakkak bir bildiği vardır deyip pencereden seslenmiş. “Behlül efendi ev satılıksa ben alayım. Kaç para?” deyince Hazreti Behlül “1 altın” demiş. Velhasıl toprak üstündeki görüntüden ibaret olan ev 1 altına satılmış. Halife ise olan biteni şaşkınlıkla izlemiş. “Hanım da akıl sağlığını kaybetti” diye düşünmüş.

Gece rüyasında cennette gezindiğini gören halifenin dikkatini oldukça görkemli bir köşk çekmiş. “Bu koca köşk kimin? Hangi takva sahibi bu köşkün sahibi oldu” diye sormuş halife Harun. Denilmiş ki “o köşk senin hanımına ait. Dünyada iken o köşkü Behlülden aldı.” Halife uyanmış, “eyvah hata ettim” demiş.

Evden çıkarken bakmış ki Hazreti Behlül yine toprağa ev çiziyor. Bu sefer Harun Reşid “Behlül efendi ev satılık mı?” deyince hazreti Behlül “evet satılık” demiş. Harun Reşid sormuş “peki kaç para?” Hazreti Behlül cevap vermiş: “ 1.000 altın…”
Harun Reşid bozulmuş. “Dün 1 altın diyordun bugün 1.000 altın. Böyle iş mi olur?” demiş. Hazreti Behlül de o ibretlik cevabı vermiş:
“Dünkü müşteri malı görmeden aldı.”

Dava da böyledir işte… Ne olacağını bilmeden girersin. Eğer bu bir iman hareketi ise o zaman hesâbî olanlar değil hasbî olanlar kazananlardır. Hesâbî, kendi menfaatini düşünerek başkasının sırtından geçinmeye çalışır. Hasbî ise sadece Allahu tealanın rızası için hareket eder. Neticesini düşünmez bile zira gaye Allah rızasıdır.
Bu dava “istemez misin ya Ömer! Bu dünya onların olsun ahiret bizim” davasıdır. Bu dava başkanlık, vekillik davası değil Allah davasının davacısı olabilmek davasıdır. İyi ki varsın Nazmi başkan, umutlarını gömmüş bir topluluğa umut oldun. Rahmetli Murat başkanın murâdı oldun. Yolun bahtın açık olsun.

Şehzadeler sokaklarını inleten bu yiğidin sesi hafızalardan hiç kazınmayacak... habip arvas 1701589362203.jpg
 
Geri