Satır Arasından Notlar..

Konu sahibi son olarak 32 gün önce görüldü
Günaydın.
Mr. Gwyn gibi hisettiğimiz zamanlar olur: "Yalnızca uzun zamandır artık düşünmek istemediği hüzünler vardı."
Şu kederli anları, geçmiş fenalıkları bir kenara bırakmalı. Güzel günlere! Var olun.
 
"Elalem ne der?" örgütü hayatımıza her yerden karışır. Başkalarını alçaltarak yükselebileceklerini düşünürler. Mesela bir işe başlarsınız, "Sen bu iş için çok gençsin" ya da "yaşlısın" derler. Oysa yaşımız değil, yaşadıklarımız öğretir bize hayatı. Peyami Safa der ki, "Zaman insanları değil, armutları olgunlaştırır"... Yaşlanarak değil, yaşayarak öğreniriz hayatı. Bazı şeyleri kendimiz deneyimlemeli, bazı hataları kendimiz yapmalıyız.
 
Kalbi temiz olanın kötü bir hikâyesi olamaz. Şartlar ne olursa olsun, ne yaşanırsa yaşansın, kötülüğe sapmayarak iyilikte sadakat gösterenler kendi hikâyelerinin kahramanı olurlar. Dünya sahnesinden iyi bir deneyimle gelip geçerler. Yaşanmış her şeyin eşsiz bir değeri vardır. İyilik insanı insan kılan değerlerin tamamıdır. Kötülük kişiseldir, bireyi tüketir ama iyilik kitleseldir, bulaşarak yayılır ve bütünler. İyilik kalabalıktır, kötülük yalnız... O yüzden biri ölmeye, diğeri çoğalmaya mahkûmdur.
 
Zaman en değerlimiz, nerede tükettiğimizi ve kime hediye ettiğimizi unutmayalım lütfen…
Ve ertelemeyelim mutlulukları, çünkü ertelediğimiz şey mutluluk olduğunda kaybettiğimiz koca bir ömür oluyor…
 
Günaydın.
Acılarla yüzleşmek, acıların üstüne gitmek...
Bunu söylerler hep. Gözyaşı Konağı'nda ise tam aksi yazar: "Sana acı veren şeye bakma. Sana acı veren şeyin üstüne gitme. Başka tarafa bak. O tarafa bakma." Bir de böyle denesek.
 
Günaydın.
Şu geçen zamanda yeni normal diye ne çok tuhaflığa alıştık. Ne garip. Bu günler geçince yeniler alışkanlık olarak mı kalmalı?
Sema Aslan bir başka eserinde, "Hayat insanı her şeye alıştırabilirdi." der.
Zaman gösterecek dostlar zaman.
 
Günaydın.
Yirminci asrın başında doğan Pavese şöyle diyor: "...insan eskisinden beter oluyor, beni korkutan bu."
Her çağda aynı korku. İnsan kalmak, bütün savaşımız bu.
 
Günaydın.
Her zaman her şey için vakit var. Yeter ki yeniden başlamaya bir parça kuvvetimiz ufacık bir ışığımız olsun.
Hamdi Koç, "Yeni bir tutku duyunca ya da bir ikinci varoluş, bir yeniden doğuş, bir ayağa kalkış, bir kendine geliş, bir geri dönüş şansı yakalayınca ona sarılmak gerekir." der.
Güzel günlere.
 
Günaydın.

Ümit güzel şey kendinde bir kuvvet bulmak, her şeye rağmen, güzel şey.
Bir Tafdrup şiiri gibi: "Bir kuş vuruluyor ama canevinden değil, sürdürüyor uçmayı..."
Uçacağız bir kuşu vuran zalimliğe inat.
 
Günaydın.
Bıraktığımızı, vazgeçtiğimizi, atlattığımızı sandığımız ne çok şey var. Kendimizi mi kandırıyoruz yoksa farkında mı değiliz?
"Bu Filmin Kötü Adamı Benim"i anımsar mısınız? "Bazen ardımızda bıraktıklarımız yanımızda yürümeye devam eder." Varsın yürüsünler.
İnsanız, kolay değil; mühim olan yüzlerine dahi bakmamak. Var olun.
 
Günaydın.
Aklımızı yitirecek gibi olduğumuz günler...
Bir Abasıyanık öyküsünde geçer: "Ölümden daha korkunç felaket olur mu diyeceksiniz. Olur. Felaketlerin en büyüğü akıldır. Onu yarım yamalak bile olsa, bulduktan sonra kaybetmek, ölümlerin içinde en dehşetlisidir."
Kendimize, aklımıza, sevdiklerimize ve memleketimize sahip çıkmalı.
Var olun
 
Bilmediğim bir şarkının delice dilime takılması gibiydi ona olan hislerim. Bilmiyorum.
Sorsalar,söyleyemem ne olduğunu.
Ama sürekli zihnimde..
 
- Herkes geçer diyor. Geçer mi Efendim ?- Herkes ne bilir acımı Olric ?Her gün biraz daha acır sonra, biraz daha ve biraz daha. Ama en sonunda ne olur biliyor musun Olric? Geçmez evet geçmez. Geçti sanırsın ama, geçmez... Örneğin, alışverişe çıkarsın bir mağazaya girersin. Öyle bir şarkı çalmaya başlar ki hatırlatır, dağıtır. Geçmez...Geçer sanırsın ama geçmez. Daha az akla gelmeye başlar, alışıyorum galiba dersin. Arkadaşlardan biri görmüştür onu biriyle bir yerde bir şeyler içerken.. Boğazın kurur, yutkunamazsın ama geçmez... Geçer sanırsın ama geçmez. Telefonun ekranında duvar kağıdı değildir artık, kendinden bile sakladığın bir fotoğrafını görürsün aklındaki galeride. Gözüne çarpar, hatırlatır. Vurur, geçmez. Rehberden adını silmişsindir, numara aklından geçip gitmez. Oturduğu semtin otobüsü önünden geçer sen durakta gözlerin dolmuş beklerken. Defalarca doğru durakta inme telaşı yaşadığın o toplu taşıma faaliyeti gözden yaş taşırma hareketine döner. Binmezsin, ama geçmez. Yine Geçti sanırsın Olric,unuttum dersin.. ama geçmez Olric... Adına bir filmde rastlarsın, alelade bir radyo programının canlı bağlantı kısmında istek bir şarkı üzerine..Sezen Aksu - Vazgeçtim talep olunmuştur. Çalınır, geçilmez. Acır, geçme. Birilerini öpüşürken gördüğünde gözünüze çarpan ani bir düşünce ile sarsılır dudağın bir başka dudağa geçme eylemi ve ardından gelen. O da birini öpüyor mudur acaba sorusu ve muhtemeldir öpmesi.. canın acır için kanar, geçmez... Başka birini basmak istersin kanayan yarana. Saçı onun gibidir, gözleri onunkiler gibi kocaman. Sesi onunki gibi ince. Bakarsın, gördüğün o değildir.. Hayal kırılır, parçalar esner. Dağılır, ama geçmez. Acır ama, geçmez Olric.
 
Hayat ilginç.
Gün gelir, iç oğlanlar, padişah olur...
Hırsızlar zengin,
Metresler eş,
Eşekler adam olur.
Odundan kapı, taştan saray olur...
Gün gelir, kezbanlar destan,
Onları destan yapanlar,mestan olur.
Gün gelir, hadsizlik özgüven,
Saygı yalan, sevgi ise dolan olur...
Gün gelir, çivisi çıkar dünyanın.
Konuşamayanlar hatip,
Şifa veremeyenler tabip,
Yazamayanlar katip olur...
Ama yine öyle bir gün gelir ki...
Verenler alır, gidenler uslanır, dönenler yalvarır...
Merdiveni koşarak çıkanların, gün gelir ayağı takılır.
Sevgisini vermeyen, gün gelir sevgisiz kalır.
Aldatan bir gün sadakat için, çalan bir gün adalet için, döven bir gün şefkat için yalvarır.
Piyon deyip geçme,gün gelir şah olur,
Şaha da fazla güvenme,gün gelir mat olur
Öyle bir gün gelir ki sen bakmazken her şey hallolur.
 
Sabahın altı buçuğunda bir çalar saat sesiyle uyanıp yataktan fırlayan, giyinip zorla bir şeyler atıştıran, sıçıp, işeyip, dişini fırçalayan, saçını tarayan, başka birine büyük paralar kazandırdığı bir yere ulaşmak için trafikle boğuşan ve tüm bunlara sahip olma fırsatı bulduğu için müteşekkir olması istenen biri hayattan nasıl keyif alabilir?
 


Seni sevmeye hazır olmayan insanları serbest bırak
Bu hayatında yapacağın en zor şey.
Seni sevmeye hazır olmayanlara sevgini vermeyi bırak.
Değişmek istemeyen insanlarla zor sohbetler yapmayı bırak.
Varlığına önem vermeyen insanlar için görünmeyi bırak.
İçgüdülerinin etrafındaki herkesin iyi dileklerini kazanmak olduğunu biliyorum, ancak aynı zamanda zamanını, enerjini ve akıl sağlığını çalacak dürtüdür…
Hayatında memnuniyet , ilgi bağlılık ortaya çıktığında, herkes senin kadar dürüst olmayacak…
Bu, kim olduğunu değiştirmen gerektiği anlamına gelmez.
Bu seni sevmeye hazır olmayan insanları sevmeyi bırakman anlamına geliyor.
Zamanını harcadığın kişiler tarafından ince bir şekilde dışlanır, ince bir şekilde aşağılanır, unutulur veya kolaylıkla görmezden gelinirsen onlara ilgini ve enerjini sunmaya devam ederek kendine iyilik yapmazsın
Gerçek şu ki sen herkes değilsin…
Ve herkes senin için değil.
Bu dünyayı bu kadar özel yapan şey, arkadaşlığına, sevgine,dostluğuna önem veren olan birkaç kişiyi bulduğun zaman ve gerçek aşkı …bunun ne kadar değerli olduğunu bileceksin…


Çünkü olmayan şeyleri tecrübe ettin…
Ama bunu yapamayan birisinin seni sevmesini sağlamak için ne kadar çok zaman harcarsın? Bu gezegende milyarlarca insan var ve çoğu seninle kendi seviyelerinde sevgi titreşimleri icindeler…
Ama…


Seni yastık, ikinci plan seçeneği, terapist ve duygusal iyileşme stratejisi olarak kullanan insanların mahremiyetinde ne kadar kısa kalırsan senin icin doğru olan bu …
Denemeyi bırakırsan ilişki biter…
Belki mesaj göndermeyi bırakırsan telefonun günlerce ve haftalarca sessiz kalır…
Birini sevmeyi bırakırsan gerçek olmayan aşk eriyebilir…
Bu bir ilişkiyi mahvettiğin anlamına gelmez!
Bu ilişkiyi tutan tek şey sadece sendin ve sadece senin onu tutmak için tuttuğun enerjiydi.
Bu aşk değil.
Bu bağlılıktır.
İstemeyenlere bir şans vermek istemektir!
Hayatındaki en değerli ve en önemli şey enerjindir.
Bu sadece senin zamanın ve sınırlı…
Bu senin enerjin!
Zamanını senin için uygun olmayan insanlarla geçirdiğin zaman neden bu kadar sabırsız olduğunu anlamaya başlarsın.
Hayatın için, kendin için ve tanıdığın herkes için yapabileceğin en önemli şeyin enerjini her şeyden daha vahşi bir şekilde korumak olduğunu fark etmeye başlayacaksın.
Hayatını güvenli bir sığınak yap,
Sadece seninle uyumlu kişilere izin ver…
İnsanları kurtarmak senin sorumluluğun değil.
Onları kurtarılması gerektiğine ikna etmekten sorumlu değilsin.
Her an insanlar için var olmak ve onlara hayatını vermek senin işin değil..
Çünkü eğer kötü hissediyorsan, görevde hissediyorsan, mecbur hissediyorsan onlara verdiğin iyiliği geri vermeyeceklerinden korkuyorsun…
Kaderin sevildiğini fark etmek ve hak ettiğini düşündüğün sevgiyi kabul etmek.
Gerçek bir dostluğu hak ettiğine karar ver…. gerçek bir bağlılık, sağlıklı ve başarılı insanlarla tam sevgi.
Sonra bekle…
Sadece bir süreliğine…
Ve her şeyin ne kadar değiştiğini izle…


Anthony Hopkins
 
Geri