Satır Arasından Notlar..

Konu sahibi son olarak 34 gün önce görüldü
Günaydın.
Acayip bir çağda öyle bir çukura düştü ki insanlık, ah ki ne ah.
Nurhan Suerdem aynı kitabında, "Kimse memnun değil hayatından, hepsinin düşünceleri, yorgunlukları, mutsuzlukları yüzlerinde asılı kalmış. Öylece bakıyorlar, uzaklara, cep telefonlarına, yere, ayakkabılarının uçlarına, yanındakinin kitabına." der.
Boşa geçiyor günler arkadaşlar. Aman... Var olun
 
Günaydın.
Öyle zamanlardan geçiyoruz ki hakikatle hayal birbirine girmiş, insanın inanamayacağı hiçbir şey kalmamış. Şaşırmıyoruz artık olana bitene.
Harun Bora Tunç bir başka kitabında, "Hayallerle gerçekler arasındaki ince çizgi, göz kapaklarının ağırlığı kadardır." der. Umudunuzu yitirmeyin diyeceğiz ama... Var olun.
 
Günaydın.
Bazen öyle anlar olur ki "Sahilde Kafka"yı anımsatır: "Nefesin kesilecek ölçüde iyi hisseden de, derin bir karanlıkta boğuşan da sen olursun." Öyle bir sabaha uyandık.

Tapatalk kullanılarak gönderildi
 
Günaydın.
Söyleyecek ne çok şeyimiz var bu aralar. Anlatamıyoruz kimseye, yargılanmaktan korkuyoruz. Tanıdıklarımıza bile.
Alejandro Zambra, "Çünkü her ne kadar bir yabancının hikâyesini anlatmak istesek de eninde sonunda hep kendi hikâyemizi anlatırız." der.
En iyisi hikâyemizi bir yabancıya anlatmak arkadaşlar.
Var olun.
 
Bazen öyle anlar olur ki "Sahilde Kafka"yı anımsatır: "Nefesin kesilecek ölçüde iyi hisseden de, derin bir karanlıkta boğuşan da sen olursun." Öyle bir sabaha uyandık.
 
Günaydın.
Belki de en tuhaf çağını yaşıyor insanlık. Ne acayip günler...
Bihaber'i hatırlatıyor bizlere. "Öğrenmek, biz insanları korkutur. Hele bir de yeni öğrendiklerimiz, bildiklerinizi yıkıyorsa durum iyice tüyler ürpertici bir hâl alır."
Mümkün olduğunca serinkanlı olmalıyız.
Dikkat edin kendinize ve sevdiklerinize.
 
Günaydın.
Öyle bir zamandan geçiyoruz ki, aklımıza "Yolda"daki o an geliyor:
"Bu, hayatımın en değişik, en garip anıydı; kim olduğumu bilmiyordum, evimden uzakta ve yol yorgunuydum, daha önce görmediğim ucuz bir otel odasında yatıyordum." Bütün güzel dileklerimiz sizinle sevgili okur.
Var olun.
 
Günaydın.
Düşünmek belası... Şu zamanda ne çok yoruyor bizi.
"Normal Nefes Almaya Devam Edin" kitabına uyuyoruz Bıçakcı'nın: "Düşündükçe sayısız ruh hâli ziyaretime geliyordu ama en belirgin olan şuydu: Düşündükçe yoruluyordum."
Güzel günler için yorulacağız. Ne yapalım!
 
Günaydın.
Bazen her şey öyle kolay kolay boş verilemiyor. İnsanız. Yaşamayan bilmiyor tabii, akıl veriyor. Boş ver, unut diyor; Allah'ından bulsun diyor, sık dişini.
Selçuk Baran'ın şu sözlerini hatırlıyoruz: "Nasıl da unutuveriyoruz her şeyi. Çektiğimiz acıları, bize yapılan haksızlıkları... Acaba dayanmanın bir erdem olduğunu neden öğrettiler bize? Acıları unutmanın akıllılık olduğunu kim söyledi? Bilgelik bu mu?" Değil arkadaş.
Var olun.
 
Günaydın.
Zor zamanlardan geçiyor dünyamız ve tabii memleketimiz. Elimizden ne gelir? Hiç yoktan bir selam, bir gülümseme.
"Güzele Bakan Karınca"yı hatırlayın: "Bazen sadece bir selam ve güleryüz dahi insanı korkunç bir karanlığın eşiğinden alıp gün ışığına kavuşturabilir."
Gün ışığına uyanacağımız günler yakındır.
Var olun.
 
Merhaba. Ne vakit nisana kavuşsak, Attilâ İlhan'ın o dizelerini hatırlarız insanın kafasını karıştıran: "gelirdi devrilirdi nisan / müstesna çiçek kokularıyla" Bahar gecikse de yakındır arkadaşlar.
Çiçek kokularında buluşmak dileğiyle.
 
Merhaba.
İnsan ne dilediğine dikkat etmeli, der eskiler. Bütün kötülükler, felaketler son bulmalı diye değil de, yeni başlangıçlar dilemeli bu yüzden.
Vural'ın bir başka yazısından anımsadığımız gibi: "Her şey olup bittikten sonra kıyam etme gücünü kendinde bulan bir insan bahtiyarlığını diledim."
Güzel günler dileriz herkese.
Bir yaz akşamı yahut bahar; çiçekli, bahtiyar günler.
 
Günler ve saatler birbirine giriyor, her geçen gün umudumuzu yitiriyoruz sanki.
Kitaplar da olmasa... "Uyku"yu hatırlıyoruz: "Hiç ama hiç uykum yoktu. Öylece, durmaksızın kitap okumayı sürdürebilirdim."
Belki bir gün kitaplardan başımızı kaldıracağız ve güneş açacak.
Olur mu dersiniz?
 
Ümit-var olmayı arzulasa da insan, birileri her şeyi yerle bir etmeyi başarıyor.
Böyle bir çağda tek isteğimiz insan gibi yaşamak. Ne tuhaf!
Ali Oktay Özbayrak'ın Necdet'e mektubundaki gibi: "Yirmili yaşlarımda yüreğim daha fazla ölüme alışmadan sadece insanca yaşamak istiyorum."
İnsanca yaşamalıyız. Hepsi bu kadar!..
 
Günaydın.
Yeni bir hafta daha! Kendimizi, olan biteni, yitirdiklerimizi düşünmek; şiirler, öyküler ve romanlar okumak için bolca vaktimiz var.
Kazuo Ishiguro, "Değerli bir şey kaybettiğimizde ve arayıp bulamadığımızda, kalbimizin kırılması gerekmiyordu. Hâlâ biraz da olsa umudumuz vardı, belki bir gün..."
Belki bir gün... Umudunuz diri olsun! Var olun.
 
Günaydın.
Her son bir başlangıçtır derler, belki de bu yönüyle bakmalıyız olan bitene.
Yan Lianke, "Ayın battığına inanmazsan yıldızların parladığını da göremezsin." der.
Ay batacak, yıldızlar parlayacak.
 
Her şeye rağmen geçiyor günler. Umudumuz diri, insanlık da dünya da değişiyor hızla.
Houellebecq aynı kitabında, "Kendimi çok dipte hissediyor değilim, daha çok etrafımdaki dünya bana yüksek görünüyor." diyor.
Şimdi, o yükseklikler birer birer alçalıyor.
Güzel bir gün olsun. Var olun.
 
Günaydın.
Kimi yollar dikenli kimi yollar çiçeklidir, bilirsiniz.
Melisa Yılmaz, "Bütün yollar bir yere varmak için yapılıyor." der.
İnsan bu, bazen varacağı yere değil de gideceği yola bakıyor işte.
 
Merhaba.
Bütün bu olan biten, yaşanan tuhaflıklar, hiç görmediğimiz şeyler belki hafızamızdan hiç silinmeyecek. Her şeyin iyi olacağına dair ümitlerimiz günbegün azalacak belki. Buna inanmakta dahi güç bulamayacağımız anlar olacak elbet.
Fakat sonra, şairin dediği gibi, yaşamak yanı ağır basacak.
Güzel, mutlu günlerde buluşacağız. Var olun
 
Geri