Sarıkamış Faciası nedir? Sarıkamış Faciası neden oldu

Konu sahibi son olarak 2629 gün önce görüldü
Sarıkamış Faciası nedir? Sarıkamış Faciası neden oldu

Dikkate alınması gereken olay

Tarihten Sarıkamış faciası


sarikamis.jpg


''Aziz şehitler, bizler, bugün, torunlarınız olarak burada, huzurunuzdayız Sizler, Allahu Ekber Dağları'nda bir destan yazdınız Sizler, burada, fedakarlığın, tahammülün, inancın ve sevdanın olduğu kadar, kahramanlığın ve kardeşliğin de destanını yazdınız Sizin yazdığınız bu destana sahip çıkacak, sizin kutsal emanetinizi asla ve asla yere düşürmeyeceğiz Canınızla, kanınızla yazdığınız kahramanlık anıtı olan vatanımıza, sizin kadar sahip çıkacak, koruyacak ve onu büyütmeye devam edeceğiz Sizin hatıranıza halel getirmeyecek, aziz ruhlarınızı, şehit bedenlerinizi incitmeyeceğiz Sizin bize en büyük vasiyetiniz olan kardeşliği yıpratmayacak ve tıpkı sizler gibi, kardeşliğimize uzanan harici ellere karşı göğsümüzü siper etmeye devam edeceğiz

Sizler, Sarıkamış cephelerinde, Allahu Ekber Dağlarında, Bitlis'te, Bayburt'ta, Oltu'da, Tortum'da, Erzurum'da, Kop Dağı'nda, Bardızı'da, Soğanlı'da; Vanlı, Diyarbakırlı, Edirneli, Üsküplü, Gazzeli, Bakülü kardeşlerinizle omuz omuza çarpıştınız, beraber şahadet şerbetini içtiniz Sizden aldığımız ilhamla, vatanımız üzerinde, bütün dünya üzerinde, tıpkı sizin gibi kardeşlik demeye, dayanışma demeye, paylaşma demeye, hak ve hukuk demeye devam edeceğiz''

Değerli başbakanın bu duygu, kardeşlik ve dayanışma mesajlı sözleri, şüphesiz insanı duygulandırıyordu Ancak Kafkas cephesi'ne de, Çanakkale'deki gibi destan yazmaya giden ama Sarıkamış dağlarında, bu destanı yazmalarına fırsat ve zaman verilmeden , tek kurşun atamadan, soğuktan donup şehit düşen binlerce vatan evladına yapılan bunca haksızlık da, bir şekilde dile getirilmeliydi!

Nasıl ki, askeri bir hatayla Güneydoğuda ölen askerlerimiz üzerinde, artık titizlikle bir sorgulama yapabiliyorsak, sorumlulardan hesap sorabiliyorsak, ayrıca aynı şekilde eğer bu tarihten bir ders, bir çıkarım da elde edebilmek istiyorsak ve geçmişdeki hataları bu gün de başka devletlerin çıkarına uyacak bir durum içinde, basiretimiz bağlanmış olarak yapmamak istiyorsak; tarihi de biraz sorgulamamız gerekiyor!

Aslında Dersim tarihine kadar gidip, cumhuriyet askerlerinin yaptıklarını eleştiren başbakanın, bir on yıl daha geriye gidip; bir gecede, wwwforumacilcom hem de Almanların Galiçya cephesindeki çıkarları için, deneyimli Osmanlı kurmaylarının lafını dinlemeyip binlerce askerin donarak ölmesine sebep olan Enver Paşa ve fiilen birlikte hareket ettikleri Alman askerleri üzerine bir sitemde bile bulunmaması, bana çok mu çok yadırgayıcı geldi! Cumhuriyet Tarihi'ni çok iyi bilen başbakanın, ancak Osmanlı'nın o trajik son yıllarını bilmemesi mümkün müydü?

Şimdi sizlerle çok önemli bir gerçeği paylaşacağım Bu gerçek, hangi nedenle olursa olsun, bu topraklarda iktidarını yürütmek ve politik ikbalini de sürdürmek için, dış dinamiğin etkisiyle insanların tarihi nasıl değiştirmeye çalıştıklarının utanç verici örneklerinden biridir

Bu örneğin baş kahramanlarından biri de, Enver paşa'dır Ve aslında görüne görüne gelen Sarıkamış Faciası'nın baş sorumlusu da, Yarbay Hafız Hakkı'yı saymazsak, Alman güdümlü olası Büyük Türk-İslam İmparatorluğunun başına geçmek isteyen, Enver Paşa'dır!

Üç yıl önce gene bu aylarda kaleme almış olduğum bu yazı, Rus ve İngiliz emperyalistlerinin, aynı tarihlerde, Kafkaslar' da ve Basra'da açtıkları iki büyük cephenin öyküsü ve gerçeği Ve bu gerçeği okurken, bu cephelerde ölen ve bu gün unutulan saygıdeğer Yemen şehitlerini ve Sarıkamış şehitlerini anacağız! Toprakları nurla dolsun!
 
'Sarıkamış'tan Yemen'e İhanetin Bedeli

''Zavallı Yemen Şehitleri! Siz bu volkan artığı yalçın topraklarda, ılgın, ılgın kan döktünüz, can verdiniz! Fakat sizi hatırlatacak hiçbir iz yok!Cezayir'de, Plevne'de, Sivastopol'da savaşanlar gibi, sizin içinde marşlar söylenmedi, adınıza abideler dikilmedi Çünkü sizi vuranlar, kendi vatandaşlarınız sayılıyordu! Hatta o zamanlar, bütün dünyaya karşı, İslamlığı müdafaa eden sizler, milliyetinizi açığa vurmazken, onlar sizden üstün olarak, millet-i necibe sıfatını taşıyorlardı! Emin olunuz, sizi unutmayacağız Kendi eseriniz olan ''Yemen Türküsü'', ebedi hatıranız olarak söylenecektir ''

Zirvesinde Osmanlı Kalesi olan Masvar Dağı'nın eteklerinde, yüzlerce Osmanlı askeri yatıyorBir yerde toplanmış birkaç mezar taşı dışında ne bir anıt, ne bir kitabe var! Pax Britanica'nın bayrağı bu topraklarda dalgalanmaya başladığından beri, silinen bir hafıza, ''Yemen Şehitleri'mizi de'' yavaş yavaş tarihten silecek Ama Osmanlı hilafet devletine ihanet eden, İngiliz işbirlikçisi, halife adayı, Hicaz Şerifi Hüseyin'in bir dönem zincire vurduğu, ''İmam Yahya'nın'', ah' ları da, Masvar Dağı'nda yankılanacak!

1Kasım 1914'de , Doğu Bayezit'ten, Ruslar Kafkasya Cephesi'ni açtılar İngilizler aynı günlerde Basra'ya birliklerini çıkardılarGene Ruslar'la koordineli bir şekilde, aynı gün, Süveş'te Akabe'ye saldırarak, Filistin-Suriye Cephesi'ni de açtılar!

Osmanlı'nın ''yeni'' Genel Kurmay Başkanı General Bronsart von Schellendorf, (!) Harbiye Nazırı'da Enver Paşa'ydı Doğu'daki 3Ordu'nun başında, Hasan İzzet Paşa, 3Ordu Kurmay Başkanı Yarbay Felix Guse, onun emir subayları, sırasıyla; Yüzbaşı Von Stetten, Yüzbaşı Vinzer'dir!

Osmanlı vatandaşı, Rum ve Ermenilerce, yol yapımı için kurulan ''Amele Taburları'' projesinin mimarı, Alman General Posselt'tir!Süvari Yüzbaşı Schröder, 3Ordu Cephe gerisi müfettişidir 10Kolordu Kurmay Başkanı'da Binbaşı Lange' dir 10Kolordu'da Süvari Birliklerinde Binbaşı Kirsten, Topçu Birliklerine,Binbaşı Vonberg; 11Kolorduda'da Topçu Binbaşı Straszewski bulunmaktadır Paşa ve Enver Paşa bu harekatı projelendirir(!) ve yönetirler!

Kafkas Cephesi'ndeki, 3Ordu'nun Kurmay Başkanı olan Yarbay Felix Guse, anılarında, ''Alman Genel Kurmayı'nın, Avusturya Cephesi'nde Ruslar'la savaşan Almanlar'ın; açılıcak Kafkas Cephesi'yle, rahatlıyacaklarını, üzerlerindeki yükün azalacağını ve Osmanlı Ordusu tümden yenilse bile, bundan Almanya'nın bir zarar görmeyeceğini düşündüğünü'' anlatır!

Doğu cephesinde, keşif ve avcı uçuşları yapan, ''Tayyare Bölüğü'nün'' başında da bir ''Alman Pilot Üsteğmen '' vardır! Bu arada, Enver Paşa, orduyu sözümona gençleştirmek maksadıyla, 1200 deneyimli subayı görevden almıştır!

Böylesi bir savaş durumunda, görevden alma sürecini; Alman genel kurmay başkanı, General Moltke'nin şımarık, kibirli, mağrur, acımasız ve deneyimsiz, bir kurmay subayı gibi davranan Enver Paşa'nın tek başına kararlaştırmış olması, pek de gerçekçi gözükmemektedir

Edirne'den yola çıkarak, yorgun ve bitkin şekilde cepheye ulaşmış, lojistik gücünün büyük bir kısmı, Trabzon'a ulaşmadan Karadeniz'de Rus denizaltıları marifetiyle, yok edilmiş, yanısıra bu savaş için gerekli eğitim ve disipline de sahip olmayan, 3Ordu askerlerinin, dinlenmeden zorla(!) cepheye sürülmek istenmesi ve bu süreçte de, gerekli haberleşme ağından yoksul bırakılmış olması da, affedilecek hatalar değildir!
 
00221921.jpg


Belki, iyi bir kış stratejisi olarak; 3Ordu ikiye ayrılıp; XKolordu kuzeyden, IXKolordu'da güneyden düşmanı Bardız' da çevirecek sözde imha edecekti!Geçmişde, Harbiye'de ona askeri eğitim vermiş olan, 3Ordu Komutanı, Hasan İzzet Paşa, Enver Paşa'ya: '' Kışın yapılacak bu harekat faciaya dönüşür, kış şiddetini azaltsın, yollar açılsın, düşmana haddini bildiririz! '' uyarısına karşı, bir Osmanlı paşasına yakışmayacak''Küstahlıkla'', ''Hocam olmasaydınız, sizi idam ettirirdim!' sözünü sarf edebilmiştir

Gerçekler; savunma amaçlı kurulmuş, planlanmış , hele hele, ormanlık bir arazide saldırı yapma becerisi olmayan yorgun bir ordunun, strateji iyi de olsa; ordununu niteliği, bu doğal çevre, lojistik ve istihbarat koşullarında, bu şekilde kırılmasıyla kendini bir şekilde ifade etmiş; Hasan İzzet Paşayı' da haklı çıkarmıştır Ancak, ne olursa olsun, Kafkas Cephesi'nde savaşın bir an önce başlatılması isteği (!); Alman Genel kurmayı'nın gerçeği ile Enver Paşa'nın gerçeğinin paralelliği ve gene damat, Yarbay Hafız Hakkı'nın gözünü karartan mevkii hırsı, onbinlerce askerimizin, hiçbirşey elde edilemeden trajik bir şekilde , ''Şehit'' olmalarına neden olmuştur!

Herhalde, idamla tehdit ettiği hocası Hasan İzzet Paşa ve diğer hocaları, Harbiye'de, Enver Paşa'ya 93 Harbini ve bundan alınması gereken dersler ve Rus Ordusu'nun askeri gücününün kendileri için nasıl bir ''büyük tehlike'' teşkil ettiğini öğretmişlerdi!

Tarih bir gün nasıl ki ''Reval'de'' Ruslar'la İngilizler'in, Osmanlıyı ve Tibet'e, Hindistan'a kadar uzanan etki alanını paylaşmak için yaptıkları ''gizli antlaşmayı' ortaya çıkarıcaksa, Enver Paşa'nın, sözümona ''İmparator'' olacağı, ''Alman Sömürgesi'', olası bir Türk-İslam Devleti projesini de, birgün detaylarıyla ortaya çıkarıcaktır! Almanlar'ın, İstanbul'a giden trenlere yazdığı, ''Enverland'a Gider'' yazısının sadece bir şaka olmadığı ortaya çıkacaktır

Sultan IIAbdülhamid Han'ın , ''Enver Paşa Değerlendirmesi'' boşa değildir: ''Fena adam değil, kullanılır!''

İttihak ve Terakki'nin , ''Komitacı Ruhunu Teşkil Eden'', DrBahaeddin Şakir ve tayfası, Almanlar'ın talebi üzerine (!), Kafkaslar'da siyasi örgütlenme ve eylemler için, Enver Paşa tarafından görevlendirilirler! İçlerinde Yakup Cemil'de vardırTeşkilat-ı Mahsusa, ''Elviye-i Senase'de'' ( Eski, Kars, Ardahan ve Batum Sancakları'nın toplu ismi) iç kışkırtma ve isyan hazırlıklarındadır Binbaşı Stange ve birliğinin de desteğiyle, gerilla savaşı hazırlıklarına , Rize'den başlanmıştır Ruslar Pasinler'e kadar gelmiş, 3Ordu Köprüköy'de iki kez Rus'ları savunma hattı kurarak durdurup, geri püskürtmüştür Ordu'nun bu mücadelede zayıf durumunu gören Hasan İzzet Paşa planlarını, Erzurum bölgesinde bir hat çekerek, savunmada kalacak şekilde yapmıştır

Ruslar'ın , ''Türkistan Ordusu '' dahil 160000, Osmanlı'nın 150000 askeri vardı Malkovisky'ye göre, Kafkas Cephesi'nde Enver Paşa, 3Ordu'nun komutanlığını, (harekat öncesi, ters düşüp emekliye ayırdığı, Ziya Paşa'nın yerine , X Kolordu komutanı yaptığı Damat Yarbay Hafız Hakkı'ya teslim ederken, asker sayısı, 12400'e düşmüştü!

X Kolordu, Enver Paşa'nın emriyle Sarıkamış'ta Allahüekber Dağları'nı 19 saatlik bir gecikmeyle (!)aşmış, Bardız'a ulaşmış, bu arada Ruslar, IX Kolordu'yu yenmiş ve Bardız'da da , trajik bir şekilde, X Kolordu'yu yok etmişlerdi! Hasan İzzet Paşa'nın, artık dayanamayıp, ordudaki tüm görevlerinden istifası sonucunda, 3 Ordu'nun komutanlığını üstlenerek, bu çok riskli harekatı yapan Enver Paşa sonunda, hayal ettiği gibi, ( XKolordu'nun sözümona kumandanı olarak, 31 ve 32 Tümenlerini, irtibatsızlıktan düşman diye birbirine kırdırtan, ) bu savaşta hızla rütbesi yükseltilen, ''Damad-ı şehriyari'', Albay Hafız Hakkı'yı , Orgeneral ve 3Ordu(Sol Cenah Ordusu ) komutanı yaparak, Erzurum'dan İstanbul'a dönüşe geçmiştir

Dönerken; ''Sol eli boynundaki dürbünü kavramış, havada donmuş kale sancağı gibi, görkemli duruşuyla, düşmanı korkudan diz çöktürecekmişçesine wwwforumacilcom/ ayakta donarak şehit olan Binbaşı Mustafa Nihat ve askerlerini, Eski Sarıkamış'ı son erine kadar teslim olmayı reddederek savunup, alay yirmi kişi kalınca, 87Alayın sancağını karargaha gönderip, savaş ve soğuktan kırılan tüm askeriyle birlikte ölüme giden, Alay Komutanı Lütfü Bey'i ve şehit düşen onbinlerce subay ve eratı '', Bardız'da, Soğanlı ve Allahüekber Dağları'nda bırakıyordu
 
SARIKAMIŞ FACİASI (1915)

22 Aralık 1914 - 15 Ocak 1915 tarihleri arasında cereyan eden Sarıkamış Muharebeleri’nde; 1. Dünya Savaşı’nda Almanlarla birlikte, Doğu Cephesi’nde Sarıkamış’ı almak için Rus Ordusu’na karşı savaşan 11. Kolordu’nun 90.000 askeri donarak hayatını kaybetmiş, bu büyük faciaya, lojistik desteğin zamanında sağlanamaması ile Enver Paşa’nın yanlış taktikleri neden olmuştu.


Osmanlı Devleti, Almanya ile yapılan anlaşmanın ardından Birinci Dünya Savaşı’na girmek zorunda kaldı. Yavuz ve Midilli gemilerinin Sivastopol’u bombalamasının ardından ise 1 Kasım 1914 günü Rusya Osmanlı’ya savaş açtı ve Rus Ordusu hududu geçerek taarruza başladı. Başkomutan Vekili Enver Paşa da bunun üzerine Doğu Cephesi’nde Rusların imhasını hedef alan, büyük ölçüde kuşatıcı bir taarruza başladı. Fakat Balkan Savaşı’ndan yeni çıkılmış olması nedeniyle yeterli hazırlıkları yapma imkânı ve zamanı da yoktu.

Enver Paşa, Ruslara karşı taarruzun bahara bırakılmasını öneren 3’üncü Ordu Komutanı Hasan İzzet Paşa’yı görevinden alarak 3’üncü Ordu Komutanlığını bizzat kendi üzerine aldı. Çünkü bu savaş sonucunda, 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı’nda (Rumi Takvim’de 1293’e isabet ettiği için 93 Harbi olarak da bilinir) Doğu Anadolu’da kaybedilen toprakların (Kars, Batum, Artvin ve Ardahan) geri almayı hedeflemekteydi.

22 Aralık 1914 - 15 Ocak 1915 tarihleri arasında cereyan eden Sarıkamış Muharebeleri’nde tamamen karlarla kaplı, çok yüksek dağlık ve hiç yolu olmayan bir arazide ve o günün zor şartları altında yaya ve atlı birliklerle yapılan bu harekât başlangıcından itibaren çok riskliydi. Türk askerlerinin büyük bir kısmı bu savaşta soğuktan donarak ölmüş, Sarıkamış’a girebilen 300 kişilik bir kuvvet ise Ruslar tarafından geri püskürtülmüştür. Bu başarısızlık karşısında Enver Paşa, 10 Ocak 1915’te 3’üncü Ordu komutanlığını Tuğgeneral Hafız Hakkı Paşa’ya devrederek İstanbul’a geri döndü. Sarıkamış Harekâtı ile ilgili haberler evvelâ gizlenmiştir. Çok sonra sonradan kamuoyu ile paylaşıldığından olan biten hakkında bilinenler de gerçeği tam olarak yansıtmamıştır.


 
Bir damla gözyaşıdır SARIKAMIŞ

Biraz uzun bir metin, ama her TÜRK evladının okuması gereken ve iç burkan GERÇEK bir hikaye. İşte Sarıkamış faciası. Allah mekanlarını cennet eylesin, bu aziz şehitlerin. Lütfen onların anısına okuyun.

"Tarih, 16 Aralik 1914. Soguk bir kis günü. Talebesi ögretmenini azarlamaktadir: “Hatali davrandiniz! Basarili olamadiniz! Rus ordusu burada yok edilmeliydi. Simdi hemen harekete geçip, Rus ordusunu Sarikamis’ta yok edeceksiniz!”

Cephelerin ve harp okulunun emektar komutani Hasan Izzet Pasa, küstahlasan ögrencisine (bu öğernci enver paşa'dan başkası değildir) pervasizca cevap verir: “Olmaz! Havalari görüyorsunuz. Her yerde kar var. Karakis baslamistir. Bu sartlar altinda, bu mevsimde harekât bir faciaya dönüsebilir. Kis siddetini kaybetsin, yollar açilsin, düsmana haddini bildiririz.”

Her verdigi emrin hemen yerine getirilmesine aliskin padisah damadi ve ordularin baskomutan vekili 34 yasindaki Enver Pasa, asabileserek su tehdidi savurur: “Eger hocam olmasaydiniz, sizi idam ettirirdim!”

Bir facianin esiginde, Hasan Izzet Pasa istifa ederek ordudaki görevinden ayrilir.

Çöl atesinden Köprüköy ayazina


Çok geçmeden, tarihler 21 araligi gösterirken, tarihe “Sarikamis Faciasi” olarak geçen harekât baslatilir. 125 bine yakin iman abidesi insan, kis kiyamette paltosuz, postalsiz, gömlekle, çarikla cehennemî tipinin ortasina sürülürler. O günlere sahit olan bir askerin mektubu, facianin küçük bir boyutunu günümüze söyle tasir:

“Bu yaz, iki alayimizla Yemen’den buraya naklonulduk. Yola koyulmamizdan dört ay sonra buraya ulastik ki, Arabistan’in cehennemî sicagi Köprüköy’deki ayaz yaninda nimet-i ilâhi imis. Burada çadirin perdesi buza kesmis oglak kulagi gibi kirilmakta ve kopmakta. Bölük kumandanim, beni sihhiyeye nakletmis ise de, tabip ve yoklugundan çaresiz kalip tekraren takimima döndüm. Aksam yaklasinca Köprüköy’e civar daglardan tipi bosanir. Kumandanimiz, gelecek cuma Baskumandan Enver Pasa Hazretleri’nin teftis ve hücum için gelecegini müjdeledi. O gelinceye kadar da yün içlik, çorap ve paltolarin verilecegini ve Yemen yazliklarini atacagimizi müjdeledi. Allah, devlete ve millete zeval vermesin. Baskumamandan Pasa Hazretleri’nin gelmesi ile, Moskof’un kahrolacagindan ve kâfirin, karsimizdaki tepelerde geceleri seyrettigimiz ocakli ve mutfakli karargâhlarini ele geçirecegimizden subaylarimiz çok emin. Safak söktügünde 2059 rakimli Kizkulagi Tepesi’nden Moskof obüs yagdirir ama sükrolsun, zafer bizim olacak. Gece bastirdiginda, tepelerdeki Moskof ocaklarinin atesi gözlerimizdeki ayazi tandir közüne tebdil eyler. Baskumandan Pasa Hazretleri acele gelse ki, atese kavussak...”


Igdirli Ali Çavus yazlik giysiler içerisinde titreye titreye bu mektubu yazip Istanbul’dan gelecek olan kislik giysileri beklerken, Karadeniz’de baska bir facia yasaniyordu. Ruslar Osmanli ordusuna erzak, mühimmat ve giyecek getirmekte olan gemileri sulara gömmüslerdi. Bu durumu askere bildirmeyen Enver Pasa, ihtiraslarina maglup olarak bütün birliklere su mesaji çeker:

“Askerler! Hepinizi ziyaret ettim. Ayaginizda çarik, sirtinizda paltonuz olmadigini gördüm. Lâkin karsinizdaki düsman sizden korkuyor. Yakin zamanda Kafkasya’ya girecegiz. Orada her türlü nimete kavusacaksiniz. Islâm Alemi’nin bütün ümidi sizsiniz.”


Böylece “Turan Fatihi”, “Sarikamis Fatihi” olma ugruna, binlerce insan dehsetli bir can pazarina sürülür.

‘Üç beyinsizin ugruna üç milyon halk’


Koca bir cihan devleti olan Osmanli, sahsi ihtiraslar ugruna böylesine yanlis kararlarla askeri harekâta girme asamasina nasil gelmisti?

Sultan Abdülhamid Han’in bir entrika sonucunda darbe ile tahtindan uzaklastiran Ittihatçilar, 1914 yazinda Avrupa’da esmeye baslayan savas rüzgarlarinda Almanlarin yaninda yer alirlar. Sultan Abdülhamit Han’in Avrupa’da yillarca emek vererek sagladigi dengeler bir anda alt üst olur ve Ingiltere ve Fransa’nin sömürgecilik yarisindan pay kapmak isteyen Almanya’nin aleti oluruz. Almanlar, Fransiz ve Ingilizlerin yaninda yer alan Ruslara karsi Osmanli askerini kullanarak bati cephesinde rahatlamanin plânlarini yapmaktadirlar. Bunun için Kayser’in “Alman ordusuna eklenen bir süngü” olarak tasvir ettigi Osmanli neferleri kullanilir. Sömürgecilik yarisinda hiçbir çikari olmayan Osmanli, felaketlerle sonuçlanacak olan bir macereya sürüklenmektedir.

Darbe ile iktidara gelmis, ayak oyunlariyla rütbe almis ittihatçi subaylar, milletin gelecegini, refahini, kalkinmasini degil, gazete sayfalarina kahraman olarak geçmeyi düsünüyorlardi. Hiç yoktan girilen Birinci Cihan Harbinde, 1 Kasim 1914’te Kafkas Cephesi açilir ve Ruslar Dogu Anadolu’ya girerler.

Ziya Gökalp’in “melekler bu milletin kurtulacagini ona fisildarlar” diye yücelttigi “hürriyet kahramani” Enver Pasa’nin halkin dini duygularini galeyana getiren beyannamesi ile Seyhülislam’in mukaddes cihad fetvasi yayinlanir. Ziya Gökalp’in “turancilik” fikriyle yazdigi siirler üniversite gençliginin slogani olmustur:

“Düsman ülkesi viran olacak Türkiye büyüyüp Turan olacak!”

Ama Türkiye büyümek bir yana gün geçtikçe erimekte, küçülmekte ve parça parça koparilmaktadir.

Devlet-i Ebed Müddet’ten Enverland’a

“Turan Fatihi” olmanin hayallerini kuran Baskumandan vekili Enver Pasa (baskumandan pasidahtir), padisah damadi olarak birçok yetkiyi elinde tutmaktadir. Padisahin bir çok seyden haberi bile olmamaktadir. Enver Pasa, verdigi harekât emrinde hedef olarak Tahran ve Aksabat’i gösterir. Tahran harekat merkezine 1350 km. Askabat ise 2000 km. uzakliktadir.

Almanlar, Türkiye’ye giden trenlerin üzerine “Enverland’a (Enver’in Ülkesi’ne) gider” yazmaktadirlar. Kibir ve ihtiras demistik ya! Pasa’nin su ifadelerine bakin: “Beni Napolyon’a benzetmislerrdi. Kabul etmem. Çünkü ben ikinci adam olamam.”

Etrafinda bulunan subaylar da ihtiras ve hayalcilikte ondan geri kalmiyorlardi. Çetecilikleriyle meshur Dr. Bahaeddin Sakir ve arkadaslari Erzurum’a gelirlerken, yol kavsaklarina “Turan’a buradan gidilir!” diye isaret levhalari koyuyorlardi. Alman Von der Goltz Pasa bunlar için söyle demisti. “Kafkasya’da maalesef Napolyon Bonapart oldugunu iddia eden ve cahil yetisen birçok adam vardir. Bunlar, ordularina güçleriyle bagdasmayan görevler vermislerdir ve bu yüzden ordularini büyük zarara ugratmislardir.”

Zararin asil sorumlularindan biri, ihtirasta Enver’den geri kalmayan Hafiz Hakki’ydi. Bu adam hiçbir arazi arastirmasi yapmadan Enver Pasa’nin ihtiraslarini kamçilayacak su telgrafi çekmisti: “Daglar üzerindeki yollari kesfettim. Bu mevsimde bu yollardan hareketin mümkün olduguna inandim. Buradaki kolordu ve ordu komutanlari yeterli ölçüde inançli ve kararli olmadiklarindan böyle bir saldiriya samimiyetle taraftar olmuyorlar. Bu saldiri vazifesi rütbem düzeltilerek bana verilirse ben bu isi yaparim.”

Enver Pasa, Hocasi Hasan Izzet Pasa’yi azlederek görevi sekiz gün önce yarbayliktan albayliga terfi eden Hafiz Hakki Pasa’ya verdi. Hafiz Hakki Pasa artik tümen komutani olmustu ama gözü ordu komutanligindaydi.

Niçin olmasindi? Orduyu politikalarina alet eden bu darbecilerin basi Enver, 18 gün içinde yarbayliktan pasaliga yükselmemis miydi? Bunun yani sira harbiye naziri (savunma bakani) olmamis miydi? Ondan neyi eksikti?

Politika ile rütbe alan bu komutanlar arazi ve yol incelemesini yanlis yapmis ve sonuçta “tekerlekli araçlarin geçmesine uygundur” raporu verilen yollardan askerler yaya zor geçmislerdi. Tekerlekli araçlar ve kisitli mühimmat karlara saplanip kalmis, tek tek birerli siralarla yürüyen askerler, güçleri tükenmis, hasta ve mecalsiz olarak Ruslarin karsisina dikilmisler çogu kursun bile atamadan donarak ölüp gitmislerdi.

Kardan heykeller

22 aralikta Enver Pasa’nin emriyle 120-125 bin civarinda Osmanli askeri dondurucu soguga ragmen yollara sürülmüstü. Bölge çogu senenin dört ayi boyunca karlarla örtülüydü. Kar yükseklikleri kimi yerlerde bir metreyi geçiyordu. Zemheriler diye bilinen en soguk günlerdi. Sifirin altinda kirk dereceye düsen soguk, düsmandan daha düsmandir. Yapilan harekât plânina göre 9. Kolordu Sarikamis Daglari’ni, 10. Kolordu ise Allahuekber Daglari’ni asarak Ruslari Sarikamis’ta kusatip imha edecekti.

Gündüz baslayan yürüyüste çariklari yumusayan askerlerin çariklari gece donmaya, bir mengene gibi ayaklarini sikmaya baslar. Adim atmak neredeyse imkansizdir. Askerler oldugu yerde ziplar, atlar, kendini karlarin içine vurur ve ayaktan baslayan donma yavas yavas tüm vücuda yayilir. Düseni kaldirmamak için emir vardir. Zaten kimsede de kimseyi kaldiracak güç kalmamistir. Neferler ordunun isaret taslari gibi yollara dizilirler. Kimi çömelmis, kimi oturmus, kimi yuvarlanmis, kimi bir agacin gövdesine dayanmis kardan heykellere dönüsürler.

90.000 sehit. Tek kursun atmadan...

O yil kurtlar insan etine doyar. Birçok cesedin gözlerini kuslar oymustur. Arkadan gelenler, gördükleri korkunç manzara karsisinda moralmen yikilmaktadir. Ayrica açlik da son haddine ulasmistir.

Onbes saatlik yürüyüsün sonunda, 16.300 kisilik 30. tümenden geriye 1.400 asker kalir. Ölenler, düsmana karsi tek bir mermi atamamislardir. Diger birliklerin de bunlardan farki yoktur. Kayiplarin sayisi, en iyimser rakamla 70 bin kisidir. Bazi kaynaklarda bu sayi 90 bin kisiye kadar ulasir. Sonuçta, sadece bir gecede binlerce asker beyaz karlarin üzerine cansiz serpilmisti. Kalanlar ise açlikla, bitlerle, tifüsle, sogukalginligi ve kangrenle ugrasiyorlardi.

Tarih ne böyle bir faciayi yazmis, ne de görmüstü. Oysa Istanbul’a çekilen telgraflarda inanilmaz ifadeler vardir: “Kafkasya daglari ve tepeleri beyaz bir örtüyle örtülüdür. Kar hemen hemen bir metreyi geçmistir. Harekâttaki sessizlik bundandir. Kahraman askerlerimizde ilerleme istegi o kadar çoktur ki, ellerinden gelse soluklariyla karlari eritip yol açacaklardir. Kari daha az olan kesimlerde kahramanlarimiz basarilar elde ediyorlar. Dün süngü saldirisiyla düsmandan iki mevzi ele geçirilmistir.”

Enver Pasa inadindan dönmedi. Son bir gayretle Sarikamis’a yüklenmek istiyordu. Acimasiz emrini verdi: “Saldiri sirasinda her üst, bir adim geri atani derhal tabancasi ile öldürecektir.” Askerler, bu durum karsisinda dillerinde kelime-i sehadet ile bir kere daha bile bile ölüme yürümeye basladi. Sonuçta Sarikamis’a ancak bir avuç kahraman ulasabildi. O da geçici bir süre için.

‘Onlari teslim alamadim. Çünkü...’

Rus Kurmay Baskani Pietroroviç, anilarinda Sarikamis’a kavusan o bir avuç kahramani söyle anlatacaktir:

“Ilk sirada diz çökmüs bes kahraman. Omuz çukurlarina yasladiklari mavzerleri ile nisan almislar. Tetige asilmak üzereler. Ama asilamamislar. Kaput yakalari, Allah’in rahmetini o civan delikanlilarin yüreklerine akitabilmek istercesine semaya dikilmis, kaskati... Hele biyiklari, hele hele biyiklari ve sakallari! Her biri birer fütuhat oku gibi çelik misal. Ya gözler?.. Dinmis olmasina ragmen su kahredici tipinin bile örtüp kapatamadigi gözleri!.. Apaçik!.. Tabiata da, baskumandana da, karsisindaki düsmana da isyan eden ama Allah’ina teslimiyetle bakan gözler... Açik, vallahi apaçik!..

Ikinci sirada öyle bir manzara ki, hiçbir heykeltras benzerini yapmayi basaramamistir. O ürkütücü ayaza ragmen, saglarinda fisekleri debelenerek üzerlerinden atmaya tenezzül etmemis iki katirin yaninda baslari semaya dönük, alti masal güzeli Mehmed... Sandiklari bir avuçlamislar ki, hayati biz ancak böyle bir hirsla avuçlayivermisizdir. Öylesine kaskati kesilmisler.

Ve sag basta binbasi Mustafa Nihat. Ayakta... Yarabbi, bu bir ayakta durustur ki, karsisinda düsmani da, kâfiri de, lanetlisi de Allah’in huzurunda diz çöküs halinde gibi. Endami, düsmani dize getiren bir tekbir velvelesi gibi. Belinde, fiseklerinin yuvalarini tipi ile kapatmaya bütün gece düsen kar bile razi olmamis. Sol eli boynundaki dürbünü kavramis. Havada donmus, Kale sancagi gibi... Diger eli belli ki, semaya uzanip rahmet dilerken öylesine taslasmis. Hayrettir, basi açik. Gür erkek kömür karasi saçlari beyaza bulanmis...”


Ve Moskova’daki askeri müzede sergilenen bu satirlarin sonu söyle biter: “Allahuekber Daglari’ndaki Türk müfrezesini esir alamadim. Bizden çok evvel Allah’larina teslim olmuslardi. 24.12.1914 Persembe.”

Ve bitisimizin itirafini olayin bas sorumlularindan Hafiz Hakki Pasa, baskumandan vekiline su sözlerle özetler:
“Bitti pasam, ordumuzun kism-i küllisi mahvoldu.”

Enver Pasa hiçbir sey olmamis gibi Istanbul’a döner. Arkasinda binlerce kefensiz kar çiçegi birakarak... Basini ele geçirmis bu darbeci güruh siki bir sansür uygulayarak halkin Sarikamis cephesinde olup biteni ögrenmesine engel olurlar. Faciayla ilgili bilgiler Ruslar vasitasiyla Avrupa ve Dünya’ya yayilir ama hersey için artik çok geçtir. Bir sohbet sirasinda Harbiye Nezareti Ordu Daire Baskani Behiç Bey’e bu facia için Enver Pasa söyle der: “Bunlar nasil olsa birgün ölecek degiller miydi!”

Birinci Cihan Harbi’nin alevleri, Sarikamis’tan Çanakkale’ye, Galiçya’dan Trablusgarp’a kadar binlerce kilometre karede müslüman kaninin ihtiraslar ugruna akmasina sebep olur. Ve Akif gözyaslari içinde söyle inler:

“Gitme ey yolcu beraber oturup aglasalim,

Elemim bir yüregin payi degil, paylasalim.

Karsimda vatan namina bir kabristan yatiyor!”

Ihtiras demistik ya! Bazilarinin ihtirasi sadece kendilerini degil, milyonlarca vatan evladini ve tarihin gördügü en ihtisamli cihan devletlerinin birini yakabiliyor."


Kaynak: Semerkand dergisi, 12/2000

Muzaffer Taşyürek
 
Geri