Follow along with the video below to see how to install our site as a web app on your home screen.
Not: This feature may not be available in some browsers.
Foruma hoş geldin 👋, Ziyaretçi
Forum içeriğine ve tüm hizmetlerimize erişim sağlamak için lütfen foruma kayıt olun veya giriş yapın. Üyelik tamamen ücretsizdir ve sadece birkaç dakikanızı alır.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz.. Tarayıcınızı güncellemeli veya alternatif bir tarayıcı kullanmalısınız.
İnsanlar balçıklarını tıpkı bir zırh gibi kullanıyorlardı.
Bir zırh gibi kullanıyorlar, başkalarından sakladıkları ne varsa zırhın içine doluşturuyorlardı.
O zırh tıka basa dolunca bir gelişliğe ihtiyaç duyuyor, ellerini çoğunlukla bu vakitde açıyorlardı gökyüzüne.
Herkes içinde başka bir dünya, başka bir arzu, başka bir kişi taşıdığı için hayat, gerçek yüzü özenle saklanmış zekice bir oyuna dönüşüyordu.
Bir usturanın ağzında yaşamaktır biz fanilerin tüm hikayesi.İsmail'in boynunda gezinen bıçak yalımlanır boynumuzun kıvrımlarında.
Ömrümüzün havai maytabı daha yükselirken düşüşe geçer:Kısa bir parıldama anı ve karanlıkta sönen kazip ışıkcıklar...
Daha dün tomurcuklanan kızcağız bugün buruşuk bir ninedir, bir kare öncesinin küheylan delikanlısı bak şimdi sana elini uzatıyor oturduğu iskemleden kalkmak için.
Fakat neresidir bu düşüşün nihai adresi? Elbet uzak bahçelerin bozgunundan dökülür kan rengi yapraklar, düşer biteviye. Nereye? Hiçliğe mi? Yumuşak ve sonsuz bir el'e mi? Düşüşü belirleyen yön, bu sorulara verdiğin cevapta saklı değil mi?
Düşeriz...
Düşleyen bir düş olur düşeriz...Kurmaca düşlerin yalanına kanarız da, rüya görmenin hakikatinden uzağa düşeriz.
Uçsuz bucaksız bir çölde gezeriz, gezerken dipsiz bir kuyuya düşen seyyahın meselindeki gibi duvardaki çalıya ellerimiz kan içinde tutunmuş bekleriz.
Peki beklerken ne yaparız? Kimimiz umutsuzluğun sisinde kendimizi boşluğa bırakır, kimimiz çalının yeşil yapraklarını seyre dalıp düş kurar, kimimizse çölün ve kuyunun, çalının ve tenin sahibine umudun taraçalarından dua ederiz.
Bilir misin benim hüzünlü dostum, dua eder ve inan yükseliriz.
Kar taneleri birbirine benzemez. Sözcükler de benzemez. Ama bir cümle bir başka cümleyi hatırlatır her zaman. Koşan atlar düşen atları hatırlatır.Yanlış yolda yürümek doğru yolda beklemekten iyidir oğlum.Spermden mezara kadar. Karanlıkta herkesle çarpışabilir insan. Yalan mı söylüyorum yine? olsun. Sen biliyorsun nasılsa. Bir sürü doğru söyledik ama hiç burnumuz kısalmadı.
... kimseye seslenmedim böyle, senden başka
bir başka adı sen gibi anmadım
bir ismi ıslatmadım kurumuş dudaklarımda
ne bir damla ışık, ne bir cılız ses, ne bir belli belirsiz nefes
isimsiz, adressiz, kimliksizdim;
fark edilmedim sana kadar..
“Hızr'ı bulsak, reh-i zûlmetde külâhın kaparız!”
..
neden cehennemin yolu
hep iyi niyet taşlarıyla örülü
şu yürek yağmaları, şu çapul bir ‘hak’
ve ‘merhamet’ de bir kusur?!
..
düştüğün her eşikte aradığın
muhteşem bir ölümün mucize ekstresi
kayıp atlasıydı hayatın..