suskunluğun siyah okyanusundaki cam fanuslu bir dalgıç gibi yaşıyordu insan, kendisini dış dünyaya bağlayan halatın kopmuş olduğunu ve o sessiz derinlikten hiçbir zaman yukarı çekilmeyeceğini ayrımsayan br dalgıç gibi hatta.Yapacak, duyacak, görecek hiçbir şey yoktu, her yerde ve sürekli hiçlikle çevriliydi insan, boyuttan ve zamandan bütünüyle yoksun boşlukla.Bir aşağı bir yukarı yürürdü insan, düşünceleri de onunla birlikte bir aşağı bir yukarı yürüyüp dururdu.Ama ne kadar soyut görünürlerse görünsünler, düşüncelerde bir dayanak noktasına gereksinim duyarlar, yoksa kendi çevrelerinde anlamsızca dönmeye başlarlar; onlar da hiçliğe katlanamaz.İnsan sabahtan akşama kadar bir şey olmasını bekler ve hiçbir şey olmaz.Bekleyip durur insan.Hiçbir şey olmaz.İnsan bekler, bekler, bekler, şakakları zonklayana kadar düşünür, düşünür, düşünür.Hiçbir şey olmaz.İnsan yalnız kalır.Yalnız.Yalnız.
Satranç-Stefan Zweig