Saraybosna suikasti

Konu sahibi son olarak 2618 gün önce görüldü
Saraybosna suikasti

Saraybosna Suikastı hakkında bilgi

Avusturya-Macaristan orduları, 1914 haziranında Bosna-Hersek bölgesinde manevra yapıyordu. Veliaht Arşidük Franz Ferdinand'ın karısı Hohenberg Düşesiyle birlikte izlediği bu manevralar için, doğrusu zamanın ve yerin iyi seçildiği söylenemezdi.

Avusturya-Macaristan İmparatorluğu tarafından ilhak edilen ve Sırbistan Krallığı dışında kalan Bosna-Hersek bölgesi halkı, Habsburg Hanedanından ve onların yönetiminden nefret ediyorlardı. Yetmiş bin kişilik ordu, manevraları sürdürürken, Veliaht Arşidük Franz Ferdinand, karısı Hohenberg Düşesi'yle birlikte, Bosna-Hersek'in merkezi olan Saraybosna'yı 28 Haziran 1914 günü ziyaret etmeye karar verdi. Bu haber, Bosna-Hersek'te yaşayan halk, özellikle Sırplar arasında kızgınlık ve nefreti daha da artırdı.

Çünkü, Bosna-Hersek'te yaşayan Sırplar için 28 Haziran gününün çok büyük bir anlamı vardı. 1389 yılının 28 Haziranında yapılan Kosova Meydan Savaşı'nda, Sırplar, Osmanlı ordusuna yenilerek bağımsızlıklarını kaybetmişlerdi. Bu savaşta, kendi kralları Lazar ölmüş, fakat Miloş Kabloviç adlı bir soylu da, Osmanlı Padişahı Murat Hüdâvendigâr'ı hançerleyerek şehit etmişti. Sırplar 1389 yılından beri, her 28 Haziranda, Miloş Kabloviç'in Osmanlı Padişahı I. Murat'ı öldürmesini "Aziz Vitus Günü" adı altında, en büyük bayramları olarak kutluyorlar.

27 Haziran günü, şehrin dışında istasyona yakın temiz bir otelde geceyi geçiren Veliaht ve eşi, ertesi gün kalabalık bir otomobil kafilesiyle saat 10'da Saraybosna'ya doğru yola çıkmışlardı. Aziz Vitus bayramı dolayısıyla köy ve kasabalardan gelenlerle, şehirde olağanüstü bir kalabalık vardı. Bu büyük kalabalık karşısında alman güvenlik tedbirleri, hemen hemen yok denecek kadar azdı. Arşidük ve karısı, Saraybosna sokaklarında üstü açık bir araba içinde ilerlerken, yedi suikastçı, ayrı ayrı noktalarda, Arşidük Franz Ferdinand'ı öldürmek için hazır bekliyorlardı.

Bu, yaşları 20 yi geçmeyen suikastçılar, Bosna-Hersek'i Sırbistan Krallığına bağlamak ve Avusturya-Macaristan egemenliğine son vermek isteyen "Genç Bosna" örgütünün üyeleriydiler.

Habsburg soyluları ve Veliaht Arşidük Ferdinand'ı taşıyan altı otomobillik kafile, Saraybosna sokaklarında boy gösterdiğinde, güvenliği sağlamakla görevli polisler heyecandan ne yapacaklarını şaşırmış durumdaydılar, Suikastçılardan Nedeljko Çabrinoviç, yanında duran polise, büyük bir soğukkanlılık içinde şu soruyu sormuştu:

"Arşidük hangi arabada?"

Polis, büyük bir saflık içinde, altı arabadan birini Çabrinoviç'e gösterdi. Suikastçı, birkaç saniye sonra, elindeki .bombayı Arşidük'ün bulunduğu otomobile fırlatıyordu. Bomba, Franz Ferdinand'ın arabasının çamurluğuna çarparak sıçramış, arkadan gelen yaverlerin otomobilinin önünde patlamıştı. Yol kıyısına birikmiş kalabalıktan 17, konvoydan da 3 kişinin yaralanmasına sebep olmuş, fakat Veliaht'a bir şey olmamıştı. Yaralananlardan biri, Arşidük Ferdinand'ın emir subayı Üsteğmen Merizzi'ydi.

Veliaht, büyük bir tedbirsizlik içinde, emir subayının yanına gitmiş, bir otomobille hastaneye kaldırılıncaya kadar başında beklemişti. Arşidük Franz Ferdinand, bu sırada şehrin Askeri Valisi General Potiorek'e şöyle bağırdığı duyuldu :

"Bombalar ne olacak? Yine atılacak mı?"

General Potiorek, Veliahtın bu azarlamasına verdiği karşılık, tam bir şaşkınlık örneğiydi:

"Ekselans, yolunuza gönül rahatlığıyla devam edebilirsiniz. Sorumluluğu ben yükleniyorum."

Bunun üzerine Arşidük otomobiline binmiş ve "Doğru Belediye Dairesine..." emrini vermişti. Belediye dairesinin mermer merdivenlerine yol halıları serilmiş, başındaki sarığıyla müftü efendi bile, Veliaht'ı karşılayıp "hoş geldiniz" demek için karşılayıcılar arasında yer alınıştı. Daha önceden kararlaştırılan ziyafet nedeniyle zengin bir sofra hazırlanmıştı. Fakat Arşidük Ferdinand kızgınlığından yeninde duramıyordu. Yemeğe oturmadan General Potiorek'e, hastaneye gidip emir subayı üsteğmen Merizzi'yi ziyaret etmek istediğini söyledi.

Saraybosna Askeri Valisi Potiorek şaşkınlık içindeydi. Veliaht'a:

"Arşidük Hazretleri, gerçekten gitmek istiyor musunuz?" diye sordu.

"Elbette, elbette. Merizzi'yle konuşmalıyım!."

Veliaht Franz Ferdinand, karısını Belediye Dairesinde bırakarak yalnız başına hastaneye gitmek istiyordu. Fakat Hohenberg Düşes'i, hastaneye kocasıyla birlikte gitmek için direndi. Öndeki iki arabada detektifler ve şehrin ileri gelenleri gidiyorlardı. Veliaht, karısı ve general Potiorek, Çek asıllı bir şoförün kullandığı üçüncü arabadaydı. Tam bir yol ayrımına geldiklerinde Veliaht'ın otomobilini kullanan şoför, direksiyonu sola kırmıştı. Birden General Potiorek'in kızgınlıkla ayağa kalktığı ve şoföre:

"Ne oluyor? Dur!.. Yanlış yola saptın, doğru yola gir!." diye bağırdığı duyuldu.

Şoför bu uyarı üzerine frene basmış ve otomobili, kalabalık kaldırımın yanında, bir dükkânın önünde durdurmuştu. Suikastçıların ikincisi Gavrilo Princip de orada duruyor, iki kız arkadaşıyla konuşuyordu. Otomobilin önünde durduğunu görünce, kız arkadaşlarından ayrılmış, arabanın basamağına fırlayarak tabancasıyla üç el Veliahta iki el Hohenberg düşesine, bir kurşun da Askeri Vali Potiorek'e sıkmıştı.

Keskin bir nişancı olan Gavrilo Princip'in bütün kurşunları yerini bulmuştu, ilk ölen Hohenberg Düşesi oldu. Korsesini delip geçen bir kurşun, sağ böğrüne saplanmıştı. Arşidük Franz Ferdinand, karısından birkaç saniye daha fazla yaşadı. Boynundaki toplar damarı parçalayan ve bel kemiğine saplanan kurşunlarla. Veliaht da karısının yanına cansız olarak serilmişti. Vali'nin.yarası önemsizdi.

19 yaşındaki Sırp yurtseveri Gavrilo Princip, jandarma ve polisler tarafından hemen, yakalandı. Hiç kimse o anda, bu suikastın I. Dünya Savaşı'na yol açacağını ve milyonlarca insanın ölümüne sebep olacağını elbette ki düşünemezdi.

Veliaht'ın, 1914 yılı 28 Haziranında, saat 11,30'da bıyıkları yeni terlemeye başlayan Gavrilo Princıp adlı öğrenci tarafından öldürülmesi, Viyana'daki savaş taraftarları için bulunmaz bir fırsat oldu. Bunların kışkırtmaları sonucu, 28 Temmuz 1914 sabahı, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu, Sırbistan'a savaş açtı.

Önce iki devlet arasında başlayan savaşa, az sonra, hemen hemen bütün ülkeler katılacak ve I. Dünya Savaşı dört yıl boyunca kan ve ölüm saçacaktı.

Mahkeme önüne çıkarılan Princip, çekinmeden şunları söyledi:

"Veliaht'ı ben vurdum. Çünkü o. Güney Slavlarının birleşmesini önleyen tek kişiydi!.."

Ünlü tarihçi Emil Ludwig, çok sonraları bu konuda şöyle yazacaktı:

"Gavrilo Princip, prensip müjdecisi demekti. Bu genç acaba dünyaya hangi prensibi müjdeliyordu? Evet, bu genç dünyaya 10 milyon kişinin hayatına, 15 milyonunun sakatlığına ve bir o kadarının da öksüz kalmasına, binlerce şehrin harap olmasına ve uygarlığımızın birkaç yüz yıl geri gitmesine sebep olan bir felâketi, korkunç bir çatışmayı müjdeliyordu. Eğer bunun müjdelenecek bir yanıt var idiyse!.."
 
Saraybosna Suikasti

Saraybosna Suikasti, 28 Haziran 1914 saat 01.15'de Arşidük Franz Ferdinand'ın Gavrilo Princip tarafından suikasti yaşandı. Bunun üzerine Avusturya-Macaristan, Sırbistan'a savaş açtıOlay, I. Dünya Savaşı'nın başlamasına neden olarak gösterildi.


Suikastin Ardından Yaşanan Gelişmeler ve Sonrası

Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'nun 1908'de işgal etmiş olduğu Bosna-Hersek'in Saraybosna kentinde, 28 Haziran 1914'te Gavrilo Princip isimli bir Sırp milliyetçisinin Arşidük Franz Ferdinand'ı öldürmesi I. Dünya Savaşı'nı başlatan kıvılcım oldu. Bu olaydan Sırbistan'ı sorumlu tutan Avusturya-Macaristan, 27 Temmuz 1914'te Sırbistan'ı işgal etti. Rusya Sırbistan'ı destekleyince Almanya, Avusturya-Macaristan'ın yandaşı olarak Rusya'ya savaş ilan etti; Fransa da 1892'de imzaladığı İkili İttifak Antlaşması çerçevesinde Rusya'yı destekledi. Bunun üzerine Almanya, Fransa'ya da savaş ilan etti.

Alman birlikleri Fransa'ya saldırmak için Belçika'ya girdi. 1839'da harhangi bir saldırı karşısında Belçika'ya yardım etmeye söz vermiş olan İngiltere, 4 Ağustos 1914'te Almanya'ya savaş ilan etti. Böylece I. Dünya Savaşı Avrupa'da başlamış oldu.
 
Birinci Dünya Savaşına Yol Açan Saraybosna Suikasti

birinci-dunya-savasi_280536.jpg


''Gavrilo Princip,prensip müjdecisi demekti.Bu genç acaba dünyaya hangi prensibi müjdeliyordu?Evet,bu genç dünyaya 10 milyon kişinin hayatına,15 milyonun sakatlığına ve bir o kadarının da öksüz kalmasına,binlerce şehrin harap olmasına ve uygarlığımızın birkaç yüzyıl geri gitmesine sebep

olan bir felaketi,korkunç bir çatışmayı müjdeliyordu.Eğer bunun müjdelenecek bir yanı var idiyse!...''Tarihçi Emil Ludwig

1900'lerin başında herkes dünyadaki gerilimin tırmandığının farkındaydı.Büyük emperyal güçler birbirlerinin durumunu yoklar ve ittifak kurabilecekleri güçler ararken bir yandan da el altından savaş hazırlıkları yapıyorlardı.Ancak gene de kimse savaşın ne zaman,nerede ve nasıl patlayacağını bilemiyordu.Her savaşın bir nedene ihtiyacı vardı ama bu neden nasıl bulunacaktı?

İşte aranan o neden,çok geçmeden Bosna'da patlayan suikastçi kurşunlarında ifadesini bulacaktı.Böylelikle tarihe I.Dünya Savaşı olarak geçecek savaşın fitili de ateşlenmiş olacaktı.Avustruya-Macaristan İmparatorluğu'nca o günlerde sürdürülen siyaset Sırplar arasında derin huzursuzluk kaynağı olmuştu.Sırplar Habsburglar'ın izlediği siyasetten nefret ediyorlardı.Neticede daha o yıllardan başlayan koyu bir Sırp milliyetçiliği doğmuş oldu.Bosna-Hersek'in işgali bu milliyetçiliğin patlama noktasıydı.

Milliyetçi sırplar çeteler ve gizli örgütler kuruyorlardı.Bunların en başında ''Kara El'' diye bilinen örgüt deliyordu.Amaçları,Avusturya-Macaristan'ı ''def etmek'' ve bütün Slav milletlerini bir çatı altında toplamaktı.Belgrad Askeri Akademisi bu oluşumların ana kaynağıydı.Birçok askeri öğrenci bu fikirlerle yetişti ve giizli örgütlerin kadrolarını oluşturdu.Bunlardan birisi de koyu bir Sırp milliyetçisi olan Dragutin Dimitriyeviç idi.

Dragutin imitriyeviç kendi etrafında bir grup oluşturdu ve ona ''Kara el'' adını verdi.Kara el bir çok saldırı,suikast ve sabotajın örgütleyicisi durumundaydı.Kral I.Aleksandr'ı ve Kraliçe Draga'yı bir saray darbesi ile tasfiye eden ve vahşice öldüren örgüt,süreç içinde Sırp İstihbarat Servisi'ne dönüştü.Nitekim Veliaht Ferdinand'a düzenlenen suikastın arkasında da bu örgüt olacaktı.Bir grup Sırp genci ''Alba Apis'' adıyla bilinen Dragutin Dimitriyeviç tarafından bu amaçla eğitildi.(1)Aralarında Gavrilo Princip de bulunuyordu.Belgrad'da bir parkta kendilerine silah ve bomba eğitimi verilmişti.

Her şey bir askeri manevra ile başladı.Avusturya Macaristan ordularının 1914 Haziran'ında Bosna-Hersek yakınlarında başlattıkları manevrayı Veliaht Arşidük Franz Ferdinand ve eşi Hohenberg Düşesi Sofia da izlemekteydi.Aslında bu bir gözdağı manevrasıydı ve Asşidük de burada o sebeple bulunmakta,70 bin kişilik ordusu ile Avusturya Macaristan İmparatorluğu'nun düşmanlarına bir mesaj vermek istemekteydi.

Arşidük Ferdinand,hakimiyet imajını pekiştirmek amacıyla 28 Haziran 1914 günü Saraybosna'yı ziyarete karar verdi.Bu ziyaret kararı Bosna-Hersek'te yaşayan sırplar arasında büyük bir nefretle karşılanacaktı.Ancak ortamı bu kadar gerginleştiren bir şey daha vardı;günün tarihi,yani 28 Haziran.sırplar 28 Haziran 1389 tarihinde Osmanlı ordusuna yenilerek bağımsızlıklarını yitirmişler ve Kralları Lazar'ı kaybetmişlerdi.Buna karşılık Miloş Kabloviç isimli bir Sırp soylusu da Osmanlı Padişahı I.Murat'ı zehirli bir hançerle öldürmüştü.O günden beri Sırplar bugünü ''Aziz Vitüs Günü'' adıyla anmaktaydılar.Dolayısıyla sırp milliyetçileri için o gün hem cesaret hem de direniş simgesi bir gündü.İşte Sırpların hafızasındaki 28 Haziran tarihi Arşidük'ün ziyaretiyle çakışınca onlara çok daha başka şeyleri hatırlatmıştı.

Arşidük Franz Ferdinand 27 Haizran'da şehrin dışında,istasyona yakın bir otelde konakladı.Ertesi gün,yani 28 Haziran sabahı saat 10 civarında bir kafileyle birlikte yola koyuldu.Şehirde olağanüstü bir kalabalık vardı.Ancak ne gariptir ki,bu kalabalığa rağmen ciddi bir güvenlik tedbiri alınmamıştı.Arşidük ve eşi Saraybosna sokaklarında üstü açık bir araba ile ilerlerken suikastçılar,arabanın geçeceği yola mevzilenmişlerdi bile.Yedi ayrı nokta da tam yedi ayrı suikastçı vardı.Arşidük birini atlatsa bile diğerine hedef olacaktı.Suikastçılar oldukça gençtiler ve Avusturya-Macaristan egemenliğine son vermek isteyen ''Kara El'' örgütüne mensuptular.

Aralarında Arşidük Ferdinand'ınki de dahil tam 6 otomobil Saraybosna sokaklarında ağır ağır ilerlerken sözüm ona güvenliği sağlamakla görevli polisler şaşkın şaşkın ortalarda dolaşmaktaydı.Hiçbir ciddi önlem alınmamıştı.O kadar ki,suikastçılardan Nedeljko Çabrinoviç yanındaki polise yaklaşarak Arşidük'ün hangi arabada olduğunu soracak kadar rahattı.Daha da garibi,polisin bu sorudan hiç süphelenmemesi ve büyük bir saflıkla Veliaht'ın hangi arabada olduğunu işaret etmesiydi.Kendisiyle alay eden suikastçı birkaç saniye sonra ileri atılacak ve elindeki bombayı fırlatacaktı.Ancak bomba arabanın çamurluğundan sekecek ve arkadan gelen yaverlerin otomobilinin önünde patlayacaktı.

Daha ilk anda yol kenarında bekleyenlerden 17,konvoydan da 3 kişi yaralandı.Yaralananlardan biri Ferdinand'ın emir subayı üsteğmen Merizzi idi.Arşidük Ferdinand'a bir şey olmamıştı ama bundan sonra her şey çok amatörce cereyan edecekti.Sanki hedef kendisi değilmişçesine arabadan inen,gereksiz bir cesaret ve soyluluk gösteren Ferdinand,emir subayının yanına gitti ve hastaneye gidene kadar onun yanı başında bekledi.Oysa tehlike halen geçmiş değildi.Arşidük'ün güvenliğinden sorumlu makamlar ise tam bir aymazlık içindeydiler.Örneğin şehrin askeri valisi General Potiorek,Arşidük Ferdinand'a ''Ekselans,yolunuza gönül rahatlığı ile devam edebilirsiniz.Sorumluluğunuzu ben yükleniyorum'' diyebiliyordu.Bu durumda Arşidük'ün bir korumaçemberi içinde derhal olay yerinde uzaklaştırılması ve ziyaretin iptal edilmesi gerekirken bunun aksi yapılmıştı.Bu hata çok pahalıya mâl olacaktı.

Arşidük ve beraberindekiler,Belediye Sarayı'na doğru yöneldiler.Şehrin ileri gelenleri belediye önünde Arşidük'ü bekliyor ve onuruna verilecek ziyafetin hazırlıklarıyla uğraşıyorlardı.Nihayet Arşidük Ferdinand binaya geldi,ama çok tedirgin görünüyordu ve emir subayının sağlığını merak ediyordu.En sonunda General Potiorek'e Teğmen Merizzi'yi ziyaret etmek istediğini söyledi.Vali itiraz edecek gibi olsa da direnmedi.Bu ikinci büyük hata idi.Üçüncü hata ise eşinin de Ferdinand ile birlikte hastaneye gitmekte ısrar etmesiydi.Kafile tekrer hastaneye doğru yola koyuldu.

Veliaht Ferdinand,eşi Düşes Sofia veGeneral Potiorek aynı arabadaydılar.Saatler 11:30'u gösteriyordu.Bir kavşağa geldiklerinde Çek asıllı şöför ani hareketle direksiyonu sola kırdı ve bir dükkanın önnde durdu.Şöför satın alınmıştı.Suikastçıların ikincisi olan Gavrilo Princip de iki kadın militanla birlikte orada bekliyordu.Genç militan Princip,arabanın durduğunu görür görmez atıldı ve tabacasıyla Veliaht Ferdinand'a üç el,Hohenberg Düşesi Sofia'ya iki el ve Askeri Vali Potiorek'e de bir el ateş etti.Görevine iyi hazırlanan suikastçının bütün kurşunları hedefini bulmuş,üstelik kurşunlar kurbanların en can alıcı yerlerine isabet etmişti.İlk öne Hohenberg Düşesi oldu.Ferdinand da biraz sonra ölecekti,kurşunlar boynundaki toplardamarı parçalamıştı.Vali ise önemsiz bir yara almıştı.

Sırp militan Gavrilo Princip 19 yaşında sırp milliyetçisiydi.Öğrenciydi.Hemen yakalandı.Yaşı küçük olduğu için idam cezası almadı,20 yıl ağır hapis cezasına çarptırıldı.Havasız bir hücrede ölüme terk edildi.Yakalanan diğer tetikçilerse idam edildiler.Bazıları ''Albay Apis''in adını verdiler.Ama onun Dimitriyeviç olduğu anlaşılamadı.(2)

Sıkılan bu kurşunlar çok geçmeden milyonlarca kurşun,bomba ve şarapnele dönüşecekti.Bir ay sonra,yani 28 Temmuz 1914 günü Avusturya-Macaristan İmparatorluğu Sırbistan'a resmen savaş açtı.Önce iki devlet arasında başlaan savaş kısa zamanda büyüklerin de katılmasıyla büyük bir dünya kıyımına dönüştü.

Dragutin Dimitriyeviç sadece Arşidük Ferdinand'a değil,Avustruya Macaristan İmparatoru Francis Hosph'e karşı da bir suikast girişiminde bulunmuştu.Bundan 3 sene önce 3 Haziran 1911'de Bosna'yı ziyaret eden İmparatoru öldürmesi için Bogdan Zeradjiç isimi bir tetikçiyi görevlendirmişti.Ancak tetikçinin silahı ateş almayınca İmparator kurtuldu,tetikçinin bedeniyse köpeklere atıldı.
 
Geri