Saplantı

  • Kullanıcı aRMiNa
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Roman ve Hikayeler
Konu sahibi son olarak 2616 gün önce görüldü
Saplantı

(Bu öykü, GÖK BAHÇELERİ adlı dizinin ilk öyküsüdür.)


Teknisyen, kasketinin gölgeliğini geriye itti, yukarı baktı. Binanın 127. katına, bir ek blok yerleştiriliyordu. Böylece 30 ünitelik bir bütün daha, yapıya katılıyordu. Önündeki düğmeye bastı. Bilgisayar bağlantı noktalarını hesaplı*yordu, şimdi. İnce laser kalemleri, gerekli noktalan saptayacaklar ve bağlantı kancaları, blo*ğun bütününü sağlam bir şekilde raptedecekti. 350 katlı yapı son derece dayanıklıydı, dış et*kenlere. Yine de en küçük bir emniyet payı gözden kaçırılmazdı. Birkaç yıl önceki çökme felaketinden bu yana (163. kattan kopan bir blok, piramit şeklindeki kademeleri aşarken, altındaki birçok bloğu zedelemiş ya da parça*lamış; sonuçta 12.000 kişinin hayatına mal olmuştu.), dayanıklılık testleri daha da sıklaşmıştı. Zaten bu tip kazalar, öyle nadir olur*du ki...
Adam, birkaç düğmeye daha bastı. Deva*sa kaldıracın muazzam mıknatısları, bloğu yerine geçiriyorlardı. Geniş kancalar, tokalaşır gibi birbirlerini yakaladılar. Daha sonra üzer*leri kaplanacak ve boyalı plakalarla örtülecek*lerdi. Devlet Sağlık Teşkilâtı'nın aldığı son ka*rarlara göre, binaların boyanması, hatta üzer*lerine dev boyutlarda ağaç, çiçek resimlerinin yapılması öngörülüyordu. Gerçi yasalaşmış bir durum yoktu ortada, ayrıca zorlayıcı yaptırım*lar da getirilmiyordu. Yine de bu öneriye koo*peratifler uymaya başlamışlardı. Cam sarayla*rı andıran gökdelenlerin üzerinde, parlak yeşil yapraklı ağaçlar, pembe, sarı, kırmızı, eflatun çiçekler boy gösteriyorlardı.
Adam, en çok sarı ile pembeyi beğenme*diğini düşündü. Turuncu çok hoş görünüyordu, uzaktan. Başka bir düğmeye dokundu. Önündeki görüntü perdesinde, belirli yükseliş ve alçalışlar yapan yeşil ışık, düz bir çizgi halini aldı. Kenetlenme tamamlanmıştı, ayrıca 2 misli em*niyet katsayısına göre tüm hesapları tamam*dı. Başka bir bloğun montesi için, bilgisayarı yeniden uyardı. Bu işler artık böylesine kolay*dı. Hatta kolaydan da öte, korkulacak bir ba*sitliğe sahipti.
Saatine baktı. Gösterge 1.30'u gösteriyor*du, Yani vardiyanın bitmesine yarım saat kal*mıştı. Yerini başka birine bırakacak (çünkü 2. vardiya başlıyordu) ve karısıyla Gök Bahçeleri'ne gidecekti.
«Bugün 18. numaralı bahçeyi gezmeli! Başını biraz yana çevirdi ve gökte, yüzer gibi hareket eden yeşilimsi bir buluta dikkatle baktı. Bulutun altında, yüzlerce metre aşağı*dan kolayca okunabilecek büyüklükte bir 18 rakamı vardı.
*****
-Gök Bahçeleri'ni çok seviyorum! dedi kadın mutlu bir çehreyle. Gerçekten de, bir za*manlar yeryüzünde mi yetişirdi, bitkiler? İnanansım gelmiyor.
150 kişilik bir otonun içindeydiler. Havalanalı birkaç dakika olmuştu. Beş dakika son*ra da 18 numaralı bahçede olacaklardı.
— Okuduğum kadarıyla öyle! dedi adam, alnını kaşıyarak. Ne kadar saçma değil mi? İn*san eli değmeden önceleri... Bunca güzel bina yapılmadan yeryüzüne...
Kadın, gözlerini iri iri açtı:
— Sen bu beton-çelik kutulara, güzel bi*na mı diyorsun?
— Uygarlık ilerledikçe ne güzelleri yapı*lıyor, yapılacak da!
— Mide bulandıracak kadar uygar, hem de!
— Ne demek bu? Derken adam hayretini gizleyemiyordu. Uygarlığa karşı mısın sen? Ye*ni gelişmelere? Yeni yapılara? Yeni trafiğe?
Kadın, geniş pencereden, altında uzanıp giden dünyaya baktı. Daha doğrusu kente... Bir karış boşluk kalmamacasına beton-çelik-plastiğin biçimlendirdiği, oymalı oymalı yük*selen kente... ve uyuyan bir canavarın açık ağzından görünen dişler gibi yükselen gökdelenlere... buradan parlak ağaç ya da çiçek resimleri, normal boyda görünüyorlardı. Zaten ancak bu yükseklikten tüm o yapay yığınlar, ayakla ezilecek kadar küçük ve manasızdılar!
— Uygarlık kendi kendine karşı! dedi ka*dın yüzünü buruşturarak, Onun için psikolog*lar, bir insanın haftada bir Gök Bahçeleri'ni zi*yaretini öneriyorlar... Onun için her yana: «Duvarlarınızı boyayın, konutlarınızı resimle*yin! — Kafanı takma bunlara! “Bitkiler gökyü*zünde, insanlar yeryüzünde yaşarlar.”
— Niçin bitkileri yeryüzüne indirmiyorlar? Neden yapay şeylerle bizi aldatmaya devam e-diyorlar?
— Bitkiler yeryüzünde yaşayamıyorlar da ondan! dedi adam konuyu kapatmak istercesi*ne.
— Anlamıyor musun, aramıza dönmek is*tiyorlar. Onlara gereksinmemiz var ve bunu biliyorlar! Bizimle olmak istiyorlar, eskisi gibi!
— Aptalca bir şey bu!
— Değil! Hiç değil! Çünkü bizim zekâmız onlara geçiyor... Çünkü ölülerimiz Gök Bahçeleri'ne gönderiliyor... Çünkü onlar, orada yeni*den dinliyorlar... Çünkü...
Bir ses konuşmalarını kesti, aniden:
— 18 no' lu Gök Bahçesi. İnmek üzereyiz, hazırlıklı olun! Yolcularımıza iyi eğlenceler di*leriz!
Oto, güneş ışınlarıyla yıkanan bir ormanın altında uçuyordu, şimdi. Yeşil bir küme, enfes bir deniz gibi üstlerindeydi. Beyaz köklerin oluşturduğu ağ, besi suyu akan saydam kanal*lar içinde yüzüyordu. Bu kanallarda, ayrıca, ha*fif gazlarla doldurulmuş hava yastıkları vardı.
Ötelerde berilerde bulut kümecikleri uçu*şuyordu, Yeryüzü kenti, ağdalı bir hava ile örtülüydü; buradan seçilebiliyordu. Ama Gök Bahçeleri'nde tertemiz ve pırıl pırıl bir hava vardı.
*****
Kadın, suçlu bir tavırla:
— Biliyor musun, eve dönmek gelmiyor*du, içimden! diye mırıldandı.
Işıklandırılmış koridorda, yürüyen şerit üzerinde ilerliyorlardı. Bölüm numaralarının önü*ne gelince, adam küçük bir sahanlığa adımını attı ve arkasından gelen karısına döndü:
— Dinle canım: “Bitkiler Gök Bahçeleri'n*de, insanlar yeryüzünde yaşarlar”. Bunun, baş*ka bir çözümü olamaz!
Kadın inatla:
— Bilgisayarlar böyle der! diye homurdandı. Çünkü öyle programlanmışlardır... Sen de aynını söylüyorsun; çünkü sen de bilgisayar*la böyle programlandın!
— Yine tartışmaya başlamayalım, lütfen! Benim gibi milyarlarca kişi programlanıyor da sen niçin programlanmıyorsun öyleyse? Bir akıllı sen misin aralarında?
Kadın, telaşla devam etti:
— Hayır, hayır sadece düşünüyorum ve devletin bu işe geç kaldığını anlıyorum. Geç kaldıkları içindir ki, insanları bahçelere gönde*riyorlar ve orada, atalarımızla temas kurmamıza olanak sağlıyorlar!..
*****.
Psikolog:
— Demek Gök Bahçeleri'nde atalarımızın yaşadığını iddia ediyorsunuz?! dedi. Yani bit*kiler Gök Bahçeleri'nde, insanlar yeryüzünde yaşar, öğretisi sizce yanlış?!
Kadın yüzünü buruşturdu. Sağlık İstasyonu'nun penceresinden görünen 6 numaralı Gök Bahçesi'ne bakarken, camdaki boyalı çiçekle*re gözü takıldı.
— Ne düşündüğümü tam olarak anlata*mıyorum, ya da sizler anlayamıyorsunuz, beni! Anlamak istemiyorsunuz! Gök Bahçeleri, an*cak ölülerin barındığı bir yerdir, yani insanlar*dan bitkilere bir dönüşüm vardır, orada. İnsan*ların zekâları, buluşları, akıl düzeyleri hep on*lara geçmektedir...
— Ama yine onları yiyoruz... Bitkiler de insanlara dönüşüyor... Yani bu durumda, biz atalarımızı mı yiyoruz, demek istiyorsunuz?
— Hayır, lütfen aklımı karıştırmayın! Öy*le veya böyle... Onlar düşünüyorlar... Düşündüklerine eminim! Kaskatı bir gelecek içinde, kendimizi diri diri beton-çelik-plastik-cam bloklara gömdüğümüzü görüyorlar. Bize ulaş*mak istiyorlar... birlikte yaşamak istiyorlar!
— Nereden biliyorsunuz? Onlarla nasıl temas kuruyorsunuz? dedi psikolog bıkkın bir tavırla,
— Biliyorum, çünkü... Çünkü... onları yi*yorum, kokluyorum... Orada, o mutluluğu yaşı*yorum... Ağaçların altında geziniyorum... Ve yaşayan milyonlarca hücreye dağılan ataları*mın düşüncelerini algılıyorum.
Adam, endişeli bir yüzle doktora baktı. Psikolog:
— Sizi anlıyorum, bayan, dedi. Bilgisayar*lar, bir hafta kadar sizi teste tabi tutacaklar. Sanırım kendinizi daha iyi hissedeceksiniz. Endişelerinizin yersiz olduğunu anlayacaksınız.
*****
— Gerçekten de iyiyim! dedi kadın koca*sına. Devlet Sağlık Teşkilâtı'nın konuyu insan sağlığı açısından ele almasında yarar var. Ko*nutların üzerlerinin resimlerle donatılması her açıdan iyi... Yeni yaptığın binayı hangi renkle boyayacaksınız?
— Bilgisayar, bir söğüt ağacı motifi ha*zırlamış. Yakın zamanda uygulamaya geçile*cek,
Kadın gülümsedi:
— İnsanlara onları sunmak gerekir, çün*kü aynı ortamı paylaşamıyoruz. «Bitkiler Gökyü*zünde, insanlar yeryüzünde yaşarlar. Adam, derin bir soluk aldı. Psikolog:
— Görüyorsunuz, bu bir haftalık süre, eşinize ne kadar yaradı, dedi. Sık sık Gök Bahçeleri'ne gidiniz. Duvarlarınızı renk renk boyayınız, çiçek resimleriyle süsleyiniz. Çok iyi ge*lecek bu size...
*****
Adam, bilgisayarın ölçüm düğmesine do*kundu. Kısa süre önce biten dev yapının cam duvarları, söğüt motifleriyle kaplanmaya baş*lanacaktı.
«Ne kadar büyük masraf... ve ne büyük mantıksızlık!

 
Geri