Sanat Terimleri
AÇIK KOMPOZİSYON (Open Composition) : Resim düzlemi üzerinde betimlenen gerçekliğin
gerçekte resmin sınırları dışında da sürüp giden doğal gerçekliğin bir parçası olduğu izlenimini verecek şekilde kompoze edilmesi. Kapalı kompozisyonun tam karşıtı bir sanatsal davranış biçimidir. Açık kompozisyon
asıl gerçekliğin tüm öğelerini resim düzlemi içine sığdırmayı amaçlamaz. Tersine
böyle bir çabanın olanaksız olduğunu varsayar. Açık kompozisyon doğadaki gerçeklik düzleminin bir kesimini içeren bir çerçeve gibi de düşünülebilir. Rönesans’ın aksine
Barok açık kompozisyonu yeğlemiştir.
AKADEMİZM (Academicism) : Akademizm sözcüğü
bir sanat dalında her türden yeni atılımı yadsıyarak
değişmez olduğu varsayılan onaylanmış
standartlaşmış ilke ve kurallara uygun olarak çalışmak anlamında kullanılır. Yeni sanatsal arayışlara karşı çıkan bir tutumu ifade ettiği için
sözcük olumsuz niteliktedir.
ALLEGORİ (Allegory) : Bir öykü
bir düşünce ya da kavramın figüratif bir simge halinde betimlenişi.
ALTIN ORAN (Golden Section) : “Altın Bölüm” ya da “Altın Kesit” de denir. Herhangi bir geometrik biçimde
varlığı ESTETİK bir üstünlük sayılan ORAN. Parçalar arasındaki orantıda
küçük parçanın büyük parçaya oranı
büyük parçanın bütün parçaya oranına eşittir. Cebirsel olarak; a/b= b/ (a/b) biçiminde ifade edilir. Parçalar arasındaki oranın değeri olan 1.618 ya da ykş. 3/5
“altın sayı” adını alır. Altın Oran geometrik olarak
iki kareden oluşan bir dikdörtgenin köşegeni aracılığıyla kurulur. Antik Çağ’ dan bu yana matematikçilere ve sanat kuramcılarına konu olan Altın Oran
bu adı 19.yy’ da almıştır. Eski Yunanlılar’ ın kısaca bölüm olarak adlandırdıkları bu orana
İtalyan matematikçi Luca Pacioli divina proportine; LEONARDO DA VINCI ise sectio aurea adını vermiştir.Altın Oran’ ın aritmetik
cebir ve geometri özellikleri taşımasının yanısıra
doğada
müzikte ve insan vücudunun organları arasında varolan çeşitli oranlarla da yakın ilişkisi bulunduğu
bütün öteki oranlara üstünlüğününse çeşitlilik içinde birlik özelliğinden kaynaklandığı öne sürülür. Bazı kaynaklara göre
insanlar
Altın Oran’ a yaklaşan orantıları daha çok beğenmektedir.
AMORF ( fr. Amorfe) : BİÇİM’ i belirli bir düzene uymayan. Tanımlanması zor
düzensiz biçimlerde bulunan mineral
madde ya da nesneler için kullanılır.
AMULET (İngilizce) : Kötülükleri uzaklaştırdığına
uğur getirdiğine
hastalıkları iyileştirdiğine ve özel güçlere sahip olduğuna inanılan
doğal ya da insan eliyle yapılmış nesne; bir tür nazarlık ya da muska. Üstte taşınabildiği gibi çeşitli yerlerde de saklanabilir. Değerli taşlar
metaller
hayvan dişleri ve pençeleri gibi pek çok nesne amulet olarak kullanılmıştır. Amuletin kökeni Eski Mısır’a dayanır. Mısırllar kendilerini kötü günlerden
düşmanlardan ve tehlikelerden korumak için SKARABE
engerek başı
sembolik gözler ve KARTUŞ gibi amuletler kullanmıştır. Pek çok uygarlıkta da hematit
yeşim
ametis
LAPİS LAZULİ ve kantaşı gibi taşların kendilerine özgü koruyucu güçleri olduğuna inanılmıştır.Bir inanışa göre mercen
şeytanın evlerdeki kötü etkisini uzaklaştırma gücüne sahiptir. Hristiyanlıkta encolpia denen amulet
haçlar
aziz kemikleri vb. Dinle ilgili RÖLİK’ lerdir. Boyna asılarak taşınanlar periapta
ikiye katlanabilenler pyctacium adını alır.
ANKOSTİK RESİM (Encaustic Painting) : Eriyik halde balmumu BAĞLAYICI ile PİGMENTLERİN karışımından elde edilmiş BOYA’ larla yapılan RESİM türü. Romalı bilgin ve yazar Yaşlı Pilinus’ a (MS 23-79) göre
mermer üstüne yapılan ankostik resimde pigmentler balmumuyla
fildişi üstüne yapılanlarda da (cero- strotum/ cestrotum) bitkisel kökenli saydam zamkla karıştırılıyor
cestrum ya da viriculum adı verilen bir tür SPATULA ile zemine yayılıyordu. Cestrum’ un bir ucu sivri olduğundan fildişi üstüne ince çizgiler de çizilebiliyordu. Cauterium olarak bilinen ve ısıtılarak uygulanan yuvarlak uçlu bir aletle
boyalı zemin üstündeki spatula ve fırça izleri gideriliyordu. Antik Çağ’ daki belli başlı resim tekniklerinden biri olan ankostik resim
MÖ 4. yy’ da YUNAN sanatçı Pausias tarafından yetkinleştirilmişti. Günümüze ulaşan en önemli örnekler
MISIR’ da el- Feyyum Vahası’ nda ROMA dönemine ait mezarlarda bulunan Feyyum Portreleri’ dir (2. yy). Ankostik tekniği erken Hristiyan Sanatı’ nda da ( GEÇ ANTİK) kullanılmış
ancak 8. ve 9. yy’ larda unutulmuştur. 19. yy’ da Fransız koleksiyoncu Kont Caylus’ un (1692- 1765) araştırmaları aracılığıyla canlandırılmak istenmişse de başarılı olunamamıştır. 19. yy’ da Fransa ve İngiltere’ de çeşitli karışımlar denenmiş
alman Ressam Julius Schnorr von Carolsfeld (1794-1872) orijinale en yakın karışımı uygulamıştır. Günümüzde yaygın olmamakla birlikte balmumu ve reçine bağlayıcılı bir karışım kullanılmaktadır.
AÇIK KOMPOZİSYON (Open Composition) : Resim düzlemi üzerinde betimlenen gerçekliğin
AKADEMİZM (Academicism) : Akademizm sözcüğü
ALLEGORİ (Allegory) : Bir öykü
ALTIN ORAN (Golden Section) : “Altın Bölüm” ya da “Altın Kesit” de denir. Herhangi bir geometrik biçimde
AMORF ( fr. Amorfe) : BİÇİM’ i belirli bir düzene uymayan. Tanımlanması zor
AMULET (İngilizce) : Kötülükleri uzaklaştırdığına
ANKOSTİK RESİM (Encaustic Painting) : Eriyik halde balmumu BAĞLAYICI ile PİGMENTLERİN karışımından elde edilmiş BOYA’ larla yapılan RESİM türü. Romalı bilgin ve yazar Yaşlı Pilinus’ a (MS 23-79) göre