Sanat tam olarak nasıl ve ne zaman ortaya çıktı?
Bunu söylemek maalesef neredeyse imkansız. ‘İnsan nasıl ve ne zaman konuşmaya başladı?’ kadar eski ve bilinmez bir soru bu.
Ancak Dünyanın neresine giderseniz gidin, hatta zamanda ileri veya geri gittiğinizde bile sanatın her zaman olduğunu ve olacağını göreceksiniz. Her medeniyette, her şehirde ve her köyde sanat eserleri mutlaka bulunuyor.
Eskiden insanlar işlevsel olan bazı eşyaları süsleme ve güzelleştirme ihtiyacı duymuşlardır. Çatalhöyük yerleşkesinde çok güzel el işi sanat eserleri ve duvarlarda da hayvan resimleri ortaya çıkmıştır.
Orta Asya’da Türk mezarları kurganlardan çıkan birçok sanat eseri de işlevsel olan ama süslü malzemelerdir. Burada 16 yaşında bir Hakan için hazırlanan altın zırh (Altın Elbiseli Adam) işlevinin dışında tasarlanmıştır.
Savaş esnasında giyilen bir şeyin bu denli süslenmesi neden? Ya da Pazırık Kurganında ortaya çıkan ‘Pazırık Halısını’ ele alalım. Bu işlevsel bir halı olabilirdi. Ancak 36.000 gördes düğümü ile üzerinde zengin süslemelerin olduğu büyük uğraş gerektiren bir sanat eseri haline geldi.
Sanat her zaman ve her yerde etrafımızdadır. Tarihte, şimdide ve gelecektedir. Bu yüzden Sanat eseri izlemek deyince aklına sadece Müzeye veya Sanat Sergilerine gitmek gelen insanlar bir yanılgıya düşüyorlar.
Sanat Her Yerdedir
Tarihi binalarda, tarihi dini yapılarda, sokaklarda, şehirlerde, köylerde ve uçsuz bucaksız bozkırlarda sanat eserleriyle karşılaşmak mümkündür. Tabi her tarihi bina veya yapı da sanat eseri değildir. Bu da kırılması gereken yanlış bir algıdır. Ancak bazı yapılar vardır ki özellikle Sanat eseri olarak tasarlanmışlardır.
Pazırık Halısı
Bu tip eserlerde işlev ikinci plana atılmış, sanat ön plana çıkmıştır. Pazırık Halısında olduğu gibi artık bu halıya sadece sıradan bir halı gözüyle bakamazsınız.
Bazı mimari örnekleri de böyledir. Ayasofya, Selimiye gibi yapılar eskiden de günümüzde de sadece ibadet yerleri değillerdir. Tasarım harikası sanat eserleridir. Bu yüzden tüm insanlığın ilgisini ve merakını uyandırarak beğenisini toplarlar.
Mimariye bir örnek de San Carlo Alle Quattro Fontone Kilisesi olsun. Bu yapıyı tasarlayan Borromini işlevini değil sanatını ön plana koymuştur. Bernini ile yaşadığı rekabet ve onu yenme hırsı ile bir kilise yapmak değil, bir sanat eseri ortaya çıkartmak istemiştir.
Sanat nedir sorusunun kısaca cevabı ise; yaratıcılığın ve hayal gücünün bir ifadesi olduğudur. Bahsettiğim bu sanat eserlerine bakıldığında işlevsellikten çok yaratıcılığın, hayal gücünün, özgünlüğün elinden çıkmış eserler sanat eseri olarak tanımlanmaktadır.
Sanatın doğuşu insanlığın doğuşu ile başlar. Genel olarak ise herhangi bir etkinliğin ya da işin yapılmasıyla ilgili yöntem, bilgi ve kuralların tümüne birden sanat denir.
Kaynak: tarihlisanat
Bunu söylemek maalesef neredeyse imkansız. ‘İnsan nasıl ve ne zaman konuşmaya başladı?’ kadar eski ve bilinmez bir soru bu.
Ancak Dünyanın neresine giderseniz gidin, hatta zamanda ileri veya geri gittiğinizde bile sanatın her zaman olduğunu ve olacağını göreceksiniz. Her medeniyette, her şehirde ve her köyde sanat eserleri mutlaka bulunuyor.
Eskiden insanlar işlevsel olan bazı eşyaları süsleme ve güzelleştirme ihtiyacı duymuşlardır. Çatalhöyük yerleşkesinde çok güzel el işi sanat eserleri ve duvarlarda da hayvan resimleri ortaya çıkmıştır.
Orta Asya’da Türk mezarları kurganlardan çıkan birçok sanat eseri de işlevsel olan ama süslü malzemelerdir. Burada 16 yaşında bir Hakan için hazırlanan altın zırh (Altın Elbiseli Adam) işlevinin dışında tasarlanmıştır.
Savaş esnasında giyilen bir şeyin bu denli süslenmesi neden? Ya da Pazırık Kurganında ortaya çıkan ‘Pazırık Halısını’ ele alalım. Bu işlevsel bir halı olabilirdi. Ancak 36.000 gördes düğümü ile üzerinde zengin süslemelerin olduğu büyük uğraş gerektiren bir sanat eseri haline geldi.
Sanat her zaman ve her yerde etrafımızdadır. Tarihte, şimdide ve gelecektedir. Bu yüzden Sanat eseri izlemek deyince aklına sadece Müzeye veya Sanat Sergilerine gitmek gelen insanlar bir yanılgıya düşüyorlar.
Sanat Her Yerdedir
Tarihi binalarda, tarihi dini yapılarda, sokaklarda, şehirlerde, köylerde ve uçsuz bucaksız bozkırlarda sanat eserleriyle karşılaşmak mümkündür. Tabi her tarihi bina veya yapı da sanat eseri değildir. Bu da kırılması gereken yanlış bir algıdır. Ancak bazı yapılar vardır ki özellikle Sanat eseri olarak tasarlanmışlardır.
Pazırık Halısı
Bu tip eserlerde işlev ikinci plana atılmış, sanat ön plana çıkmıştır. Pazırık Halısında olduğu gibi artık bu halıya sadece sıradan bir halı gözüyle bakamazsınız.
Bazı mimari örnekleri de böyledir. Ayasofya, Selimiye gibi yapılar eskiden de günümüzde de sadece ibadet yerleri değillerdir. Tasarım harikası sanat eserleridir. Bu yüzden tüm insanlığın ilgisini ve merakını uyandırarak beğenisini toplarlar.
Mimariye bir örnek de San Carlo Alle Quattro Fontone Kilisesi olsun. Bu yapıyı tasarlayan Borromini işlevini değil sanatını ön plana koymuştur. Bernini ile yaşadığı rekabet ve onu yenme hırsı ile bir kilise yapmak değil, bir sanat eseri ortaya çıkartmak istemiştir.
Sanat nedir sorusunun kısaca cevabı ise; yaratıcılığın ve hayal gücünün bir ifadesi olduğudur. Bahsettiğim bu sanat eserlerine bakıldığında işlevsellikten çok yaratıcılığın, hayal gücünün, özgünlüğün elinden çıkmış eserler sanat eseri olarak tanımlanmaktadır.
Sanatın doğuşu insanlığın doğuşu ile başlar. Genel olarak ise herhangi bir etkinliğin ya da işin yapılmasıyla ilgili yöntem, bilgi ve kuralların tümüne birden sanat denir.
Kaynak: tarihlisanat