Sanal âlem, âlem sanal!?

Konu sahibi son olarak 1943 gün önce görüldü
Fıkıh varlığa tabidir. Yani bir konu hakkında hüküm verecekseniz varlık düzleminde bir yere oturtmak zorundasınız. Atomcu bir gelenek içerisinde vereceğiniz fetvalar ile vücut-mahiyet geleneği içerisinde vereceğiniz fetvalar aynı olmaz. Çünkü bir konu hakkında fetva verebilmeniz için o konun var olup olmadığını ve varlık tarzının ne olduğunu dikkate almak zorundasınız. Aksi durumda bir sistem kuramaz yahut verdiğiniz fetvalar farklılıklar arz eder ki bu da ilimde istenilen bir durum değildir.

Sosyal medya ya da sanal âlem üzerine fetva vermenin zemini ne olabilir? Sanal âlemi bir varlık türü olarak kabul edecek miyiz? Edecek isek işimiz kolay. Ancak sanal âlemi varlık kabul etmez isek o zaman var olmayan bir âlemde işlenen bir fiile suç diyebilir miyiz? Yani acaba melekler sanal âlemde yapmış olduğumuz fiilleri var kabul ediyorlar mı? Yoksa sanal âlem hakkında fiilin zuhur mahalli kabul edilip fiil kaynağı üzerinden mi yani fail üzerinden mi bir değerlendirme yapılıyor? Garip sorular, severim gariplikleri…


Sanal âlem ilk çıktığında ne olduğunu tam olarak anlayamamıştık. Sanallaşma sürecimiz var tabi. Önce radyo ile derin bir kriz yaşadı kitleler. Radyo tiyatroları dinlediğimizi hâlâ hayal meyal hatırlarım. Ev ahalisi toplanır arkası yarın programlarını beklerdik. O gece kurulan hayal arkası yarın serinin kaldığı yerin tamamlanması üzerine idi. Sonra sıra televizyonlara geldi. Bambaşka bir âlem. İnsanlar küçücük bir kutunun içerisine girmiş. En yoğun zamanlarımızda bile takip edilen sanal gerçeklikler vardı. Hasat zamanlarında öğle yemeğini dizinin başlangıç saatine denk getirir ailecek diziyi takip ederdik. Sonra bir şok dalgası yaşandı Brezilya ve Arjantin dizileri. Bu günlerde Türk dizilerinin Arap dünyasında yaptığı etkiler gibi.

Arjantin dizileri Anadolu’nun sanallaşmasının en belirgin evresine tekabül eder. Rahmetli babam, ağabeyim eve renkli televizyon aldığında eve şeytan soktu diye ağabeyimi evden kovmaya kalkmıştı. Sonra baktım peder bizle dizi izliyor. Uygunsuz bir durum oluşmadan seziyor ve televizyonu kapatıyordu. Sonra kapatmamaya başladı sadece başımızı çevirir olduk. Derken baş çevirmekten de vazgeçer olduk ne de olsa gerçek olmayan bir âlem sanal âlem diye bir alışkanlık kesbetme durumu ortaya çıktı.

Sanalla olan ilişkimizde ikinci evre internettir. İnternet bir kuşağın dönüştüğü, bir kuşağın içende yetiştiği, bir kuşağın almaya çalıştığı bir şey. Annemin ifadesi ile kıyamet alameti. Annem hâlâ uzak mesafelerle görüntülü konuşmamızı anlamaz ve hayret kıyamet kopacak der.

İnternete alışmaya çalışan kesim kırk yaş üstü. Bu kesim internetin ne olduğunu bilmeden yeni ilişki ve yeni tavırlar geliştirebilmenin imkânını kovalıyor. Kırk yaş altı ise interneti bir varlık alanı olarak idrak edip yaşıyor.

Artık reel olandan daha etkin ve daha varlıksal bir alan sanal âlem… Düşünün kaç dava kaç mesele sanal âlemde ifşa olduktan sonra yön değiştirdi. Kaç kişi sanal âlem yüzünden tekrar cezalanmak zorunda kaldı ya da hak ettiği cezayı aldı.

Sorumuz şu; insan olarak sanal âlemle ilişkimizi nasıl var edeceğiz. Sanal âlemde oluşturulan profiller gerçek olanlar mı yoksa olmasını istediklerimiz mi. Yani sanal âlemde kendimizi mi buluyoruz yoksa kendimizi mi var ediyoruz? Kanaatim kendimizi var ediyoruz. Boyumuz kısa ise açılı fotoğraflarla boyumuzu olmadığı gibi gösteriyoruz. Yahut çok okumasak ta entel bir görüntü verebiliyoruz. Yani sanal âlem bize sanal da olsa var etme imkânı sunuyor. Bu da insanın en çok sevdiği şey, en çok mutlu olduğu eylem.

Sanal olma hali nereye varacak? Nereye kadar sanallaşacağız? Bu konuda derin endişelerim var. İnsanlar acılarını, kaygılarını, üzüntülerini ve hasretlerini artık sanal düzlemde yaşıyor. Daha tesirli oluyor mu bilmiyorum. İnsan sanal âlemde daha çok mu üzülüyor?

Sanal âleme varlık payesi verirseniz yarın bir gün varlığın sanallığını konuşuyor oluruz. Son bilimsel çalışmalar bu bağlama doğru gidiyor. Varlığı sanal olarak kabul ederseniz ölmenin, öldürmenin, üzülmenin ve sevinmenin ne anlamı var. Dolayısı ile sanal olana nasıl müdahalede bulunuyorsa insan varlığı sanallaştırdığında var olan her şeye müdahale hadsizliğini kendinde bulur. Bu durum ise insanlığın yok oluşuna doğru attığı koca bir adımı ifade eder.

ALINTI.
Yazan: İdris Cevahir
 
Bence sanalın en büyük psikolojik sorunsalı bu cümle:

"Sorumuz şu; insan olarak sanal âlemle ilişkimizi nasıl var edeceğiz. Sanal âlemde oluşturulan profiller gerçek olanlar mı yoksa olmasını istediklerimiz mi?" bu sorunun cevabı bence çok önemli.

Çok güzel bir paylaşım olmuş emeğine sağlık adaş.
 
Bir kitap vardi aklima o geldi kafesteki maymunlar miydi neydi yahu
maymunlu bir seydi.
Her neyse adam irc konusmalarinin da bulundugu elestirel bir kitap yazmis ozel konusmalar falan sonlarda genelde muhabbet edip milletle tartisiyordu ljks
bence hala takiliyordur
 
Evvela şunu kavramakta fayda var.
Ortamın sanal olması kullanıcısını sanal yapmaz. Bana kalırsa başkalarına zarar vermenin her türlüsü suçtur.

Ulusal devletlerin suç ve ceza anlayışı çağın gerisinde kalmış olabilir fakat; biliyoruzki geleceğin sanal devletleri kurulmaya hazırlanıyor. Hayali dünya ve hayali kimlik oluşturmak artık yasal olacak. Neticede herkes hayal ettiği hayatı yaşadığını zannetsin diye bu yapay dünya oluşturuluyor. Sanal gerçeklik gözlükleri bu işin ilk adımıydı zaten. Benim en çok merak ettiğim şey suçların neye göre belirleneceği.
 
Evinizdeki ayna size gerçekleri gösterir. Gormek istediklerinizi asla goremezsiniz. Size her zaman dogruyu soyler.

Internet ise bizim sekillendirdigimiz bir aynadir. Gormek istediklerimizi gosterir. Dogruyu istiyorsak dogruyu gösterir, yalan istiyorsak yalan soyler.

Bu sacmaligi gözde büyütmek, abartmak, gunlerce konusmak hatadir. Elektronik bilgi servisi. Faydalanip gecmek lazım. Icinde kaybolmak kendini düşürmek demektir. Boyle bir sisteme yenilmek cok asagilik bir durum degil mi herkesce? Hayir yapmayın ya, menfaatlenin ve geçin. Abartmayalım.
 
He rne kadar sanal alem dense de her bilgisayarın, her telefonun ucunda canlı kanlı bir insan var ve bu insan sanal alemde bir suça karıştığı vakit cezalandırılıyor. Zaten bilişim suçları kapsamı da ihtiyaca göre genişletiliyor, açıklar kapatılıyor.
Bu durum bizim gerçekliğimizi sorgulamaktan ziyade, sanal alemle beraber gerçekliğimizi genişlettiğimizi gösterir aslında.
 
Aslinda sanal ile real arasinda pek fark yok.

Asil tehlikeli olan,sanalin verdigi anonimlik.Yaziyi pek mantikli bulmadim acikcasi.Dini inancdan girip,sevismeden cikmis.Keza fetva ve fikih gibi terimlerin sanal isler ile bagdasmaya calistirilmasi aslinda realin ne denli uyusturulmuş bir halde oldugunun göstergesidir.Kaldi ki bazi insanlar sanal sayesinde kendini daha iyi tanima firsati bulabiliyor.Yani insanin kendi vicdani uyumaz aslinda.Vicdani susturmak icin baska mercilerden yardim umulur.Ve ya cahillikten.Onu arastirmak gerek.Sanal realitenin bir aynasidir aslinda.Aa bunun üzerine güzel bir tez hazirlanir.
Güzel bir rüya gördükten sonra uyanildigi ani cogu kisi rededer.Cünki o güzelligin devami istenilir.Sanal da böyle birsey.Realiteden uzak,kurgularla yasama arzusu.Zayif insan buna yenik düsebilir.40 yillik evini barkini terk eden insanlarla dolu sanal alemi.Zaman icinde realiteden kopup,sanalda insa ettigi kimlige bürünür ve bunlari ayirt edemez.Bir nevi sizofrenlik.
Ama bu bireysel degil kolektif bir problem.
Ideal sandiklari ölcülerin yasam bicimlerinin,partnerliklerin,yemek tariflerin vs vs dayatilan bir zamanda yasiyoruz
Özgür sandigimiz yasantimizda ne denli bagimli oldugumuzun alarm verdigi bir boyuttayiz.
Insan ayik olmali.Sanal manipulasyona cok acik bir buluş.Dikkatli olmak lazim.Ve de bilincli.Bilinc cok önemli.
Ilaci zehir olarak kullanmamak lazim.
Ben internetsiz bir hayati düsünemiyorum artik.Sanal degil,internet.

Sorumuz şu; insan olarak sanal âlemle ilişkimizi nasıl var edeceğiz. Sanal âlemde oluşturulan profiller gerçek olanlar mı yoksa olmasını istediklerimiz mi. Yani sanal âlemde kendimizi mi buluyoruz yoksa kendimizi mi var ediyoruz? Kanaatim kendimizi var ediyoruz. Boyumuz kısa ise açılı fotoğraflarla boyumuzu olmadığı gibi gösteriyoruz. Yahut çok okumasak ta entel bir görüntü verebiliyoruz. Yani sanal âlem bize sanal da olsa var etme imkânı sunuyor. Bu da insanın en çok sevdiği şey, en çok mutlu olduğu eylem.

Sorulara cevap verecek olur isek;
Sanal alemle iliskimiz olmayacak.Iliski ki burada duygusal anlamda kullanilmis.Paylasilir zaman gecirilir,sonra real hayata bakilir.
Buradaki sanal alem deyimini yukarda da yazdigim gibi,internet kelimesinden soyutlamak gerek.Sanaldaki insanlarin yalan olabilecekleri her zaman göz önünde bulundurulmasi lazim.Sen yalana bas vurabilixorsan karsindaki de vurabilir.Bir sen misin kendini akilli sanan?
Kendini bulursun da gösterirsin de.Bu bilinc ile alakali birsey ve niyet.Ki niyet icin fetvalar vardir.Yazinin girisine deginecek olur isek.
Son iki problem ise,insanin realde özgür olamadigini ciplak gercegidir.Bu benim diyemeyen,benligini ortaya koyamayan insanlarin bas vurdugu eylemler.Son derece kendine güvenememezlik.Bunun cevabi ve ya cözümü de pedagojide aranmali.Ünlü pedagok Erik Erikson bunu Gelisim Teorisinde cok net bir sekilde aciklamis.
Yani aslinda hersey egitime ve bilinclendirilmeye bakiyor.
Sahsen ven interneti öö kaka birsey olarak görmüyorum.
 
Aslında sanal ile real arasında pek fark yok.

Bu kadar.
 
Hazır klavye elimdeyken birkaç cümlede buraya yazıp çıkayım her zaman bu kadar rahat bir vakti bulup yazamıyorum çünkü..
 
Sanal alem ? Alem Sanal ? çok farklı anlamlar aslında derinlemesine düşününce ama ben daha farklı bir açıdan ele almak istiyorum konuyu.

Takıldığımız mecra bir forum platformu sonuçta sanal bir ortam diyebiliriz. Peki kim ne kadar kendini gösteriyor burda ? yada ne kadar olduğu gibi görünüyor ? Yansıttığı profil gerçekten kendisi mi yoksa zihinlerinde biryerde olmak istediği kişi mi? Nasıl emin olacağız bu soruların cevaplarından ?

Gözlemlerime dayanarak birkaç cümle söyleyeceğim, takıldığım çok farklı sanal platformlar oldu baya deneyim, tecrübe ve gözlemleme durumum oldu. Sonuç %90 maalesef ki yansıtılanla bizlerin zihinlerinde oluşturulmak istenen profil asla tutuşmuyordu. Örnekle şöyle diyebilirim evde temizliğini yapıp, bir yandan çocuğu ağlarken onu susturmaya çalışıp diğer taraftan takıldığı sanal mecra da kendini avukat, doktor , iş insanı , psikolog gibi tanıtıp (google sayesinde öğrendiği birkaç bilgiyle) bunu size pazarlamaya çalışan bir insan düşünün bu sadece en basiti. Bunu asla da küçümsemek için söylemiyorum ama sanal bizi biz olmaktan çıkardı bunun farkına varılması lazım kullanmış oldugumuz sosyal hesaplarımızda bile bu durumla karşılaşıyoruz sürekli. Yaşamak istediğimiz hayatlar , hayallerimizi süsleyen yapmak istediğimiz meslek grupları, gitmek istediğimiz mekanlar bunları elde edememenin ve başkasında görünce içimize sindiremediğimiz psikolojiyle yalana sürüklenip kendimize ne de olsa sanal kim nerden bilecek ? beni gören mi var? tanıyan mı var? Gerçek ismi mi yaşadığım gerçek yeri bilen mi var ? HAYIR ee o zaman ben bunu yapabilirim rahatlığıyla girişilen minik oyunlar..

Bu durum çok acı aslında çünkü birçok evlilik bu sebeple bitebiliyor, birçok açılan dava mahkemelerde hep bu durumlar üzerine en kötüsü de psikolojik olarak yaşanılan durum daha ağır bence. Gerçek hayatlarımızı sevip onları benimsemediğimiz sürece maalesef SANALIN KÖLESİ olmaya devem edilecektir..
 
Benimde sevdiğim bir yazı vardı hemen sizinle paylaşayım; Bir insana %100 güvenmekle %99 güvenmek arasında dağlar kadar fark vardır. Çünkü eksilen yüzde birin nerede eksildiğini bilemezsin ve dünyanın bütün ihanetleri o küçük ”1”in içine saklanabilir...! eş olsun arkadaş olsun sanal sonuçta neyi çok yansıtabilirsin ki örneğin irc ortamında elbette tanışıp sonra evlenen bir çok arkadaş gördüm yakınımda olsun uzakta olsun. şu an da mutlular mı umarım öyledirler. ama bunu sadece sanal alem olarak adlandırmayacaksak çoğu şeyin bir alemi var.
 
Samsung geçenlerde bir kampanya başlatmıştı ve o videoyu burada da paylaşmak isterim.

 
Biz bazı şeylerin farkında değiliz sanmaları ise en üzücü noktası ve çok güzel yerlere değinmişsiniz Lefty hanımcım teşekkür ederim kendi adıma.
 
Binlerce âlem içinde bence en basiti.
 
Geri