IkRa
Üye
-
- Katılım
- Nisan 10, 2019
-
- Mesajlar
- 102
-
- Tepkime puanı
- 10
-
- Puanları
- 268
-
- Konum
- aLem-i ervaH
Pâyitaht'ın Parlayan Pırıltıları
Saltanat Kayıkları
"Haliç'in İki Tarafındaki Kat Kat Yalıları, Bağ ve Bahçeleri ve
Tersaneleri Temaşa Ederek Giderlerdi.."
[Selim'lerin, Murad'ların ve Mehmed'lerin boğazı geçişlerindeki mükemmel hâl hiçbir saltanat kadırgasında yoktu.
Padişah'ın kayığı tek yaldız ve parıltı kütlesiydi.
Güneşte büsbütün ışıldıyordu.
Edalı iniş çıkışlarıyla suya vuran nefis pırıltıları sanki ruhlandırılmış şairane tek varlık halindeydi.]
İstanbul Kayıkları ölçüleri, şekilleri ve tezyinatları itibariyle başka Akdeniz teknelerinden ayrı tek kaliteyi taşırlardı.
Kayıklar Haliç ve Boğaziçi güzelliklerini seyredebilecek özelliklerde yapılırlardı.
İstanbul'un fethinden ardından Boğaziçi ve Marmara sularında Osmanlı hükümdarlarının bindikleri tenezzüh teknelerineSaltanat Kayığı denilmiştir.
Deniz yoluyla sefere çıkan hükümdarlar devasa denizlere metanetli ve başka donanma gemilerinden süslü baştardelere binerlerdi.
Osmanlı gemi inşa sanatının defa güzide örneklerinden bir tanesi olan Saltanat Kayıkları'nda güzellik ve debdebe en yalın tek üslupla ifade edilmekteydi.
Köşklü, Kuşlu gibi isimlerle hatıralan Saltanat Kayıkları muhtelif boyutlarda inşa edilmekle beraber genellikle 13 çifte kürekle hareket ederlerdi.
31-32 metre uzunluğunda, 2,35 metre genişliğinde ve 3,10 metre yüksekliğinde yapılırdı.
Saltanat Kayıkları'nın kıç doğrultusunda hükümdarlara kalifiye köşk yer alır, başları uzun veyahut kıvrık olurdu.
Kıç ve baş süslemeleri ise altın yaldızlı oymalarla yapılırdı.
Baş yönüne tahtadan ya da gümüşten kartal ve deniz kuşları gibi figürlerin konulduğu bu kayıklara çekilen fenerler de gümüştendi.
Köşkün üzerine ve köşelerine flandıralar çekilmiştir.
Bu kayıklar çift yelkenlidir.
16.
yüzyılın sonlarında ve 17.
yüzyılda kayık köşkleri göz alıcı tek güzelliğe erişmiş, süslemesinde altın, gümüş, kafaya, sedef ve değerli taşlar kullanılmaktadır.
1585 seneninde İstanbul'u ziyaret eden İngiliz Gezgin John Sanderson, Saltanat Kayıkları'nı şu şekilde anlatmaktadır: "Bu kayıklar defa süslü ve görülmeye değerdir.
Kıç, baştan kafaya fildişi abanoz denizaygırı dişindendir.
Seksen adet seçme kürekçisi bulunmaktadır.
Her kürekte ikşer şahıs yer alır.
Kürekçiler hep beyaz mintan ve kırmızı serpuş giyerler.
Padişah'ın yanına aldığı vükelası müstesna, maiyetindeki dilsizlerler, cüceler daima farklı tek kayıkta takip ederler."
Sultan III.
Murad saatinde Saltanat Kayıkları'nın köşkleri çini ile süsleniyordu.
Padişah'ın İznik Kadısı'na göderdiği tek fermanda "...hassa-i hümayunum için müceddeden apartman olunmak fermanım olan kayığın kıçı zeyn olunmak için İznik'te 2300 kıta çini piruze renk küre gerekli ve mühimdir..." olarak tanımlanmaktadır.
Evliya Çelebi de, Saltanat Kayığı'nı tanım eder iken "Kızıltegaç Kayığı'nın kıçında cevahir kubbe, altında mücevher taht, üstünde yalın cura, zurna ve çifte nara faslı ederek Haliç'in tarafeynde olan kat kat yalıları, bağ ve bahçeleri, tersaneleri temaşa ederek giderlerdi." demektedir.
Sultan I.
Mahmut'un ve haleflerinin kayıklarının köşkleri altın yaldızlarla süslü direkler üstünde tutturulmuş zarif kubbeler durumunda yapılırdı.
Direklerin arasına ipekli kumaştan perdeler asılırdı.
Saltanat Kayıkları, tersanede inşa edilir, Sarayburnu Kayıkhanesi'nde Dolmabahçe'de muhafaza edilirdi.
19.
yüzyılda Osmanlı'da misyon yapan olan Amerikan Elçisi, İstanbul kayıklarına hayran olmuş ve Osmanlı hükümdarlarının Saltanat Kayıkları ile, Venedik doçlarının kayıklarını ve Kleopatra'yı Nil üzerinde gezdiren süslü tekneyi karşılaştırma ederek, avantajı Osmanlı Kayıkları'na vermişti.
"Selimlerin, Muradların ve Mehmedlerin boğazı geçişlerindeki mükemmel hal hiçbir saltanat kadırgasında yoktu.
Padişah'ın kayığı tek yaldız ve parıltı kütlesiydi.
Güneşte büsbütün ışıldıyordu.
Edalı iniş çıkışlarıyla suya vuran nefis pırıltıları sanki ruhlandırılmış şairane tek varlık halindeydi."
Osmanlı hükümdarları, Saltanat Kayıkları ile İstanbul sularında merasimle tenezzühe çıkarlardı.
Sultan III.
Selim saatinde İstanbul'da tespit edilen tek ecnebi sanatkar, hükümdarın Saltanat Kayığı ile Boğaziçi'ne çıkışını şu şekilde anlatmaktadır:
"...Sandalye namında altı devasa sandal Mevkib-i Hümayun'a yol açar, bunlara 150'ye varan hademerl biner, sağ ve solunda giden iki sandala rakip olan Haseki Ağaları ellerinde tuttukları değneklerle vasıtalara buyruklar verirler.
Hademerlin Sandalları'ndan ardından Sarık Sandalya olarak bilinen tek sandal gelir ki buna Destan-ı Hümayun'u nakle memur olan kimse biner, Sarık Sandalya'nın arkasında altı kayık yürür ve bu kayıkların herbirindeMabeyinci yer alır.
Padişah'a özgü olan kayıklar iki tanedir.
İkisinde de üç fenerli, som gümüşten parmaklıklarla çevrilmiş dört sütun üstüne oturtulmuş tek köşk bulunmaktadır.
Bu köşkler, uçları gayet yükümlü sırma işlemeli ve ince, halis incilerle süslü fistonlardan meydana gelen saçaklı kırmızı çuhadan yapılmışlardır.
Kayık köşkünün haricinde Bostancıbaşı yer alır ki, dümen meblağ.
Köşkün içerisi ise som gümüşten biş parmaklıkla bölünmüştür.
Burada, huzurda tespit edilen üç şahıs yer alır.
Saltanat Kayığı'nda bostancıların teşkil ettikleri iki sıradan her birinin merkezinde ise iki Başçuhadar bulunmaktadır.
Bunlardan biri Padişah'ın karaya çıkışında ata binerken üstüne basması için tek sandalye meblağ.
İkinci Saltanat Kayığı da epey süslüdür.
Bu kayıktaPadişah'ın kılıcını taşımakla misyonlu olan Silahtarağa yer alır.
Padişah dönüşünde arkadan gelen bu kayığa biner, karadan denize her intikalinde kayık değiştirir.
Kafileye dahil olan başka kayıklara Harem Ağalarıbinerler, başında ise Kızlarağası yer alır.
Padişah'ın geçişi Kız Kulesi'nden atılan toplarla ilan edilir.
Saltanat Kayıkları
"Haliç'in İki Tarafındaki Kat Kat Yalıları, Bağ ve Bahçeleri ve
Tersaneleri Temaşa Ederek Giderlerdi.."
[Selim'lerin, Murad'ların ve Mehmed'lerin boğazı geçişlerindeki mükemmel hâl hiçbir saltanat kadırgasında yoktu.
Padişah'ın kayığı tek yaldız ve parıltı kütlesiydi.
Güneşte büsbütün ışıldıyordu.
Edalı iniş çıkışlarıyla suya vuran nefis pırıltıları sanki ruhlandırılmış şairane tek varlık halindeydi.]
İstanbul Kayıkları ölçüleri, şekilleri ve tezyinatları itibariyle başka Akdeniz teknelerinden ayrı tek kaliteyi taşırlardı.
Kayıklar Haliç ve Boğaziçi güzelliklerini seyredebilecek özelliklerde yapılırlardı.
İstanbul'un fethinden ardından Boğaziçi ve Marmara sularında Osmanlı hükümdarlarının bindikleri tenezzüh teknelerineSaltanat Kayığı denilmiştir.
Deniz yoluyla sefere çıkan hükümdarlar devasa denizlere metanetli ve başka donanma gemilerinden süslü baştardelere binerlerdi.
Osmanlı gemi inşa sanatının defa güzide örneklerinden bir tanesi olan Saltanat Kayıkları'nda güzellik ve debdebe en yalın tek üslupla ifade edilmekteydi.
Köşklü, Kuşlu gibi isimlerle hatıralan Saltanat Kayıkları muhtelif boyutlarda inşa edilmekle beraber genellikle 13 çifte kürekle hareket ederlerdi.
31-32 metre uzunluğunda, 2,35 metre genişliğinde ve 3,10 metre yüksekliğinde yapılırdı.
Saltanat Kayıkları'nın kıç doğrultusunda hükümdarlara kalifiye köşk yer alır, başları uzun veyahut kıvrık olurdu.
Kıç ve baş süslemeleri ise altın yaldızlı oymalarla yapılırdı.
Baş yönüne tahtadan ya da gümüşten kartal ve deniz kuşları gibi figürlerin konulduğu bu kayıklara çekilen fenerler de gümüştendi.
Köşkün üzerine ve köşelerine flandıralar çekilmiştir.
Bu kayıklar çift yelkenlidir.
16.
yüzyılın sonlarında ve 17.
yüzyılda kayık köşkleri göz alıcı tek güzelliğe erişmiş, süslemesinde altın, gümüş, kafaya, sedef ve değerli taşlar kullanılmaktadır.
1585 seneninde İstanbul'u ziyaret eden İngiliz Gezgin John Sanderson, Saltanat Kayıkları'nı şu şekilde anlatmaktadır: "Bu kayıklar defa süslü ve görülmeye değerdir.
Kıç, baştan kafaya fildişi abanoz denizaygırı dişindendir.
Seksen adet seçme kürekçisi bulunmaktadır.
Her kürekte ikşer şahıs yer alır.
Kürekçiler hep beyaz mintan ve kırmızı serpuş giyerler.
Padişah'ın yanına aldığı vükelası müstesna, maiyetindeki dilsizlerler, cüceler daima farklı tek kayıkta takip ederler."
Sultan III.
Murad saatinde Saltanat Kayıkları'nın köşkleri çini ile süsleniyordu.
Padişah'ın İznik Kadısı'na göderdiği tek fermanda "...hassa-i hümayunum için müceddeden apartman olunmak fermanım olan kayığın kıçı zeyn olunmak için İznik'te 2300 kıta çini piruze renk küre gerekli ve mühimdir..." olarak tanımlanmaktadır.
Evliya Çelebi de, Saltanat Kayığı'nı tanım eder iken "Kızıltegaç Kayığı'nın kıçında cevahir kubbe, altında mücevher taht, üstünde yalın cura, zurna ve çifte nara faslı ederek Haliç'in tarafeynde olan kat kat yalıları, bağ ve bahçeleri, tersaneleri temaşa ederek giderlerdi." demektedir.
Sultan I.
Mahmut'un ve haleflerinin kayıklarının köşkleri altın yaldızlarla süslü direkler üstünde tutturulmuş zarif kubbeler durumunda yapılırdı.
Direklerin arasına ipekli kumaştan perdeler asılırdı.
Saltanat Kayıkları, tersanede inşa edilir, Sarayburnu Kayıkhanesi'nde Dolmabahçe'de muhafaza edilirdi.
19.
yüzyılda Osmanlı'da misyon yapan olan Amerikan Elçisi, İstanbul kayıklarına hayran olmuş ve Osmanlı hükümdarlarının Saltanat Kayıkları ile, Venedik doçlarının kayıklarını ve Kleopatra'yı Nil üzerinde gezdiren süslü tekneyi karşılaştırma ederek, avantajı Osmanlı Kayıkları'na vermişti.
"Selimlerin, Muradların ve Mehmedlerin boğazı geçişlerindeki mükemmel hal hiçbir saltanat kadırgasında yoktu.
Padişah'ın kayığı tek yaldız ve parıltı kütlesiydi.
Güneşte büsbütün ışıldıyordu.
Edalı iniş çıkışlarıyla suya vuran nefis pırıltıları sanki ruhlandırılmış şairane tek varlık halindeydi."
Osmanlı hükümdarları, Saltanat Kayıkları ile İstanbul sularında merasimle tenezzühe çıkarlardı.
Sultan III.
Selim saatinde İstanbul'da tespit edilen tek ecnebi sanatkar, hükümdarın Saltanat Kayığı ile Boğaziçi'ne çıkışını şu şekilde anlatmaktadır:
"...Sandalye namında altı devasa sandal Mevkib-i Hümayun'a yol açar, bunlara 150'ye varan hademerl biner, sağ ve solunda giden iki sandala rakip olan Haseki Ağaları ellerinde tuttukları değneklerle vasıtalara buyruklar verirler.
Hademerlin Sandalları'ndan ardından Sarık Sandalya olarak bilinen tek sandal gelir ki buna Destan-ı Hümayun'u nakle memur olan kimse biner, Sarık Sandalya'nın arkasında altı kayık yürür ve bu kayıkların herbirindeMabeyinci yer alır.
Padişah'a özgü olan kayıklar iki tanedir.
İkisinde de üç fenerli, som gümüşten parmaklıklarla çevrilmiş dört sütun üstüne oturtulmuş tek köşk bulunmaktadır.
Bu köşkler, uçları gayet yükümlü sırma işlemeli ve ince, halis incilerle süslü fistonlardan meydana gelen saçaklı kırmızı çuhadan yapılmışlardır.
Kayık köşkünün haricinde Bostancıbaşı yer alır ki, dümen meblağ.
Köşkün içerisi ise som gümüşten biş parmaklıkla bölünmüştür.
Burada, huzurda tespit edilen üç şahıs yer alır.
Saltanat Kayığı'nda bostancıların teşkil ettikleri iki sıradan her birinin merkezinde ise iki Başçuhadar bulunmaktadır.
Bunlardan biri Padişah'ın karaya çıkışında ata binerken üstüne basması için tek sandalye meblağ.
İkinci Saltanat Kayığı da epey süslüdür.
Bu kayıktaPadişah'ın kılıcını taşımakla misyonlu olan Silahtarağa yer alır.
Padişah dönüşünde arkadan gelen bu kayığa biner, karadan denize her intikalinde kayık değiştirir.
Kafileye dahil olan başka kayıklara Harem Ağalarıbinerler, başında ise Kızlarağası yer alır.
Padişah'ın geçişi Kız Kulesi'nden atılan toplarla ilan edilir.
Son düzenleme: