Salih Memecan (karikatürist)

S
  • Kullanıcı She`
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Türk Ünlüler
Salih Memecan

tiryaki_mucella.gif


(d. 2 Eylül 1952 Giresun ), Türk karikatürist. Karikatürleri günlük olarak Sabah gazetesi ve ATV’de , haftalık olarak da Aktüel dergisinde yayınlanmaktadır.
Ankara Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde Mimarlık Fakültesi’ni bitirdikten sonra yine aynı bölümde yüksek lisansını bitirmiştir. Daha sonra Fullbright bursuyla gittiği A.B.D’de Pennsylvania Üniversitesi’nde doktorasını tamamlamıştır (1983).



Salih Memecan, günlük olarak Sabah gazetesinin ön sayfasında yayınlanan Bizimcity karikatürlerini çizerken bir yandan da yine aynı gazetenin arka sayfasında günlük olarak yayınlanan Sizinkiler bant karikatürlerini çizmektedir. 1998-2007 seneleri arasında New York eyaletinde yaşamış, burada bir yandan ihtisas yaparken, karikatürlerini de oradaki evinden çizmiştir. Şimdi ise Türkiye'de yaşamaktadır. AKP milletvekili Mesude Nursuna Memecan ile evlidir.

**************


wol_error.gif
This image has been resized. Click this bar to view the full image. The original image is sized 1148x861 and weights 116KB.
salih-memecan.jpg


'Ben konuşamadığım için çizmeye mecbur kaldım, siz de beni çizebildiğim için konuşmaya davet ediyorsunuz..'
Salih Memecan’ı yıllardır Sabah gazetesindeki karikatürlerinden tanıyorsunuz. Siyasi gündemi çarpıcı bir sadelikle yorumlaması onu bugün Türkiye’nin en bilinen karikatüristi haline getirmiş bulunuyor. ODTÜ’de mimarlık öğrenimini birincilikle tamamlamış, ABD’de teknoloji ve felsefe doktorasını almış, hocalarının mimarlık yap ısrarlarına rağmen çizgilerle 35 yılı devirmiş bir sanatçı Memecan. Bu yönüyle anılmak istediği için “Siyaset işime gelir, siyasetçi olmak gelmez.” sözünün arkasında. Ancak, AK Parti milletvekili seçilmesi kuvvetle muhtemel eşi Nursuna Hanım’ın Meclis’e girmesinden sonra yaşanacakları ise hepimiz merak ediyoruz.

-Türkiye’de karikatür maceranız Nokta’da başladı. O süreçte Türkiye’de siyasal karikatürün çizgisi belli miydi, yoksa Salih Memecan kendi çizgisini mi buldu?

Siyasi karikatüre 1971’de başladım. Ankara’da, eski Ulus gazetesinin devamı olan Barış gazetesi vardı. 1971’den 1976’ya kadar her gün orada çizdim. Günlük haberleri takip edip yorum yapabilmeyi ve disiplini Barış’ta öğrendim. ABD’ye doktora için gittiğimde de onların büyük gazetelerine çizdim. Barış’tayken Ankara’daki siyasi gündemle ilgili yorum yapıyordum. ABD’de ise daha ziyade, önümüzdeki günlerde gündeme gelecek, kalıcı konulara bakıyordum. O konularda karikatürler çizip, ABD’nin 15-20 büyük gazetesine yolluyordum. Editörler o karikatürleri ellerinde tutup konuyla ilgili bir makale çıktığı zaman kullanıyorlardı. Esas işim mimarlık diye karikatürü pek ciddiye almamıştım. Doktoramın bitmesine yakın Haluk Şahin, Nokta dergisine yayın yönetmeni oldu. Washington Post’ta karikatürlerimi görmüş, “Gel burada çiz, ya da yolla.” dedi. Birkaç ay ABD’den yolladıktan sonra, Türkiye’ye kesin dönüş yapınca sürekli çizmeye başladım.

-Bir haber dergisinde çizmek nasıldı?

1983’te Nokta’da çizmeye başladığımda Türk siyasi karikatüründen daha farklı şeyler yapıyordum. Türkiye’de bir paketin içine giriyordun. Solcu karikatürist isen sol karikatür çiziyordun. Ne çizeceğin, neyi savunacağın belliydi. Okuyucuların da bir kitle olduğu için, seni beğeniyorlardı. Tabii bunun istisnaları da vardı. Semih Balcıoğlu sol görüşlü bir karikatüristti; ama Tercüman’a çiziyordu. ABD’de ise daha ziyade konu bazlı çalışılır. Bağlantılı değilsin. Ben de öyle yapmaya başladım. Böyle bir durumda popüler olman lazım. Çünkü okuyucun garanti değil. Onun için de yazılar, konuşma balonları kullanmaya başladım. Bilgisayar çıkınca, ki Sabah’a geçtiğim döneme denk geliyor, Bizimcity başlığıyla her gün gazetenin birinci sayfasında küçük bir yorum çizmeye başladım. İddialı olmak zorunda değilim, dünyayı da kurtarmayacağım; günlük olaylarla ilgili, anlaşılır olmayı önemsedim.


SİYASİ KARİKATÜRİST OLMAYI SEVMİYORUM

-ABD’de konu eksenli çalışmanın, Türkiye’de ise gündeliği yorumlamanın dışında, ikisi arasındaki temel farklılıklar neler?

ABD’deki yasal kısıtlamalar buradakinden çok daha az. Karikatüriste hakaret davası açılamıyor. Zaten rejimi sorgulamak gibi şey de yok. Dolayısıyla karikatüristin yasalar önünde dokunulmazlığı var. Türkiye’deki yasalar bunu farklı yorumlayabiliyor. Ama ABD’de bir azınlık grubunu eleştiremiyorsun. Bizdeki 301 gibi bir yasaları yok; ama yazılı olmayan bir kural var. Okuyucu ve reklâm verenlerin tepkisinden çekiniliyor. Buna da ‘political correcting’ deniyor. O da tabii birçok karikatüristin elini bağlıyor. Siyah bir ABD’liyi patlak dudaklı, kıvırcık saçlı çizemiyorsun. “Bunu, beni ajite etmek için çiziyorsun.” diyor.

-ABD’de yasaklanan, bu daraltılmış yorumlama bizde yok mu? Örneğin, muhafazakârlık siyasetle ilişkilendirildiğinde takke, cübbe, seccade, tespih çıkıyor sahneye...

Doğru, böyle bakıyorlar. Bunu biraz da zaman içinde hedef alınanların kırmaları gerekiyor ki kırıyorlar da... Bundan 10 sene önce AK Parti’nin liderlerini öyle sembolize etmek yanlış olmayabilir. MHP’lileri Türklüğün kökeniyle sembolize etmek de zaman içinde yumuşayacak. Eşim, AK Parti milletvekili adayı. Onu tespihle, sakalla sembolize edemezsin. Ama karikatürü, böyle sembollerle anlatmazsanız işi çok zor olur. Bu, haksızlık seviyesine doğru gidiyor; ama karikatür olduğu için idare etmek gerekiyor.

-Siyasetin ve siyasetçinin değişen söylemi, çizerin sembollerini de değişime zorluyor yani.

Tabii. Karikatürist çok pratik olduğu için bazı şeylerin değiştiğini unutuyor. Hatta ben bile Demirel’i ilk nasıl çizmişsem öyle devam ediyorum. Bir bakıyorum, aradan 40 yıl geçmiş. Demirel yaşlanmış, avurtları çökmüş. Bu eleştiride haklısın; ancak karikatüristin araçlarından biri de bu dil.

-Salih Memecan için Türkiye’nin ‘en siyasi karikatüristi’ diyebilir miyiz?

Diyebilirsin. Bunu seviyor musun dersen, pek sevmiyorum. Onun yerine Limon, Zeytin karikatürleri yapmayı veya daha siyaset dışı karikatürler yapmayı tercih ederim. Ama siyasi karikatür yapma ihtiyacı hissediyorum. Çok şeye kızıyorum, içimden geliyor, “Şununla ilgili bir şey çiz Salih.” diyorum. ABD’de olsaydım, belki siyasi karikatürist olmazdım. Orada sistem daha yerine oturmuş. İyi kötü, demokrasi çalışıyor. Çalışmadığı zaman birileri müdahale edip, çalışır hale getiriyor. Bizdeki müdahaleler daha haşin oluyor.

-Siyaseti sevmediğini söyleyen siyasi bir karikatüristin bir de eşinin milletvekili adayı olması ve seçilme ihtimalinin yüksekliği, işleri zorlaştırmayacak mı?

O seviyor! Ben çizdiğim karikatürlerle siyasi düşüncelerimi, dünya görüşümü bir şekilde dışa vuruyorum. Onun böyle bir şeyi olmadığı için gördüğü yanlışlara müdahale etme ihtiyacını siyasetle gidermeyi düşünüyor. Ama Nursuna çok duyarlıdır. “Aman ya, bana ne!” demeyen bir karakter. Onun için siyasete girme kararı aldı.


BEN SANATÇI ADAMIM, SİYASETÇİ OLAMAM



-Salih Memecan’ın çizgilerinde muhafazakâr yan mı, liberal yan mı daha ağır basar?

Yetişme tarzı olarak muhafazakâr biri değilim. Abdullah Bey de, “Ben dindarım demekten çekinirim.” diyor. Ben daha sanatçı gibi büyüdüm, sanatçı gibi yaşıyorum. Sanatçı olmak başka bir yaşam tarzını gerektiriyor. Bundan kastım barlara gidip içki içmek değil; ama uyumsuzlukların oluyor. Sanatçı adam, rahatsızdır. Bana “Neden siyasete girmedin?” diye sorarsan, ben uyamam ki böyle bir şeye. Orijinal olmalıyım, farklı olmalıyım, kendim öne çıkmalıyım. Beni parti disiplinine aldığın an bitirdin demektir.


-Siyasi karikatür muhatabını gerer, hatta ayar verir. Dolayısıyla özünde bir gerilimi de taşıyor. Siyasi karikatürün gerilimi, karikatüristi de korkutur mu?

Korkutur. Bazı durumlarda gerilimden çekindiğim oluyor. Bazı durumlarda da haksızlık yapmaktan çekiniyorum. Bir adamı, rahatlıkla suçlayıp, eleştirdiğini zannediyorsun, sonra eski tecrübelerin aklına geliyor. Vicdanını hep dinlemen gerekiyor.

-Eleştiri dozunu fazla kaçırdığınız zamanlar oldu mu?

Belki zamanında Mesut Yılmaz’da olmuştur. “Keşke o kadar üst üste çizmeseydim.” demişimdir. Bir politikacıyı bir gün eleştirdiysem, ertesi gün eleştirmemeye çalışıyorum. Misyonum, onu yıpratmakmış gibi anlaşılmamalı.

- “Az bile çizdim.” ya da “Zülfüyâre dokunsaydım.” dedikleriniz…

Kantarın topuzu o kadar dengeli gitmiyor. Siyasi karikatüristler Türkiye’de çok titiz davranmalı. Birini eleştirirken, onun rakibini de eleştirebilmeniz lâzım. Onu eleştiremeyeceksen, haksızlık oluyor. Siyasi lideri eleştirmek, dünyanın en rahat işidir. En fazla, hakaret davası açar. Onu da açmaması gerekir. Ama öbür tarafta eleştiremeyeceğin kişiler olabilir. O gibi durumlarda siyasilerle o kişiler karşı karşıya gelirse, sen taraf oluveriyorsun.

-Bu bana karikatürde demokrasiyi çağrıştırıyor...

Buna vicdan meselesi, haksızlık yapmama meselesi diyelim. Onun için kendini eleştirilemeyecek durumda gören insanlar siyaset yapmamalı. Siyaset yapmaya girdiği zaman eleştirileceğini bilmeli.

İNÖNÜ’YÜ ÇİZERKEN HEP VİCDAN AZABI ÇEKTİM

- “Cumhurbaşkanlığı Özal’la birlikte çizilebilir bir hale geldi.” diyorsunuz. Bunda Özal’ın sivilleşmeci yanı da baskındı. Bugün baktığımızda, ketum bir cumhurbaşkanının varlığı sizi zorluyor mu?

Cumhurbaşkanlığı makamı gerçekten çizilebilir bir makam oldu. Onun için cumhurbaşkanının karikatürünü rahatlıkla çiziyorum. Şu ana kadar olumsuz bir tepki göstermedi. Şimdiki cumhurbaşkanı çok konuşkan bir siyasi değil.

-Sezer’i, Özal ve Demirel’le yan yana koyarsanız…

Demirel ve Özal siyasetten geldikleri için daha esnektiler ve halka duyarlılıkları fazlaydı. Sezer ise bürokrasiden geldiği için daha soğuk.

-Genellikle acemi politikacıların davalarına muhatap kalmışsınız. Bu yönüyle yönetenler de bir yönetilme problemi mi yaşıyor?

Yeni bir politikacı ciddi bir güce sahip olduğu zaman normal bir vatandaş gibi kendisiyle dalga geçen insana dava açmak istiyor. Bu hakkını özellikle Türkiye’de kullanmaması lâzım. Bilhassa karikatüristlere karşı… Siyasetçi olduğunda bir sürü insan seni haksız yere sevecek, göklere çıkaracak. Haksız yere eleştirildiğin zaman da bağrına taş basıp kabul etmen lâzım. Mesela Erdal İnönü’yü eleştirirken hep bir vicdan azabı çekerdim. Hocamdı, “Ne ayıp oluyor, yaşlı başlı adama böyle şeyler söylemek.” derdim. Birileri onu omuzlarına alıyor, alnına kurban kanı sürüyor, esasında bu teveccühü birçok durumda hak etmiyor.

-Yani ayaklarını yere bastırıyorsunuz…

Evet, bir nevi öyle diyebilirsin.

-Bugüne kadar en problemli olduğunuz lider hangisiydi?

Bir problemim olmadı; ama iki dava açıldı. İkisi de Turgut Özal tarafından. Cumhurbaşkanlığı yıllarıydı.

BAŞBAKAN ERDOĞAN’A, AÇTIĞI KARİKATÜR DAVASININ HAKSIZ OLDUĞUNU SÖYLEDİM

-Karikatürist Musa Kart’ın başbakanı kedi biçiminde çizmesi sonucu mahkûm edilmesini nasıl karşıladınız?

Bence başbakanın dava açması haksızlıktı.

-Bunu kendisine söylediniz mi?

Evet.

-Ne cevap verdi?

“Ama Batı’da açıyorlar.” dedi. Ben de ABD’de açmadıklarını söyledim. O da, bu tip konularda daha duyarlı olunmasını istedi.

-Başbakanın dava açması sizi niye rahatsız etti?

Ben bir karikatürist olarak özgürlükleri getirmek için siyasi bir partinin arkamda olmasını isterim. Biri bana dava açarsa, bilmeliyim ki siyaset benim arkamda.

-Sınırsız özgürlüğü çağrıştırmıyor mu?

Çağrıştırıyor; ama karikatür, abartma, dalga geçme işidir. Bunları yapmıyorsan, karikatür çizme. Bile bile seni daha kusurlu göstermek için vardır, karikatür. Karikatürden, editör sorumludur. “Bunu yayınlarsak okuyucu kızar mı, hak ihlali yapmış olur muyuz?” gibi endişeler taşımalı. Hz. Muhammed karikatüründe de benzeri yaşandı. O karikatürü koyduğun zaman, tepkileri göze alıyor olman gerekir. Tepkileri göze alıp da sayfaya koydularsa, o zaman da provokasyondur. Böyle bir tepki beklemeden koyduysa da, yanlış karar. Burada düşünce şu olmalı, Müslümanlar peygamberlerinin karikatürlerinden rahatsız oluyor mu, oluyor. Müslümanları rahatsız etmek istiyor muyum? Hayır. O zaman yayımlamayacağım. Rahatsız etmek istiyor da olabilirsin, o zaman provoke edersin.



EŞİMİN BEĞENMEDİĞİ KARİKATÜRLERİM ÇOK POPÜLER OLDU

-Çizimlerinizde ailenizin eleştirilerine maruz kalır mısınız?

Şimdi düşünüyorum da, olmadı galiba. Genellikle ABD’de çalıştığım zaman, gazeteye yollamadan önce görüşünü aldığım insan eşim olurdu. “Olmamış.” derse bir daha düşünürdüm; ama onun bazen “Olmamış.” dediği karikatürler, en popüler karikatürlerim oldu!

-Size göre siyasi karikatür Türkiye’de henüz çok yeni bir olgu. Gidişatı nasıl?

Her gazetenin siyasi bir karikatüristi var ve eskiyle kıyaslandığında bunlar popüler karikatürler çiziyorlar. Bundan sonraki aşamada Türk karikatürünün uluslararası olması lazım. Yabancı basının taleplerini anlayıp o alanda karikatür çizmek ve yollamak gerekiyor.

-Yabancı basın nasıl bakar buna?

İyi bakar. Türk çizerlerin illüstrasyonları ABD’de yayımlanıyor. Bu sayı artmalı.

-Onların dünyasını çizmek, anlam dünyalarını tanımayı gerektirmez mi?

Gerektirir elbette. Okuyucu kitleni genişletince, daha uzlaşmacı oluyorsun. ABD’de çizeceksen liberal bakman şart. Meksikalıların 50 yıl önce patlak dudaklı, zenci bir karakterleri varmış. Bunu posta pulu yapıp, ABD’ye gönderdikleri mektuplarda kullanmışlar. Hepsi geri dönmüş. Onun için hassasiyetlerini bilmelisin. Ama çok da taviz verirsen, an gelir karikatürist olmaktan çıkıverirsin.

-Alıntı-
 
Geri