Alinti yapmayi hic sevmememe ragmen, kadinlarin arasindan neden bir Shakespeare cikmadigi sorusuna ayrintili cevap veren Virginia Woolf'u anmamanin haksizlik oldugunu dusunuyorum..
"Çünkü benim görüşüm şu ki, bir yüzyıl daha yaşarsak -birey olarak yaşadığımız ayrı küçük yaşantılardan değil, gerçek yaşam olan ortak yaşamımızdan söz ediyorum- ve her birimizin yılda beş yüz poundu ve kendi odası olursa; düşündüğümüzü tam olarak yazma yürekliliği ve özgürlüğü alışkanlığına sahip olursak; biraz olsun ortak oturma odasından uzaklaşıp insanları her zaman birbirleriyle olan ilişkileri değil ama gerçeklikle olan ilişkileri çerçevesinde görebilirsek ve gökyüzünü, ağaçları ya da kendi içinde var olan herhangi bir şeyi de böyle görebilirsek; Milton’un gülyabanisinin ardına bakabilirsek; çünkü hiç kimse görüş alanımızı kapamamalı ve gerçeği göğüslersek, çünkü şu bir gerçektir ki, tutunacak bir kol yoktur ve tek başımıza yol alırız ve yalnızca kadınların ve erkeklerin dünyasıyla değil, gerçeklikle ilişki içindeyizdir; o zaman beklediğimiz olanak doğacak ve Shakespeare’in kız kardeşi olan ölü ozan, birçok kez toprağa yatırdığı bedenine bürünecektir. Kendinden önceki erkek kardeşinin yaptığı gibi tanınmamış kadın öncülerinin yaşamından kendi yaşamını çekip çıkaracaktır."
Kisacasi, egitim firsatlari esitlendiginde, Kadin ekonomik ozgurlugune kavustugunda, ozguven sorununu asip kendine bos zaman olusturmaya basladiginda kadinlardan da sairler cikmaya baslayacak..