Şafak operasyonu, çıplak arama, tehdit, işkence

🕒 Konu sahibi 20 saat önce aktifti

Duruşmada genç bir kadın, çıplak aramayı, çocukları üzerinden tehdit edilmesini, şafak operasyonunda yaşananları anlatarak, feryat ediyor: “Lütfen, rica ediyorum Medya A.Ş. Genel Müdürü Pınar'ı yargılayın. Benim çocuklarıma yazık, günah değil mi?”​


Mahkemede, genç bir kadın,
Pınar Türker konuşuyor.
Konuştukça salon susup,
pür dikkat dinliyor.
Şafak operasyonunda olanları,
küçük kızlarının korkusunu,
nezarethaneyi, çıplak aramayı,
tehditleri anlatıyor.
İşkence suçtur ve yasalarımıza göre
zamanaşımına tabi değildir.
Bütün bunlar soruşturulacak mı?
Sorumlular belirlenecek mi?
Bir işlem yapılacak mı?
2026 yılında, İstanbul’da,
herkesin takip ettiği bir davada
olanları, yaşananları dinliyoruz.
Pınar Türker anlatıyor:

06f141d7-39f1-4ccd-996b-db4779465668.webp

“Ağlayan çocuğuma su vereyim, diyorum: Hayır!”​

“Ben iki kızımla,
dediğim gibi yalnız yaşıyorum.
Polisler eve geldi.
Sabah 5.30- 6.00.
Gelmeden, kapıyı çaldılar.
Allah'tan avukatımı arayabilmiştim,
çünkü girince polisler hemen telefonumu aldılar.
"Hiçbir şeye dokunmayın" dediler.
Çocuklarım ağlıyor, diyorum ki:
"Bir su vereyim".
"Hayır".
Küçük kızım okula gidecek,
"Hayır, kimse kımıldamasın,
delil karartmayın
" diyor Polis bey,
komiser herhalde...

“Polis kalmadı, cinayet masasından geldik”​

Onun gözlerindeki bakışı hiç unutmayacağım.
Bir kadın memur vardı,
kızlarımla birlikte o da ağlıyordu.
Dedi ki "Kaşe var mı?"
"Ne kaşesi?"
"Şirket kaşesi" dedi.
"Yok" dedim,
ben şirketin genel müdürüyüm,
kaşeyi ne yapayım?
"Arayın evi" dedim, evi arıyorlar.
"Kimse yerinden kımıldamasın" dedi bize.
Biz de böyle salonun ortasında
pijamalarla duruyoruz.
Kızlarım da haliyle ağlıyorlar
ve
bana sarılmak istiyorlar.
"Sakın kimse birbirine dokunmasın" dedi.
"Siz dedim mali suçlar için gelmediniz mi?
Biz ne delili karartacağız?"
Şey dedi polis;
"Biz cinayet masadan geliyoruz" dedi.
Öyle olunca benim kızlarım
avaz avaz ağlamaya başladılar
.
Ben dedim, "Ne cinayeti" dedim.
Hayır dedi; "Şu an operasyon oluyor,
polis kalmadı, biz geldik" dedi.
Tiyatro mu ya da kabus mu gibi desem
o gerçekten polislerin gözlerindeki
o şeyi hiç unutmayacağım,
ama çok insani bir polis memuru daha vardı.
O hatta sonra beni
sağlık kontrolüne götürdüğünde,
annemi aradı iki kere,
benim konuşmama izin verdi,
"kızınız iyi" dedi, sonra tekrar aradı.
Allah razı olsun kendisinden.
Ben o şekilde çıktım evden.


“Soyun, çamaşırını da… Yere çömel, cinsel organını aç”​

Vatan'a girdik, emniyete.
Hakikaten ben oradan çıkamayacağım,
diye düşündüm.
Zaten sonra gerisi yağmur gibi yağdı.
İşte Fatoş geldi, Ceyda geldi.
Tanımadığım bir sürü insan geldi.
Sonra artık orada tabi hiç görmemişsinizdir
muhtemelen, görmeyin de inşallah
nezarethaneyi ama
zaman mefhumunuzu yitiriyorsunuz.
Çünkü bodrum katı olduğu için
hiç cam, pencere yok.
Müthiş bir pislik var her tarafta.
Artık kaçıncı gün bilmiyorum.
Bir kadın memur geldi,
"Arama yapacağız" dedi.
Sırayla götürüyorlar bizi.
Geriye getiriyorlar.
Ben de gittim.
Böyle arşiv odası gibi bir yere
aldı kadın memur beni.
"Soyun" dedi.
"Nasıl yani" dedim.
Eldiven taktı eline.
Arkada böyle klasörler, çok küçük bir oda.
"Üstünü çıkar" dedi,
"Üstümü çıkardım."
Ama üstünü çıkarmanın hani zaten çıplaksın,
ne kontrol edeceksin ama
kontrol yaptı, "Tamam" dedi.
"Üstünü giyebilirsin."
Peki” dedim, “gidebilir miyim?”
“Hayır” dedi. “Eşofmanını da indir” dedi.
İndirdim. “Çamaşırını da”.
“Nasıl yani” dedim? “İndireceksin” dedi.
Dolayısıyla ikisini de
ayak bileklerime kadar indirdim.
Şimdi yere çömel” dedi.
Ondan sonra (salona dönerek)
utananlar varsa çıkabilir,
ben utanmıyorum.
Bu onurunu, gururunu
insanların belki şeyini yıkmak için
yapılıyormuş ama hani yapan utansın,
ben utanmıyorum.
“Cinsel organını aç” dedi.
Başını, arkanı dön, eğil filan.
“Tamam” dedi.
Halbuki ben şimdi biz
ne olduğunu anlamıyoruz hani,
bu arada ben kendi
deneyimimi anlatıyorum.
Diğer arkadaşlarımızın
farklı polis memurları varmış,
daha farklı uygulamalar olmuş olabilir.
Ben kendi deneyimimi anlatıyorum.
Bir de bunun biz şey olduğunu da
anlamadık yani hani eldiven taktı ya eline,
eldiveni kullanmadığı için biz mutlu olduk.
Çünkü ben böyle jinekolojik muayene
filan gibi bir şey olacak zannettim.
Hani eldiven takınca biz sevindik nezarette sonra,
tutuklandıktan sonra Fatoş'un çığlıklarıyla
Elif'in ağlamasını hiç unutmuyorum.

Çünkü şimdi biz tutuklandık her şey film gibi.
O an bir avukatın telefonuyla
annemi aradım, kızlarımla konuştu.
Hepsi ağlıyorlar.

"Adalet Bakanlığı'ndan talimat geldi, sizi ayrı ayrı koyacağız"​

Sonra biz Silivri'ye geldik akşam vakti.
Hakikaten film gibi.
Çünkü insan cezaevine düşeceğini,
hani bir de böyle yedi sülalesinde
böyle bir şey olmayınca,
hiç suça bulaşmayınca filan,
hiç insanın aklının ucundan geçmiyor
ama olabiliyormuş.
Her şey insana dairmiş.
Geldik, bize dediler ki, merak etmeyin.
Biz 5 kadınız.
Bir de dışarıdan bir firma temsilcisinin eşiymiş o var.
Siz dediler 6 kişilik koğuşa koyacağız.
A biz çok sevindik filan.
Sonra müdür hanım dedi ki,
"Adalet Bakanlığı'ndan talimat geldi,
sizi ayrı ayrı koyacağız"
dedi.
"Burası senin" dediler.
Açtılar koğuşu, koydular beni içine.
Kapı kapandı.
Ben hemen cama koştum.
Cama koştum çünkü bir yanımdaki koğuşa,
"Elif, Fatoş seni koydular mı?"
Sonra Fatoş'u, sonra seni sonra Elif'i.
Fatoş çok çığlık atıyordu.
Fatoş çok çığlık atınca,
ben ona bir şey olacak diye,
ben bari susayım dedim..
yani bütün gece şey diye geçti o gecemiz.
Çünkü birimiz susuyoruz, birimiz ağlıyoruz.
Bir de daha fenası ses gelmezse
birbirimizi görmüyoruz, camdan konuşuyoruz.
Orası da ağırlaştırılmış müebbet arkadaşlar yatıyormuş.
Alt katta da cama çıktı başka kadınlar,
İBB geldiniz mi dedi.
Sonra ertesi gün mazgal açıldı,
şey dedi ki bana, infaz koruma memuru,
"Fatoş" dedi. "Efendim" dedim.
"SEGBİS" dedi. Dedim ki "O ne?"
"Mahkemeye çıkacaksın" dedi.
"Ben daha yeni tutuklandım" dedim.
"Dün çıktım mahkemeye" dedim.
"Yine çıkacaksın" dedi.
Dedim ben herhalde idam edecekler ya da şey,
müebbet verecekler hemen hüküm giyiyorum.
Yine ağlamaya başladım.
"Dur" dedi, "mahkemeden niye ağlıyorsun?"
Dedim ki "Ben bilmiyorum, bu ne SEGBİS ne?"
İşte dedi böyle online ekrana bağlanıyorsunuz.

d8f99b4d-759e-42d6-9616-b54d971f8940.webp

"Bu kafayla çocuklarını asla göremeyeceksin, Sosyal Hizmetler alır"​

Ben gittim oturdum, karşımda bir ekran açık
ama "Adalet mülkün temelidir" yazmıyor,
bir ofis orası.
Böyle gözüm de ısırıyor,
Allah Allah diyorum,
en sonunda kırmızı espresso makinesi vardı,
çünkü Savcı Bey bana
o makinede kahve ikram etmişti.
İfademi alan savcı, başkanım.
Savcım, size soracağım şimdi.
Siz tabii ki şey, sizin şahsınızla
hiç alakası yok konunun ama
hani meslektaşınız ya
böyle bir uygulama var mı, yok mu?
Dedi ki: "Ya" dedi,
"Fatoş şimdi ağlarsın böyle karşımda" dedi,
"ben sana ne dedim" dedi.
"Savcım" dedim, "ben yeniden ifade veririm,
vermemi istiyorsanız" dedim.
"Bir avukatıma sorayım."
"Hâlâ" dedi, "avukat diyorsun bana" dedi.
"Sen bu kafayla bir daha
çocuklarını asla göremeyeceksin
" dedi.
"Sen bekarsın, değil mi?" dedi. Evet.
"Velayetleri de sende?" Evet.
"Senin çocukların" dedi, "reşit de değildi, değil mi?" dedi.
Değil dedim.
"Eh, artık Sosyal Hizmetler alır senin çocuklarını" dedi.
Bir anneye böyle denir mi?
Çocuklarıyla tehdit ettiler.
"Ya bana gelir konuşursun" dedi,
"ya da malını mülkünü de alacağım" dedi.

"Film gibi her şey, biri çıkıp 'Kestik' diyecek sanki; ama olmuyor"​

Düzce'ye bir gittim.
40 metrekarede 25 kişiyiz, 16 kişilik.
Koğuş arkadaşlarım;
uyuşturucu satıcıları, cinayet, hırsız...

Artık mesela bir Roman gördüğümde
ben onun çadırcı mı, göçebe mi,
arabacı mı olduğunu anlarım.
Valla anlarım.
Uyuşturucu mu satıyor, hırsız mı, onu da anlarım.
Bir kız getirdiler hamile, 5 aylık, 4 aylık.
1.5 yaşındaki kızını duvara vura vura öldürmüş.
İddianamesini ben okudum.
Ama diyor ki: "Eşime benziyordu" diyor.
"Çok ağlıyordu." "Dayanamadım" diyor.
"Ama benim içim" diyor, "çok ferah.
7'sini de yaptım, 40'ını da yaptım,
mezarı da çok güzel" diyor. Hamile bir de.
Örgü ördüm, tuvalet temizledim.
Çünkü tuvaletler taşıyor.
Film gibi bu yaşananlar.
Gözlerimi açıp şey denmesini bekliyorum,
işim gereği tabii reklam çekimlerinin
setinde filan da bulundum,
birisi çıkacak şuradan,
"Kestik! Selçuk Bey siz birazcık daha
işte soru sorun, siz şey yapın.
Ekrem Bey siz araya girmeyin,
bir daha alıyoruz aynı planı
" filan
diyecekler diye umuyorum yani.
Ama olmuyor.

"Medya A.Ş. Genel Müdürü Pınar'ı yargılayın, çocuklarıma yazık değil mi?"​

Tutukluyuz biz hakikaten.
Ben Medya A.Ş. Genel Müdürü olarak
yargılanmaktan hiç gocunmuyorum.
Ben yüzde yüz beraat edeceğime,
yüzde 90 bile değil, inanıyorum.
Ama siz burada lütfen, rica ediyorum
Medya A.Ş. Genel Müdürü Pınar'ı yargılayın.
Benim çocuklarıma yazık, günah değil mi?
Bak geçen sene mezun oldu Nehir.
Londra'ya gidemedik,
o okuldan kabul olamadı.
Benim kızım tüm dünyada yapılan sınavda
yüzde 1'lik dilime girdi.
Şu an dünyanın en iyi yapay zekâ okulunda okuyor.
Bak mezun oldu, ben göremedim.
(Mezuniyet fotoğrafını heyete ve salona gösterdi.)
Orada benim güzel kızım. Babalarıyla...
Diyor ki: "Anneciğim kepimi saklıyorum,
sen eve geldiğinde havaya atacağım.
"
Yani şu kadar, bacak kadardı onu ilkokula verdiğimde,
mezun oldu, ben göremedim.
Can sağlığı olsun.

Anne Pınar'ı ne olur tahliye edin​

Ben rüşvet almadım.
15 aydır yatıyorum.
Bir şey çalıp çırpmadım,
mal varlığıma tedbir kondu.
Hakikaten, hakikaten çok mağdurum
ama kendime dair, geleceğime dair bir şeyim,
böyle bir yaşama sevincim, bir şeyim kalmadı.
Çok yorgunum.
Anneme dedim ki, demesem iyiydi
çünkü benim annem babam ablamı kaybetmişler,
çok agresif bir lösemiden 9 ayda...
Anneme dedim ki: "Keşke" dedim,
"idam cezası olsa da kalemi kırsa, bitse bu iş."
O kadar yorgunum, o kadar yorgunum ki
kendime dair hiçbir beklentim, isteğim yok.
Ama Sayın Hakim lütfen vicdanınıza sesleniyorum,
Sayın Savcım sizin de.
Yargılayın ama
Medya A.Ş. Genel Müdürü Pınar'ı yargılayın da
anne Pınar'ı ne olur tahliye edin.
Ev hapsi verin, ben çocuklarımla
zaten el ele oturmak istiyorum.
(Mahkeme heyeti duruşmaya ara verdi,
diğer sanıklar alkışladı,
annesi, kızı ve iş arkadaşların da bulunduğu izleyiciler
hıçkırıklarla ağladı.)
İşkence suçtur.

Haber Kaynaği
 
Hepsi yalan, AKP-polisi asla böyle bir şey yapmaz. Ülkeye özgürlüğü getirdiler. Eski Türkiye kalıntılarının iftirası bunlar.
İnnnmayanlar en büyük muhalefet lideri Kılıçdar dedeye sorsunlar.
 
Biz artık yapamıyoruzcuların kıskançlığı da diyebiliriz.
Bu çok yeni bir şeymiş gibi ağlamak zırlamak çok samimiyetsiz Kürtler yıllarca bu tür insanlık dışı muamelelere maruz kaldı o gün bunu savunanlar şimdi mağdur edebiyatı yapıyor
Tabiki savunmuyorum elbette insanlık dışı hiç kimse yaşamalı ama acı bir gerçek var ki o da "etme bulma dünyası" ne diyelim geçmiş olsun
 
Bu çok yeni bir şeymiş gibi ağlamak zırlamak çok samimiyetsiz Kürtler yıllarca bu tür insanlık dışı muamelelere maruz kaldı o gün bunu savunanlar şimdi mağdur edebiyatı yapıyor
Tabiki savunmuyorum elbette insanlık dışı hiç kimse yaşamalı ama acı bir gerçek var ki o da "etme bulma dünyası" ne diyelim geçmiş olsun
Bu bana sunu hatirlatti. Bir dönemler Diyarbakir'da falan gençler sokak gösterilerine gittiğinde o gençlere karşı güç kullanan güvenlik güçleri "Türk polisi" oluyordu ama Gezi direnişinde "AKP'nin polisi" oldular birden. Bu ülke insanları böyle çifte standarti cok seviyor alsjhsksjsjk. Hak, hukuk, adalet, demokrasi,.... sadece kendileri icin isteniyor, başkalarina yapilan ayni haksizligi ise inkar ediyorlar.
 
Son düzenleme:
Geri