Sadullah Paşa’nın mezar taşları
İstanbul Boğazı’ndaki yalısı ile tanınan ve Tanzimat Dönemi’nin önde gelen devlet adamlarından şair, diplomat Sadullah Paşa’nın, Sultan II. Mahmud Türbesi haziresi, I. adada bulunan kabrine ait mezar taşları
Baş tarafında:
Hüve’l-Hallâku’l-Bâki
Fazlü’l-Ârifîn Bünyamin Ayâşî
kuddise sirruhu’l-âlî hazretlerinin
sülale-i tâhirelerinden esbak
Kürdistan Valisi Es’ad Paşa
merhumun necl-i nebîli olub Viyana
sefir-i kebîri iken irtihâl-i dâr-ı bekâ eden
mütehayyizân-ı vüzerâ-yı Saltanât-ı
Seniyye ve vükelâ-yı Devlet-i Aliyye’den
merhum ve mağfurun-leh Es-Seyyid
Sadullah Paşa’nın ruhîçün
El-Fâtihâ
Sene 1308
Günümüz Türkçesiyle: Sonu olmayan yaratıcı “O”dur. (Allah’tır.) Olgunluk, iman, ihsan, ilim, marifet sahibi tanınmış bilginlerden Bünyamin Ayaşi hazretlerinin(onun yüce sırrı ve hakikati muazzez ve müşerref olsun) temiz soyundan eski Kürdistan Valisi rahmetli Es’ad Paşa’nın meziyetli, faziletli oğlu olup Viyana Büyükelçisi iken ebediyet âlemine göç eden, yüce Saltanat makamı ve Devlet-i Aliyye’nin itibarlı vezir ve vekillerinden (rahmet ve af ona olsun) Es-Seyyid Sadullah Paşa’nın ruhu için Fatiha Sene Miladi-1891
Ayak tarafında kendisine ait bir mısra olan:
“N’olsan budur cihânda hayatın nihâyeti”
Sadullah
Yani: Ne olursan ol(benim gibi makam, şöhret, itibar sahibi olsan da) dünyada hayatın sonu işte budur (ölümdür)
Sadullah Paşa kimdir?
Tanzimat Dönemi’nin önde gelen Osmanlı devlet adamlarından Sadullah Paşa, 1838 senesinde Erzurum’da doğmuştur. Babası Es’ad Muhlis Paşa’dır. İstanbul’da başlayan eğitimi özel hocalardan aldığı derslerle devam etmiştir. İyi derecede Arapça, Farsça ve Fransızca öğrenen Sadullah Paşa, on beş yaşında Maliye-i Varidat Kalemi’ne girerek devlet hizmetine adım atmış, 1856 yılında Babıali Tercüme Odası’na geçmiştir. Divan-ı Hümayun Tercümanlığı, Maarif Müsteşarlığı, Mabeyn Başkatipliği, Şura-yı Devlet Azalığı, Ticaret ve Ziraat Nazırlığı gibi önemli görevlerde bulunmuştur.
Sultan II. Abdülhamid’in tahta çıkmasından sonra İstanbul’dan uzaklaştırılmış, Berlin Büyükelçiliği görevinde iken Ayastefanos Antlaşması ve Berlin Kongresi müzakerelerinde Osmanlı İmparatorluğu’nu temsil etmiştir. Son derece birikimli, entellektüel bir devlet adamı olan Sadullah Paşa, edebiyat ve çevirilerle de ilgilenmiş, Alphonse de Lamartine'in şiirlerini Türkçe’ye tercüme etmiştir. Tanzimat devri seyahat edebiyatının ilk örneklerinden olan “Berlin Mektupları” adlı çalışmasının yanısıra “Göl, Charlottenbourg Sarayı, Paris Ekspozisyonu, Cevdet Paşa’ya Mektup” en bilinen eserleridir. Toplu bir kitabı bulunmayan bu devlet adamının önemli şiirlerinden biri de Batı ve Doğu zihniyetlerinin mukayesesini yaptığı “On dokuzuncu Asır mazumesi” dir.
Sadullah Paşa, memuriyetleri sırasında Namık Kemal, Ahmet Cevdet Paşa, Abdülhak Hamid Tarhan gibi kimselerle yakın dostluklar kurmuştur. Sultan II. Abdülhamid, İstanbul’a dönmesinde sakınca gördüğü için yurt dışındaki sürgünü devam etmiş ve en son Viyana Büyükelçiliği görevine getirilmiştir. Ülkesi’ne tayin istekleri sürekli reddedilen Sadullah Paşa, nihayet gurbette bulunmanın verdiği elem ve umutsuzlukla manevi olarak çökmüş, 18 Ocak 1891 yılında Viyana’daki sefaret binasında intihar ederek hayatına son vermiştir. Cenazesi İstanbul’a getirilerek törenle Sultan II. Mahmud Türbesi’ne defnedilmiştir.
Hazin bir intihar
Yakınlarından Mehmed Galip Bey, 1909 yılında yayınlanan “Sadullah Paşa-yahut-Mezardan Nida” adlı eserinde Paşa’nın intiharıyla ilgili “…Suret-i intiharına gelince tahkikkerde-i acizanem olduğu üzere gündüzden sokağa çıktığında iki metre uzunluğunda ince bir lastik boru almış; Akşam sefarethaneye avdetini müteakib taam ettiktenve ber-mutad nısfü’l-leyle kadar oturduktan sonra yatak odasına çekilmiş; Fakat ertesi sabah vakt-i zuhur olduğu halde odadan çıkmaması üzerine hizmetçisi kapıyı vurmuş, bir ses çıkmayınca daha kuvvetli vurmuş, yine ses seda çıkmamış, bir çilingir getirilmiş, kapı açtırılmış; Lakin Paşa yatak odasında görülmediği igibi yatağında bozulmamış olduğu anlaşılmış, oradan hamam odasına geçilmiş…. İşte orada o sahib-i kemalat bir koltuğa oturmuş, lastik borunun bir ucunu hava gazı memesine ve diğer ucunu ağzına almış ve kendinden geçmiş olduğu halde görülmüş! Derhal tabib celb olunup kendisinde henüz eser-i hayat bulunduğu tahkik edilmiş, tedavisine müsaraat kılınmış. Ancak icra olunan tedavi kârger-i tesir olamamış ve Paşa iki gün sonra vefat eylemiştir.” Bilgilerini vermektedir.
Kaynaklar:
Mehmed Galib Bey, Sadullah Paşa-yahut-Mezardan Nida, Kostantiniyye, Matba-i Ebuzziya, 1. Tab, 1909.