scope
Platin Üye
-
- Katılım
- Mart 19, 2014
-
- Mesajlar
- 18,561
-
- Tepkime puanı
- 11,102
-
- Puanları
- 354
[YOUTUBE]oTvGSf4Gjsw[/YOUTUBE]
Forum içeriğine ve tüm hizmetlerimize erişim sağlamak için lütfen foruma kayıt olun veya giriş yapın. Üyelik tamamen ücretsizdir ve sadece birkaç dakikanızı alır.
Ayhan gidince, ben de bittim. yani, Ayhan ile birlikte ben de öldüm. Bu yüzden kendimi tamamen içkiye verdim. Artık şişelerin sayısını unutmuşum. 22 tansiyonla dolaştığım oldu.
Ve benim kafamda her zaman Ayhan vardı.
Öldüğü 16 Haziran 1979'dan, 1980 ocak ayına kadar devamlı mezarına gittim. Dört yılbaşı, karların üstünde Ayhan ile beraberdim. Yani onun Zincirlikuyu'daki mezarının başında. Viski şişesini alıp, iki kadehle oraya giderdim. kadehleri doldurup, Ayhan ile konuşur ve de ağlardım. Ama yalnızca konuşan bendim. O, hep dinlerdi...
Onun için yazdığım şiirleri, ilk ona okurdum. İşte Ayhan 'a okuduğum şiirlerden bazıları :
"Ayhan ... Hayırdır, dün akşam seni rüyamda gördüm.
Gene sol elinin işaret parmağını kılıç gibi sallayarak,
"takma kafanı, neler söyleyeceğini biliyorum" diyordun.
Sahi, sen hep biliyordun değil mi? herşeyi, her şeyi değil mi? ..
"Doğdum çile çekmek için" diyorsun
bir numaradaki 45'lik plağında.
Şimdi ne çile, neye ...
Artık rahatsın değil mi? Rahmet olsun.
Neden soruyorsun, kimleri kastettiğimi
kimler bile değil ki, aklına kim gelirse.
Biliyorsun işte, sen gibi değildi
aslında gitmeden gidenler ... "