Soru Sadakati nasıl tanımlarsınız?

🕒 Konu sahibi 5 saat önce aktifti
Sadakat denilince ilk akla aşk ilişkileri gelir oysaki kişinin kendi değerlerine, karakterine sadık kalması da bir o kadar önemlidir. Sizler sadakati nasıl tanımlarsınız?

 
SADAKAT ve SADAKATSIZLİK

• bağlanmanın bir biçimi olarak sadakatın ve bir ayrılış/kopuş olarak ihanetin toplumsal-ruhsal çözümlemesi.
• bir "aşk-ı memnu" olarak sadakatsızlık. • sadakat nedir? tanımı ve kapsamı.
• sadakatsızlık ve/veya ihanet nedir?
• bir suç (hukuk-siyaset), bir günah (din), bir ayıp (edeb) olarak sadakatsızlık.
• kime sadakat, niçin sadakat?
• aldatma ve aldanma bağlamında sadakatsızlık: vatana/millete ihanet, eşe ihanet, kendine ihanet.
• asıl sadakatsızlık bedenen midir, ruhen mi?
• aldatmanın veya aldanmanın arkeolojisi.
• bizde genellikle erkeğin değil, kadının eşini aldatttığı düşünülür. (niçin erkek daima boynuzlanandır da boynuzlayan değil?)

 
İlkeler ile tanımlarım.

Belli başlı ilkelerin olur, o ilkeden taviz vermeksizin olaylar karşısında ilkelerine uygun davranıyorsan sadıksındır.

Aşkta da sosyal ilişkilerde de geçerli bu. Misal geçen gün baroda bir komisyon seçiminde barodaki arkadaşlar beni komisyonun doğal başkan adayı olarak görüyorlardı. Beklenti benim başkan adayı olup tek aday olarak seçime gireceğim yönündeydi. Seçimden önce bir yakın bir arkadaşım geldi “Ben aday olmak istiyorum” dedi. “Sen adaysan ben senin karşına aday olup senle yarışmam.” deyip aday olmadım talep olmasına rağmen. Bunun sebebi kaşı/gözü/liyakati değildi. “Arkadaşla mücadele etmek ilkesizliktir” ilkemdi.
 
İlkeler ile tanımlarım.

Belli başlı ilkelerin olur, o ilkeden taviz vermeksizin olaylar karşısında ilkelerine uygun davranıyorsan sadıksındır.

Aşkta da sosyal ilişkilerde de geçerli bu. Misal geçen gün baroda bir komisyon seçiminde barodaki arkadaşlar beni komisyonun doğal başkan adayı olarak görüyorlardı. Beklenti benim başkan adayı olup tek aday olarak seçime gireceğim yönündeydi. Seçimden önce bir yakın bir arkadaşım geldi “Ben aday olmak istiyorum” dedi. “Sen adaysan ben senin karşına aday olup senle yarışmam.” deyip aday olmadım talep olmasına rağmen. Bunun sebebi kaşı/gözü/liyakati değildi. “Arkadaşla mücadele etmek ilkesizliktir” ilkemdi.
benzer bir şey demeye gelmiştim ben de. sadakat, karşı tarafa verilmesi, sunulması gereken bir şeymiş gibi düşünülüyor çoğu zaman; ama bence daha çok içsel bir durum; sadakat ilk önce kişinin kendisinde başlamalı. kendi fikirlerine, kendi hislerine, kendi değerlerine sadık kalmalı; kişiye ve duruma göre değişmemeli. bunu başarabildiği zaman, zaten doğacak ve kurulacak tüm ilişkilerde bu duyguyu karşı taraflara çabasız verebiliyor.
 
eve girdiği dakikasını bilirsin öyle söyleyeyim
bensiz bir şey yapamayışını severim onunnnnnnnnnnnnnn :D
 
dogrusu bu sözcük beni bu aralar sıkça meşgul ediyor. hepimizin değer verdiği, beklediği ve çoğu zaman karşılık bulmakta zorlandığımız bir kavram. ancak bir gerçeği kabul etmek gerekiyor. ssadakati kimseye zorla veremez ya da dayatamazsın. çünkü sadakat bir anlaşmadan, bir kuraldan veya beklentiden değil, belki de yüreğin ta en derinlerinden gelen bir şeydir. yaşamının toplamıdır, seni sen yapan degerlerdir, duruşundur.

ikili iliskilerde ki sadakatsizlige karşı duruşum da katıdır, bu sadakate verdiğim önemle ölçülebilir. iyyakane nabüdü...
 
Sadakatsizlik ilk başta kişinin kendi karakterine yönelik hakarettir ve güvenilmezliğini tescillemiş olur. İhanete ortak olan kişi de aynı durumdadır ve birine ihanet etmenin hiçbir koşulda bahanesi olmaz.
 
Sadakatsizlik ilk başta kişinin kendi karakterine yönelik hakarettir ve güvenilmezliğini tescillemiş olur. İhanete ortak olan kişi de aynı durumdadır ve birine ihanet etmenin hiçbir koşulda bahanesi olmaz.
ben ceza olarak öldürme, kurşuna dizme, beton zeminde ıslak sopayla dövme taraftarıyım ayrıca lefty.
öyle arkanı dönüp ıssız insanı oynamak bana göre değil sanırım, kabullenmek hele hele hiç değil.
 
ben ceza olarak öldürme, kurşuna dizme, beton zeminde ıslak sopayla dövme taraftarıyım ayrıca lefty.
öyle arkanı dönüp ıssız insanı oynamak bana göre değil sanırım, kabullenmek hele hele hiç değil.
Değmez….
 
Geri