Sabaha kadar oturuyorsam genelde 2-3 saatlik felsefe, ekoloji, edebiyat söyleşilerini dinliyorum. Arada durdurup bir süre de dinlediklerim üzerine kendim düşünür sonra devam ederim falan.
Sabaha kadar bana entelektüel birikimini ya da düş dünyasını anlatacak kadını buldum da ben konuşmadım sanki. Anca jartiyerinden, piercing'inden, vücudunun muhtelif yerlerine yaptırmayı düşündüğü dövmelerinden ya da ne bileyim, yatağındaki peluş ayısının yerine beni koyuyor oluşundan falan bahsediyorlar.
Zavallı ben.