Sabahattin Ali - Kürk Mantolu Madonna Kitap Alıntıları, Sözleri

  • Kullanıcı Ecren
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Kitap Kulübü
Konu sahibi son olarak 1821 gün önce görüldü
ZnAAgk.jpg


Kürk Mantolu Madonna

İlk baskısı 1943 yılında yapılan Kürk Mantolu Madonna, günümüzde halen en çok ilgi gören ve satılan kitaplar arasında bulunuyor. Basıldığı günden bu yana 1 milyondan fazla satan kitap üzerine, birçok araştırma ve inceleme yapılmış, hakkında tezler yazılmış, fakat bu başarısının sırrı tam olarak çözülememiştir. Onu bu kadar özel kılan ve hala konuşuluyor olmasındaki en büyük pay, tabii ki Sabahattin Ali’nin usta kalemi ve başarılı ruh tahlilleridir.



Tekrar Tekrar Okuyacağınız Sarsıcı Aşk Hikayesine Hazır Olun!

Konusu ile adından sıkça söz ettiren eser, Türk edebiyatının da en önemli romanları arasında gösteriliyor. Psikolojik bir anlatı olarak da ifade edebileceğimiz roman aslında üç ana tema etrafında şekilleniyor: Aşk, yalnızlık ve yabancılaşma. Kürk Mantolu Madonna, daha çok bir aşk hikayesi olarak görünse de romanda aslında bir insanın yalnızlaşma sürecine ve giderek topluma yabancılaşmasına şahit oluyoruz. Psikolojik tahliller çerçevesinde bu yabancılaşma ve yalnızlık duygusunu Sabahattin Ali o kadar iyi anlatıyor ki, okurken bize bu hisleri adeta yaşıyormuşçasına hissettiriyor.



Hüzünlü bir aşk öyküsü olan Kürk Mantolu Madonna, iki hikayeden oluşan bir anlatıma sahip. İlk hikayede Rasim adlı karakterin iş bulması ve Raif Efendi ile tanışması anlatılıyor. Kimseler ile konuşmayan sessiz sakin Raif Efendi’yi gözlemleyen ve onu daha yakından tanımak isteyen Rasim’in anlatımı ile Raif Efendi’yi dinliyoruz. Onun neden bu kadar yalnız ve topluma yabancı olduğunu ise kendisinin kaleme aldığı siyah kaplı defter aracılığı ile ikinci hikayede öğreniyoruz. İkinci hikaye Raif Efendi’nin kimselere söylemediği ve anlatmadığı bir aşk hikayesi ile başlıyor. Gençlik yıllarına gittiğimiz bu defterde Raif Efendi’nin Almanya’da bir resim sergisinde Maria Puder ile tanışması ve sonrasında birbirlerine aşık olmasının hikayesi içinde bir anda kendimizi buluyoruz.
 
Tesadüf seni önüme çıkarmasaydı, gene aynı şekilde, fakat her şeyden habersiz, yaşayıp gidecektim. Sen bana dünyada başka bir hayatın da mevcut olduğunu, benim bir de ruhum bulunduğunu öğrettin.
 
Benim beklediğim aşk başka! O bütün mantıkların dışında, tarifi imkansız ve mahiyeti bilinmeyen bir şey. Sevmek ve hoşlanmak başka; istemek bütün ruhuyla, bütün vücuduyla, her şeyiyle istemek başka... Aşk bence bu istemektir. Mukavemet edilmez bir istemek!.
 
Ona kızgın değildim. Ona kızmama, darılmama, onun aleyhinde düşünmeme imkân olmadığını hissediyordum. Ama bir kere kırılmıştım. Hayatta en güvendiğim insana karşı duyduğum bu kırgınlık, adeta bütün insanlara dağılmıştı; çünkü o benim için bütün insanlığın timsaliydi. Sonra, aradan seneler geçtiği halde, nasıl hâlâ ona bağlı olduğumu gördükçe, ruhumda daha büyük bir infial duyuyordum. O beni çoktan unutmuş olacaktı.
 
Bunu okuduktan sonra böyle bir aşk okumayacağımı sanmıştım. Ta ki julia Quinn kitabını okuyana dek. Bunda hazin bir sevgi, onda ise kendinden çok sevmenin mükafatı.
 
bunda da çoğ ağlamıştım ya. ağlamadığım kitap yok bende mi sıkıntı acaba. ay iyice dengem bozuldu
 
Ah Maria ah

CASPER_VIA_M1 cihazımdan Tapatalk kullanılarak gönderildi
 
Askerdeyken okumuştum.Askerde Aşk acısı çekmiştim. Maria Puder,Yaşamak için kendisine kayıtsız ve şartsız muhtaç olduğum bir insandı.O küçük ajanda'dan ne dram çıktı. ;)
 
Mükemmel bir roman, büyük bir eser olmasına rağmen hoşuma gitmeyen iki durum var.

Birincisi kitabın salt bir aşk romanı olarak anılması. Çünkü kitapta anlatılan sadece aşk değil, bir dünya, bir bakış açısı.

İkincisi ise Sabahattin Ali'nin bu kitapla tanınıyor olması. Oysa bana göre Kuyucaklı Yusuf, İçimizdeki Şeytan, Marko Paşa dönemindeki yazıları veya eşsiz bazı öyküleri ile anılması ve anlaşılması onun hakkını daha fazla teslim etmek anlamına gelir. Özellikle hem toplumculuğunu hem de gerçekçiliğini anlamak açısından.
 
Bi ben gicik olmusum galiba Raif efendiye, zayif karakterleri oldum olasi sevemedim.
 
@W Maria'da Hastalığını söylemeden kayboldu ona ne demeli.
 
  • Beğen
Tepkiler: W
Maria uzmek istememis belli, ama insan bi caba sarf eder, ne bilim saf gibi ayni, armut pis agzima dus olmaz madem mektup gelmiyor git bak ölmüş mü kalmiş mi kadin degil mi ? Oyle saf saf tabloya bakarak asikim asikim olmaz. Ustelik kizina denk geliyor ve sahip bile cikamiyor.
 
“Başkasına merhamet etmek, ondan daha kuvvetli olduğumuzu zannetmektir ki, ne kendimiz bu kadar büyük, ne de başkalarını bizden daha zavallı görmeye hakkımız yoktur.” (Kürk Mantolu Madonna, 1943)


“Niçin rüzgarlı sonbahar akşamlarında, sessizce yan yana yürüyerek ruhlarımızın konuştuğunu dinleyemiyoruz?” (Kürk Mantolu Madonna, 1943)


“Zaten küçüklüğümden beri saadeti israf etmekten korkar, bir kısmını ilerisi için saklamak isterdim… Bu hal gerçi birçok fırsatları kaçırmama sebep olurdu, fakat fazlasını isteyerek talihimi korkutmaktan her zaman çekinirdim.” (Kürk Mantolu Madonna, 1943)

İçinizde mevcut olan sevgi, alaka, sarih olarak bilinmeyen bazı vesilelerle, zamanı tayin edilemeyecek olan bir anda, birdenbire birikir, yoğunlaşır; nasıl tatlı tatlı ısıtan güneş ışığı bir zaman sonra bir noktada toplanıyor ve yakmaya başlıyorsa, kuvvetini fevkalade arttıran bu sevgi de sizi sarar ve tutuşturur. Onu dışarıdan birdenbire gelen bir şey zannetmek doğru değildir. O, içimizde zaten mevcut olan hislerin bizi şaşırtacak kadar şiddetlenivermesinden ibarettir.” (Kürk Mantolu Madonna, 1943)


“Dibinde bir ejderhanın yaşadığı bilinen kuyuya inecek bir kahraman bulmak, muhakkak ki, dibinde ne olduğu hiç bilinmeyen bir kuyuya inmek cesaretini gösterecek bir insan bulmaktan daha kolaydır.” (Kürk Mantolu Madonna, 1943)

“İçinde hakikaten sevmek kabiliyeti olan bir insan hiçbir zaman bu sevgiyi bir kişiye inhisar ettiremez ve kimseden de böyle yapmasını bekleyemez. Ne kadar çok insanı seversek, asıl sevdiğimiz bir tek kişiyi de o kadar çok ve kuvvetli severiz. Aşk dağıldıkça azalan bir şey değildir.” (Kürk Mantolu Madonna, 1943)

“Aradaki bütün bağlar, ruhlar beraber olmadıktan sonra, ne ifade ederler? Senelerden beri hiç kimseye bir tek kelime söylemedim. Halbuki konuşmaya ne kadar muhtacım. Her şeyi içinde boğmaya mecbur olmak, diri diri mezara kapanmaktan başka nedir? Ah Maria, niçin seninle bir pencere kenarında oturup konuşamıyoruz? Niçin rüzgarlı sonbahar akşamlarında, sessizce yan yana yürüyerek ruhlarımızın konuştuğunu dinleyemiyoruz? Niçin yanımda değilsin?” (Kürk Mantolu Madonna, 1943)


“Kendisinden daha dün ayrılmış gibi taze bir hasret duydum. Kaybedilen en kıymetli eşyanın, servetin, her türlü dünya saadetinin acısı zamanla unutuluyor. Yalnız kaçırılan fırsatlar asla akıldan çıkmıyor ve her hatırlayışta insanın içini sızlatıyor. Bunun sebebi herhalde, “Bu öyle olmayabilirdi!” düşüncesi, yoksa insan mukadder telakki ettiği şeyleri kabule her zaman hazır.” (Kürk Mantolu Madonna, 1943)
 
Maria biraz rahat kadın idi yalnız.Aşıktı ama duygularını gizleyebiliyordu.

Benim gıcık olduğum konu ise Raif efendinin sonradan kızına sahip çıkmaması idi. @W .Hem Maria'nın hemde Senin parçan idi.
 
@W İşte Müge Anlı'ya çıkan tipler bunlar !
 
  • Kızgın
Tepkiler: W
Demek ki beni bir türlü sevemiyordu. Hakkı vardı. beni hayatımda hiç, hiç kimse sevmemişti.
 
“Bu akşam anladım ki, bir insan diğer bir insana bazen hayata bağlandığından çok daha kuvvetli bağlarla sarılabilirmiş.”
 
Geri