James Bond
Üye
-
- Katılım
- Ekim 15, 2012
-
- Mesajlar
- 1,485
-
- Tepkime puanı
- 2
-
- Puanları
- 293
-
- Yaş
- 103
Uykudan henüz uyanmis birinin incelikli olmayan yargilamasi, düslerinin baska bir dünyadan geldigini degil de, sanki kendisini baska bir dünyaya götürdügünü varsayar. Düs görüngüleri üzerine özenli bir derleme yapan ünlü ve yasli fizyolog Burdach pek çok kez alinti yapilmis bir yazisinda bu kaniyi anlatir: “Düslerde, günlük yasam, zahmetleri ve hazlari, sevinçleri ve acilariyla asla yinelenmez. Tersine, düslerin baslica amaci bizi onlardan arindirmaktir. Hatta aklimiz bir seylerle dopdolu oldugunda, derin acilarla perisan oldugumuzda ya da tüm zeka gücümüz bir sorun tarafindan emildiginde bile bir düs, bizim duygusal durumumuza bürünüp gerçekligi simgelerle temsil etmekten baska bir sey yapmayacaktir.” I.H. Fichte, ayni anlamda, “bütünleyici düslerde” den söz eder ve onlari, ruhun kendini sagaltici dogasinin gizli nimetlerinden biri olarak betimler. Strümpell, düslerin dogasi ve kökeni üzerine yaptigi çalismada (genis çapta ve hakli olarak büyük begeni kazanmis bir çalisma) ayni etkiden söz eder: “Düs gören insan uyaniklik bilinçliliginin dünyasindan uzaklastirilir.” Ayrica : “Düslerde uyaniklik bilinçliligimizin düzenli içeriklerine iliskin bellegimizin ve bilinçliligimizin normal davranislari hemen tümüyle yitmistir.” Ve de “Düslerde, akil, uyaniklik yasaminin olagan içerikleri ve olaylarindan neredeyse belleksiz bir biçimde kopar.” diye yazar.
Bununla birlikte, yazarlarin önemli bir çogunlugu, düslerle uyaniklik yasaminin iliskisi konusunda karsit bir görüsü benimserler. Böylece Haffner :” Birinci planda düsler, uyaniklik yasamini sürdürür. Düslerimiz kendilerini, kisa önce bilincimizde yer almis düsüncelere düzenli olarak baglarlar. Dikkatli bir gözlem,bir düsü, bir gün öncesinin yasantilarina baglayan bir ipligi hemen her zaman bulacaktir.” Weygandt özel olarak Burdach ’in az önce aldigim anlatimina karsi çikar: “ Çünkü düslerin çogunda onlarin bizi olagan yasamdan kurtarmak yerine aslinda yeniden ortaya götürdügü, siklikla ve açik olarak gözlemlenebilir. “ Maury kisa bir formül öne sürer:” Gördügümüz söyledigimiz, arzu ettigimiz ya da yaptigimiz seylerin düsünü görürüz. “ Jessen ise ruhbilim kitabinda biraz daha genis bir biçimde yaklasir:” Bir düsün içerigi, degismez bir biçimde düs görenin bireysel kisiligine, yasina, cinsiyetine, sinifina, egitim standardina ve alisilmis yasam biçimi ile geçmis tüm yasaminin olay ve deneyimlerine az ya da çok bagimlidir. “
Bu soru üzerine en ulasilmaz tutum, Winterstein ‘in alinti yaptigi filozof J.G.E. Maass tarafindan benimsenmistir:” Deneyimler, en sik olarak en sicak tutkularimizin odaklandigi seyleri düsümüzde gördügümüz yolundaki görüsümüzü desteklemektedir. Ve bu da tutkularimizin düslerimiz üzerinde bir etkisi olmasi gerektigini gösterir.
Hirsli adam, düslerinde, kazanmis oldugu (ya da kazandigini hayal ettigi) ya da kazanmak istedigi defne dalindan taçlari görür; oysa asik, düslerinde, tatli umutlarinin nesnesiyle ugrasmaktadir. Yürekte uyuklayan bedensel arzu ya da itilmislikler, eger bir seyler onlari harekete geçirirse, kendilerine eslik eden düsüncelerden dogan bir düse neden olur ya da zaten var olan bir düse bu düsüncelerin karismasina yol açarlar. “
Düslerin içeriginin uyaniklik yasamında bagimliligi konusundaki ayni görüs antik çagda da benimsenmisti. Radestock, Xerxest ‘in Yunanistan seferine çikmadan önce nasil cesaret kirici öneriler aldigini, ama düslerinde hep bu sefere kiskirtildigini, öte yandan Iran ‘li yasli bir bilge düs yorumcusu olan Artabanus ‘un, ona, israrla, kural olarak düs resimlerinin uyanik adamin zaten düsündügü seyleri içerdigini söyledigini anlatir.
Bununla birlikte, yazarlarin önemli bir çogunlugu, düslerle uyaniklik yasaminin iliskisi konusunda karsit bir görüsü benimserler. Böylece Haffner :” Birinci planda düsler, uyaniklik yasamini sürdürür. Düslerimiz kendilerini, kisa önce bilincimizde yer almis düsüncelere düzenli olarak baglarlar. Dikkatli bir gözlem,bir düsü, bir gün öncesinin yasantilarina baglayan bir ipligi hemen her zaman bulacaktir.” Weygandt özel olarak Burdach ’in az önce aldigim anlatimina karsi çikar: “ Çünkü düslerin çogunda onlarin bizi olagan yasamdan kurtarmak yerine aslinda yeniden ortaya götürdügü, siklikla ve açik olarak gözlemlenebilir. “ Maury kisa bir formül öne sürer:” Gördügümüz söyledigimiz, arzu ettigimiz ya da yaptigimiz seylerin düsünü görürüz. “ Jessen ise ruhbilim kitabinda biraz daha genis bir biçimde yaklasir:” Bir düsün içerigi, degismez bir biçimde düs görenin bireysel kisiligine, yasina, cinsiyetine, sinifina, egitim standardina ve alisilmis yasam biçimi ile geçmis tüm yasaminin olay ve deneyimlerine az ya da çok bagimlidir. “
Bu soru üzerine en ulasilmaz tutum, Winterstein ‘in alinti yaptigi filozof J.G.E. Maass tarafindan benimsenmistir:” Deneyimler, en sik olarak en sicak tutkularimizin odaklandigi seyleri düsümüzde gördügümüz yolundaki görüsümüzü desteklemektedir. Ve bu da tutkularimizin düslerimiz üzerinde bir etkisi olmasi gerektigini gösterir.
Hirsli adam, düslerinde, kazanmis oldugu (ya da kazandigini hayal ettigi) ya da kazanmak istedigi defne dalindan taçlari görür; oysa asik, düslerinde, tatli umutlarinin nesnesiyle ugrasmaktadir. Yürekte uyuklayan bedensel arzu ya da itilmislikler, eger bir seyler onlari harekete geçirirse, kendilerine eslik eden düsüncelerden dogan bir düse neden olur ya da zaten var olan bir düse bu düsüncelerin karismasina yol açarlar. “
Düslerin içeriginin uyaniklik yasamında bagimliligi konusundaki ayni görüs antik çagda da benimsenmisti. Radestock, Xerxest ‘in Yunanistan seferine çikmadan önce nasil cesaret kirici öneriler aldigini, ama düslerinde hep bu sefere kiskirtildigini, öte yandan Iran ‘li yasli bir bilge düs yorumcusu olan Artabanus ‘un, ona, israrla, kural olarak düs resimlerinin uyanik adamin zaten düsündügü seyleri içerdigini söyledigini anlatir.