Ruhun gıdası Kur'an

Konu sahibi son olarak 2617 gün önce görüldü
Ruhun gıdası Kur'an

Kur’an tilavetinin insan üzerindeki tesiri





R1409502.jpg


İnsan şahsiyetine etki eden birçok İslami unsur söz konusudur. Şahsiyetin terbiyesi adına bu gibi unsurlardan büyük oranda yararlanmak gerekir. Bunlar ki, sevgi, güven, hürriyet, tefekkür, adalet, sabır ve irade gibi unsurlar olup bunların bütünlük dairesinde uygulama sahasından ibarettir. Bu gibi unsurların başarılı bir şekilde icra edilmesi, kuşkusuz şahsiyette mutluluk ve kurtuluşun elde edilmesine büyük katkı sağlayacaktır.



Bu yazımızda, dünya ve ahiret saadetini elde edebilmek için uygulanması gereken din eğitimi ilkeleri yanında “Kur’an Tilaveti”nin de önemi üzerinde durmak istiyoruz. Şüphe yok ki Kur’an-ı Kerim hem orijinal ifadelerinin mükemmelliği hem de anlamı itibariyle kurtuluşun en büyük unsurudur. Onun bu yönüdür ki, kendisine enfes tarifler getirilmesine yol açmıştır.



Hakkın Ezeli ve Ebedi Hutbesi: Kur’an



Hakk’ın ezeli ve ebedi hutbesi olan Kur’an-ı Kerim üzerine, çok değişik ve muhteşem tarifler getirilmiştir. Bu tariflerden kimi onun okunuşundaki mükemmelliğe kimi de engin ikliminden fışkıran bilgi akışına vurgu yapmıştır.



Kur’an’ın kendi kendini tarifinden başlamak suretiyle, ona getirilen birtakım tanımları ortaya koymak, onun yüceliğini ifade etme anlamında önem arz etmektedir. Şöyle ki, Kur’an’a göre Kur’an: “Elif, Lam, Ra. Bu Kur’an, öyle büyük bir kitaptır ki insanları Rablerinin izni ile karanlıklardan aydınlığa, her şeye galip ve hamde layık olan Allah’ın yoluna çıkarman için sana indirilmiştir.” şeklindeki tanımla, onun tam bir eğitim kitabı olduğu nazara verilmiştir. (İbrahim, 11)



Efendimiz sall
Allah.gif
u aleyhi veselleme göre Kur’an: “… Allah’ın en sağlam ipidir. O, hikmet edalı hatırlatan bir beyan
nokta.gif
. Ve Hakk’a ulaştıran bir yoldur. O, kendisine uyanları kaymaktan, kendisini kıraat eden dilleri de iltibastan korur. Âlimler hiçbir zaman ona doyamaz. Onu çokça okuyana usanç vermez ve tadını eksiltmez. Onun insanlarda hayret uyaran yanlarının sonu gelmez…” (Tirmizi, Fedailu’l Kur’an, 14; Müsned, 94)




Bu hadis, Kur’an’ın ruhunu, mahiyetini, engin muhtevasını ve onun nasıl bir hazine olduğunu, derin ama bir o kadar da özlü ifade edebilen en geniş hadistir. Hz. peygamber sall
Allah.gif
u aleyhi vesellem onu, okuyup anlamaya, anladıktan sonra yaşamaya varıncaya kadar, birçok açıdan ele almıştır.




İşte, Kur’an’ın bu tarifine uygun bir yaşam sürenler, kuşkusuz mana yörüngeli bir denizde mutluluğa yelken açmış olmaktadırlar.



Kur’an’ın sihirli ufkuna atıfla ona getirilen birkaç tanıma da yer vermek istiyoruz: “Kur’an, insanoğlunun kıymet ve değeri ölçüsünde, onun kalp, ruh, akıl ve cismaniyetini nazar-ı itibara alarak, yüksekler yükseğinden nüzul ile insanlık ufkunda tulu etmiş, en mükemmel mesajlar ve ilahi kanunlar mecmuasıdır.” (Fethullah Gülen, Kur’an’dan İdrake Yansıyanlar, Işık Yayınları, İzmir, 2011,23.)



Ayrıca, yine aynı yörüngede kaleme alınmış şu tanım da onun ne derece benzersiz bir kitap olduğunu ortaya koyma bakımından dikkate şayandır: “Sonsuzun, kelime ve harfler dünyasının parıldayan ışığıdır Kur’an. İns u cinin duygu, düşünce ve his atlasında melekûtun sesi soluğudur Kur’an…”(A.g.s.)



Görüldüğü gibi İlahi Kelam’a getirilen böylesine enfes bir tanımla, onun sesinin duyulmasıyla gönül gözleri aydınlığa kavuşmuş, duygu ve dil bütünlüğünün elde edilmesiyle gönül dile gelmiş ve o gönlün sesi manevi bir sedaya bürünmüştür.



Bu da şu demektir ki, insanoğlu bu muhteşem mesajlara her açıdan kulak vermelidir. Kur’an’ı; kalbiyle, ruhuyla, aklıyla yoğurmak suretiyle ortaya koyacağı bir hayat nizamı ve onun geliş gayesine uygun söz ve davranış birliği elde etmelidir. Bu öylesine bir söz ve davranış olacak ki, Kur’an’ın hissiyatına matuf ve onun derinliğinden çıkmışçasına bir ahenk arz etmiş olsun.



Kimleri Dinlemeli ve Dinletmeli



Bilindiği gibi yüce kitabımız için şöyle bir değerlendirme yapılmaktadır: “Kur’an, Arabistan’da nazil oldu, Mısır’da okundu ve İstanbul’da yazıldı.” Bu değerlendirmeden çıkan bir realitedir ki Kur’an Arabistan da nazil olmuştur.



Öte yandan, Kur’an üzerine yapılan çalışmalara bakıldığında, en mükemmel Kur’anî nağmelerin Mısır coğrafyasından yükseldiği görülmektedir. Şunu kabullenmek zorundayız ki, Kur’an tilavetinin en önemli temsilcisi Mısır coğrafyasıdır. İşte, bu beldenin bu hususta yetiştirdiği ve tilavet hususunda temsilci konumuna yükselttiği öyle şahsiyetler vardır ki, kimi zaman onların isimlerini dahi hatırlamak kişide Kur’an’a karşı bir ilgi ve sevgi oluşturmaktadır.



Örneğin, bir Abdussamed’i hatırlamak, Kur’an tilavetinde güzel bir sese ihtiyaç olduğunu, bir Mustafa İsmail’i hatırlamak, tilavette sanata gereksinim duyulduğunu ve yine bir Sıddık Minşavi’yi hatırlamak, Kur’an tilavetinin hüzünlü okunması gerektiği bilgisini bize vermektedir.



Ayrıca, Ahmed Na’ina, Mustafa Ragıb Galveş, Abdulmun’im Tuhi ve Abdulvahhab Tantavi gibi Kur’an’ı anlamına göre okuyan isimler, okuyuşlarıyla, insanı Kur’an’ın altın iklimine sokmaktadırlar. Bu iklimde seyahat edenler, bu İlahi nağmelerin perde arkasını merak ederek, yüce Kelam’a karşı yeniden bir alaka duymakta ve onun satır aralarında meraklı bir arayışa girmektedirler.



İşte, bu hususları, okuyuş stili içinde barındırdığından dolayıdır ki, Kur’an’ın Mısır’da okunduğu meselesi, haklı bir üne sahiptir.



Nasıl Bir Kur’an Tilaveti?



Kur’an tilaveti insanı ötelere götürmeli, sanki Allah katından gelen bir sedaymış gibi insan gönlünde makes bulmalıdır. Ruhu okşamayan, gönlü gevşetmeyen, söz ve davranışlara etki etmeyen bir tilavet tavrı, asla başarıya ulaşamamaktadır.



Okuyuşunda hüzün bulunan bir tavır, kuşkusuz İlahi bir nağme hükmündedir, okuyuşunda güzel ses bulunan bir sunum, İlahi bir nağme hükmündedir ve yine okuyuşunda derinlik ve sanat bulunan bir tilavet örneği, yine İlahi bir nağme hükmündedir.

R1409501.jpg











Bu sebeple, bu formatta ortaya konulan bir tilavet, mutlaka şahsiyette büyük değişikliklere sebep olacak ve kişinin dini gelişiminde değer kazanacaktır. Bu kazanım gitgide gönlü sarıp sarmalayacak ve kişi tilavetin perde arkasını merak ederek, Kur’an’ın asıl rahlesine diz çökecektir.



İşte, böylesine önemli bir kaynak, tilavet bakımından anlamını aksettirecek şekilde sunulabilirse kuşkusuz ki bu sunum, muhatabın gönlünde o kitaba karşı bir sevgi yolu açacak ve onun Kur’an’ın altın ikliminden istifadesine zemin hazırlayacaktır.



Kur’an Tilaveti ve Din Eğitimindeki Yeri



Yukarıda ifadelerden hareketle “Din Eğitimi” adına “Kur’an Tilaveti”nin şahsiyette bırakacağı etkiyi dikkate alarak, şu değerlendirmeleri yapmak mümkündür: İşte, böylesine manalı, sanatlı okuyuşları dinlemek, insana manevi anlamda büyük bir haz verecektir.



Bu manevi haz da kişiyi dini yaşantısı adına, kendini dinleme ve dizginleme noktasında takibe zorlayacaktır. Gitgide insanda ihsan şuuru gelişecek ve kişi her an gözetildiğini düşünüp söz ve davranışlarına çeki düzen verecektir. Bu düzeni sağlamak, şüphesiz Kur’an’ın üzerimizde bıraktığı manevi etki sebebiyledir.



Özellikle bu ilahi nağmeleri küçük yaşlardaki çocuklara dinletmek ve bu eşsiz ses ve titreşimleri körpe beyinlere, çok erken zamanlarda yerleştirmek gerekmektedir.



Kur’an’ın ayetlerinin anlam bakımından etkileri farklı farklıdır. Örneğin, cennet ayetlerini okuyacak olursanız, o ayetlerin içeriğinde birer müjde havası teneffüs edersiniz; cehennem ayetleri gibi korkutucu mahiyetteki pasajlar, insanın tüylerini ürpertecek kadar keskin ve sert manalarla kuşatılmıştır.



İşte, bu noktada, her ayet anlamına göre okunduğunda, insan beyninde değişik ses ve titreşimler meydana gelecektir. Bu ayetleri manasına göre okuyan ünlü hafızları dinledikçe bu ahenklerin ilmik ilmik dokunduğu görülecektir.



Kur’an’a bu zaviyeden yaklaşmak, küçük yaşlardan itibaren, çocuğun dini eğitimi adına yapılacak en önemli çalışmalardandır. Ancak günümüzde, ebeveynlerin TV gibi iletişim araçlarıyla zaman geçirmesi sebebiyledir ki, çocuk da onları taklit edercesine ya pop müzik dinlemekte yahut da bir takım dizileri takip etmektedir. Yıkıcı etkiye sahip bir medya ağı, bırakın çocuğu etkilemeyi, anne babaları bile manevi olarak sıkıntıya sokmaktadır.



Bu noktada, aslında işe ebeveynlerden başlamak gerekmektedir. Çünkü onlar, çocuklar için gerçek bir model konumundadır. Bu sebeple, onların eğitiminin sağlam temellere dayanması, yetiştirecekleri neslin de sağlam olacağı anlamı taşır. Ama netice olarak çocuğun din eğitimi adına, söz konusu bu husus, asla ihmal edilmemeli, dağarcığı Kur’an’ın musikisiyle doldurulmalıdır.



NURULLAH DAĞ
 
Geri