Felsefe Ruh Nedir?

🕒 Konu sahibi 16 saat önce aktifti
RUH




Arapça kökenli olup, bütün varlıkların maliki, yaşatıp terbiye ve idare edeni, yani Rabbi olması hasebiyle Allah'ın bir 'emr'i, ya da Emr'inden bir 'emr'idir ki, his ve hareket yönleriyle cismanî, ilim, irade, basiret ve kalb yönüyle manevî hayatın esası, kaynağı ve kökenidir.

Grekçede "ruh" anlamına gelen "Psykhe" kelimesi "psukhâ" fiilinden türetilmiş olup, "solumak" ve "liflemek" demektir. Kavram olarak terimi Aristotales kullan­mış, ondan sonra düşünce ve bilim disiplin­lerinin değişik alanlarında yerleşmiştir. Psychique, psychiatrie, psyehisme, psychologie, psychopathie gibi. Felsefe tarihi ve felsefe öğretileri bakımından Sir William Hamillon, terimin birçok dillerde karşılığını belirterek hemen bütününde ruh deyiminin aynı İnanç kaynağından doğdu­ğunu savunmuştur. Grekçe'de ruh terimini karşılayan kelimenin nefs ve hava olduğu anlamına gelmesi gibi, Lâtincede ruh de­mek olan "spiritus"un da solumak mastarından türetildiği bilinmektedir. Ayrıca latince ruh anlamına gelen "anima" ve "animus" kelimeleri de uyutulmak demektir. Bu kelime Grekçe'de "anemos" şeklinde olup rüz­gar ve hava karşılığındadır. İngilizce'de "soul", Almanca'da "seele" kelimeleri, gotik dilinde "fırtına" demek olan "saivala" kökünden gelmektedir. Eski İngilizce'deki "ghost" kelimesi İncil metinlerinde genel olarak ruh karşılığında kullanılmaktaydı. Almanca'da "geist" kelimesi de aynı anlamdadır. Her iki kelimenin "gas" (gaz) ve "geshfden türetildiği ve bunların da hava olduğu bilinmektedir. İbranice'deki "nefes" ve "ruh" kelimeleri soluk almak anlamına gelen fiilden türetilmiştir. Sanskritce'deki "atma" ruh anlamına geldiği gibi, rüzgâr ve hava anlamlarını da kapsar. Grekçe'deki "atmos" kelimesinin Arapça'da ruh, rih, ra­yiha, rahat vb. türetmelerde ilk anlamlannda rüzgâr ve hava demektir.

Tarih boyunca 'ruh' konusunda çok çeşitli şeyler yazılıp söylenmiş, çok görüşler ortaya atılmış, fakat özellikle marksistler ve bazı maddeciler dışında 'ruh'u inkâr eden pek çıkmamıştır. Marksistlerin 'ruh' konusundaki yanlışlıklarının temelinde yatan faktörlerden biri de, ruh'u veya ruhçuluğu, her somut olanı zihne veya salt düşünceye irca eden îdealizm'le özdeş görmelerinde yatıyor olsa gerektir.

Bilinen felsefe tarihinde ilk ruhçu anlayış, bir başka deyişle, ruh'a Öncelik tanıyan anlayışa eski Çin, Hind, Mısır ve Yunan düşünce çevrelerinde rastlandığı söylenir. Pozitif araştırmaya dayalı tarih anlayışı açısından bu belki doğru olmakla birlikte, ruh'un ilk insandan bu yana konuşulduğu, üzerinde düşünülüp kafa yorulduğu, ruh'un ve felsefî bir sistem olmamakla birlikte ruhçuluğun ilk peygamber olan ilk insanla birlikte var olduğu, herhalde ispatı da, inkârı da bi­limsel açıdan bile mümkün olmayan bir va­kıadır. Çünkü, pozitivist tarih ve bilim anla­yışını bir yana bırakıp, belki daha doğru bir deyişle, poziüvist tavrı bir inkâr değil, reel olanı görebilme olarak değerlendirip, insana ve tarihe bu açıdan baktığımızda, insanın değişmeyen 'araştırıcı, öğrenmeğe yönelici, sorup soruşturucu, kendini, çevresini ve Yaratıcısı'nı tanıma meraklısı fıtrat ve karekteri' her zaman kendini ortaya koyacaktır. "Ben neyim, kimim, neden ve niçin varım, vazifem nedir, nereye gidiyorum?" sorularıni ilk insanın da bugünkü insan gibi sormadığını kimse iddia ve ispat edebilecek bir delile sahip değildir.
 
Geri