Rowlead Dilbeck

Konu sahibi son olarak 3156 gün önce görüldü
Kendimi içimde yer etmiş bişeye adama ihtiyacım var.
Fiziken bütün sadakatimle emek vereceğim, ısrar edeceğim, toz kondurmayacağım bir eyleme.
Bir yolu hergün yürümek her gün aynı bağlılık aynı duyguyla bu ritüeli gerçeğe çevirmek.
Ruhumun bu ödevi yerine getirmişlik tatminine ihtiyacım var.
Bir çocuğunun karnını doyurduğunu izleyen baba, güven içinde insanların sokaklarda hayatlarını
sürdürdüğünü gören devlet adamı, fikirlerinin ders kitaplarında gelecek nesillere aktarılışına
şahit olan bilim insanı, kendi üslubunun yansıdığı yeni kitaplara rastlayan yazar, yada sevgili
sinin kucakladığı çiçekleri ona taşımış bir adam...
İçimde bişeye yaramış olmaya rastlayan boşluğa dolması gereken hisse büyük bir açlık var.

Mektup ..
iki çiçek adı (petunya, erguvan, orman gülü)
iki de balık (Mercan, orkinos, lüfer)
birde gazoz yada uçurtmalardan bahseden birer satır ..
Bir pazarlamacının tozunu alıp tezgahına koyduğu değil
toprağı iki avuç kazdığında bir çuhaya sarılmış yada eski bir biskuvi kutusunda saklanmış
mektup ..
Parfüm değil, yağmur ve çimen kokan
mümkün olsa biraz da deniz ..

Nasılsın denildiğinde eksik demeyecek kadar uzun zamandır eksik kalmış bir delikanlının
Zor yıllarında biriktirdiği dostluklarıyla paylaşacağı türden dürüst, eksiz, boyasız
Esmer bir kağıda sarılmış bir tutam vanilyalı tütünü tutuştururken duyacağı kadar lüks
Tenha bir mahalle bakkalında bulunmuş köy ekmeğine sürdüğü köpük tereyağ ve çay kadar doyurucu
Güçlü gözükmeye çalışırken ansızın gelen özlem ve terk edilmeye çalışılan kolay ağlama huyunu
çağıran bir kaç ardısıra cümle ..
 
Kavgaları bitirmek için meyveleri yok etmek gerek ..
Ortadan nedenleri yok edip kendinizi doğaya aktaracağınız bir günün ardından kötü hazırlanmış bir masa da çok da tatlı sayılmaz bişeylerle karnını doyurmuş gibi hissediyosunuz.

Çizgileri aşınmış çimler ve yaprakların esaretinde bir yol bulunca saati yola başladığım yere atıp susuzluktan dudaklarım çatlayana kadar yürüdüm
Aklımı kemirenler defolsun diye yeterince uğraşınca yalnızlık paçamı bıraktı
Saat uygun değilse ağaçların yada daha kapalılı yetmediği için fidanların gölgesinde dinlenemeyince bundan umudu kesip nefessiz kalana kadar yürüdüm

Sanki çok mühim bişeylerin üstesinden gelmişcesine havalı
dönüp yeniden binaların gölgesinde asfalt sıcaklığını fark ettiğinizde
o gerçek herşeyin tabanında ki acıyı hatırlamanız olası
 
Uyanır uyanmaz yaptığınız şeylerin sorulduğu anketlere verilecek çok orjinal bir cevabım var ..
Pencereden dışarı bakarım ..
Gögün ölçülemediği dönemlerde insanların daha mutlu olduğuna inanıyorum

Bilmemenin verdiği mutluluk

Sorgulamayan aramayan etrafına baktığında ardında kini sebebini çekirdeğini merak etmeyen
rengine dokusuna kokusuna yada tadına bakmayı bilen insanların keyfini sürdüğü hayat


Gördüğünden geriye kalmanın vereceği tartışılamaz büyük korku ..

Karşısına çıkan yol ayrımlarında seçmediği güzergahta neleri bıraktığını değil de
zamanı en bilgece keşfetmiş yalnızlığında yoğrulmuş damağına bir göl balığı da engin dağların balını da katmış birinin de hiç mi hiç düşmeyeceği bir korku

Sabah başını kaldırıp göğe bakmak için iki neden ..
zamanı keşfetmek, göğü görebilmenin doyumu
 
Bütün denizlerin onu seyredenlerden topladığı tatsız hisleri aklayıp pakladığı ve köpük köpük kıyılara taşıdığı bir sistemi olduğuna inanacak kadar uzun yaşadım denize çıkan sokaklarda.

Kum iskelesine gidip denizi izlememe neden olan şey bir antidepresan belki de psikologla geçecek bir seans yerine bu tedaviyle kendimi toplamaya çalışma çabamdı.

Küçüklü büyüklü ağaç dallarıyla yapılan çitleri aşıp kendince kullanıldığı günlerin izini taşıyan ama artık patika gibi görünen yoldan iskeleye çıktığımda vazgeçmek üzereydim.

İskele güçlü beton ayaklarına rağmen çürümüş demir iskeleti ve bu iskelete kalın uçlu (eski yıllarda banklarda gördüğünüz vidalara benzer) vidalarla tutturulmuş çok sağlam olduğu aşikar okaliptus gövdeleriyle bir insanı üzerinde taşımaya gönüllüymüş gibi durmuyordu hiç.

Yine de kahvem ve sandviçimle bu eski kum iskelesinin ucunda geçireceğim saatten kolay vazgeçecek değildim. Sandviçi kahvenin ilk iki yudumunda mideye indireceğim belliydi çünkü bir elimi diğer elim zor tutuyordu ucundan bir parça koparmaması için.

İskeleye müzik dinlemek yada cep telefonumdan şarkı seçmeye uğraşmak için gitmediğimden niyetim dalgaları dinlemekti ama yaşar kör bıçak şarkısı dilime öyle sağlam tutunmuştu ki sanki bir playerdan çalsam bu kadar net hissedemezdim şarkıyı ..

şöyle söylüyordu yaşar

"" bir gün artı bir gün daha
bir günahtı her gün daha
bir gün aktı gözyaşlarım
durmadı, durmadı ""


bir gün akacak belki de ..
uzun yıllar sonra yeniden biri için akacak


"saplı durur rengi gözlerinin
sana kayar, sana kaçar, yine deli aklım benim ""

 
Sonbaharın acilen gelip denizin tozunu süpürmesi
Yediğimiz domatesin tadını, dinlediğimiz müziği, gardrobumuzu, ayakkabılarımızı değiştirmesi
Ruhumuza bahar temizliği yapması
Ağaçların gölge miktarını yeniden ayarlaması

..

İşin aslı boşa geçen vaktimizde kapının önünde güneşten yanmadan sigara içebilecek kıvamda bir hava olsun istiyorum
Bugün hangi soğuk içecek içmeliyim derdinden kurtulup doyasıya kahve içmek
İş çıkışı sahilde fazladan 500 m yürüyebilmek

Birde en büyük aşklarıma yakalandığım mevsime özlem
hepsi bu
 
Dualarının bir sistemi olmamalı insanın
güzel, şık, tertipli, ezberlenmiş ve bol sıfatlı olmamalı ..
Bir insanın diz çöküp iki avucunu açıp yaradanından istediği bişeyler varken
kalbinden geçen saf kelimeler yerine dikte edilmiş 7-8 kelimeli şatafatlı kelime arasında
sıradan şeyler dileyişini bir ibadetin arılığıyla bağdaştıramıyorum

Bir çocuk gibi yakarıyorum yaradana
Çoğu zaman bir çocuktan bile daha masum dileklerimle
Çoğu zaman daha yoğun ulaşabilmek için dualarımla yaradana
Cumalarla sınırlı kalmamaya çalışarak ..
Çoğu zaman cumalardan başka fırsat bulamayarak ..
 
"Dövüşte usta olanlar öfkelenmez, kazanmakta usta olanlar korkmazlar.
Dolayısıyla akıllılar dövüşmeden önce kazanır. Cahiller kazanmak için dövüşürler."

Çabanın kazanmak için olmadığı her yarışta bir kaybeden olduğu bilinci ve hiç dilimizden düşürmediğimiz barış ve huzur dolu bir yaşamın ütopik olduğu bir dünyada ilk nefesimizle başladığımız bir yolculukta
Bu yol için, bu yolu yürüyebildiğim için, bu yolda birlikte olduklarım için dua etme fırsatı buldum bugün.

Yarışsız, hırssız, kaybedensiz bir eylem ne kadar sarıyor insanın içini
Bütün ibadetler nasıl da ele geçiriyor en derinlerimizi ..

Hayat hepimize kimseleri kırık bırakmadığımız mutluluklar versin
 
Hava sıcak ama su soğuktu ..

Çocuğun omuz askılı kot shortuyla adımlarını çeke çeke dizine kadar suyun içinde gezinişi kararsızları da denize girmeme fikrine itti, denizin üstünü adeta yalayarak gelen soğuk rüzgar ayaz kadar soğuk ama sahil bu esintiden bihaber cehennem kadar sıcaktı ..

Kafayı dinlemek, bütün enerjiniyi önce o ayaga tek tük batan çakıllarıyla kumlara bırakmak sonra yepyeni bir ruhla kalkıp denizin 2 kulaç derininden sessiz bir seyirle boylamak ..
Buz gibi derinlerden güneşle ısınmış plaj havlusunun yumuşak sarılışına geçiş ..
Bambaşka bir düşünme biçimine, bambaşka görmeye bambaşka tadmaya yöneltiyor insanı ..

Vazgeçmek burkuyor yaşama sevincini ..
Bir tay çitlerle çevrili bir bahçe de güven içinde sekerek oyunlar içinde koştururken
Vazgeçmiş bir yüreğin kırık çitleri ve sonsuz kırılganlığında her mevsim ılık mümkünse bir mağara koruyuculuğunda bir gölgeye esir düşer ..

İşte tam da bu yüzden
Ne denizden ne kumdan ne sıcaktan ne havlunun kucaklayışından
tatmin olmak mümkün değil ..
 
Çok kışlar önce
yazın sonu geldiğinde ve sonbahar rüzgarlarının korkutucu sesi geceleri ağaçlara ıslık çaldırmaya başladığında ve bu havayla başedemeyeceklerini bilen serçeler göç etmeye başladığında hasta bir serçe varmış

Güneye yolculuğu yapacak gücü toplayacak kadar iyileşmemiş henüz ..
Ailesi onun için beklerken
Bensiz gidin demiş çocuklarına; sıcak bir yer bulup kışı geçirin, ben bu kış burda saklanacak bir yerler bulurum
Gelecek bahar yine görüşürüz demiş ..
Göçler tamamlanmış ve serçe saklanacak bir yerlere aramaya başlayarak Köknar a gitmiş ..
Köknar en güçlü ve Serçe nin saklanması için yeterli herşeye sahip yaşlı ama kibirli bir ağaçmış
ve Serçe ye buz gibi bir hayır cevabı vermiş..
Sonra kavak ve defne
daha sonra da Karaağaç, Ladin ve okaliptus ..
Hepsi de Serçe ye kışı geçirmesi için dallarında bir yer vermeyi reddedip onu kaderine terk etmişler

Yılgın Serçe Çam ağacına gitmiş ..
Çam ağacı Serçe ye
ben de seni koruyup saklayacak geniş yapraklar yok, benim yapraklarım iğne gibidir ..
Isıtmaya yetmeyeceği gibi canını da yakar ama istersen kalabilirsin
Evet demiş ..

Neşeyle coşan serçe hemen ağaca yerleşmiş ve kışı atlatmış ..

Bunu gören tanrı bütün diğer ağaçları bencillikleri için cezalandırmış ..
o kıştan sonra tüm ağaçlar kış boyunca yapraklarını kaybetmişler ..
Serçeye yuva olan çam ağacı dışında ..





Kendi çamımı bulduğumda
Çok geç olmadan
Kışımı atlatacağım
 
Dünle yarın arasında bir farklılık yaratmam için sadece 24 saatim var ..
Yaklaşık 7 saatini uyuyarak geçirdiğim bir 24 saat ..

Hiçbirşey yapmadan düşünebileceğim yarımşar saatlik molalarım olsun isterdim bu 24 saatten sayılmayacak ..
Su içtiğim, dalgaların yumuşattığı kumların üzerinde ayak izleri bıraktığım, incirlerin balının kokusu altında ve bir arının vızıltısı ve altın sarısı saçların hayaliyle uzandığım saatler sayılmasa ..
aptal yerli polisiye kitaplara çaldırdığım saatlerle , kaldırımda önümde yayıla yayıla yürüyen teyzelerin ömrümü çürüttüğü saatler sayılmasa ..

Fark yaratma iştahını hissettiğim dopdolu bir mideyle dolu saatlerim olsa

Dünkünden farklı hiçbişey yapmadan
Yarın için cebime hiçbir şey koyamadan geçen her bir saniye
kulağıma şunu fısıldıyor ..

' Kendimin sadece yansıması olabilirim '
 
Sıcak bir lezzetle buluşmaya yada sancılı geçen bir sürecin sona ermesine kısa zaman kala mideye çöken heyecan-sıkıntı ..
Nerdeyse bütün gün buna benzer bişeyle geçti ..
E peki şimdi bişey olması gerek değil mi
bişeyin düzelmesi, bir mutluluk, bir keyif bir lezzet ..
Bu alış ve veriş gibi değil mi ..
Önce sancısını çekersin heyecanı yaşarsın sonra o şeye kavuşursun ..
İşte benim ki hep veriş
hiç alış yok ..
Öyle kuru kuruya bir mide durumsalı ..

2 sigara iki de espresso (iki si arasında bir kruvasan) sonra düzelecektir herşey
ve kendi yüzyıllık konumunda bacaklarını sarkıtarak aşağıdan uçan kuşları izleyecektir keyfim.
 
.



How beatifull it is
to be fragile and
broken and
loved all at once
 
Kendimi senin özlemini bastıracak, aklımdan çıkacağın işlerin birinden diğerine sürüklerken buluyorum..
Yaşlı bir elma ağacının meyve dolu dallarının ağırlığında belinin bükülmesi gibi
Kanatları ıslanmış bir kuşun uçmayı sürdürüşü gibi
Sevgisini yitirmiş bir insan geriye kalan nefesleri gibi
Zor seni düşünmek ..
 
Sabahları 15 er dakikadan az olmamak üzere klasik müzik dinleme alışkanlığımı paylaştığım eski kız arkadaşımdan concerto numarası istiyorum artık.

Geçmişte birini eleştirirken kullandığım, 'yarım yamalak becerilerin üstadı' tanımı beni de çok güzel tanımlıyor sanki ..

Sonunu getiremediğim şeyleri göz ardı edip sadece sadık kaldıklarımla tanımlıyorum kendimi
Bu yüzden çoğu zaman 'aa bu yanını bilmiyordum' cümlesine rastlıyorum ..
 
Geri