Rockefeller

  • Kullanıcı Asr.
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Forum Meydanı
Konu sahibi son olarak 3724 gün önce görüldü
Bu ailenin kökünün Musa ile birlikte Kızıldenizi geçen Kavme dayandığı söylenmekte.
 
Mahşerin dört senaryosu: Bir virüs dünyayı nasıl değiştirir?

Dünyanın en zengin ailelerinden Rockefeller'lara ait aynı isimli vakıf, 1 Haziran 2010 tarihinde bir rapor yayınladı. Raporda dört farklı dünya çapında gelecek senaryosu bulunuyor. Bu senaryolar vakfın başkanı Judith Rodin'e göre, olgular üzerine oturtulmuş, geleceğe dair detaylı anlatımlar. Raporun sunum kısmını kaleme alan Rodin, bu senaryolar üzerinde gelecekte insanlığı bekleyen olası kriz noktalarını tespit edip, onlara hazırlıklı olmak istediklerini belirtmiş. Sonuçta vakfın insani yardım üzerine yoğunlaştığını ve halihazırdaki kaynaklarını insanlık yararına etkin şekilde kullanabilmek için, bu tür öngörülere sahip olmaları gerektiğini savunmuş.

Bu senaryo çalışması, yapılan açıklamaya göre Rockefeller Vakfı için bir ilk. Vakıf bu senaryoyu, Global Busines Network adlı stratejik danışmanlık şirketine hazırlatmış. Senaryoların ortak sorunsalı, teknolojinin rolü ve küreselleşmenin geleceği üzerine kurulu. Ancak ana odak, teknoloji.

Peki neden teknoloji ana rolü kapmış? Bunun cevabı raporun "merkez sorusunda" saklı:

Önümüzdeki 15-20 yıl içerisinde, teknoloji, gelişen dünyada, eşit büyümenin ve insan direncinin önündeki engelleri nasıl etkileyebilir?

Anlaşılması zor bir cümle. Bu yüzden senaristler konuyu biraz daha açma ihtiyacı görmüş. Onlara göre teknolojinin "ilerlemesinden", gelişiminin devamlılığından kimsenin kuşkusu yok. Esas merak edilen şey tekonolojik ilerlemenin izleyeceği yol. Örneğin teknolojik sıçramalar ve inovasyonların kaynağı neresi olacak? Sadece gelişmiş dünyadan mı yoksa daha çeşitli coğrafyalardan mı? Ekonomik ve siyasi gelişmeler, teknolojik gelişimin hızını ne yönde etkileyecek. Ve tabii en önemlisi, varolan veya yeni teknolojiler, kişilerin, toplulukların ve sistemlerin "büyük değişimlere" tepki verebilme kapasitesini nasıl geliştirebilir? Bunun gibi soruların cevabı aranmış.

(Yalnız burada bir parantez açıp, rapor içinde geçen önemli bir nottan bahsetmemiz gerekiyor. Yukarıdaki merkez sorunun içerisinde geçen "direnç" (resilience) kelimesinin anlamını açma ihtiyacı duyulmuş. Bu raporda "direnç"ten kasıt, insanların, toplumların ve sistemlerin, değişim içerisinde (büyük felaketler gibi) hayatta kalabilme, yeni süreçlere adapte olabilme kapasitesi olarak değerlendirildiği açıklanmış. Rockefeller Vakfı'nın da kuruluşundan beri "direnç ve eşit büyümeyi" insanlık için arttırmayı amaçladığı belirtilmiş.)

Senaristlerin, coğrafi olarak üzerine özellikle eğildik dedikleri üç bölge, dikkat çekiyor:
Sahra altı Afrika , Güneydoğu Asya ve Hindistan.

Senaryolar, dört adet farklı dünya geleceği üzerine kurulu.
1) Uygun adım: Askeri bir terimden yola çıkılarak adı konmuş bu gelecek tahayyülüne göre, dünya, günümüze göre daha otoriter devletler tarafından yukarıdan aşşağı sıkı sıkıya kontrol ediliyor. İnovasyon sınırlı, vatandaşlık ve insan hakları gerilemiş durumda.
2) Birlikte daha akıllıca: Bu en insanlığın geleceği açısından en optimum senaryo. Dünya çapındaki sorunlara, küresel işbirliği içerisinde, başarılı stratejilerle müdahale ediliyor.

3) Hack saldırı: Bu da en kötü senaryo. Ekonomik anlamda sağlam olmayan, hükümetlerin güçsüz kaldığı, suç oranlarının yüksek olduğu, "tehlikeli inovasyonların" ortaya çıktığı bir dünya.

4) Akıllı karışıklık: Bu da kötünün iyisi. Ekonomik olarak sıkıntılı bir dünyada, günü kurtarmak amacıyla insanlar ve topluluklar kendi başlarının çaresine bakacak çözümler üretiyor.

42979.jpg


"Uygun adım" senaryosuna göre, dünya H1N1 virüsünden daha beter! bir virüs ile karşı karşıyadır. Vahşi kazlardan bulaşan virüs, en hazırlıklı ülkeleri bile dize getirir. Alınan hiçbir tedbir, virüsün yayılmasını engelleyemez. Dünya nüfusunun beşte biri, bu virüsü kapmıştır. Sadece yedi ayda sekiz milyondan fazla insan ölür. Ölenlerin çoğu gençlerdir. İnsan, hizmet ve malların geçişi salgın yüzünden durur, dolayısıyla dünya ekonomisi çöker.

Virüs'ün en çok etkilediği yerler Afrika, Güneydoğu Asya ve Orta Amerika'dır. ABD'nin bile çok kötü etkilendiği bu pandemik salgından, sadece birkaç ülke hafif sıyrıklarla kurtulur. Bunların arasında en dikkat çeken güç Çin'dir. Çin hükümetinin hızlı bir şekilde aldığı karantina kararı, güç kullanarak desteklendiği için etkili olur. Çin'in etkili ve güçle desteklenmiş bu politikaları, dünya çapında bir trend halini alır. Ulusal liderler, hastalıkla başedebilmek için daha otoriter davranmaya başlarlar. Hastalık geçtikten sonra dahi, ellerindeki bu arttırılmış iktidarı gönüllü olarak bırakmazlar. Pandemik sonrası ortaya çıkan çok ciddi sorunlarla baş edebilmek için, ellerindeki iktidarı sonuna kadar kullanmakta kararlıdırlar. Bu daha sonra "bir ihtiyaç" halini alır. Devlet kontrolü sıkılaştıkça, teknolojinin gelişimi de buna uygun olarak değişir. Gelişmiş ülkeler, gelişmekte olan ülkelere nazaran ellerindeki iktidarı ve kaynakları daha etkili yöneterek, teknolojik inovasyonun kaynağı haline gelirler. Böylece teknolijik gelişmenin kontrolü bir süreliğine tekrar gelişmiş ülkelerin eline geçer.

Bu arada ABD ve AB'nin teknoloji konusunda kontrolü sıkılaştırması, teknolojiden faydalanmak isteyen ama bunun için yeterli kaynağı olmayan ülkeleri, Çin gibi Batı'dan bağımsız teknolojik atılım gösterebilen güçlerle daha sıkı işbirliğine iter. Özellikle batının gözünde diktatör olarak gözüken bir çok Afrikalı lider, Çin ile yakınlaşma politikaları izlemeye başlar. Bunun sonucunda Çin, Afrika kıtasındaki etkinliğini arttırır. Aşırı iktidar, bir süre sonra (2020'den sonra) kitlesel rahatsızlıklara, çatışmalara sebep olur. Üstten gelen baskıya karşılık alttan alta kitlesel tepki güçlenir. Bir çok bölgede devlet ve vatandaş karşı karşıya kalır.

42980.jpg


Bu senaryoda teknolojinin kullanım alanları şöyle belirlenmiş:

- Havalimanları ve diğer kamusal alanlarda gelişmiş MRI cihazları bulundurulacak. Bu cihazlar sayesinde kalabalık içerisinde "anormal davranışlı" kişiler kolayca tespit edilebilecek

- Bulaşıcı hastalıkların erken tespit edilebilmesi için yeni tarama cihazları geliştirilecek. Özellikle hastaneler ve hapishanelerden çıkan insanlar için bu taramalar zorunlu olacak.

- Seyahat engeli yüzünden, tele-konferans ve iletişim teknolojileri, daha etkin ve ucuz hale getirilecek.

- Korumacılık ve ulusal güvenlik endişeleri yüzünden her ulus, bağımsız bir bilişim ağı kuruyor; Çin'in kendi geliştirdiği güvenlik duvarı teknolojisini örnek alıp, kendi "duvarlarını" inşaa edecekler. "World Wide" Web (www) parçalı hale olacak.

- 2010'dan 2020'ye kadarki dönem, 'kıyamet dönemi' olarak adlandırılmış. Doğal felaketlerin dışında terörist saldırılar sonucu binlerce insan ölecekmiş. Bunlar içinde en dikkat çekici ve tarihsel açıdan yakın olanı, 2012 Londra Olimpiyatları. Bombalama sonucu 13.000 kişi ölecekmiş. Tabii bu bir senaryo...

Senaryonun kuş gribinden beter! bir salgın ile başlaması dikkat çekici. Hatırlarsanız, kuş gribi salgını hakkında ilk başta söylenenler, dünyanın son derece "tehlikeli" bir virüs ile karşı karşıya olduğunu belirtiyordu. Bu yüzden dünya çapında seyahat kısıtlamalarına gidilmek için kararlar çıkartılmış (örneğin geçen seneki Hac'cın iptali konuşulmuştu bir aralar), hükümetler milyonlarca grip aşısı satın almıştı. Sonradan "salgının" hiç de o kadar anlatıldığı gibi korkunç olmadığı anlaşılmış, grip aşısı satan ilaç firmaları, ekonomik krizde kar rekoru kırarken, hükümetler ellerindeki grip aşılarını ne yapacaklarını şaşırmışlardı. Fakat bu senaryoya baktığımız zaman, o salgının nerelere varabileceğini görmüş oluyoruz: Ütopya'nın tersi bir distopya. Kara bir bilimkurgu filminden çıkmışa benzeyen bu senaryodan daha da beteri var.
 
Rothschild yahudidir. İsimlerinden, mezarlarından, akrabalarından herşeyinden anlaşılır. Doğdukları mahalle de yahudi gettosudur. Haklarında hiç inandırıcı olmayan bauer geyiği vardır. Nathan Rotschild İngiltere'de çok etkili olmuştur, Lordlar Kamarası'na seçilen ilk yahudi üyedir.

Rockefeller ise sıkı bi protestandır. Bazı tarihçiler sephardic yahudi olduklarını iddia etmişlerdir. Malum, ortaçağ avrupasında yahudiler zorla protestanlaştırılmış katolikleştirilmiştir. Nostradamus da bu tarifedendir, yahudidir ama katolik olmuştur zorla..

FED Rothschildlerin emrindedir. Alan Greenspan, Soros ve Ben Shalom Bernanke katıksız yahudidir. Dünyada parayı yahudi kökenliler idare ediyor.

Fakat güç - para denkleminde terazi daima gücün lehine olur, hem mantıken hem de fiziksel olarak böyle. O nedenle Vatikan ve avanesi paracıların karşısında olmuştur hep.
 
Burda daha aydınlatıcı . :S

[YOUTUBE]kaFGQ-PMJWM[/YOUTUBE]
 
Seferad, Sefardi , Sephardic.. Espanic, Ispanya kökenli yahudiler demektir.
2000 yıl önce, Roma imparatorluğunun bir otonom bölgesi olan bu Ispanya bölgesi, Romaya zaman zaman başkaldırıyordu.. Roma, Kudüsü talan edince, Kudüsteki yahudiler, gemilerle Ispanyaya gittiler, ne de olsa, orada Romaya karşı bir ülke vardı, otonom bir ülke.
Sefardiler, bu yahudiler, yani, Sami kökenliler ve Araplarla akrabalar.
Bunların çoğu şimdi Güney Amerika ülkelerinde, bir kısmı da Israilde, az bir kısmı da Türkiyede..
Bu Sefardilerin, 2000 yıl önceyi saymazsak, dünya tarihinde pek hükümleri yoktur.
Ama, gerçek yahudi, eski yahudi kimdir derseniz, bu Sefardilerdir.

Askenaz yahudiler, Doğu Avrupa - Hazar etrafı orijinli sonradan yahudi olmuş insanlardır. Dünyadaki yahudilerin %70 i bu Askenaz yahudileridir. Nereden çıktılar bunlar? Hazar Devletinden gelmeleri (bkz Hazar Türk Devleti.) Yani, bu Hazar Devletinin kurucusu olan, o zamanlar yahudi dinini seçmiş Türk boyudur. (O zamanlar bazı Türk boyları müslüman olurken, bazı Türk boyları hristiyan, bazıları yahudi olmuşlar, bazıları da Tanrıcı olarak kalmışlardır. Hazar Türk devleti, bilim teknolojide, dünyanın en gelişmiş devletiydi.. Bu devlet dağılınca, yahudi olan boylar doğu Avrupaya gittiler ve yanlarında bilim sanatı esnaflığı götürdüler.. Bu Avrupa yahudileri, yani Askenazlar onların torunları. Dünya tarihine damga vuranlar, bu Askenazlardır, dünyada, bilimi, teknolojiyi son 1000 yılda en çok bunlar geliştirmiştir. Tüccarlıkları vardır elbette, ama, oldukça azdır. Yahudilik inançları kendilerinedir, hatta, bunların %90 ı, laik düşünce yapısındadırlar, yani, din tartışmasına girmeyelim derler..
 
[YOUTUBE]p0xNB9lM7ZA#t=391[/YOUTUBE]
 
İlaç şirketleri ne yapıyorlar(yada bize nasıl yansıtıyorlar) İlk önce hastalık çıkar sonra o hastalığa karşı çare olarak ilaç üretilir.Şimdi ise tam tersini yapıyorlar.İlk önce ilacı buluyorlar sonrada ilaca göre hastalık buluyorlar.(hedeflerine ulaşmak için her yol mübahtır.)

2.dünya savaşında bu aileler her iki farklı cepheye de finans kaynağı sağlamışlardır. Hitler gibi bir şizofreni hastasını kendi çıkarları doğrultusunda yönlendirmişlerdir.Dünyada bir yahudi devleti olmadığı için bir yerde özellikle de Filistin'de ülke kurmalarına 100 yıl önce düşünüp planlayıp uygulamışlardır.Yahudi soykırımı tesadüf değil bu planın bir parçasıdır.Dünyadaki ülkeleri ikna etmek ve mağduriyet yaratmak için bu sistemi uygulamışlardır.(hedeflerine ulaşmak için her yol mübahtır.)

Meşhur 11 eylül saldırılarında ne olmuştu hatırlarsanız.İki uçak mükemmel ve kusursuz bir şekilde binalara çarpmıştı aynı mükemmellikte o binalar estetik ,dizayn edilmiş şekilde çöktüler.Bunu da el kaide yaptı dediler.Bu olay tam bir teknoloji,bilim,iyi planlama gerektirecek bir iştir.

O binada çalışan yahudi vatandaşların olayın olduğu gün neden işe gitmediklerini sormak gerekir.Neden böyle bir şey yaptılar peki çünkü savaşa sebep bulmaları gerekiyordu da ondan dolayı.Bu olay olmadan önce Amerikan halkına savaşa girelim mi diye anket yapıldığında hayır girmeyelim sonucu çıkmıştır.Bu olaydan sonra ise tam tersi çıkmıştır.Dünya ülkeleri ve Amerikan halkı ikna edildikten sonra Irak'ı yerle bir edip milyonlarca insanın ölmesine sebep olmuşlardır.Bunlar petrol için mi yapıldı sanıyorsunuz hayır zaten petrol onların kontrolünde peki sebep nedir?Fırat ve Dicle arası büyük İsrail'i kurmak.İsrail bayrağında da bunu simgeleştirmişlerdir.(hedeflerine ulaşmak için her yol mübahtır.)
 
İNGİLİZ milyarder Nat Rothschild, 40’ıncı yaşgününü Karadağ’da partiyle kutladı.

77D55E83413F8F289E73095B86D4ACA5.jpeg

Rothschild ailesinin varisi bankacı, 400 ünlü ve zengin konuğu davet ettiği parti için tam 1 milyon sterlin (2.6 milyon TL) harcadı. Milyarder, davetlileri parti için kapattırdığı, geceliği 700 sterlin olan Aman Sveti Stefan Oteli’nde ağırladı.

3 GÜN süren partide 5 ton içki ve yiyecek tüketildi. Kutlamada en çok dikkat çeken 165 metrelik ve içinde dev disko toplarının yüzdüğü havuz oldu. Parti için Uruguay’dan 100 palmiye getirtildi. 100 bin sterlinlik şampanya tüketildi. Partiye Roman Abramoviç, Rus oligark Oleg Deripaska ve BP’nin eski patronu Tony Hayward da katıldı.
 
Forbes dergisine sorsan dünyanın en zengini Carlos Slim ( Dedesi Osmanlı'nın Lübnan eyaletinden Amerika'ya 1900'lü yılların başında askere gitmemek için göç eden bir süryanidir, hatta rivayete göre Slim adı dedesinin adı olan Selim'den gelmektedir ) fakat Rockefellerlerin 30, Rothschildlerin 32 trilyon dolarlık servetleri nedense kimse tarafından gündeme getirilmemektedir..
 
Güler Sabancı - David Rockefeller
commons201105sabancirockefeller.jpg
 
Türkiye’de yaşanan satın alma ve şirket evlilikleri, danışmanlık hizmeti veren yatırım bankalarının işlem hacimlerini artırdı. Bu işten en çok kazananlar ise yabancı danışmanlar oldu. Son iki yılda en çok iş yapan yatırım bankası Rothschild olurken, Citigroup ve Morgan Stanley de onu izledi. Rotschild’in görev aldığı işlemlerin hacmi 15.3 milyar dolara ulaştı.

TÜRKİYE’de son iki yılda şirket evliliklerinin boyutu artarken, satın alma ve birleşmelerde taraflara danışmanlık hizmeti veren şirketler de bu hareketlilikten payını aldı. Başta uluslararası şirketler olmak üzere yatırım bankalarının da işlem hacimlerinde önemli artışlar yaşandı.

ROTHSCHILD İLK SIRADA: Merger Market tarafından hazırlanan listeye göre, 2005-2006 döneminde Türkiye’de şirket birleşmelerinde danışmanlık hizmeti veren yatırım bankalarından Rothschild 15.3 milyar Euro’luk işlem hacmiyle ilk sırada yer aldı. Rothschild, bu rakama 4 büyük şirket birleşmesindeki danışmanlığı ile ulaştı. Rothschild’i 8 işlemde 13 milyar Euro ile Citigroup Inc., 3 işlemle ulaştığı 10.9 milyar Euro ile Morgan Stanley izledi. Listede, ilk 9 sırayı yabancı yatırım bankaları oluşturdu. İlk 10 arasında tek Türk firması olarak görünen PDF Corporate Finance da M& International’ın Türkiye temsilciliğini yürütüyor.

ZİHNİYET DEĞİŞTİ: Rothschild Türkiye Danışmanı Dr. Yılmaz Argüden, bu durumu şöyle değerlendirdi: Son iki sene Türkiye’de şirket evlilikleri açısından önemli bir zihniyet değişikliği yaşandı. Eskiden birçok patron şirket satmayı olumsuzluk göstergesi olarak görürken, şimdi birçoğu şirket satmanın en hızlı ve etkin para kazanma yöntemi olduğunu kavradı. Ayrıca, gerek yurt içinde, gerekse yurt dışında şirket satın almanın da en hızlı büyüme yöntemi olduğunu anlaşılmaya başlandı.

SIÇRAMA YAŞANDI: 2005 ve 2006 Türkiye açısından şirket birleşmelerinde çok önemli bir sıçrama yaşandı. Yabancı sermayenin ilgisi açısından Türkiye, BRIC olarak adlandırılan Brezilya, Rusya, Hindistan ve Çin ile birlikte anılmaya başlandı. Son iki senede Türkiye’ye gelen yabancı sermaye ondan önceki yirmi yıldaki yabancı sermaye akışını aştı. Bu konudaki sorularımızı yanıtlayan Dr. Argüden şöyle konuştu: Türk ekonomisinin OECD ülkeleri arasında ve dünyadaki en büyük 20 ekonomi arasında en yüksek gelişim hızına sahip ülkelerden olması, uluslararası yatırımcıların ilgisinin artarak devam edeceğinin bir göstergesidir. Bu dönemde Türkiye’de gerçekleşen önemli işlemlerin bir çoğunda Rothschild’in bulunması ise Türkiye’ye verdiğimiz önemin göstergesidir.

SIRA TÜRK ŞİRKETLERİNDE: Yabancı sermaye ilgisi bir çok sektörde artmakla birlikte, bugüne kadar şirket satın alımları ve birleşmeler en öncelikli olarak bankacılık ve telekom sektörlerinde gerçekleşti. Önümüzdeki dönemde Türk şirketlerinin de yurt dışındaki şirket alımlarında daha aktif olması bekleniyor. Özelleştirmelerin kazandığı ivme, Türk iş dünyasının iş portföylerini yeniden yapılandırma stratejileri ve uluslararası piyasalarda faaliyet gösterme iştahları şirket alım-satımlarında ve birleşmelerinde önemli artışlar yaşanacağının işaretleri olarak gösteriliyor. Bu nedenle, dünyanın önde gelen yatırım bankalarının Türkiye’ye gösterdikleri ilgi artıyor.

Schröder’in de çalıştığı büyük anlaşmaların danışmanı

DÜNYANIN önde gelen yatırım ve danışmanlık bankası Rothschild’in Türkiye Danışmanlığını 2005 yılından bu yana Dr. Yılmaz Argüden yürütüyor. Şirket, Temmuz 2006’da düzenlediği bir tören ile ortaklarından Baron Eric de Rothschild ve danışmanları arasında bulunan Almanya eski Başbakanı Gerhard Schröder’le Türkiye temsilciliğinin açılışını yapmıştı. Son yıllarda Türkiye’de de birçok büyük şirket alım-satımlarında tercih edilen kurum olan Rothschild’in bu güne kadar üstlendiği işlerin başında Özelleştirme İdaresi ve TMSF gibi kamu kurumlarının satışları geliyor. Aycell ve Aria birleşmesinde, Telsim’in Vodafone’a satışında görev alan kurum, Çolakoğlu Ailesi’nin danışmanı olarak Türk Ekonomi Bankası’na PNB Paribas’nın ortak olması sürecinde de danışmanlık yapmıştı. Rothschild, GE Consumer Finance’a Garanti Bankası’na ortak olması sürecinde, Dexia’nın Denizbank’ın satın alınmasında ve en son olarak TAV’ın Tunus’ta iki havalanı projesini almasında görev aldı. 200 yıllık bankacılık deneyimine sahip Rothschild Ailesi tarafından kontrol edilen yatırım bankasının 40 değişik ülkede 2 bini aşkın çalışanı bulunuyor.

Örnek gösterilen adımlar

KOÇ Grubu’nun birçok şirketini stratejik öncelikleri içinde bulunmaması nedeniyle satmaya başlaması Türkiye’deki zihniyet değişiminin bir göstergesi olarak kabul ediliyor. Ayrıca Türk girişimcilerinin gerek Avrupa’da, gerekse bölgedeki gelişme stratejilerinin bir parçası olarak şirket satın alımlarına daha çok ilgi göstermesi bekleniyor. Doğan Grubu’nun Almanya’nın önde gelen şirketlerinden ProSieben’i satın alma girişimi, Efes’in Rusya’daki şirket alımları ve TAV’ın uluslararası faaliyetleri bu gelişmeler için örnek gösteriliyor.
 
[YOUTUBE]Am5Of4sH_QQ[/YOUTUBE]

[YOUTUBE]jltnH2mjZOI[/YOUTUBE]
 
Geri