Rockefeller

  • Kullanıcı Asr.
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Forum Meydanı
Konu sahibi son olarak 3723 gün önce görüldü
ABD ve İsrail'in Arkasındaki Asıl Güç, ''Rockefeller Ailesi''

pennsylvania_rockefeller.jpg


Dünyadaki Küresel güçlerin başkanı olarak bilinen David Rockefeller, kimlik kartında kendisini “Dünya Devlet adamı” olarak ilan etti.. ABD’nin süper güç olarak dünyayı yönetmesinin arka planındaki organizasyonlarda onun imzası vardır. ABD’de 20’yi aşkın çok uluslu şirketin koordinasyonunu yapar, yönlendirir. Irak’taki gelişmelerden de o sorumludur.

david-rockefeller.jpg


O’nun hayat hikâyesi, kim olduğunu, neler yaptığını gözler önüne serer. Kimliği belirsiz birisi değildir. 1915 yılında New York’ta doğan ve X’in not defterindeki bilgilere göre 2007 yılı içinde yaşamaya devam eden Amerikalı iş adamı. O'nun kimlik kartında “Önde gelen banker, hayırsever, dünya devlet adamı” olduğu sözleri yazılı. Ünlü Standart Petrol tröstü’nün kurucusu ve 19. yy sonlarında ABD ve dünyanın en zengin iş adamı olarak gösterilen John D. Rockefeller’in torunu. Çocukluğunu New York yakınlarında dedesinin malikanesinin bulunduğu Kykuit’teki şatoda geçirdi. 1936 yılında Harvard Üniversitesini bitirdi. Mezuniyet tezi olarak Fabian Sosyalizmi konusunu seçmişti. Dedesinin iştiraki bulunan Chase Manhattan bankasında müdür yardımcı olarak göreve başladı. 1940 yılında Chicago Üniversitesinde doktorasını “Kullanılmayan kaynaklar ve Ekonomik İsraf” konusu üzerine yaptı. II. Dünya Savaşı’nın patlak vermesi üzerine Amerikan ordusunda görev aldı. Kuzey Afrika ve Fransa’daki askeri harekatlara katıldı. Askeri harekatlarda istihbarat şefliği görevini başarı ile yürüttü.

old-rockefeller-center.jpg


Savaş sonrası ülkesine döndü ve Rockefeller Merkezi (Rockefeller Center) binası 5600 no'lu odada aile mensupları ile birlikte iş bölümü yaparak çalışmaya başladı.
1949 yılında DIŞ İLİŞKİLER KONSEYİ’ne sekreter olarak girdi. Bahsi geçen Konseyin İngilizce açılımı “Council of Foreign Relations” idi. Ve kısaca CFR kod ismi ile kamuoyunda tanınıyordu. Aslında CFR’yi yıllar önce 1921 yılında dedesi petrol zengini John D. Rockefeller tarafından kurulmuştu. CFR’ye ABD’nin önde gelen şirketlerinin yöneticileri ve devletin üst düzey politikacıları üye idi. Görünüşte bir düşünce egzersizi "think-thank” kuruluşu idi.
CFR, II. Dünya Savaşı'ndan sonra başkan Truman’ın geliştirdiği doktrin çerçevesinde Batı Avrupa’nın yeniden restorasyonu/ ekonomik güçlendirilmesi çalışmalarına destek verdi. Türkiye ve Yunanistan’da program içine alındı. Marshall yardımı bu çerçevede devreye sokuldu.

22140.jpg


chase_manhattan_bank.jpg


Genç Rockefeller, 1946 yılında Chase Manhattan Bank’ın yönetim kuruluna girdi. Banka’nın gizli ismi “Rockefeller bank” olarak biliniyordu. Chase, kısa zamanda dünyanın her yerinde 1000 yerel banka ile ilişkilerini geliştirdi. Ve Chase’nin 1960 yılında başkanı oldu. Chase’nin kuruluşu çok eskilere 1798 yılına gidiyordu. New-York’un Manhattan mahallesinde kurulan ve gelişen Chase, 1930’lu yıllardan sonra Rockefeller ailesinin petrol devi Standart’ın parçalanması ile ortaya çıkan şirketlerin sermayesi ile kısa zamanda büyüdü. 1950’li yıllarda Chase’nin kontrolü, yönetimi David Rockefeller’in elinde idi. Aynı yıllarda ABD’nin bir başka bankası National CITY Bank New-York, David Rockefeller’in amcası William Rockefeller’in elinde büyümüş, ABD’nin en büyük bankaları arasına girmişti.
David, 1969-1981 yılları arasında “Chase”nin Yönetim Kurulu Başkanı olarak görev yaptı. Bankanın hisse senetlerinin tek başına %-1.7 hissesini elinde bulunduruyordu. Ve Chase Manhattan Bank, 1996 yılında ABD’nin önde gelen finans ve yatırım kuruluşu JP Morgan ile birleşme kararı aldı. 2000 yılında birleşme gerçekleşti. Yeni oluşum bankanın ismi de “JP MORGAN and CHASE” olarak seçildi. . JP MORGAN, 2004 yılında ABD’nin en büyük bankası idi. 2007’nin ilk çeyreğinde JP MORGAN’ın geliri 19 milyar dolar idi ve bunun 4.9 milyar doları net kazanç idi. En önemli hissedar da David Rockefeller'di.

worldbank.gif


Dünya Bankası: II. Dünya Savaşının sonlarına doğru 1944 yılında Fransa’nın acil ekonomik ihtiyaçlarını karşılamak için ABD yönetimi 250 milyon Frank para ayırdı. Kısa süre sonra Aralık 1945 içinde Dünya Bankası kuruldu. 2000’li yılların başlarında dünya Bankası’nın üye ülke sayısı 185’e çaktı. Birleşmiş Milletler ile koordinasyon içinde kurulan Dünya Bankası, istekte bulunan ülkelere kredi verdiği kadar ekonomik kalkınma programlarına da danışmanlık yapar.Dünya Bankası’nın kuruluşundan itibaren görev alan 3 Başkan, Mc CLOY, Eugene Black, George WOODS, ve son zamanlarda görev alan Wolfenson Rockefeller ailesinin elindeki Chase Manhattan Bankasında çalışmışlardı. Dünya Bankası, ihtiyaç duyduğu para ve kredinin en önemli kaynağı olarak Rockefeller ailesine bağlı şirketler ve bankalardı. Bir bakıma Dünya Bankası’nın yönetimi de Rockefeller’in elinde idi.

imf_logo.gif


IMF: Türkçe açılımı Uluslararası Para Fonu, olan IMF, Aralık 1944 tarihinde kuruldu. Yönetim merkezi ABD’nin başkenti Washington’dadır. Küresel Finansal Sistemi, faizleri ve ücret dengesini ayarlar. Borç verilen ülkelerin ekonomisini denetler. IMF’nin de katılımcı destekleri arasında ABD’nin büyük şirketleri öncelikle Rockefeller ailesi vardır.

birlesmis-milletler.jpg


Birleşmiş Milletler: II. Dünya Savaşından sonra kuruldu. Dünyada barışı korumak, sağlık ,eğitim, ekonomik alanlarda gelişmelere öncülük etmek için kurulmuştu. X, Birleşmiş Milletler tarihi üzerinde yaptığı araştırmaların bir yerinde “United Nations” sözcükleri ile yazılan dünyanın en etkin barış-kalkınma kuruluşunun simgesi üzerinde araştırmalarını sürdürdü. Orta yerde dünya haritası, kıtalar ve denizler küresel bir biçimde gösteriliyordu. Ama dünyanın etrafında ise yeşil yapraklı ağaç dalları vardı. Aşağı kısımda kanatlarını açmış bir kuş uçuyordu. Aslında görülen barış sembolü zeytin dalı değil, masonların öncüsü Hiram Usta efsanesinde anlatılan akasya dalı idi. Bilindiği gibi Süleyman tapınağı inşaatının son zamanlarında ustalık sırlarını öğrenmek isteyenler Hiram Usta’yı öldürmüşler ve onu bir akasya ağacının altına gömmüşlerdi. Ağaçtaki yaprak sayıları da ilginçti. Ve 13 sayısı yaprak sayısına denk geliyordu. Kanatlarını açmış kuş ise masonların büyük önem verdiği efsanevi “Anka kuşu” (Phoenix) idi. Düşüncelerini böyle yazdı X…

Rockefeller ailesinin kontrolündeki Chase’de başkanlık yapan Joseph Verner Reed, 1987 yılında Dünya Bankasında görev aldı. Ve aynı zamanda Birleşmiş Milletler Sekreteri’nin Siyasi İşler yardımcılığı görevine getirildi.
Zaman hızla akıp gidiyor… Dünya genelinde hayal edilen ideal demokrasiye kavuşmak mümkün değil. Açlık, savaşlar,çevre sorunları, sağlıkta yaşanan acılar, geri kalmış ülkelerdeki ekonomik ve eğitim sorunları sürüp gidiyor. Ama gelişen ülkelerin “Süper gücü” ABD’nin yönetiminde söz sahibi olan KONSEY ise insanoğlu’nun kaderine yön verecek çalışmalarını eksiksiz yapıyor.

CFR veya KONSEY, ABD’nin seçkin dış politika uzmanları ve ekonomik kuruluşlarının bir araya geldiği düşünce, planlama, eylem topluluğudur. Rockefeller ailesinin desteğiyle 29 Temmuz 1921 tarihinde New York’ta kuruldu. ABD’nin deniz aşırı ülkelerdeki çıkarlarını koruma ile ilgili düşünceler burada konuşuluyor ve yönetime tavsiye ediliyor.
Rockefeller ailesinden petrol dolar milyarderi John D. Rockefeller’in aynı adı taşıyan oğlu, 1940’lı yılarda Konsey’in en büyük finans destekçisi oldu. Torun, aynı zamanda Rockfeller ailesinin yetiştirdiği David Rockefeller, 1949 yılında Konsey toplantılarına katıldı ve David Rockefeller, 1970-85 yılları arasında CFR’nin başkanı oldu. Henry Kissinger de önemli projeleri hazırlayan danışman-uzmandı. David, uzun süre CFR’nin başkanlığını yürüttü. 2007 yılı içinde Peter Peterson başkanlık görevindeydi. Ama David Rockefeller, “Fahrî Başkan” olarak perde arkasında yönetici-yönlendiricilik görevini devam ettiriyor.
CFR veya Konsey, ABD’nin küresel dış politikasına yön verir, yönetimin üst kademesinde görevli politikacılar ve şirketlerin temsilcileri toplantılara katılır.

grf01.jpeg
 
Albert Wohlstetter
Allen Dulles
Arthur Schlesinger
C. Douglas Dillon
Casper Weinberger
Charles Peter McColough
Conrad Black
Dean Rusk
Eugene Rostow
Felix Rohatyn
John Foster Dulles
John D. Rockefeller 3rd
John J. McCloy
George Kennan
Gerald Ford
McGeorge Bundy
Nelson Rockefeller
Paul Nitze
Paul Warburg
Robert Lovett
Robert McNamara
Roberta Wohlstetter
Sergei Karaganov
Strobe Talbott
Walt Rostow
William Bundy
 
Adam Wolfensohn
Alan Greenspan
Alice Rivlin
Angelina Jolie (UN Goodwill Ambassador)
Barbara Walters
Bill Clinton (former U.S. President)
Brent Scowcroft
Charles Prince (banking)
Charlie Rose (journalist, media)
Chris Heinz (politics, banking)
Colin Powell
Condoleezza Rice
David Rockefeller, Jr
Dick Cheney
Edgar Bronfman
Ethan Bronner
Fred Thompson
George Shultz
George Soros
Henry Kissinger
Henry Paulson
Irving Kristol
Jack Welch
James D. Wolfensohn
James Woolsey
Jimmy Carter
John C. Whitehead
John D. Negroponte
John D. Rockefeller, IV
John Edwards (politics)
John Kerry (politics)
Jonathan S. Bush - George W. Bush's First Cousin.
Jonathan Soros
Karenna Gore Schiff
Lawrence Eagleburger
Lesley Stahl (media)
Leslie Gelb
Madeleine Albright
Mikhail Fridman (International Advisory Board member)
Paul R. Krugman
Paul Volcker
Paul Wolfowitz
Peggy Dulany
Robert M. Gates
Robert Zoellick
Roger W. Ferguson, Jr.
Ron Silver (actor)
Stanley O'Neal (banking)
Steve Brock (U.S. navy)
Steven Weinberg
Thomas Friedman
Tom Brokaw (media, anchor)
Vernon Jordan
Warren Christophe
Warren Hoge
Zbigniew Brzezinski
 
biz toprağımızı savunurken adamlar ülkeleri nasıl yönetiriz diye çabalıyormuş.
 
Alcoa:1886 yılında kuruldu. Alüminyum üretiminde tekeldir. Geliri (2006 yılı içinde) 30.4 milyar dolar, net geliri: 2.248 milyar dolardır. Eleman sayısı 129.000.

AMERICAN International Group: Merkezi New York'tadır. Sigorta Finansal hizmetler alanında çalışır. 2006 geliri: 113.194 milyar dolar, Net geliri: 14 milyar dolar, eleman sayısı:97.000

Bank of America: ABD’nin en büyük bankasıdır. İtalyan Bankası olarak kurulmuştur. Geliri: 117.017 milyar dolar, net gelir: 21.13 milyar dolar, eleman sayısı: 176.638

Bloomberg: 1981 yılında kuruldu. Finans haberleri ve dünya veri şirketi olarak kuruldu. 2006 karı:4.7 milyar dolar. Eleman sayısı:9.400

Boeing: 1916 yılında Seattle'de kuruldu. Havacılık ve Savunma alanında hizmetler verir. Geliri:61.5 milyar dolar, net geliri: 2.2 milyar dolar, eleman sayısı: 153.000

BP: İngiltere kaynaklı petrol ve gaz şirketi. Kuruluş tarihi 1908’dir. 2006 yılı karı:274.316 milyar dolar. Net karı: 22.286 dolar, eleman sayısı: 115.000’dir.

Chevron: 1879 yılında Kaliforniya’da kuruldu. Petrol, gaz ve petro kimya alanında çalışır. 2006 geliri: 204.892 milyar dolar, net kar: 17.138 milyar dolar, elaman sayısı da 62.000.

Citigroup:1812 yılında New York’ta kuruldu. 20. yüzyılın başlarında Rockefeller ailesinin kontrolüne girdi. ABD’nin önde gelen bankacılık yatırım şirketlerindendir. Geliri: 155.6 milyar dolar, net: 21.538 milyar dolar, eleman sayısı:327.000.

Exxon Mobil: Dünyanın önde gelen Petrol ve gaz şirketidir. John. D. Rockefeller tarafından kurulan Standart şirketinin içindeydi. 1911’de parçalandı. 1999 yılında evlilikten dolayı birleşti. Karı: 377.635 milyar dolar, net: 39.50 milyar dolar, eleman sayısı: 106.000

Ford Motor. 1903 yılında Henry Ford tarafından kuruldu. Otomotiv sektöründe hizmet verir. Geliri: 160.1 milyar dolar, net:12.6 milyar dolar, eleman sayısı: 280.000

General Electric: 1878 yılında kuruldu. Başlangıçta Elektrik alanında iş yapıyordu. Ama zamanla haberleşme, finans, bankacılık hizmetlerine de girdi. Uzun zamandır. dünyanın en büyük şirketi özelliğini korudu. Geliri: 163.391 milyar dolar. Net geliri: 20.8 milyar dolar, eleman sayısı: 315.000

Goldman Sachs: Dünyanın en yaygın yatırım bankasıdır. Finansman ve sigorta hizmetleri verir. Geliri: 37.67 milyar dolar, net: 9.54 milyar dolar, eleman sayısı: 30.000

Halliburton: 1919 yılında Dallas şehrinde kuruldu. Petrol kuyusu açma, boru hattı, rafineri. Kimyasal örünler hizmet alanıdır. 2002 yılında KBR ile birleşti. Nisan 2007’de ayrıldı. ABD’nin Irak’a müdahalesinde baş aktörler arasında idi. Geliri:13 milyar dolar, net kar: 2.35 milyar dolar, eleman sayısı: 106.000.ABD Başkan yardımcısı Dick Cheney ile yakın ilişkileri vardır.

IBM: 1889 yılında kuruldu. Bilgisayar üretiminde bulunur. Geliri: 91.46 milyar dolar, net: 9.4 milyar dolar eleman sayısı :355.766
JP Morgan Chase:Kuruluşu 1799 yılına kadar gider. Finansal hizmetler verir. 1990’lı yıllarda Rockefeller ailesinin kontrolündeki Chase Manhattan ile birleşti. Geliri: 61.437 milyar dolar: Net: 14.4 milyar dolar, eleman sayısı: 174.000

Kohlberg Kravis Roberts & Co.
Lehman Brothers
Lockheed Martin
McGraw-Hill
McKinsey
Merck
Merrill Lynch: Yatırım Bankasıdır. 1914 yılında kuruldu. Karı: 70.59 milyar dolar, net: 7.49 milyar dolar. Eleman sayısı: 56.300.
News Corporation
Shell Oil: Dünyanın önde gelen petrol şirketlerindendir.
Time Warner:1990 yılında kuruldu. Basın, haberleşme alanında hizmetlerde bulunur. Karı: 44.70 milyar dolar, eleman sayısı: 87.000
Toyota (North America Inc.)
 
Dünya ticaretinin kalbi olarak tasarlanan muhteşem binanın yapılması 1960’lı yıllarda gündeme geldi. New York limanının Manhattan bölgesinde inşasına 1966 yılında başlandı. Ve 1973 yılında bitirildi. Yapıldığında zemin dahil 110 katlıydı. Çok uluslu şirketlerin, alışveriş merkezlerinin bir arada bulunduğu merkez binasıydı. İkiz kulelerin yapımının tasarlanması aşamasında David Rockefeller’in görüşlerine başvuruldu ve Dünya Ticaret Merkezi bitirildiğinde New York’un silüeti değişti. New York limanına girişteki Ellis adasında ABD’nin de sembolü olan “Özgürlük anıtı” vardı. Elinde meşale tutan özgürlük simgesi bir kadın heykeli, bütün heybetiyle ayakta görünüyor. Aslında Özgürlük anıtı, mason düşüncesinin bir ürünüydü. Fransız masonları, 1776 yılında ABD’nin bağımsızlığa kavuşmasından sonra hediye olarak özgürlük heykelini göndermişlerdi, New York'a…

11 Eylül 2001 tarihinde New York semalarında ilerleyen uçak, Dünya Ticaret Merkezi'nin bulunduğu binaya çarptı. 20 dakika sonra ikinci bir uçak diğer binaya çarptı ve kısa zamanda ikiz kuleler çöktü. 5000’i aşkın insan hayatını kaybetti. Görüntü böyle olsa da; İkiz kuleler, bir bakıma “Mason düşüncesine göre” şekillenerek yapılmıştı. Tıpkı binlerce yıl önce Kudüs’te Hz.Süleyman Tapınağı'nın yapımına iki kule yapılarak başlanmıştı. New York limanına yapılan İkiz Kuleler de “Süleyman Tapınağı'nın” ikiz kuleleri gibiydi. ABD’nin kuruluşundan itibaren şekillenen “Yeni Dünya Düzeni'ne” bir saldırıydı. ABD'nin ve onu yöneten Konsey’in statüsünün ağır bir şekilde sarsılması anlamına geliyordu. Konsey'in yaptığı gizli toplantılar sonucu, “Olayların sorumlusu” olarak Irak ve Saddam Hüseyin gösterildi. Bahane de hazırdı: "Irak’ta nükleer silahlar var!", denildi. Gözü kararmış, KONSEY’in istekleri doğrultusunda Nisan 2003’de Irak’a müdahale gerçekleşti. ABD’nin müdahale esnasındaki söylemi: “Irak’ı nükleer silahlardan arındırmak ve bölgeye demokrasiyi getirmek” olarak açıklandı ve ABD, askeri gücünü kullanarak Irak’a müdahale etti. Saddam rejimini değiştirdi. Kuzey Irak’ta Kürdistan’ın oluşumuna destek verdi. Türkiye'nin güvenliğini sarsacak terörist gelişmeler yaşandı ve Irak’ta “Barış, Özgürlük, Demokrasi” adına yapılan müdahale sonraki yıllarda vahşi bir işgale, iç savaşa dönüştü. 2007 yılı ortaları itibariyle 700.000’e yakın sivil hayatını kaybetti. Irak, insanlık trajedisini yaşadı. ABD ordusu Irak’ı işgal ve kontrol altına almasına rağmen “Nükleer enerji tesislerini bulamadı”. Bir yalan düşünce kurgulanarak Irak işgal edilmişti ve işgal edenlere KONSEY, yol göstermişti. İnsanlık tarihinin en vahşî görüntüleri Irak’ta sahnelendi.

David Rockefeller, Hatıralar kitabının 405. sayfasında dünya görüşünü şu sözlerle açıkladı:

“Bazıları benim ve ailemin (Rockefeller) Birleşik DEVLETLERİN ÜSTÜN ÇIKARLARINA KARŞI ÇALIŞAN GİZLİ KABALİZMİN BİR PARÇASI OLARAK karakterize edebilir, dünya genelinde komplolar hazırlayan ekonomik yapılanma ve küresel politika izlediğimize inanabilir. Eğer bunlar olursa ben suçluyum; ancak ben bundan gurur duyarım”… Bir başka konuşmasında “Küresel değişim yaşıyoruz. Hepimizin ihtiyacı büyük krizlere karşı doğru yaklaşımdır. Ve ulusların yeni dünya düzenini kabul etmesidir”… 20.yüzyıl boyunca ABD'nin gelişip güçlenmesi ve 21. yy başlarında da tek süper güç olması, David Rockefeller’in yönlendirdiği “YENİ DÜNYA DÜZENİ”dir. Bir başka ismiyse Küresel emperyalizm. Haçlı seferleri esnâsında Tapınak Şövalyeleri'yle gündeme gelen, 1717 yılından sonra da Masonluk adıyla Avrupa'da, AMERİKA'DA şekillenen, ROCKEFELLER ailesinin yönlendirmesiyle dünyanın yeni düzenine dönüşen yapılanma. Paranın insanlığın kaderine hükmettiği, güç kaynağı olduğu; ama insanî değerlerin acımasızca harâbe haline getirildiği “Yeni Dünya Düzeni”… Yahudilerin dünya hâkimiyetinin de bir başka açıklamasıydı “Yeni dünya düzeni”…

X, bu araştırmalarından sonra David ROCKEFELLER’in ailenin hatırasını canlı tutmak için dedesinden kalan New York yakınlarındaki Kykuit’te çam ormanları arasında bulunan muhteşem mâlikanenin görünüşüne dikkatle baktı. Binanın kapısında “Mason üçgeni” ve çatıda dünya küresi üzerine ayakları ile dokunan “Anka kuşu”nun heybetini gördü.
 
[YOUTUBE]BeFxu895Ytk[/YOUTUBE]
 
Komplo teorilerinde adı en çok telaffuz edilen aile herhalde Rockefeller'dir. Forbes dergisinin açıkladığı en zenginler listesinde Rockefeller ailesinden tek bir isim bile görmek mümkün değil. Genelde Steve Jobs'lar, Bill Gates'ler hep ön planda ve en zenginmiş gibi görünürler.

İşin iç yüzünü bilenler realitenin böyle olmadığının farkındalar. Kağıt üzerinde görünmeseler de ABD'nin ve dünyanın en zengin ailesi Rockefeller'lar. Kontrol ettikleri para 5 trilyon dolarla 15 trilyon arasında değişiyor. Sadece parayı kontrol etseler iyi, bir de siyasetle olan bağları var.

New York'taki okumuş yazmış takımı ABD ve siyaset deyince akla ilk gelen ismin Rockefeller olduğunu söylüyor. Mesela geçtiğimiz 12 Ekim'de New York'un önde gelen siyasetçilerini kendi ofislerinde bir araya getirmişler. Rockefeller ailesinin kimlerin New York senatörü olması gerektiğini, ekonomiyle ilgili alınacak kararları dikte ettirdiği bile açıktan konuşuluyor.

Sadece New York'ta bu ailenin 1 trilyon dolarlık gayrimenkulü olduğu biliniyor. Peki Rockefeller'lar hangi alanlarda iş yapıyorlar ve bu seviyelere kadar hangi yollardan geçtiler?

New York Times gazetesinden Richard D. Hylton 16 Şubat 1992'de Rockefeller ailesinin servetinin bölünme riskini taşıdığını belirten bir haber yayınladı.* Aynı haberde ailenin hangi işleri yaptığını detaylı bir şekilde yazdı.

Ailenin kurucusu John D. Rockefeller. Petrol işiyle birlikte iş dünyasına hızlı bir giriş yapıyor. Amerika'nın ilk milyarderi oluyor. Asya'dan Latin Amerika'ya, Avrupa'dan Avustralya'ya hemen her yere yatırım yapıyorlar.

Standart Oil Company ile petrol alanında neredeyse rakipsiz hale geliyorlar. Bu şirket daha sonra Exxon, Mobil ve Chevron olarak birçok başka şirketi de bünyesinden çıkarıyor.

Amerika'nın en büyük bankalarından biri olan Chase Manhattan Bank Rockefeller'ların en büyük yatırımlarından biri. Bu bankanın bugünkü piyasa değeri neredeyse 3 trilyon dolar. Manhattan'ın göbeğindeki Rockefeller Center'ın ederiyle herhalde Türkiye'nin dış borcu ödenir.

Amerika'nın etkili ailelerinden Dulles'larla Rockefeller'lar kuzenler. Mesela bir dönemin CIA başkanı Allen Dulles'ı bu göreve getiren kuzen Rockefeller oluyor. Latin Amerika'da CIA'in yaptığı bazı operasyonların finansmanını Rockefeller sağlıyor.

ABD Başkanların Richard Nixon Hazine Bakanı olması için John Rockefeller Jr'ya tam yetki veriyor. Ama ailenin baskısı sonucu John Rockefeller bunu kabul etmiyor. Parasının gücüyle daha çok şey yapacağını biliyor aile.

ABD'ye resmi geziyle gelen Rusya, Çin gibi ülkelerin önde gelen siyasileri off the record olarak mutlaka Rockefeller'a uğruyor. Bu toplantılara ABD'yi yöneten ziyaretçiler de katılmıyor değil. Ancak bu görüşmelerin içeriği asla basına yansımıyor.

İran Contra skandalı, Vietnam Savaşı'nın finansmanı, Avrupa'nın dizaynı Chase Manhattan Bank tarafından sağlanıyor.

Uluslararası ilişkilerde daha rahat nüfuz sağlamak ve operasyonlara kılıf hazırlamak için CFR'ler, Bilderbergler organize ediliyor. Buralara itinayla üyeler seçiliyor.

Ailenin zenginliği herkesin malumu ama Rockefeller'ı daha önemli kılan siyasetle olan ilişkileri. Baba oğul Bush'lar, Ronald Reagan'lar, Nixon'lar, Ford'lar ailenin en kıymetli dostları oluyor. Tesadüfe bakın, bir dönemin Rusya Devlet Başkanı Boris Yeltsin Rockefeller'ların en sevdiği adam oluyor.

Dünya zaman zaman ekonomik krizlere giriyor. Buhranlı dönemler kaçınılmaz oluyor. Ama bu aile tesadüfe bakın hiçbir krizden hiçbir zaman etkilenmiyor. Lehman Brothers, AIG, Citigroup gibi dünya çapındaki kurumlar, bankalar bile krizlere boyun eğerken Rockefeller'ların şirketleri olduğu gibi yerinde duruyor.

Hiçbir rüzgar, hiçbir fırtına Rockefeller'ın yanından bile geçmiyor. Şirketler aynı güçlülükte olduğu gibi ayakta. Her gelen siyasi sanki icazet alır gibi bu aile önünde diz çöküyor.

Bağımsız medya, basın özgürlüğü derler dururlar. Siz hiç bu ailenin yaptığı, karıştığı bir yolsuzluk duydunuz mu? Soruşturmaya tâbi tutulduğuna dair bir haber okudunuz mu? Bankalar 2008 yılında sapır sapır dökülürken Chase Manhattan Bank nasıl oldu da dimdik ayakta kaldı?

Yoksa biz mi çok komplocuyuz? Sahi ya Irak ve Afganistan işgallerinden sonra bu ülkelerin enerji ihalelerini kim aldı? Irak petrollerini kim kontrol ediyor? 2003'de İngiltere Başbakanı Tony Blair'i savaşa kolayca ikna eden kimdi? Berlusconi kiminle ortaklık yapıyor?

Çin'deki en büyük firmalar kimin? Çin finans kurumları kimle ortak?

NOT: Rockefeller ailesi hakkında daha detaylı bilgi isterseniz Ron Chernow'un Titan: The Life of John Rockefeller kitabı ilgi çekici olabilir.
 
[YOUTUBE]RLp7X-dJEk4[/YOUTUBE]
 
Dünya,bu Lucifer(iblis) emirli,Yecü'c ve Mecü'c destekli,deccaliyet çağı ve ondan da önce başlayıp,New World Order(Yeni Dünya Düzeni)'in sahibi on üç aile tarafından sömürülmektedir.Almanya'dan sosyalizmi,Rusya'dan komünizmi,son olarak ABD'den de kapitalizmi çıkararak ve bunları yoğurarak ''New World Order''(Yeni Dünya Düzeni) sistemi ile kimi savaşları çıkartan kimi barışları yapan,ulus-devletleri yıkarak ''Böl-parçala-yut'' sistemi ile efendiler Lucifer(iblis)'in emriyle deccaliyet çağını yaşatarak Lucifer(iblis)'in yardımcısı deccalin,çıkartılacak olan Armageddon doğrusu HarMegiddo Savaşı ile hakimiyetini sağlamaktır.

Rockefeller Ailesi:Bu aile Rothschild ile piramidin en tepesinde,Lucifer(iblis)'in emirlerini yerine getiren ailedir.Ailenin kurucusu petrol baronu John Davidson Rockefeller'dir.Chemical ve Chase Manhattan Bank'ı 1955 yılında ticari bir evlilikle birleştirip bankacılık sektörüne adım attılar.Diğer bankacılık devi şeytani aile Rothschild'in desteği ile ABD'nin mali piyasasında önemli söz sahibi oldular.Görünürde ekonomik faaliyetler için kurulmuş Trilateral Komisyunu'nu 1973 yılında Rockefeller ailesinden David Rockefeller kurmuştur.Gene Council of Foreign Relations(CFR)'in kurucusu David Rockefeller'dir.Birleşmiş Milletler binasının bulunduğu Eait River'daki çok değerli arsayı Birleşmiş Milletler konsorsiyumuna hibe etmişlerdir.Ayrıca aile Standart Oil'in sahibi,Yale Üniversitesi'nin finansörü ve Kurukafa Ve Kemik Tarikatı'na üye veren,toplayan kişidir.Türkiye'deki işbirlikçisi ve akrabası ve onun üzerindeniş yürüttüğü aile Koç ailesidir.Gezi Parkı olayında George Soros'un Açık Toplum Enstitüsü ile rol oynamıştır.Ve bir de Doğan ailesi vardır.

Rothschild Ailesi:Rothschild ailesi,ataları Mayer Amschel Rothschild tarafından 18.yüzyılda Almanya'nın Frankfurt kentinde Yahudi gettolarında ceketinin yakasına astığı sarı siyon yıldızıyla dükkan olarak kullandığı küçük bir evde,eski elbise ve antika madeni para satarak karanlık güçlerle ticarete başlamıştır.Warburg,Schiff,Loeb,Goldman,Kuhn,Cohen gibi diğer Yahudi aileler ile karşılıklı dayanışma içinde yürüttükleri ticari ve ailevi ilişkiler ile zamanımızda bütün dünya piyasalarını kontrol eden finans şirketlerinden ve Avrupa'daki çeşitli ülkelerde en büyük bankaların sahibi olan dev bir imparatorluğun varisleridirler.Heinrich Heine şöyle demiştir:

''Para zamanımızın Tanrısı,Rothschild ise peygamberidir.''

Dupont Ailesi:Kimyasal ürünlerin bir numaralı ismi Dupont ailesidir.Bütün dünyada her evde birkaç tane Dupont ürünü kullanılır.Özellikle de barut ve patlayıcılarda tekel oluşturmuşlardır.1799 yılında Amerika'ya göç eden Pierre Samuel Dupont,illuminatik sistem ile bağlantısı olan ilk Dupont'tu.ABD Başkanı Jefferson'ın yakın arkadaşıydı ve ABD hükümeti ordunun barut ihtiyacının karşılanmasını bu yakın arkadaşına vermişti.Dupont ailesi Freeman,Astor,Rockefeller,Rothschild ve Russell aileleri gibi uyuşturucu ticaretinden yüklü kazanç elde etmişlerdir.Dupont ailesi,II. Dünya Savaşı'nda,Adolf Hitler'e askeri malzeme ve cephane yardımı yapmıştır.

Habsburg Ailesi:Avrupa'nın gizli kralı denilen ve Roma İmparatorluğu'nun imparatorlarından V. Charles'in soyundan geldiğini iddia eden,Avusturya İmparatoriçesinin oğlu doksan sekiz yaşındaki Otto Von Habsburg,ailenin en yaşlı üyesidir.Habsburg ailesi,Hıristiyanlık inançlarına ters düşen,Hz. İsa'nın karısı ve çocuğuyla birlikte çarmıha gerilmekten kurtularak Fransa'ya kaçtığı ve meşhur Merovengian(Merovenj) Hanedanlığı ile karışarak soylarını devam ettirdiğini savunmaktadırlar.

Ayrıca Otto Von Habsburg,kurulması planlanan Büyük İsrail Devleti'nde Kudüs Kralı olmaya aday olduğunu açıklamıştır.Habsburg ailesinin bir önemli özelliği ise Hz. İsa'nın soyunu korumaya adadıkları bilinen Sion Manastırı isimli örgütle çok yakın ilişkileri oldukları ve bu örgütü finanse ettikleridir.

Russell Ailesi:Bu ailenin geçmişi uyuşturucu ve köle ticaretine dayanmaktadır.Ayrıca Kurukafa Ve Kemik Tarikatı ve Yehova Şahitleri'nin kurucularındandır.Tarikatların kurucularından olmadan önce,General Russell İlluminati ile bağlantı kurmuş ve örgütün fikirlerinden etkilenmişti.Yehova Şahitleri satanist bir tarikattır.Gizli ritüelleri ve liderlerinin konuştukları Enokyan diline satanist tarikatlarda rastlanmaktadır.Russell ailesinin Pittsburgh'ta özel bir mezarlığı vardır.Ayinlerini ve gizli ritüellerini burada yapmaktadırlar.Russell Vakfı,Kurukafa Ve Kemik Tarikatı'nın gizli finansörüdürler.

Warburg Ailesi:Rothschild ailesinin ortakları ve geçmişi bu aileyle aynıdır.İspanya'ya kaçan Simon Von Kessel burada zamanla Warburg şehrine yerleşerek soyadını değiştirmiştir.Simon Von Kessel'in torunu Marcus Gumprich Warburg tefecilik ve tüccarlıkla Hamburg'a yerleşti ve bankacılık alanında yoğunlaştı.M.M. Warburg,bankasını kuran Marcus'un oğulları,Rothschild ailesi ile ilişkilerini yoğunlaştırdılar ve bütün Avrupa'nın finans piyasasını tekellerine aldılar.Almanya başbakanıyla ve prenslerle Max Warburg yakın ilişkiler içindeydi ve kraliyet saraylarına mali danışmanlık yapıyordu.

Oppenheimer Ailesi:Nicholas Oppenheimer,şeytani sistemin Güney Afrikalı üyesidir.Elmas Kralı babası Harry Oppenheimer'dan büyük bir miras devralmıştır.Dünyadaki elmas yataklarının yüzde doksan beşine ve diğer altın,platin gibi değerli taş ve maden yataklarının çoğunluk hisselerine sahiptir.Rothschild ailesinin desteğiyle Cecil Rhodes'un sahibi olduğu,Güney Afrika'daki en büyük maden şirketi De Beers Consolidated Mines Şirketi'nin kontrolünü elinde tutar.Dünyanın en büyük Yahudi Tapınağı olan Johannesburg'da inşa edilen tapınağın baş finansörüdür.Mossad ile yakın ilişkisi vardır.

Morgan Ailesi:Rothschild ailesinin ABD'deki,Rockefeller ile beraber en büyük ortaklarıdırlar.Kurucu aile üyesi J.P. Morgan(John Pierpont),Rockefeller Hanedanlığı'nın kurucusu John Davidson Rockefeller ile 1800'lü yıllarda ABD'nin para politikasını yönlendirmek üzere planlar yapmışlardır.J.P. Morgan'ın babası Junius Spencer Morgan,İngiltere'ye iş seyahatleri yapardı.George Peabody adlı bir yatırımcıyla ortak daha sonra adı Morgan&Company olarak değişecek olan bir finans şirketi kurmuşlardı.Rothschild ailesinin Amerika ayağı olarak beraber çalışmaya başladılar ve Rothschild ailesiyse Morgan ailesinin Avrupa yatırımlarını kontrol ediyorlardı.Morgan ailesi 1900'lü yılların başında Rothschild'lerden sonra dünyanın en büyük bankacılık devlerinden biri oldu.

Amerikan İç Savaşı sırasında Amerikan Masonik Devleti'ni dolandırmaktan suçlanan Morgan ailesi,mahkemeye verilmiş ama her nasılsa beraat etmişler,üstüne de tazminat almışlardı.Genç Morgan,ABD İç Savaşı sırasında ordunun bozuk diye tanesini 3.5 dolara sattığı 5000 adet tüfeği bir aracı ile satın almış,daha sonra bu bozuk tüfekleri tanesi 22.5 dolardan silaha ihtiyacı olan bir ordu komutanına satmıştı.Tüfeklerin bozuk olduğunu görünce,komutan parayı ödememek istemiş ama mahkeme,tüfeklerin parasıyla birlikte tazminat ödenmesine karar vermişti.

J.P. Morgan,Yale Üniversitesi'nin kurucularından biridir e Kurukafa Ve Kemik Tarikatı'nı finanse eder.ABD'nin çok uluslu dev şirketlerinden Ceneral Electrics,U.S Steel Corporation,International harvester Company ve kredi notu dağıtan kuruluşların sahibi olan Morgan&Stanley isimli dev finans şirketini yönetirler.

Bundy Ailesi:16. yüzyılda Amerika'ya göç eden Püriten bir ailedir.Kurukafa ve Kemik Tarikatı'na birçok üye veren bu aile,ABD yönetiminde önemli görevler üstlenmişlerdir.Bunlar Harvey Hollister Bundy,William Putnam Bundy ve McGeorge Bundy'dir.Harvey Hollister Bundy Müsteşar,Hazine Bakanı,Savaş Sekreteri'ydi ve atom bombasının yapımında Manhattan Projesi'nde görev almıştı.William Putnam Bundy,CIA,Ulusal Hedefler Başkanlık Komisyonu,Uluslararası Güvenlik Savunma Bakanı Yardımcısı,Vietnam Savaşı döneminde Doğu Asya ve Pasifik Sekreteri,CFR Foreign Affairs Editörü,Amerikan Meclisi üyesi görevlerini üstlenmişti.McGeorge Bundy Dış İşleri Politikaso Analisti,CFR Analisti,Savaş Sekreteri Yardımcısı,Ulusal Güvenlik Özel Yardımcısı,Ulusal Güvenlik Danışmanı,Ford Vakfı başkanı olarak üst düzey konumlarda çalışmıştır.

Freeman Alesi:Bundy ailesi gibi ABD danışmanlarının arasındadırlar.Gaylord Freeman,Roger A. Freeman,birçok başkan ve kongre üyesine tavsiyelerini ya da doğru bir tabirle emirlerini uygulatmıştır ama nedense hiçkimse onların adlarını duymamıştır.Gaylord Freeman,aynı zamanda Sion Tarikatı'nın liderlerindedir.Stephen M. Freeman,Amerikan kongresinde etkin bir Yahudi lobisi olan Anti Defamation league'nin(Yahudi Aklam Birliği) Kişi Hakları Bölümü'nü yürütmektedir.James D. Freeman Birlik Okulu denilen ve Hıristiyan Birliği için çalışan bir okula liderlik yapmaktadır.

Collins Ailesi:Collins ailesi new England'tan gelen çok köklü bir ailedir.Satanist bir kulüp olan Hell Fire Club üyesidirler.Bu kulüp üyeleri arasında ABD başkanları,İngiliz bakanlar,lordlar ve prensler de vardır.Bu kulüp üyeleri gizli cinsel ritüelleri yapmaktadırlar.Ailenin geçmişinde bazı aile mensupları cadılıkla ve büyücülükle suçlanmışlardır.(Jane Collins,1650'li yıllar)Ailenin Amerika'daki kolu Amerika İç Savaşı'ndan hemen önce Todd soyadını aldı.Ailenin damatları arasında eski Amerikan başkanları Madison ve Lincoln vardır.

Astor Ailesi:CFR'nin İngiltere kolu olan RIIA(Royal Institute of International Affairs) Uluslararası İlişkiler Kraliyet Kurumu Astor ailesi tarafından kuruldu.Kuruluş kayıtlarda hayır kurumu olarak geçer fakat zengin tabakanın isteklerinin hükümetlerin politikalarıyla uyuşmasını sağlar.Rounda Table kuruluşu Cecil Rhodes tarafından kurulmuştur ve Association of Helpers(Yardımseverler Birliği) ile beraber çalışan bir kuruluştur ve Clinton gibi ABD başkanlarına burs vermekle tanınır.Oxford Üniversitesi'nde verilen,Rhodes Bursu'nun sağladığı eğitimle tek dünya hükümetinin nasıl kurulacağı öğretilir.Astor ailesi özellikle uyuşturucu ticaretiyle ilgilenir ve CIA,MI5,MI6 ve Mossad'san büyük destek görür.

lord Ailesi:ABD'ye 16.yy. da gelen ve bireyleri örgüt için üst düzey görevler yapmış köklü bir ailedir.nathan Lord ve Thomas Lord aileleri,ABD yönetiminde etkin roller üstlenmişlerdir.Kurukafa Ve Kemik Tarikatı'nın üyeleri arasında;Franklin Atkins Lord,William Galey Lord,Oswald Bates Lord,II. Charles Edwins Lord ve Winston Lord vardır.Winston Lord,1977-1985 yılları arasında CFR Yönetim Kurulu Başkanlığı yapmıştı.Charles Edwin Lord döviz kontrolörlüğü yapmıştır.

Bu siyonist güçler kıyametin bir an önce kopması,Lucifer(iblis)'in hakimiyeti için çalışmaktadırlar.
 
[YOUTUBE]X2BUSAhjEV0[/YOUTUBE]
 
Dünya üstünde en çok merak ettiğim ailelerden biri.
 
1.ROTHSCHİLD AİLESİ

28099_f260.jpg


Bir milletin kontrolünü sagladıgım sürece kanunları kimin yaptığı zerre kadar umurumda değildir.''

Mayer Amschel Rothschild.(1743-1812)

2.ONASSİS AİLESİ

İlluminatiler uyusturucu/porno/politik/ekonomik-ritüel/globaliletişim/beyinkontrolü nşubelerinde faaliyet gösteriyor ve yönetiyorlar.Aristoteles Onassis'in görevi uyuşturucu/porno/politik/ekonomik şubeleri için çalışmaktı.
Ölümünden sonra Rocfeller ve Bundy ailesı görevini devraldı.

3.ASTOR AİLESİ

CIA-İngiliz Gizli Servisi ve Mossad aracılıgı ile dünyaya uyusturucu satıyorlar.
Ayrıca OXFORD gibi üniversiteleri kontrol ediyorlar.
Clinton gibi adamları buralarda okutarak istedikleridevlet adamlarını yetiştiriyorlar.

4.BUNDY AİLESİ

Harvey atom bombasının yapımında ki gözlemcilerin önde gelen isimlerindendir.
Danışmanlık şirketleri bu sayede gücüen yüksek kademelerinde yer alırlar.

5.RUSSEL AİLESİ
18.YY.da afyon ticareti.
Masonlugun kurucusu.
Yahova şahitlerinin kurucusu.

6.DUPONT AİLESİ
Kimyasal Fabrikaları.
Amerika'nın ilk barut fabrikasını kurdular.
UNESCO ddünya düzeni eğitimi için onlar tarafından kurulmustur.

7.KENNEDY AİLESİ

John Fitzgerald Kennedy

Başkan olduktan sonra illuminatiyi kaldırmak istedi.Ama öldürüldü..Kardeşi de bir kitap yazdı bu konuyla ilgili ama yayınlanmadı ve bir suikaste kurban gitti.Ayrıca CIA 'yi de yok etmek istedi.

KENNEDY DOSYASI'NIN MOSSAD TARAFINDAN KAPATTIRILIŞI

Kennedy'nin öldürülmesinin ardından kurulan ve Warren Komisyonu olarak bilinen Senato Özel Soruşturma Komisyonu, cinayeti tek başına hareket eden Lee Harvey Oswald'ın işlediği sonucuna varmıştı. Ancak gerek cinayetin sorumlusu olarak gösterilen Oswald'ın gerekse henüz mahkeme önüne çıkmadan onu öldüren Jack Ruby'nin ve olaya adı karışan bazı kişilerin kuşkulu biçimde öldürülmeleri, gerekse soruşturmanın yürütülmesindeki bazı kuşkulu noktalar, ABD kamuoyunda birçok spekülasyona yol açmıştı. Olayla ilgili olarak toplanan binlerce sayfalık belgenin bugüne dek gizli tutulması da ortaya birçok komplo teorisinin atılmasına neden oldu.

Cinayeti gören 47 şahit, kaza veya hastalık sebebiyle (!) ya da intihar ederek (!) öldü. FBI'ya göre Oswald cinayeti tek başına işlemişti. Tek silah kullanılmıştı. Hiçbir ABD gizli servisi olaya karışmamıştı. Olay böylece basit bir bireysel terör hareketi olarak gösterilmek isteniyordu.

Olayı sözde araştırmak amacıyla iki komisyon kuruldu. 1964 ve 1975'de kurulan Warren ve Rockefeller Komisyonlarında aynı sonuçlara ulaşıldı. Komisyonların raporlarına göre Polonyalı bir Yahudi olan Ruby sıkı bir milliyetçiydi ve katil olarak tanıtılan Oswald'ı da Başkanı'nı öldüren kişiden intikam almak amacıyla vurmuştu. Oysa sonradan, Oswald ve Ruby'nin beraber hareket ettikleri ortaya çıktı.


Olayı gören birçok şahit Warren Komisyonu'nca dinlenmiyor, dinlenenlerin ifadeleri de değiştiriliyordu. Daha sonra, Yahudi senatör Frank Church'ün başkanlığını yaptığı Church Komisyonu'nun hazırladığı raporda da hiçbir sonuca ulaşamaması bu suikastin arkasındaki güçlerle ilgili gerçekler hakkında soru işaretlerinin ortaya çıkmasına sebep oldu.


Ortada çok ilginç gerçekler vardı ve bu gerçeklerin hepsi bir komplonun düzenlenmiş olduğunu açıkça ortaya koymaktaydı. Dikkati dağıtmak için, Kennedy'yi mafyanın öldürdüğü söyleniyordu. Acaba mafya tören güzergahını değiştirebilir miydi? Başkan'ın korumalarını kaldırabilir miydi? FBI'yı, Dallas polisini, Warren komisyonunu yönlendirebilir miydi? Otopsiye müdahale edebilir, medyaya yalan haber yazdırabilir miydi?

Kennedy üç ayrı yerden gelen kurşunlarla vurulmuştu. Bu otopside kanıtlanmış, ama üstü örtülmüştü. Kennedy'nin yanında vurulan Teksas Valisi Conoly'nin kanlı üniforması temizlikçiye, Kennedy'nin limuzini yıkamaya gönderilmişti. Başkan'ın otopsi için açılan beyninin ise kaybolduğu söyleniyordu!


Oswald'ın 2 kurşunundan 8 yara izi çıktığı söyleniyordu. Fakat otopsi gereğince yapılmıyor, bulgular askeri doktorlar tarafından örtbas ediliyordu. Otopsiyi Ordudaki general ve amiraller yönetiyorlardı.


Birçok kaynak Oswald'ın Amerikan gizli servisi CIA adına hareket ettiğini yazdı. Oswald bu tip bir iş için çok daha önceleri 'hazırlanmış' bir kişiydi. CIA, suikastten çok daha önceleri Oswald'ı eğitmek için Rusya'ya göndermişti. Oswald Rusya'da kendini Amerika'ya ihanet eden bir vatan haini olarak tanıtmıştı, ama aslında CIA, onun oradaki durumunu en ince ayrıntısına kadar yönetiyordu. Daha sonra Rusya'dan ayrıldı. Küba'da bir delegasyonla görüştü. Bu arada CIA hiçbir şey bilmiyormuş gibi davranıyordu. Oswald, ardından İsviçre'de bir üniversiteye yazıldı. Buradan İngiltere'ye gitti. Sonra Sovyet vatandaşı oldu. 2 yıl sonra Yahudi stratejist Kissinger'in ilerde ortağı olacak olan B. Classon, Oswald'ın ABD'ye dönüşünü ayarladı. FBI ve CIA tüm bu gelişmeleri denetliyordu. Oswald, 1962'de Pentagon'da çalışmaya başladı. 1963'de FBI aniden Oswald'ın KGB ajanı olduğu söylentilerini yaydı, bu konuyla ilgili Oswald'a ait sahte belgeler ortaya çıkarıldı. Böylece Kennedy suikasti öncesi, Oswald'ı bir KGB ajanı gibi gösteren senaryo düzenlenmiş oldu. Kennedy suikastinden 1-2 gün önce Oswald Küba'yı savunan ABD karşıtı yazılar yazdı ve Dallas'da polislerin eline tehdit mektupları verdi. Ve bunu nedense CIA, FBI, Deniz Kuvvetleri haberalma binalarının bulunduğu bir meydanın ortasında yaptı! Bu senaryo, aslında olayın içine Küba ve KGB gibi değişik alternatifler sokmak için yapılmıştı. Kennedy'nin ölümünden sonra ise Oswald'ın CIA ajanlığıyla ilgili tüm belgeler yok edildi.


Olayı ısrarla KGB'nin üzerine atanların başında ise CIA'nın Mossad'la bağlantılarını gerçekleştiren eski CIA Şefi James Jesus Angleton vardı. Dikkati dağıtıp, mafya-Küba teorileri ortaya çıkarmak için mafya-Küba bağlantılı birçok CIA ajanı olayla ilgiliymiş gibi gösterilerek, dikkat başka yönlere çekiliyordu. Bu bir aldatmacaydı. Ayrıca, mafya da zaten Mossad'ın bir uzantısından başka bir şey değildi. ABD Mafyası'nın başı Yahudi Meyer Lansky zaten Mossad'la doğrudan bağlantılı çalışmaktaydı. Mossad'ın bilgisi dışında eylem yapması mümkün değildi. Meyer Lansky, CIA ile de ortak işler yürütüyordu.


Oswald ve onu öldüren Ruby'nin Dallas'taki polis otoriteleriyle ve FBI'yla yakın ilişkileri vardı. FBI Ruby'i birçok görevde kullanmıştı. Ruby konuşmasının engellenmesi için hapiste kendisine kanser yapıcı ilaçlar verildiğini söyler ve esrarengiz bir şekilde kanserden ölür.


Olayla ilgilenen polis M. Tippit, olaydan kısa bir süre sonra elinde Oswald'ın resmiyle suikastçıyı arıyordu! Daha sonra o da öldürüldü. Dallas'da bilinmeyen bir nedenle askeri koruma görevlileri görevlendirilmemişti. Oswald askeriye tarafından 12 saat soruşturuldu. Sonuç açıklanmadı. Kennedy suikastini soruşturan Warren Komisyonu Oswald'ın cinayeti tek başına işlediğini sonucunu çıkardı, fakat Amerikan halkının sadece yüzde 10'u buna inandı.


SUİKASTİ ÖRTBAS EDEN 'LOCA': WARREN KOMİSYONU

Kennedy suikastini çözmek için görevlendirilen Warren Komisyonu'ndaki kişilere bakıldığında, bu kişilerin Kennedy'nin ölüm emrini bizzat vermiş kişiler olduğunu görmek zor değil. İşte Warren Komisyonu'nun 'birader'leri:

Üstte, Warren Komisyonu. Komisyon, suikasti araştırmakla görevlendirildi ama sadece gerçekleri hasıraltı etti. Ve üyelerinin neredeyse tümü masondu.

Earl Warren: 33 Dereceli Büyük Üstad mason, Komisyon'un başkanı.

Allen Dulles: CIA'nın kurucusu, Kennedy'nin görevden almayı düşündüğü mason, CFR, Bilderberg üyesi mafya bağlantılı CIA Şefi, Mossad ile ortak operasyonlar yapıyordu.

Gerald Ford: Mason, aynı zamanda Bilderberg üyesi. Ford, Malta Locası numara 405'e kayıtlıydı. 1963'de 33. dereceye yükseldi.

John McCloy: Mason, CFR, Bilderberg üyesi.

Richard Russell: Mason.

John Sherman Cooper: Rotaryen.

Suikast hakkında komisyonca üretilen teoriler, komisyonun CIA-FBI ve Johnson'a bağlılığıyla ilgili sorular ortaya çıkardı. Çünkü komisyon KGB teorisini ısrarla gündemde tutuyordu. Resmi KGB masalı, medya tarafından da körüklenince, JFK dosyaları açılmadan kapatıldı. FBI Şefi mason Edgar Hoover ve Kennedy'nin yerine Başkan olan Lyndon Johnson kimin emrindeydi? Kennedy'nin karşı çıktığı Vietnam Savaşı'ndan kimin çıkarı olabilirdi? Bu sorular bizi Mossad hipotezine biraz daha yaklaştırıyor. Johnson İsrail'in gelmiş geçmiş en iyi dostu oldu. Hoover Mossad'ın ABD'deki tüm eylemlerini örtbas eden bir 'dost'uydu. Vietnam, Arap-İsrail sorunlarına ABD'nin tarafsız yaklaşmasını engelleyen önemli bir faktör oldu. Yahudi silah tüccarları Vietnam'dan önemli karlar elde ederken İsrail, Vietnam krizinden istifade ederek Kennedy'nin karşı çıktığı Dimona'daki nükleer santralin inşasına büyük bir hız verdi.


Suikastte karanlıkta kalmış birçok nokta aralanmış olmasına rağmen, günümüzde bile Yahudi Lobileri kontrolündeki medya kamuoyunu aldatmaktadır. Kennedy belgeselleri, JFK filmi gibi birçok program aracılığıyla olay genelde mafya-Küba-KGB ağırlıklı, bazen de Mossad'dan bağımsız bir CIA-FBI komplosu gibi gösteriliyor. Yahudi Jack Ruby ve Oswald, her ikisi de FBI ajanı olarak çalışmıştı. Kennedy Hoover'ı FBI şefliğinden almayı planlıyordu. Suikast günü Hoover özel bir iş için (!) Dallas'taydı. 1977 yılında olay hakkında bilgisi olan 10 FBI ajanı garip ve hala açıklanmayan koşullarda öldü.


SUİKASTE GÖZ YUMAN MASON FBI ŞEFİ Edgar Hoover

Kennedy'nin ölmeden önce görevden almayı düşündüğü FBI Şefi mason Hoover, İsrail'in dostları olan Truman, Johnson ve Nixon dönemlerinde son derece popüler bir yöneticiydi. FBI Şefi'nin iki büyük özelliği daha vardı; çok üst dereceli bir masondu ve bir homoseksüeldi. Anthony Summers'ın yazdığı Resmi ve Gizli: J. Edgar Hoover'ın Gizli Yaşamı adlı kitapta Hoover'ın eşcinsel olduğu ve bu gerçeği saptayan mafya babası ve Mossad ajanı Meyer Lansky'nin bunu Hoover'e karşı ölünceye kadar koz olarak kullandığı belirtiliyordu. Hoover'in kadın kılığına girmiş halde cinsel ilişki halindeki fotoğrafları OSS Şefi William Donnovan tarafından Meyer Lansky'ye vermiş ve bu fotoğraflar Meyer Lansky tarafından hayati koz olarak kullanımıştı.

CIA ajanı Carl Duckett'ın, İsrail'in 3 ya da 4 nükleer bombaya sahip olduğu yolundaki 1968 yılına ait çok gizli bir CIA raporu, bir Amerikan Yahudisi olan Zalman Şapiro'nun 4 bombaya yetecek miktardaki 100 kg.'dan fazla zenginleştirilmiş uranyumu İsrail'e kaçırmış olmasına dayanıyordu. Kaçırılan uranyum, Duckett'ın İsrail'in en az on bombaya sahip olduğu şeklindeki değerlendirmesinin de temeliydi. CIA açısından Şapiro, İsrail'e destek olan bir Yahudiden daha fazla bir şeydi. O, nükleer -yakıt-işleme işinde olan, İsrail'e düzenli seyahatler yapan ve İsrail hükümetiyle bazı cüretkar işlere girişen bir Yahudiydi. Pek çok başka yönden de tipik bir çifte sadakat örneğiydi. Litvanya'dan göçeden bir hahamın çok başarılı oğluydu. Şapiro'nun en büyük koruyucusu ise mason Hoover idi.
Kısacası, Kennedy'nin başlattığı, 'Amerika'nın İsrail'den bağımsız olabilme mücadelesi' yine Kennedy ile sona erdi...


8.Lİ AİLESİ
Kızıl çin yenidünya düzeninin parçası dünyakomplocularının büyük bankaları Çin'e büyük krediler verdiler.Li ailesiile yakın ilişkiler içinde hyky oil( amerikan petrol şirketi) yüzde 86 sı Li aillesine ait.
Li'ler Honkong'u kontrol ediyor.Triyodlar(çin mafiası)şehri yönetiyor.Hashaş tarlalarını kuran Li'mi idi.CIA ajanları sescıkaramadılar.

9.FREEMAN AİLESİ
Amerikan başkanlarına danısmanlık

10.WARBURG AİLESİ
Rothschild ortagı
Alman rothschid bank müdürü

11.ROCKEFELLER AİLESİ

Rockefeller hanedanının son üyesidir.
Bush ailesinin arkasındaki isimdir.yahudidir.yeni dünya düzeni'ni kurmak için çaba sarfetmektedir

Rockefeller ailesi, Amerika'daki yahudi lobisinin başını çeken bir ailedir. Bu aile de Rothschild ailesi gibi başlangıçta banka ve finansman işine ağırlık verdi. Bu yüzden Amerika'da yıllardan beridir para piyasalarında saltanat sürmektedirler. Hatta Amerika'da sermaye alanında 150 yılı aşan bir Rockefeller hanedanlığından söz edilir. Fakat sadece finans ve para piyasasında kalmamışlardır. Petrolden endüstriye çok geniş bir alana yayılmış ve oldukça güçlü bir sermayenin sahibi olmuşlardır. Özellikle petrol alanında tam bir dev ve tröst haline gelmişlerdir ve Amerika'nın en önemli petrol şirketleri onların elindedir.
Ailenin Rockefeller Vakfı adıyla bir vakıfları da bulunmaktadır. Bu vakfın amacı da Illuminati ve Yuvarlak Masa şebekesinin ağına düşecek yöneticiler yetiştirmek amacıyla üniversite çağındaki öğrencilere burs temin etmektir. İsmi daha önce birkaç kez geçen yahudi Henry Kissinger bu vakfın danışmanlarındandır. Kissinger'in Rockefeller ailesiyle danışmanlığın ötesinde oldukça derin ilişkileri bulunmaktadır. Bu yüzden birçok çalışmalarında ortaktırlar. Rockefeller Vakfı aynı zamanda Beyaz Saray'a strateji üreten bir tink tank kuruluşu gibi çalışmaktadır. Bu çalışmasının asıl amacı ise ABD'nin politikasına yön vermektir. Bu vakıf Türkiye'de yönetimde üst kademelere kadar gelmiş bazı kişilere de burs vermiştir.


David Rockefeller'in tek marifeti zikrettiğimiz komisyonun fikir babalığını yapmak değildir. Hıristiyan ve Yahudi Milli Konferansı'na üyedir. Komünizmin çöküş merhalesinde yahudi sermayesinin Sovyetler Birliği'nden ayrılan ülkelere kazık çakmasında önemli rol oynamıştır. Bunda Sovyetler'deki komünistlerle eski dostluğunun önemli rolü olmuştur. Yukarıda sözünü ettiğimiz global gizli örgütlerin tümünde Henry Kissinger'den çok daha fazla etkinliği vardır. CFR, Bilderberg ve Trilateral Komisyon'un her üçünün de birinci derecede David Rockefeller'in kontrolünde olduğu bu örgütlerle yakından ilgilenenlerin çoğunda oluşan yaygın bir kanaat. Hatta bu üç örgütün kralının David Rockefeller, baş danışmanının da Henry Kissinger olduğuna inanılmaktadır. Her ikisi de yahudi ve her ikisi de Amerika'daki yahudi lobisinin başını çekenlerden. Bu üç büyük örgütün kendi iç hiyerarşisinde merkezde bulunan kişiye "boğanın gözü" denmektedir ve hali hazırda "boğanın gözü"nün David Rockefeller olduğuna inanılır.Chase Manhattan Bank (CMB), Rockefeller ailesinin finans kurumlarından biridir. Adında geçen Manhattan, New York'ta yahudilerin oldukça yoğun oldukları adanın adıdır. Bu bankanın şah dönemi İran'da çeşitli yatırımları bulunuyordu. Uluslararası Temel Endüstri Ortaklığı (IBEC) ailenin bir ferdi olan Nelson Rockefeller tarafından kurulmuştur. Aileye ait şirketlerin Suudi Arabistan'da birçok yatırımı bulunmaktadır. Suud petrollerine hakim durumdaki ünlü ARAMCO şirketinin hisseleri Rockefeller ailesine ait dört şirket arasında paylaştırılmıştır. Bunlar da Texaco, New Jersey Oil, Socony Vacum ve California Standart Oil şirketleridir. Bu dört şirket 1944'te bir araya gelerek ARAMCO'yu kurmuşlardır.

Merkezi Londra'da bulunan Harts Horn J. E. Oil Company es and Goverments'ın yayınladığı istatistiklere göre Ortadoğu petrollerinin % 99'u yedi büyük petrol şirketinin kontrolü altındadır. Bu şirketlerin beşi yahudi Rockefeller ailesine aittir.

(İspanyol-Amerika'ya göç-bankacı-finansör)
FBI Kurulusuna direkt katılmıstır.
CIA ve consıl of forlin relations'u kontrol.(dış ilişkiler konseyi)
12.COLLİNS AİLESİ
Gizlicinselritüel yapan satanist halka olan hell fire clupüyesi
Bu klübe üyelik Britanya hükümeti'nin yüksek çevrelerindeitibarlı.
Başbakan -hazine bakanı-votes prensi-benjamin franklin v.s
Satanizm ve cadılık akımları dünyaya yayarak beyin kontrollü köle yaratmakiçin kullanıyor.

İlluminati Formülü farkedilmeyen tam beyin kontrollü köle yaratmakiçin kullanılıyor!
(The İluminati Formila usedcreate on uhdetec table total mind controlled slove!)
 
[YOUTUBE]Euwc21G1P-Y[/YOUTUBE]
 
[YOUTUBE]ABS6AGmfBlQ[/YOUTUBE]

[YOUTUBE]_18A9dsnEO0[/YOUTUBE]
 
Beyazsarayın altında ofisi oldugu yonunde cılgın iddialar var :o
 
Hitler gibi bir insan nasıl devletin başına geçebilir.
Amerika'nın ve İngiltere'nin dünya imparatorluğu nasıl sağlandı.
İsrail ve yahudiler neden hep gizli işlerin altından çıkarlar.
Federal Reserve Bank nasıl olurda ÖZEL olur ve para basma yetkisine sahip olur.
 
Hitler, dünya tarihindeki gelmiş geçmiş en faşist ve psikopat lider olarak bilinir. Çoğu kişi Hitler'i şizofrenin eşiğinde olan, fanatik Alman milliyetçisi psikopat bir lider olarak tanır, ancak gerçekte hiç kimse Hitler hakkında bildiklerinin kendilerine anlatılan resmi tarih senaryosundan başka bir şey olmadığını bilmez. Hitler, hakkında en çok komplo teorisi uydurulan tarihi liderlerden (kuklalardan) birisidir.
ABD'de sivri çıkışları ve dürüst kişiliği ile tanınan Texas Üniversitesi tarih profesörlerinden Texe Marrs'ın 2007 Mayıs'ında çıkan kitabının adı Bilinen Tarihin Bilinmeyen Yanları Kitapta
1- Dünyayı yöneten Yahudi ailesi: Rotschild
2- Osmanlı devletinin planlı olarak nasıl dağıtıldığı
3- Arap birliğinin nasıl parçalara ayrıldığı
4- 1.Dünya Savaşı
5- Kukla Diktatör Hitler
6- 2.Dünya Savaşı
7- İsrail devletinin kuruluşu
8- Kennedy Suikastı
9- MOSSAD suikastları
10- 11 Eylül saldırıları
olmak üzere 10 bölüm yer alıyor.

DÜNYAYI YÖNETEN AİLE: ROTSCHILD AİLESİ
Çoğu kişi Rotschild ailesinin adını bile bilmez. Bu ailenin adı, ne Forbes dergisinin düzenlediği ''Yılın Zenginleri'' bölümünde yer alır, ne de dünya jet-sosyetesinin partilerinde geçer. Ancak birçok ülkenin diplomatı bu ailenin adını duydukları zaman beş dakika durmak zorundadır.
Çünkü bu aile dünya tarihi sahnesinde 1590 yılından beri vardır ve dünya, bu Yahudi ailesinin çok gizli faaliyetleri neticesinde bugünkü şeklini almıştır. Çoğu kişi dünyada hiçbir ailenin böylesine bir gücü elinde tutabileceğine inanamaz. Çünkü bir ailenin böylesine siyasi ve ekonomik bir gücü nasıl elde ettiğini bilmiyordur. Öncelikle şunu belirtmeliyim ki aile derken üç-beş kişilik çekirdek bir aileden bahsetmiyorum. Rotschild ailesinin bugün 1000-1500 civarında ferdi olduğu bilinmektedir. Bu aile fertlerinin her biri, dünyanın gelişmiş, ya da gelişecek olan ülkelerinde, çok derin faaliyetler sürdürmek üzere dağılmışlardır. Dünyada olan her siyasi ve ekonomik gelişmeyi, İsrail devletinin çıkarlarına uygun düşecek şekilde düzenlemek en kutsal görevleridir.

Ailenin geçmişi 16.yüzyıla dayanıyor. Aile İngiliz Kraliyet Saraylarında kralın yaverliğini yapan bir aile olarak ortaya çıkıyor önceleri. Kralın izlemesi gereken siyaseti ve dış politika stratejilerini bu aile belirliyor. Sadece bununla da yetinmeyip kraliyet saraylarındaki tüm ihaleleri kazanarak bu ihaleleri başarıyla sonuçlandırıp, hatırı sayılır bir servetin de sahibi oluyorlar.

İngiliz saraylarındaki kariyerleri sayesinde kolayca kazandıkları astronomik paralarla tarihin ilk bankacılık faaliyetini gerçekleştirip, İngiliz çiftçilerine de astronomik faizlerle tarım kredisi vermeye başlıyorlar ve 50 sene geçmeden neredeyse İngiltere devletinden daha zengin bir hale geliyorlar. Faaliyet alanını iyice geliştirip derinleştiren Rotschild ailesi Avrupa'daki tüm imparatorlukların saraylarında söz sahibi oldu. Sadece İngiltere'de değil, Avrupa'nın dört bir yanında tarımla uğraşan insanlara yüksek faizle kredi vererek, altın ve gümüş komisyonculuğu yaparak servetlerini iyice büyütüyorlar.

Ekonomik gücü, aklın ve mantığın sınırlarını zorlamaya başlayan Rotschild ailesi, daha da karanlık ve karlı bir işe girişiyor.

İşin adı "Savaşa giren devletlere faizle borç vermek"

Bunun ilk icraatını İngiltere-Fransa savaşında gerçekleştiriyorlar. İngiltere'ye savaşa girmesi için faizli borç olarak 35 ton altın veriyorlar. İngiltere, Fransa karşısında yeniliyor ve Rotschild ailesine olan borcunu ödeyemiyor. Borcun oluşturduğu mükellefiyetten dolayı, İngiliz Merkez Bankası yani Bank of England Rotschild ailesine devrediliyor.

Rotschıld ailesi İngiliz devletinin bu devretme işlemini bir şartla kabul ediyor: İngiliz sterlinini kendilerinin basması şartı. İngiliz hükümeti bu şartı o dönemde kabul etmek zorunda kalıyor ve İngiliz sterlinini basma yetkisi bu Yahudi ailesine veriliyor. Görünüşte ekonomi hakkında pek bilgisi olmayan arkadaşlar için bu durum pek bir şey ifade etmeyebilir. Para basma yetkisini başka bir kuruluşa ya da şirkete vermek demek aynı zamanda ülkenin bağımsızlığını da bu kuruluşa satmak demektir. Çünkü bir ülkenin bankası o ülkenin parasını basarken bastığı para karşılığında o ülkenin hazinesine değerli maden koymak zorundadır.
Örneğin Türkiye Merkez Bankası, devlet matbaasında 20 YTL basıyorsa eğer, devlet hazinesine de 20 YTL değerindeki altını, elması ya da petrolü koymak zorundadır. Aksi halde basılan para, kağıt parçasından başka bir şey olmaz. İşte Rotschild ailesinin de yaptığı şey budur. İngiliz sterlinini basarak İngiliz hükümetine faizle borç olarak vermiş ve karşılığında altın ve elmas almıştır. Bu şekilde bir yılda 12 ton altın kar ettiği ekonomi tarihçileri tarafından söylenir.

Rotschild ailesinin en büyük girişimi ise İngiltere ile Amerika'daki kolonilerin savaşı olmuştur. Savaş sırasında Rotschild ailesi çok gizli bir biçimde Amerikan kolonilerini desteklemiştir. Amerika'nın İngiltere'ye karşı direnişini yöneten kişilere yüklü miktarda silah yardımı yapılmış, İngiltere'nin bu savaşta yenilmesinin sağlanacağı garanti edilmiş ve karşılığında, kurulacak olan Amerika devletinin resmi para birimini basma yetkisi istenmiştir. İngiltere ile savaş konusunda çok umutsuz olan başkan Washington ve ekibi bu teklifi hiç düşünmeden kabul etmiştir. Aile böylece günümüzde tüm dünyada çok popüler olan Amerikan dolarını basma yetkisini elde etmiştir.

Savaşı Amerikan kolonileri kazanmış ve İngiltere Amerika'dan elini ayağını çekmek zorunda kalmıştır. Savaştan yenik çıkan İngiltere bu sefer Amerika'ya yardım ettiği için Fransa'ya aldırmıştır. İngiltere, Rotschild ailesinin kendilerine finansal destekte bulunacağına güvenerek bu savaşa girdiyse de Rotschild ailesinden umdukları desteği bulamamışlardır. Rotschild ailesi el altından Fransa'yı destekleyerek Amerikan kolonilerinin bağımsızlığını garantilemek istemiştir. Bir taraftan da İngiliz borsası üzerinde spekülasyona girişmiştir. İngiltere-Fransa savaşı sırasında borsada müthiş bir hareketlenme olmuş ve borsada oynayan halk, savaşı kazanacaklarını düşünerek girişimlerini arttırmışlardır. Bunu fırsat bilen Rotschild ailesi ''İngilizlerin savaşı azandığı'' iddiasını ortaya atarak İngiliz halkının her şeyini borsaya koymasını sağlamıştır. Ancak, generaller ve ordudan geriye kalanlar yurda döndüğünde, İngiltere'nin savaşta kaybettiği ortaya çıkmıştır. Borsa anormal derecede yükselmiş ve böylece kağıtları elinde tutan Rotschild ailesi bu ticaretten en karlı çıkan isim olmuştur.

İngiliz tarihçilerin ''Kara eylül'' diye nitelendirdiği bu olay ile Rotschild ailesi adeta İngiltere devletinin mülkiyetini ele geçirmiştir.
İyice gelişen Rotschild ailesi, Kenan diyarında Tanrı'nın kendilerine vaad ettiği kutsal İsrail devletini kurmak için hazırlığa başlamıştır.

Osmanlı Devleti'nin parçalanması için gerekli olan her şeyi yapmışlardır. Osmanlı devletine komşu olan ülkeleri finanse ederek Osmanlı'ya karşı savaşmaları için kışkırtmışlardır. Böylelikle sudan bahanelerle Osmanlıya saldıran Rusya, Avusturya ve diğer komşu devletler, Osmanlıyı askeri ve ekonomik güç olarak iyice yıpratarak azınlık unsurların ayaklanmasını sağlamışlardır.

Osmanlı devleti nereye koşacağını şaşırmış ve neticede isyan eden azınlıkların ayrı devletler kurmasına engel olamamıştır. Osmanlının en çok dış borcu Rotschıld ailesinin sahibi olduğu Bank Of England bankasınadır. Osmanlı Devleti, Rotschıld ailesine olan borcunu ödeyecek durumda olmadığından Rotschıld ailesi bunu fırsat bilmiş, Osmanlıya iğrenç bir teklifte bulunmuştur.

Sultan 2. Abdülhamit ile görüşen Lord Baron Rotschıld "Kudüs şehrinin, Filistin'in, Suriye'nin ve Güneydoğu Anadolu bölgesinin, yeni kurulacak olan Yahudi devletine verilmesi karşılığında, Osmanlı devletinin tüm dış borcunu silme ve Balkanlar'da, Afrika'da kaybettikleri toprakları geri verme" teklifinde bulunmuş, ancak Abdülhamit teklifi şiddetle reddetmiştir. Abdülhamit, dinen böyle bir tutum sergileyerek büyük bir sevaba girmişse de Osmanlı devletinin yıkılma ürecini hızlandırmıştır.

Daha sonraları Enver Paşa, Abdülhamit'in bu tutumunu tarihi bir hata olarak değerlendirmiştir. Enver Paşa'ya göre Kudüs şehri ve Kenan diyarı Yahudilere geçici olarak verilmeli ve Osmanlı tekrar eski gücüne kavuştuktan sonra bu topraklar geri alınmalıydı.

Atatürk'e göre ise Osmanlı devleti böyle bir şey yapsaydı bile yıkılmaktan kurtulamazdı çünkü Osmanlı üzerine korkunç oyunlar oynanıyordu. Özetleyerek anlattığım bu süreçten sonra Rotschıld ailesi bütün gücüyle 1. Dünya savaşının çıkmasını tezgahlamıştır. Rotshıld ailesinin hesaplarına göre 1. Dünya savaşı ve Arabistanlı Lawrence'in faaliyetleri, Arapların birçok parçaya bölünmesi ve İsrail devletinin kurulması için yeterliydi. Savaş gerçekleşmiş, Almanların önderliğindeki İttifak devletleri grubu savaşı kaybetmişlerdi. Rotschıld ailesinin hesapları tutmuş ve İsrail devletinin resmi kuruluşunun ilan edilmesine ramak kalmıştı. Ancak tarihi rüyaya çeyrek kala Rotschild ailesi ayrıntılarda küçük bir hata yaptığını fark etti. İsrail devleti kurulmaya hazırdı ama, dağ ve ovalardan ibaret olan İsrail topraklarında kim yaşayacaktı? Avrupa'nın gelişmiş kentlerindeki rahatlığa alışmış olan Yahudiler, İsrail'de yaşamaya nasıl ikna edilecekti ? Esas sorun buydu. Bu sorunun giderilmesi için Rotschild ailesi radikal kararlar aldı ve yeni bir savaş için gerekli olan ortam hazırlanmaya başlandı.

KUKLA DİKTATÖR HİTLER'İN ORTAYA ÇIKIŞI VE 2. DÜNYA SAVAŞI
Almanya, Birinci Dünya savaşından adeta bir enkaz halinde ve oldukça demoralize bir biçimde çıkmıştı. Devlet tüm ekonomik ve askeri gücünü kaybetmişti. Ve çok ağır yaptırımlar içeren savaş tazminatı anlaşmalarına imza atmışlardı. Ancak Almanya'nın borçlu olduğu ülkelerin merkez bankalarının %85'i Rotschild ailesine ait olduğundan Almanya nerdeyse sadece Yahudi Rotschild ailesine borçluydu. Rotschild ailesi, Almanya'nın, bu yüklü borcun onda birini dahi ödeyemeyeceğini biliyordu.
Rotschıld ailesi, Alman Merkez Bankasının kendilerine devredilmesi karşılığında dış borçlarının silinmesini teklif etti ve Almanlar teklifi kabul etmek zorunda kaldı. Aslında bu durum sonun başlangıcıydı. Bırakın savaşacak parayı ve silahı, savaşta askere alacak erkek vatandaşı bile kalmayan Almanya tekrar tüm dünyaya kafa tutacak gücü nereden ve nasıl bulabilirdi ? Bunun için ancak Tanrının yardımı gerekirdi. Ancak daha onlar intikam planını yapmadan önce, Rotschild ailesi onlar için çok gizli bir plan yapmıştı bile.
Bu plana göre sahte ama çok inandırıcı bir faşizm rüzgarı Avrupa'da esecek ve Yahudilere en ince ayrıntısına kadar planlanmış bir şekilde şiddet ve baskı uygulanarak İsrail'e göç etmeye mecbur bırakılacaklardı . Bu planın ilk bölümü Almanya'nın ekonomisinin ayağa kaldırılması ve hızla silahlanmasının sağlanmasıydı. Muazzam bir ekonomik ve askeri güce kavuşan Almanya'nın başına 1. Dünya savaşında er olarak savaşan fanatik milliyetçi Hitler getirildi. İtalya ise Alman Faşizmi'nin etkisi altında kalmış ve iktidara Mussolini gelmiştir. Mussolini'nin iktidara gelmesi Rotschild ailesinin bir planı değil kendiliğinden gelişmiş bir olaydı ama bu durum Rotschıld ailesinin ekmeğine yağ sürmüştü.
Hitler, hitabet yeteneği ve ürkütücü karizması ile Alman halkını yediden yetmişe peşinden koşturmuştur. Hitler'in konuşmalarında ve toplantılarında ise şaşırtıcı bir biçimde ana hedef Yahudilerdir.

Hitler'in iktidara gelmesinden önce kardeş gibi bir arada yaşayan Alman ve Yahudi halkları birbirlerine hiçbir zararlarının dokunmamasına rağmen oluşturulan yapay kaos ortamı yüzünden birbirleri ile kanlı bıçaklı hale gelmişlerdir. Savaştan önce Yahudi işadamlarına Nazi gençlerinin düzenlediği saldırılar, ev kundaklamalar ve cinayetler ortamı iyice germiştir. Zengin olan Yahudiler bir yolunu bulup Almanya'yı terk etseler de, fakir olan zararsız Yahudiler bir yere gidecek paraları olmadığından oldukları yerde kala kalmışlardı .
O dönemler savaş dönemleri olduğundan Almanya'nın dışına çıkmak için büyük paralar ve bazı önemli bağlantılar şarttı.

Hitler savaşı başlatmış ve Almanya'nın sahte intikam harekatı başlamıştı. Almanya savaşın ilk yıllarında başarı göstermiş ve Fransa, Yugoslavya, Çekoslovakya, Avusturya ve Belçika gibi ülkelerin tamamını çok kısa sürede ele geçirmişti. Özellikle Paris'e 2 saatte giren Nazi orduları İngiltere ve İspanya'nın iyice ürkmesine neden olmuştur. İngiltere'yi hava saldırıları ile darmadağın eden Nazi orduları bir taraftan da sözde Yahudi soykırımı yapmaya başlamıştır.

Yahudiler bir bir katledilmiş ve imha fırınlarında yakılmıştır. Ortada öyle korkunç bir ortam vardır ki, savaştan sonra bölgeyi teftişe gelen Amerikalı generaller bile uçaklarından iner inmez havadaki pis kokudan dolayı hava alanında kusmuşlardır. Havadaki pis kokunun nedeni ise sürekli olarak yakılan insan cesetleri ve çürümüş cesetlerdir. Savaştan sonra tam bir korku ülkesine dönen Almanya'da ortaya atılan iddialara göre neredeyse hiç Yahudi bırakılmamıştır.

Ancak Sovyet araştırmacılar durumun hiç de öyle olmadığını savaşta katledilenlerin sadece %15'in Yahudi olduğunu net ve çarpıcı belgelerle kanıtlamışlardır.

Bu belgelere göre savaşta öldürülenlerin çoğu ermeni,çingene ve Polonyalılardı . Geriye kalan zengin Yahudiler Rotschild ailesinin kurduğu paravan şirketler aracılığı ile ve Amerikan askerlerinin denetiminde, gizlice (Amerika'ya değil) İsrail'e kaçırılmışlardır. İsrail'e getirildikleri dönemden İsrail devleti kuruluncaya kadar olan süreçte tabiri caizse Allah'ın dağında prefabrik usulü yapılmış evlerde kalmışlar ve büyük zorluk çekmişlerdi. Kaçmak için girişimlerde bulunanlar ise Tevrat'ın emrettiği bir biçimde idam edilmişlerdir. Neticede yaratılan sahte milliyetçi bir hava ile sözde Yahudi soykırımı yapılmış, tüm dünyada Yahudilere yönelik şiddet eylemlerine girişilmiş ve Yahudiler İsrail'e göç etmek zorunda bırakılmışlardır. Yani Rotschild ailesi 1. Dünya savaşında yarım bıraktığı işi 2. Dünya savaşında tamamlayabilmiştir.

Aşırı dindar bir aile olan Rotschild ailesi, kendilerine göre, Tanrı'ya olan sözü yerine getirmiştir.

BAŞKAN KENNEDY'NİN ORTADAN KALDIRILMASI
2. Dünya savaşından sonra kurulan İsrail devletinde her şey 1960 yılında John Fitzgerald Kennedy'nin Amerikan başkanı olmasından sonra değişmiştir. Kennedy Amerikan tarihinin en genç Başkan'ıdır ve aynı zamanda ilk katolik Başkandır. Kennedy'den önce Amerika'da katolik bir Başkan hiçbir zaman olmamıştır. John F Kennedy'nin babası olan Joseph Kennedy de politikacı olup aynı zamanda İngiltere büyükelçiliği yapmıştı. Ne babası, ne de Başkan Kennedy Yahudilerle iyi geçinemiyorlardı
Babası büyükelçilik yaptığı dönemde Londra'da Yahudilerin boy hedefi haline gelmiş ve çeşitli saldırılara maruz kalmıştı. Sigmund Rotschild, Kennedy'ye "Başkan seçildiğinde Ortadoğu'da İsrail tarafını tutan bir politika izlemesi karşılığında, milyonlarca doları bulan seçim kampanyası masraflarını karşılamayı" teklif etmiştir. Ancak Kennedy böyle bir teklifin bir daha yapılmamasını rica etmiş ve kendisini hakarete uğramış hissettiğini belirttirmiştir. Kennedy, İsrail lobisinin Amerikan devleti üzerindeki faaliyetlerinden son derece rahatsızdı. Kennedy'ye göre lobilerin faaliyetleri, Amerikan bağımsızlığına vurulmuş bir darbeydi.

KENNEDY İLE İSRAİL BAŞKANI BEN GURİON'UN NÜKLEER KAVGASI
İsrail kurulduğu günden beri Ortadoğu'da süper güç olma hayali ile hareket etmiştir. Bu yüzden İsrail Devleti hızlı bir "nükleer silahlanma programı" izlemeye başlamıştır. İsrail'in Dimona çölü'nde kurduğu nükleer santralinde peynir-ekmek gibi atom bombası ve nükleer başlıklı füzeler üretmesi Başkan Kennedy'yi çok rahatsız etmiştir. İsrail'in nükleer füzelerinin Ankara, İstanbul, Şam, Tahran, Bağdat ve Riyad gibi şehirleri vuracak kapasitede ve menzilde olması Kennedy yönetimini önlem almaya mecbur bırakmıştır.

Kennedy, Ben Gurion'a yazdığı sert bir uyarı mektubunda
''İsrail'in nükleer programını durdurmaması durumunda Amerikan yönetiminin yaptırım uygulamaktan kaçınmayacağını belirtmiştir' '. Ben Gurion da cevap olarak gönderdiği mektupta Kennedy'ye ''Genç Adam'' diye hitap etmiş ve bazı ağır ithamlarda bulunmuştur. Bu mektuplaşmalar iyice çığırından çıkmış ve hakaretleşmeye dönüşmüştür. Bu durum üzerine tepki olarak Ben Gurion istifa etmiştir. Ünlü Yahudi politikacı Henry Kissinger ''İsrail'in nükleer programına son vermesi İsrail'e büyük zarar verir'' diyerek Kennedy'yi ikna etmeye çalışmış ancak başarılı olamamıştır.

Kennedy bununla da yetinmemiş ve 4 Haziran 1963'te Amerikan Temsilciler Meclisi'ne danışarak çıkarttığı 11110 sayılı kanunla Amerikan Dolar'ını basma yetkisini Rotschild ailesine ait olan Federal Reserve Bank'ın elinden alarak Amerikan Merkez Bankası'na vermiş ve ''bir ülkenin parasının denetimin şahısların elinde olmasının büyük bir sorun olduğunu'' belirterek kendi sonunu hazırlamıştır. Federal Reserve Bank, İsrail'in en büyük gelir kaynağıdır, tabiri caizse şah damarıdır. Kennedy, dolar basma yetkisini Federal Reserve Bank'ın elinden alarak adeta İsrail'in şah damarını kesmiştir.
Neticede İsrail için Kennedy'nin etkisiz hale getirilmesi farz olmuştur. Kennedy'nin seçimleri kaybetmesini beklemek boş bir umuttu, çünkü Kennedy halktan büyük destek görüyordu. Kennedy'ye seçimler kaybettirilse bile sonradan kazanması yüksek ihtimaldi. Üstelik Kennedy'nin kardeşi de gelecek vaad eden bir politikacıydı. Tek bir çare gözüküyordu. O da suikast idi.

Kennedy bir şekilde öldürülürse Amerikan yasaları gereği yerine yardımcısı getirilecekti. Kennedy'nin yardımcısı Lyndon Johnson'dı. Johnson tam bir İsrail taraftarıydı. Üstelik Kennedy ile hiç iyi geçinemiyordu, söylentilere göre Kennedy kendisini kovmaya çalışıyordu. İsrail, suikast kararı alır ve bunu, Amerikan derin devleti içindeki bağlantılarını kullanarak gizlice uygulamaya koyar. Kennedy'yi öldürmek için en uygun ortam seçim kampanyaları için geleceği Dallas'tır.

Dallas'ta her zamanki gibi üstü açık araba ile halkı selamlayacak olan Kennedy'yi korumakla görevli CIA ajanları özel olarak ayarlanacak ve başkanın güvenliği sabote edilecekti. Böylece suikast çetesi Kennedy'yi rahatlıkla öldürebilecekti. Suikast çetesi için değişik rivayetler vardır.
Kimileri Kennedy'yi Fransız suikast çetesinin öldürdüğünü, kimileri ise Kübalı sürgünlerin öldürdüğünü iddia eder ancak kesin olan bir şey var ki, Kennedy'yi öldürenler çok profesyonel ve acımasız keskin nişancılardan (sniper) oluşan bir suikast timidir.

Kennedy'nin ziyaretinden önce, yani 21 Kasım 1963 akşamı Dallas'ta bardaktan boşalırcasına yağmur yağmıştır. Ancak şehir halkı buna rağmen başkanı en iyi şekilde karşılamak için elinden geleni yapmıştır. 22 Kasım 1963 sabahı Washington D.C.'den Air Force One uçağı ile gelen Başkan Kennedy ve eşi, sabah 09'da şehir merkezinde Dallas valisi Connaly ile birlikte kahvaltı ettikten sonra üstü açık bir limuzine binerek halkı selamlamaya başlamışlardır. Tam 6 aracın olduğu kortejde en son arabada Başkan Kennedy ve Vali Connaly vardır. Önde motosikletli SS korumalar veyanda CIA ajanlarının bulunduğu arabalarla Kennedy'nin arabası Kortejle birlikte Elm caddesinden Houston'a doğru beklenmedik bir dönüş yapar. O sırada silah sesleri yükselmeye başlar. Polisler telsizle anons etmeye başlar: ''Korteje ateş ediyorlar yere yatın'' diye. Tam 6 el silah sesi duyulur. Birinci mermi arabayı ıskalar ve alt geçitte bekleyen Edmund Harris adındaki taksi şoförünün kulağını parçalar. İkinci mermi Kennedy'yi tam omzundan vurur. Üçüncü mermi Kennedy'yi ıskalayıp ön koltuktaki vali Connaly'i omzundan vurur. Dördüncü mermi Kennedy'yi boynundan vurur, aynı mermi başkanın vücudundan çıkıp Vali Connaly'i sırtından vurur. Beşinci mermi arabayı ıskalayıp dikiz aynasını kırıp dışarı çıkar. Ve Altıncı mermi... Altıncı mermi başkan Kennedy'yi tam kafasından vurur. Başkanın kafasını parçalayan mermi bulunamaz.

Suikasttan sonra yapılan araştırmalarda Kennedy'yi sözde komünistlerden vatan haini Lee Harvey Oswald'ın vurduğu iddia edilir. Ortada altı mermi olmasına rağmen Oswald'ın tek katil olduğu görüşüne varılır.

İddialara göre Oswald, Texas Okul kitapları bürosunun altıncı katındaki pencere dibinden İtalyan yapımı "Mannlicher Caracano" marka sniper tüfeği ile altı kez ateş ederek Başkanı öldürmeyi başarmıştır.

Lee Harvey Oswald apar topar hapsi boylamıştır. Deliller birden çok sayıda keskin nişancının olduğunu göstermesine rağmen, İsrail denetimindeki Amerikan derin devleti, suçu Lee Harvey Oswald'ın üzerine atarak diğer delilleri bir bir yok etmiştir.
Suikastı gören 57 kişi ölü bulunmuş, ölümler kaza veya intihar ile açıklanmıştır. Lee Harvey Oswald ise suikasttan iki gün sonra, mahkeme çıkışında yüzlerce FBI ajanı ve polisin arasında Yahudi bir bar işletmecisi olan Jack Ruby tarafından öldürülmüştür.

Bu Amerikan milliyetçisi Yahudi, Lee Harvey Oswald'ı öldürmesinin nedenini ise "komünistlerden Amerika'nın aldığı intikam" olarak yorumlamıştır.
Birden çok sayıda keskin nişancı tarafından vurulan Kennedy'nin otopsisini Amerikan ordusundaki üst düzey amiral ve generaller yürütmüş ve otopsideki suikast delillerini bir bir sabote etmişlerdi.
Ailesi, Kennedy'nin kafasının kesilerek incelenmesini ve böylelikle gerçek suikastçıların bulunmasını istediğinde ise, Amerikan birimleri konuyu şiddetle reddetmişlerdir. Kennedy apar topar gömülerek konu örtbas edilmiştir.

Başkan Kennedy'nin suikast sonucu öldürülmesinden sonra başkan adayı olan kardeşi senatör Robert Kennedy de bir basın toplantısı sırasında İsrail işbirlikçisi Filistinli bir genç tarafından kurşunlanarak öldürülmüştür.

KENNEDY SUİKASTININ SONUÇLARI

İsrail, Kennedy'nin kapattığı Dimona çölündeki nükleer santralini tekrar açmış ve nükleer silah üretimine eskisi gibi devam etmiştir.

Başkan Kennedy'nin çıkarttığı, Federal Reserve Bank'ın elinden Amerikan dolarını basma yetkisini alan 11110 sayılı kanun iptal edilmiş ve Amerikan dolarını basma yetkisi tekrar Rotschild ailesine ait olan Federal Reserve Bank'a verilmiştir.

II. Dünya savaşından sonra ılımlı ve sakin bir politika izleyen Amerika devleti özellikle Kennedy suikastından sonra soğuk savaş sürecini de başlatmıştır. Amerika ile Sovyet Rusya arasındaki soğuk savaştan tüm dünya devletleri çok olumsuz yönde etkilenmiştir. Amerika ile Sovyet Rusya arasındaki silahlanma rekabeti adeta bir sidik yarışına dönmüştür.

Amerika tüm dünya genelinde emperyalist faaliyetlerine hız vermiş ve Vietnam'a saldırmıştır. Vietnam'da binlerce kişinin ölmesine ve birçok ülkenin bu savaştan dolaylı olarak zarar görmesine neden olmuştur.

Amerika'da İsrail lobisi ise iyice pervasızlaşmış ve yönetimde söz sahibi olmuştur. Amerika İsrail Devletinin yaptığı katliamlara sesini çıkaramaz hale gelmiş ve İsrail ile suç ortaklığı yapmaya başlamıştır.
En basitinden örnek vermek gerekirse İsrail devletinin çok gizlice yürüttüğü "Samuel Vanunu'yu kaçırma operasyonu"na istemeden şahit olan bir Amerikan Fırkateynindeki 23 deniz piyadesi İsrail hücum botları tarafından açılan ateşle öldürülmüştür. Denize düşüp kaçmaya çalışan askerler bile İsrailliler tarafından öldürülmüştür. Olayın basına sızmasına izin verilmemiş ve yahudilerin kontrolündeki Amerikan basını konuyu haber bile yapmamıştır.

CIA tüm dünyada ''komünizmle mücadele'' doğrultusunda adına GLADIO denilen ve Beyrut'taki gerilla kamplarında eğitilen katillerden ve paralı askerlerden oluşan gizli bir ordu hazırlamış ve bu paralı katilleri maaşa bağlayarak dünyanın her yerinde komünistleri ve sol düşüncelileri
> > öldürmekle görevlendirmiş tir.


Bu bağlamda Türkiye'deki sağ-sol çatışmaları, siyasi amaçlar için işlenen cinayetler, katliamlar, terörist eylemler, Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının idam edilmesi ve 12 Eylül darbesi hep Gladio'nun
eserleridir.

Gladio ordularının kurulması ne tesadüfse Kennedy suikastından hemen sonraya denk gelir.

Amerika'nın "Büyük Ortadoğu Projesi" başlamıştır. Büyük Ortadoğu Projesinin diğer adı ise Büyük İsrail Devleti projesidir. Kennedy suikastından sonra Büyük İsrail Devleti Projesine hız verilmiştir. Büyük İsrail Devleti Tevrat'ta Tanrı Yehova'nın Yahudilere vaad ettiği topraklardan oluşmaktadır. 11 Eylül saldırıları, Münih'teki eylemler ve daha birçok terörist eylem aslında Büyük İsrail Devleti projesinin bir parçasından başka bir şey değildir.

Büyük Ortadoğu projesi yeni bir şey değil. Yüzyıllardır var olan bir proje... Osmanlıların yıkılması, Arapların parçalanarak bir sürü ülkeye bölünmesi, Türkiye'deki terör eylemleri ve istikrarsızlık ve Irak, İran gibi ülkelerin periyodik olarak neredeyse her on yılda bir sorun çıkarması rastlantı olmasa gerek !
 
Mayer Amschel Rothschild (1744-1812), Almanya doğumlu Yahudi iş adamıdır. Modern bankacılığın ve küresel ekonominin kurucularından kabul edilir. Dünyanın en zengin ailelerinden birini kurmuştur. Rothschild ailesi son 200 yıldır, dünyanın en zengin ve nüfuslu ailesidir. 2007 yılında servetleri 3-4 trilyon dolar, kontrol ettikleri para ise 8-10 trilyon dolar olduğu tahmin edilmektedir. İngiliz merkez bankasını yaklaşık 80 yıl boyunca yönetmişlerdir. HSBC Bank, Bank of Scotland, De Beers, ABN Amro Bank, Rio Tinto en çok tanınan ve bilinen şirketleridir. Rockefeller ailesinin Standart Oil'i kurmasını finanse etmiş, bu sayede de halen Citigroup, Bank of America, Exxon-Mobil, RoyalDutch-Shell gibi şirketleri de dolaylı olarak kontrol etmektedirler. Dünya elmas ticaretinin %65'i, altın ticaretinin % 40'ı, bakır-uranyum-aluminyum ticaretinin de % 15'i bu aile tarafından yapılmaktadır. Kapanmış olan Osmanlı Bankasının da sahipleri ve kurucularıdır.
 
Geri