Roboski Katliamı Hakkında Bilgi

Konu sahibi son olarak 2616 gün önce görüldü

Şırnak’ın Uludere (Qileban) İlçesi Ortasu ( Roboski) Köyünde 28 Aralık 2011 gecesi kaçakçılık yapan köylüler Türk Savaş Uçakları tarafından katledildi.Roboski Köyünde katledilen 34 köylünün katliamında rol alan kişi ve ya kişiler halen ortalarda yok.

Roboski katliamı Nedir

Şırnak’ın Uludere (Qıleban) ilçesinin Ortasu (Roboski) köyünde Türkiye-İran sınırında kaçakçılık yaparak geçimlerini sağlayan 34 köylünün 28 Aralık 2011 gecesi Türk Savaş Uçakları tarafından katledilmesi olayıdır. 1948 yılında Van-Özalp sınır hattında 33 köylünün Mustafa Muğlalı paşanın emriyle katledilmelerinden sonra yapılan en büyük katliamlardan bir tanesi Roboski katliamıdır.
Şırnak İli Uludere (Qileban) İlçesi Gülyazı (Bujeh) ve Ortasu (Roboski) Köylerinden Irak sınırına geçmiş ve dönmekte olan sivillerin sınırın sıfır noktasında 28.12.2011 tarihinde 21:30-22:30 sularında Türk Silahlı Kuvvetlerine ait savaş uçaklarının bombardımanı sonucu meydana gelen saldırıda;17’si çocuk, tamamı erkek olmak üzere toplam 35 insanın toplu halde yaşamlarını yitirmesi, 1 kişinin yaralanması ve 2 kişinin yara almadan sağ kurtulması olayı.

Roboski Katliamında Sağ Kurtulan 2 Kişinin Açıklamaları

“28.12.2011 günü Saat 16.00’da 40-50 kişilik bir grupla birlikte mazot ve gıda maddesi getirmek üzere yine bu sayıda katırla beraber sınırın Irak tarafına geçtik. Karakola özellikle bir bilgilendirme yapmadık ancak gidip geldiğimizi zaten biliyorlardı. Amacımız şeker ve mazot getirmekti. Hatta giderken İnsansız Hava Aracının sesini dahi duyduk ancak sürekli gidip geldiğimiz için yolumuza devam ettik. Akşam 19.00’da katırları yükleyerek yola çıktık. Saat 21.00 gibi sınıra yaklaştık. Bizim köyün yaylasına vardık, yayla tam sınırdadır. Orada önce aydınlatma fişeği ve akabinde de top-obüs atışı yapıldı. Biz yükümüzü sınırın diğer tarafında bıraktık. Hemen ardından uçaklar geldi ve bombardıman başladı, biz iki gruptuk, öndeki grup ile arkadaki grup arasında 300-400 metre mesafe vardı, ilk top atışından hemen sonra uçak geldi, askerler bizim yaylayı tuttukları için, bu tarafa geçebileceğimiz başka yol yoktu, bu nedenle gruplar sıkışarak bir araya gelmek zorunda kaldı, sonunda iki büyük grup olduk, ilk uçak bombardımanında sınırın sıfır noktasında bulunan yaklaşık 20 kişilik grup imha oldu, hemen geriye kaçmaya başladık, kayalıklar arasında kalanların üzerine bomba yağmaya başladı, benim de içinde bulunduğum grup 6 kişiydi, bu gruptan 3 kişi kurtulduk, üzerimizde günlük sivil elbiselerimiz vardı, hiç kimsede silah yoktu, olay 1 saat falan sürdü, bir iki kişi 3 katırla beraber küçük bir deredeki suya girdik, bir saat bekledikten sonra bir kayalığın altına sığındık, arkadaşlarımızdan haber alamadık, saat 23.00-23.30 gibi gelen ışıklardan ve seslerden köylülerin geldiğini anladık, köylüler feryat etmeye başlayınca askerler tuttukları yerlerden çekilerek yaylayı da boşalttılar, çok uzun zamandır bu işi yapıyoruz, iki kişi evliydi, diğerleri lise ve ilköğrenim öğrencisiydi, henüz hiç kimse beni ifade vermem için çağırmadı, olaydan sonra hiç asker görmedim, kurtulan diğer 2 kişi ise Davut Encü (22 yaşında) ve Servet Encü (Şırnak Devlet Hastanesinde yaralı) dür.”
 
Roboski Katliamı Foto Galeri

roboski_katliami-150x150.jpg
roboski1-150x150.jpg
roboski_katliami1-150x150.jpg

Roboski_katliami_bloghaber-150x150.jpg
Roboski_katliami_bloghaber1-150x150.jpg
Roboski_katliami_bloghaber2-150x150.jpg

Roboski_katliami_bloghaber3-150x150.jpg
Roboski_katliami_bloghaber4-150x150.jpg
Roboski_katliami_bloghaber5-150x150.jpg

Roboski_katliami_bloghaber6-150x150.jpg
Roboski_katliami_bloghaber7-150x150.jpg
 
[DAILYMOTION]video/xnmujd_roboski-katliami-imc-ozel_news[/DAILYMOTION]​
 
Roboski Katliamında Ölenlerin İsimleri

1. Özcan UYSAL 30/12/1993 Şırnak/Uludere doğumlu.

2. Seyithan ENÇ 30/12/1993 Şırnak/Uludere doğumlu.

3. Cemal ENCU 1994 Şırnak/Uludere doğumlu.

4. Vedat ENCU 1994 Şırnak/Uludere doğumlu.

5. Selim ENCU 1973 Şırnak/Uludere doğumlu.

6. Selahattin ENCU 1995 Şırnak/Uludere doğumlu.

7. Nadir ALMA 1986 Şırnak/Uludere doğumlu.

8. Celal ENCU 1986 Şırnak/Uludere doğumlu.

9. Bilal ENCU

10. Şirvan ENCU 1992 Şırnak/Uludere doğumlu.

11. Nevzat ENCU 1992 Şırnak/Uludere doğumlu.

12. Salih ENCU 1993 Şırnak/Uludere doğumlu.

13. Osman KAPLAN 1980 doğumlu.

14. Mahsun ENCU 1994 Şırnak/Uludere doğumlu.

15. Muhammet ENCU 1998 Şırnak/Uludere doğumlu.

16. Hüsnü ENCU 1981 Şırnak/Uludere doğumlu.

17. Savaş ENCU 1997 Şırnak/Uludere doğumlu.

18. Erkan ENCU 1998 Şırnak/Uludere doğumlu.

19. Cihan ENCU 1992 Şırnak/Uludere doğumlu.

20. Fadıl ENCU 1991 Şırnak/Uludere doğumlu.

21. Şerafettin ENCU 1994 Şırnak/Uludere doğumlu.

22. Hamza ENCU 990 Şırnak/Uludere doğumlu.

23. Aslan ENCU 1994 Şırnak/Uludere doğumlu.

24. M.Ali TOSUN 1987 Şırnak/Uludere doğumlu.

25. Kimlik bilgileri 21 nolu cenaze ile aynı

26. Orhan ENCU 1992 Şırnak/Uludere doğumlu.

27. Salih ÜREK 1995 Şırnak/Uludere doğumlu.

28. Yüksel ÜREK 1995 Şırnak/Uludere doğumlu.

29. Adem ANT 1992 Şırnak/Uludere doğumlu.

30. Hüseyin ENCU 1991 Şırnak/Uludere doğumlu.

31. Bedran ENCU 1996 Şırnak/Uludere doğumlu.

32. Serhat ENCU 1995 Şırnak/Uludere doğumlu.

33. Şivan ENCU

34. Abdulselam ENCU Şırnak/Uludere doğumlu.

35. Aidiyeti bilinmeyen kol ve bacak.
 
Şırnak’ın Uludere İlçesi Roboski Köyünde Türk Savaş Uçakları tarafından katledilen 34 köylünün soruşturma dosyası diyarbakır Özel Yetkili Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülüyordu.Diyarbakır Özel Yetkili Cumhuryet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma dosyasına Adalet Bakanlığı’nın ‘yetkiniz yok’ yazısı üzerine dosya askeri savcılığa gönderildi.

Roboski’de 34 kişinin Türk savaş uçaklarının düzenlediği hava saldırısında yaşamını yitirmesiyle ilgili Diyarbakır Özel Yetkili Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yürütülen soruşturma, Adalet Bakanlığı’nın ‘yetkiniz yok’ yazısı üzerine askeri savcılığa gönderildi.

Roboski’de 34 sivilin ölümü ardından şuana kadar hiçbir askerin ifadesine başvurulmazken, soruşturma dosyası Diyarbakır Özel Yetkili Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan alındı.

Soruşturma dosyasının Adalet Bakanlığı’nın ‘yetkiniz yok’ yazısı üzerine askeri savcılığa gönderildiği belirtildi. Roboski soruşturmasını bundan sonra Diyarbakır 7.Kolordu Komutanlığı Askeri Savcılığı yürütecek.
 
Akp millet vekili ensarioğlu dobrosky katliamı olarak adlandırmıştır.
 
Şırnak’ın Uludere İlçesi Roboski Köyünde katledilen 35 kişiden yaralı olanların donarak öldükleri raporda yerini aldı..

Uludere’de incelemede bulunan MAZLUMDER, İHD, ÇHD, TİHV, Türkiye Barış Meclisi, KESK, TTB ve DİSK’ten oluşan heyet tarafından katliama ilişkin yapılan ortak açıklamada, “Yapılan bir yargısız infazdır ve öldürülenlerin sayısı itibariyle bu toplu bir katliam niteliği taşımaktadır” denilerek, olay sonrası yaralılara yardım etmek için giden ambulans ve sağlık ekiplerine izin verilmediği, yaralıların bazılarının donarak öldüğü vurgulandı.

28 Aralık 2011 günü Şırnak İli Uludere İlçesi Ortasu (Roboski) Köyü sınırlarında Türk Silahlı Kuvvetleri’nin savaş uçakları tarafından atılan bombalar sonucu öldürülen 35 kişi ile ilgili MAZLUMDER, İHD, ÇHD, TİHV, Türkiye Barış Meclisi, KESK, TTB ve DİSK’ten oluşan heyetin ortak inceleme ve araştırma raporu açıklandı.

Mülkiyeliler Birliği Lokali’nde düzenlenen toplantıda “Yapılan bir yargısız infazdır ve öldürülenlerin sayısı itibariyle bu toplu bir katliam niteliği taşımaktadır” denildi.

Heyet adına konuşan İHD Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan, katliam yerine gidip tanıklarla konuştuklarını belirterek, bu katliamın planlanarak bilinçli bir şekilde yapıldığını ifade etti.

DUR İHTARI YAPILMADI

Türkdoğan, otopsi sonucu 35 sivilin hayatını kaybettiğini vurgulayarak bunlardan 17’sinin çocuk, en büyük olanının ise 25 yaşında olduğunu söyledi.

Olay esnasında görgü tanıklarından aldıkları bilgiye göre gruba “dur” ihtarının hiçbir şekilde yapılmadığını vurgulayan Türkdoğan, gruptakilerden hiçbirisinde de silah olmadığı ve karşılık vermediğini belirtti.

Olay esnasında ölenlerin “güvenlik” güçlerince tanındığını kaydeden Türkdoğan, köylülerden aldıkları bilgilere göre, köylülerin katledildiği yerde sınır ticaretinin sürekli yapıldığı ve güvenlik güçlerinin de bunu bildiğinin kendilerine iletildiğini ifade etti.

YANMIŞ, PARÇALANMIŞ CESETLER

Türkdoğan, cenazelerin otopsi işlemlerinin gelişi güzel yapıldığını belirterek, cenazelerin yakınları tarafından getirilen battaniyelere sarıldığı ve hiçbir özenin gösterilmediğini dile getirdi.

Türkdoğan, olay yerinde yaptıkları ve raporda yazdıkları tespitleri şu şekilde sıraladı: “Hastane heyetimiz tarafından görülen cesetlerin bir kısmının yanmış, iç organlarının dışarıda olduğu, çoğunun kafatasının parçalandığı, vücut bütünlüklerinin parçalanmak suretiyle bozulduğu tespit edildi.”

OLAYDAN SONRA HİÇBİR GÖZALTI YOK

Olayda tahrip gücünün çok yüksek olduğu, yakıcı nitelikte mühimmatın kullanıldığını, katliamı yapan şüpheliler hakkında herhangi bir gözaltı ve tutuklamanın olmadığı ve olayda hayatını kaybedenlerin sınır ticareti ile uğraştıkları bunun uzun yıllardan beri karakolun bilgisi dahilinde olduğu ve özelikle son bir ay içinde karakol tarafından kolaylık sağlandığı ve müsamaha gösterildiği belirtildi.

Raporda olay sonrası karakol ve gözetleme kulelerine haber verildiği ancak olay yerine uzun zaman hiçbir yetkilinin gitmediği belirtildi.

AMBULANSLAR ENGELLENDİĞİ İÇİN YARALILAR DONARAK ÖLDÜ

Olay sonrasında Şırnak ve diğer yerlerden gelen ambulans ve sağlık görevlilerine izin verilmediğinin belirtildiği raporda ayrıca ağır yaralı bazı kişilerin tıbbi müdahalesizlikten ve soğuktan öldüklerine dair güçlü belirtiler karşısında yetkililerden kimsenin bu durumu inceleme gereksinimi duymadıkları ifade edildi.

Heron görüntülerinde kaçakçıların yanında silah olup olmadığı tespit edildiği halde neden bu görüntüler kamuoyu ile paylaşılma gereği duyulmadığı soruldu.

Uludere’de katliam yerinde incelemede bulunan heyet, katliama ilişkin yaptığı açıklamada, “Yapılan bir yargısız infazdır ve öldürülenlerin sayısı itibariyle bu toplu bir katliam niteliği taşımaktadır” denildi.

Birleşmiş Miletler ve Avrupa Konseyi İnsan Hakları birimlerinin olayı incelemesi gerektiğinin vurgulandığı raporda, devletin yapılanın bir katliam olduğunu kabul etmesi, özür dilemesi ve olayda sorumluluğu olanların istifa etmesi, medyanın da taraflı yayıncılıktan vazgeçmesi gerektiğinin altı çizildi.

DEVLET KİMİ VURDUĞUNU ÇOK İYİ BİLİYOR

Raporun açıklandığı basın toplantısında heyette yer alan kurumların temsilcileri de Uludere’de yaptıkları gözlemleri paylaştı. KESK Genel Başkanı Lami Özgen, olay yeri incelemelerinde durumun çok vahim olduğunu belirtirken, katliamın bilinçli olarak planlanıp yapıldığını kaydetti.

Seyit Rıza’nın idam sehpasında söylediği sözleri hatırlatan Özgen, devletin artık insanları öldürmekten vazgeçmesi gerektiğini belirtti.

Çağdaş Hukukçular Derneği Genel Başkanı Selçuk Kozağaçlı ise katliamın çok net ve kasten yapıldığının altını çizerek, “Devlet vururken ve vurduktan sonra kimi vurduğunu çok iyi bilmektedir.

Herkes çok iyi bilmelidir devlet halkını bilerek ve tasarlayarak katletmiştir” dedi.

RAPORDAN BAZI TESİPTLER

Raporda yer alan “olay yerine ilişkin tespitler”den bazıları ise şöyle:

– Olay yerinin Ortasu köyüne yaklaşık olarak 4-5 km mesafede olduğu

– Ortasu köyünden olay yerine yakın bir yere kadar kullanılabilir bir yol olduğu, yaklaşık 1.5km’lik bir patika yoldan olayın gerçekleştiği yere ulaşıldığı

– Yol üzerinde ekili tarım alanları ve kömür ocakları bulunduğu

– Olayın meydana geldiği yerin Irak–Türkiye sınırının sıfır noktası olduğu, sınır taşının mevcut olduğu, patlamadan arta kalan kalıntıların etrafa yayılmış olduğu, bir kısmının Türkiye tarafında kaldığı, bir kısmının Irak tarafında kaldığı

– Olay yerinde, sınır taşının güneybatı istikametinde Irak sınırları içerisinde sınır taşının 50 metre uzağında, yarım metre derinliğinde, 5 metre çapında olduğu anlaşılan bir çukurun mevcut olduğu ve bunun muhtemelen uçaktan atılan bombanın açmış olduğu bir çukur olduğu

– Sınır taşının güneyinde vadiye doğru 500 metre aşağısında yine benzer nitelikte bir çukurun bulunduğu

– Sınır taşının hemen yanında bomba parçalarının görüldüğü, sınır taşında herhangi bir darbenin olmadığı, mazot bidonlarının etrafa yayıldığı ancak parçalanmadığı, olay yerinde canlı organizma olarak nitelendirebilecek insan, hayvan ve bitki örtüsünün zarar gördüğü, ancak isabet eden yer dışında taş, bidon ve benzeri maddelerin etkilenmediği

– Çukurun açıldığı yerin etrafında yaklaşık 5 dönümlük alanda sınırın kuzey ve güney yamaçlarından kararmanın olduğu, karın eridiği, ağaçların yandığı

– Tepenin üstünün engebeli ve dağlık olmadığı düzlük bir alan olduğu

– Kuzeyinde hakim bir tepede askerlerin gözetleme kuleleri olduğu ve olayın olduğu yeri net olarak görebildiği

– Olay yerinde GSM şebekelerinin olduğu ve telefon ile görüşme yapılabildiği,

“Bombalarda kimyasal bileşik var mı?”

AYDINLATILMASI GEREKEN NOKTALAR

Raporda belirtilen, “aydınlatılması gereken noktalar”dan bazıları şöyle:

– Olay sonrası karakol ve gözetleme kuleleri yakın olduğu ve haber verilmesine rağmen ve yakın bir mesafede olmasına rağmen ve özellikle korucuların ve diğer kişilerin olaydan hemen sonra askeri birimlere haber verdiği kesin olduğu dikkate alındığında neden olay yerine hiçbir görevli, yetkili gitmemiştir?

– Olay sonrasında Şırnak ve diğer yerlerden gelen ambulanslar ile sağlık görevlilerine neden izin verilmemiştir.

– Ağır yaralı bazı kişilerin tıbbi müdahalesizlikten ve soğuktan öldükleri iddiası karşısında ilgililerin olay yerine gitmeyişinin ve bu ölümlerin sebebi tek tek ve ayrıntılı olarak ortaya çıkarılmalıdır.

– Köylülerin uzun yıllardır bu işi yaptığı dikkate alındığında geçmişte yaşanmış benzer olaylar olup olmadığı yönünde özel bir araştırma yapılmalıdır. Bu olayların meydana gelmesinde köyün bağlı olduğu karakolun bir kastı veya ihmali olup olmadığı araştırılmalıdır.

– Köyde bulunan korucular ve muhtara daha önce operasyon yapılacağında “kaçağa gitmeme” hususunun bildirildiği, bu olayda askerlerin gündüzün kaçağa gidenleri gördüğü halde bu hususun bildirilmediği yönündeki iddialar araştırılıp aydınlatılmalıdır.

– Olay sonrası köyden giden grupların yolda askerlerle karşılaştığı ve köylüler gittikten sonra yoldan ayrıldıkları/çekildikleri yönündeki bilgiler araştırılmalıdır.

– Genel Kurmay’ın basın açıklamasına göre insansız hava araçlarına (İHA) ait ilk görüntüye 18:39 ‘da rastlanılmış, bombardıman 21:37 ‘de yapılmıştır.

Aradan geçen 3 saat zarfında yerel unsurlardan herhangi bir istihbari bilgi teyit ettirilmiş, ek bilgi alınmış mıdır? Alınmamış ise neden gerek duyulmamıştır?

– Bazı cenazelerin yanmış ve kömürleşmiş olması karşısında bombardımanda kullanılan silahlar arasında kimyasal bileşik kullanılmış mıdır?

– Katliamın yaşandığı gecenin sabahında köylüler kendi imkânları ile cenazeleri çıkardıkları esnada havada dolaşan helikopterin uçuş amcanın ne olduğu ve hangi gerekçeler ile yardım için inmediği aydınlatılmalıdır.

– Yerel askeri ve sivil yetkililerin yaşamını yitirenlerin ailelerini arayarak cenazeleri ayrı ayrı gömmeleri konusunda telkinde bulunup bulunmadığının aydınlatılması gerekir.

– Yerel yetkililer ile Hükümet yetkilileri olayı bilmelerine rağmen ilk gün niçin kamuoyuna aydınlatıcı açıklamalar yapmamışlardır?

BM VE AVRUPA KONSEYİ İNCELESİN

Raporun sonunda, “kanaat ve öneriler” bölümünde, “yapılanın bir yargısız infaz olduğu, öldürülenlerin sayısı itibariyle “toplu bir katliam” niteliği taşıdığı”, olayın “yıllardır hesabı sorulamayan ve ‘terörle mücadele’ adı altında yapılan yargısız infaz ve katliamların bir devamı olduğu” ifadelerine yer veriliyor ve şunlar öneriliyor:

– Türkiye Büyük Millet Meclisi İnsan Hakları

Komisyonu’nun bu katliamı bir an önce gündemine alıp gerekli incelemeyi yapması

– BM ve Avrupa Konseyi insan hakları birimlerinin olayı incelemesi

– Katliam sorumlu ve faillerinin yargı önüne çıkarılması için tüm kurumların üstüne düşen görevleri hakkıyla yapması, etkili bir soruşturma yapılabilmesi için olayda sorumluluğu bulunan askeri ve sivil tüm yetkililerinin (bombalama emri verenler dahil) soruşturma sonuçlanıncaya kadar görevlerinden açığa alınması, savcılık ve idari birimlerin sorumlular hakkında ivedi olarak etkin bir soruşturma yapması

– Devletin yapılanın bir katliam olduğunu kabul etmesi ve özür dilemesi, Hükümet’in olayın siyasi sorumluluğunu üstlenmesi, İçişleri Bakanı’nın istifa etmesi, Genel Kurmay Başkanı ve sorumlu kuvvet komutanı veya komutanlarının görevden alınması
 
bu katliamda oldugunda sevinenler cirit atarken susanlar kina yakiyordu taa ki ucu kendilerine degene kadar bir gram acima duygusu olmayanlar simdi sokaklarda vatan millet bayrak sloganlari atiyor bu olenler sanki iskocyali.
 
roboski ne yav, isim değiştiriyorlar...
 
Katliamın yaşandığı dönem, "çözüm" ve "barış" eksenli hamasi nutukların en sık atıldığı dönemdir. Maalesef ki katliam yaşandıktan ancak 48 saat sonra hükümet yetkilileri mikrofonu eline almış ve açıklama yapabilmiştir. "Çözüm" sürecinin nasıl ve ne şekilde ilerleyeceğinin emareleri o günden belliydi ki; her defasında faili meçhul cinayetleri gündeme getirip "anaların ağlamasın" argümanını siyasi malzeme haline getiren hükümet bürokrasisi, Roboski dosyasını takipsizlikle sonuçlandırmış ve diğer bir deyişle; AKP döneminde faili meçhul cinayete imza atılmıştır. Herhangi bir kimse yargılanmış değildir. Ordunun kime bağlı olduğu ve kimden emir aldığı düşünülünce failinin kim olduğu da belli oluyor aslında...
 
katil devlet hesap verecek no pasaran no problema
 
Geri