yaSmin
Bronz Üye
-
- Katılım
- Nisan 16, 2019
-
- Mesajlar
- 3,321
-
- Tepkime puanı
- 931
-
- Puanları
- 348
-
- Yaş
- 122
-
- Konum
- İstanbul
Geleneksel Türk tiyatrosunun en önemli simgelerinden olan kavuk, Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu’nda düzenlenen törenle Rasim Öztekin'den Şevket Çoruh'a devredildi. Törende konuşma yapan Rasim Öztekin, "Kavuk, bir usta-çırak ilişkisi. Bir liyakat ilişkisidir. Bugün Türkiye'de liyakat olayı tamamen unutuldu" dedi. Kavuğu teslim alan Çoruh ise pandemi döneminde tiyatro emekçilerinin durumuna dikkat çekerek, "Türk tiyatrosu çok zor bir dönem yaşarken mahalle yanarken saçımızı mı tarıyoruz diye bir düşünce geldi aklıma... Bu kavuğu bugünkü zor şartlarda, Anadolu'da perde açmaya çalışan, alternatif sahnelerden apartman dairelerine kadar yüreği tiyatroyla dolu tüm tiyatro emekçileri adına kabul ediyorum" ifadelerini kullandı.
Geleneksel Türk tiyatrosunun en önemli simgelerinden olan kavuk, Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu'nda düzenlenen özel bir törenle Rasim Öztekin tarafından Şevket Çoruh'a teslim edildi. Kavuğun dördüncü sahibi Ferhan Şensoy’un törene sağlık sorunları nedeniyle katılamadığı açıklandı.
“TÜRKİYE’DE LİYAKAT TAMAMEN UNUTULDU”
Kavuğu teslim eden Rasim Öztekin tarihi törende bir konuşma yaptı. 140 yıldır kavuğun 6 kez el değiştirdiğine, az görülen tarihi bir an olduğuna dikkat çeken Öztekin, “Önemi başka. Bu yılın en komiği, en iyi oyuncusu değil. Bir usta-çırak ilişkisi. Bir liyakat ilişkisi. Bugün Türkiye’de liyakat olayı tamamen unutuldu” dedi.
“MAHALLE YANARKEN SAÇIMIZI MI TARIYORUZ…”
Kavuğu teslim alan Şevket Çoruh ise sözlerine, “Türk tiyatrosu bu dönemlerde çok zor bir dönem yaşarken, mahalle yanarken saçımızı mı tarıyoruz diye bir düşünce geldi aklıma” diye başladı ve şöyle devam etti:
* Çok sevinsem ayıp mı olur dedim, oturup ağlasam da ayıp olur dedim. Çok ne yapacağımı bilemedim. Ama bu törenin en önemli tarafı iki yaşayan ustam hayattalar. Birincisi Ferhan Şensoy ve Rasim Öztekin ustam…
“MUMLA ARADIĞIMIZ ADALET”
Geleneksel Türk Tiyatrosu’nun meddahlarının “Hak dostum, hak”diye söze başladıklarını hatırlatan Çoruh konuşmasını şöyle sürdürdü:
* Hak demek, adalet demek, hukuka uygunluk demek, hani şu mumla aradığımız. Hukuk demişken 1982’de sanata büyük katkısı olan Prof. Dr. Orhan Aldıkaçtı’nın şefliğinde çok sesli koro tarafından söylenen eser çok beğenildiği için Anayasa’nın 64. maddesi haline gelmiş.
* Burada şöyle diyor: ‘Devlet, sanat faaliyetlerini ve sanatçıyı korur. Sanat eserlerinin ve sanatçının korunması, değerlendirilmesi, desteklenmesi ve sanat sevgisinin yayılması için gereken tedbirleri alır.’ Aynen günümüzde bu gelenek devletimiz tarafından çokça benimsenmiştir.
MÜJDAT GEZET VE METİN AKPINAR ADALET SARAYI’NDA…
* Hak, gerçek demek, doğru demek. Doğruyu söyleyen ustalarımızın en büyük geleneği tiyatro salonlarından çok mahkeme salonlarında arz-ı endam etmeleridir. Bu geleneğinn temsilcilerinden usta Müjdat Gezen ve Metin Akpınar, siz seyircilerini 12. ayın 18’inde Adalet Sarayı’ndaki gösterilerine beklemektedir.
HAK DOSTUM, HAK!
* Bu kavuğu bugünkü zor şartlarda, Anadolu’da perde açmaya çalışan, alternatif sahnelerden apartman dairelerine kadar yüreği tiyatroyla dolu tüm tiyatro emekçileri adına kabul ediyorum. Başımın üstünde yeri var. Kavuğun emanetçisi olarak bir sonraki meslektaşıma devredene kadar son sözüm: Hak dostum, hak!
KAVUK GELENEĞİ NEDİR?
Kel Hasan Efendi Kavuğu, Türk Tiyatrosu’nun güldürü geleneğinin nişanesi sayılıyor.
Bu gelenek, tiyatrodaki tuluat ustalarının en renkli ismi Kel Hasan Efendi, güldürü tuluatının devamını sağlayacak olan öğrencisi İsmail Dümbüllü’ye sembolik bir nişane olarak kavuğunu teslim etmesiyle başladı.
Kavuk, 1968’de dönemin en yetenekli ortaoyuncusu Münir Özkul’a devredilmişti. Münir Özkul kavuğu daha sonra Ferhan Şensoy’a, Şensoy da Rasim Öztekin’e emanet etmişti.
sözcü
Geleneksel Türk tiyatrosunun en önemli simgelerinden olan kavuk, Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu'nda düzenlenen özel bir törenle Rasim Öztekin tarafından Şevket Çoruh'a teslim edildi. Kavuğun dördüncü sahibi Ferhan Şensoy’un törene sağlık sorunları nedeniyle katılamadığı açıklandı.
“TÜRKİYE’DE LİYAKAT TAMAMEN UNUTULDU”
Kavuğu teslim eden Rasim Öztekin tarihi törende bir konuşma yaptı. 140 yıldır kavuğun 6 kez el değiştirdiğine, az görülen tarihi bir an olduğuna dikkat çeken Öztekin, “Önemi başka. Bu yılın en komiği, en iyi oyuncusu değil. Bir usta-çırak ilişkisi. Bir liyakat ilişkisi. Bugün Türkiye’de liyakat olayı tamamen unutuldu” dedi.
“MAHALLE YANARKEN SAÇIMIZI MI TARIYORUZ…”
Kavuğu teslim alan Şevket Çoruh ise sözlerine, “Türk tiyatrosu bu dönemlerde çok zor bir dönem yaşarken, mahalle yanarken saçımızı mı tarıyoruz diye bir düşünce geldi aklıma” diye başladı ve şöyle devam etti:
* Çok sevinsem ayıp mı olur dedim, oturup ağlasam da ayıp olur dedim. Çok ne yapacağımı bilemedim. Ama bu törenin en önemli tarafı iki yaşayan ustam hayattalar. Birincisi Ferhan Şensoy ve Rasim Öztekin ustam…
“MUMLA ARADIĞIMIZ ADALET”
Geleneksel Türk Tiyatrosu’nun meddahlarının “Hak dostum, hak”diye söze başladıklarını hatırlatan Çoruh konuşmasını şöyle sürdürdü:
* Hak demek, adalet demek, hukuka uygunluk demek, hani şu mumla aradığımız. Hukuk demişken 1982’de sanata büyük katkısı olan Prof. Dr. Orhan Aldıkaçtı’nın şefliğinde çok sesli koro tarafından söylenen eser çok beğenildiği için Anayasa’nın 64. maddesi haline gelmiş.
* Burada şöyle diyor: ‘Devlet, sanat faaliyetlerini ve sanatçıyı korur. Sanat eserlerinin ve sanatçının korunması, değerlendirilmesi, desteklenmesi ve sanat sevgisinin yayılması için gereken tedbirleri alır.’ Aynen günümüzde bu gelenek devletimiz tarafından çokça benimsenmiştir.
MÜJDAT GEZET VE METİN AKPINAR ADALET SARAYI’NDA…
* Hak, gerçek demek, doğru demek. Doğruyu söyleyen ustalarımızın en büyük geleneği tiyatro salonlarından çok mahkeme salonlarında arz-ı endam etmeleridir. Bu geleneğinn temsilcilerinden usta Müjdat Gezen ve Metin Akpınar, siz seyircilerini 12. ayın 18’inde Adalet Sarayı’ndaki gösterilerine beklemektedir.
HAK DOSTUM, HAK!
* Bu kavuğu bugünkü zor şartlarda, Anadolu’da perde açmaya çalışan, alternatif sahnelerden apartman dairelerine kadar yüreği tiyatroyla dolu tüm tiyatro emekçileri adına kabul ediyorum. Başımın üstünde yeri var. Kavuğun emanetçisi olarak bir sonraki meslektaşıma devredene kadar son sözüm: Hak dostum, hak!
KAVUK GELENEĞİ NEDİR?
Kel Hasan Efendi Kavuğu, Türk Tiyatrosu’nun güldürü geleneğinin nişanesi sayılıyor.
Bu gelenek, tiyatrodaki tuluat ustalarının en renkli ismi Kel Hasan Efendi, güldürü tuluatının devamını sağlayacak olan öğrencisi İsmail Dümbüllü’ye sembolik bir nişane olarak kavuğunu teslim etmesiyle başladı.
Kavuk, 1968’de dönemin en yetenekli ortaoyuncusu Münir Özkul’a devredilmişti. Münir Özkul kavuğu daha sonra Ferhan Şensoy’a, Şensoy da Rasim Öztekin’e emanet etmişti.
sözcü