Günlük Radha

Konu sahibi son olarak 30 gün önce görüldü
Anlayabilirim bana, başkalarına söylediğin yalanları.
Çıkarların vardır, hazların vardır, vardır da vardır.
Anlaşılabilir.
Peki kendine söylediklerin?
Nasıl çıkabileceksin bu enkazın altından...
 
Bilgi birikimine hayran olduğum öz abim gibi gördüğüm bi psikiyatristi ziyaret ettim bugün. Psikoloji lisans programını yarıda birakip bölüm degistirmemden bu yana bozuktu bana biraz.Gerci üni sürecim hem burukluklar ile dolu; ilk psikoloji, sonra sosyal bilimler üzerinden rahat rahat girilebilir GSÜ sosyoloji mi yoksa atçılık üzerinden veteriner fakültesi mi ikilemi... ve zorlu bi karar süreci sonrası GSÜ nun içimde hep ukde olarak kalması... Oldu olası benim hep ruh sağlığı alanında çalışmam gerektiği konusunda nasihatler verirdi. Bugünki sohbetimizde içimdeki bi arzuyu tetikledi. Psikiyatri konusunda kendimi geliştirmeye karar verdim. Bana 5 kitap önerdi (bir tanesi on kitap gibi ama neyse) başlangıç için bu besini özümse dedi. Sahip oldugum temelden oturu psikolojiden ziyade psikiyatri okumalari yapmami onerdi.Hepsini sipariş verdim umarım düzenli bi şekilde okuyup özümserim...Bu merak ateşini kaybetmemeyi umuyorum. Astroloji ile psikiyatriyi hiperfocus güdüsü açısından birbirine çok benzetiyorum; aynı korkunç seviyede merak,ayni çözümleme arzusu... bakalım.
 
Kahramanın olmayacağım.
Kahraman olmaktan annemle olan serüvenimde vazgeçerek, bırakma işini zirveye taşıdım ben.
Demek istediğim: sen kimsin ki çiçeğim?
Gerekli görürsem, gitme konusunda 'acaba' bile olmayacaksın benim için.
O kadar arkama bakmayacağımdan, o kadar geri dönmeyeceğimden eminim ki; kibrite bile gerek duymayacak,anılarını yok etmekle zaman harcamayacağım.
İyiyim, bu konularda çok iyiyim çiçeğim: kök saldığım her şeyi sonsuza dek bırakmakta, yağmur gibi yağdığım yerlerden buharlaşıp; çiçeklerimi,dallarımı,ormanlarımı gözümü bile kırpmadan çöllere mahkum etmekte...uzaklara gidip başka diyarlara yağmakta...
İyiyim ben; sakladığım ve sevdiğim kadar hiç saklamamışçasına, hiç varolmamışçasına,sanki sen hiç doğmamışçasına yoluma devam etmekte...
İyiyim.
Bil.
 
istirap-tablosu-schenckin-insan-ve-hayvan-duygularini-birles-cblFm.jpg


Ezoterik yanı olan yegane bilim dalı Psikiyatri sanırım.
Psikoloji de çok kıymetli ama bilimsellik ve kanıtlanabilirlik açısından psikiyatri kadar dolu dolu değil fakat şöyle de bir kaçınılmaz gerçek var ki: Psikiyatri, psikoloji başta olmak üzere insan doğası ile bağlantılı her alanda etle tırnak olma eğilimindedir.
İyi bir psikiyatri hekiminin bilim dalı olmayan konular da dahil olmak üzere sosyal bilimlerle de mümkün mertebe içli dışlı olması beklenir.
İyi bir cerrah sosyoloji bilmek zorunda değildir tarih bilmek zorunda da değildir, insanların inanış şekillerini,teolojiyi ya da sahte bilimleri de bilmek zorunda değildir; bu ona mesleki beceri katmaz fakat psikiyatriste katar. Yıllarca izinden gidilmiş ve insan davranış dinamiklerine yön vermiş en absürt kuramları bile irdelemesi Psikiyatristin mesleki gelişim açısından hayrınadır. Çünkü psikiyatri, hala geçerliliğini koruyan literatürlerinde, kendi iç dinamiklerinde de çok fazla soru işaretine sahiptir. En sevdiğim örnek Mikrobiyoloji'deki antibiyogram uygulamalarıdır. Mesela vücudunuzu A bakterisi ele geçirmiş olsun. A bakterisine yönelik yapılmış bir antibiyogram ile kullanılan antibiyotiğin vücudunuzdaki A bakterisini yok etmeme şansı yoktur. %100 söker atar. İşte psikiyatri bu konuda hüzünlü biraz. Temel bir hastalık olaran depresyon için kullanılan ilaçların farmakokinetiği hala soru işaretleri ile kaplı. Bu sebeple de psikiyatri; psikolojiden,sosyolojiden, pedagojiden ivedilikle faydalanmaya mahkum; sırt çevirme gibi bir lüksü yok. Olayları daha gizemli ve çekici hale getirense, bazen sırt çevirmese bile soru işaretleri kaybolmak bilmiyor; Bilim, bilimselliğin dışında insanın eşsiz enerjisi,ruhu ya da yerine oturtulamayan biyolojik özellikleri ile (artık adına ne koyarsanız) çözemiyor her şeyi.
 
Sevgim zaafim değil.
Nefret edebilirim bi anda.
Sevdigi icin sirt yaslanilacak bi adam degilim.
Kimler kimler kaldi arkamda, hangi elzem telefonlar cevapsiz kaldi, kimler gaddarca soğuk bi sekilde terk edildi bir bilseniz.
Geri kalan herkes üzerine yakilan bir sigara,yalniz icilen bi kahve...
Mücadele hirsimdan daha cok sevdigim bir huyum varsa o da hakkini vererek, harikulade bir sekilde vazgecebilmem sanirim.
Bir daha ayni sayfayi hicbir zaman acmamak uzere.
En kötü huyum bu olsun.

An Adagio by Frank Pourcel
 
Son düzenleme:
11 yıl oluyor kapıyı vurali.
Hakli olma arzusunu biraktigim dönem de o civarlarda aralaniyor.
Bonkörce dagitiyorum herkese; ''Biraz da sen hakli ol, biraz da sen hakli ol...'' diye.
Verecek bir cevabim yok değildi, sadece zamani degildi anlayacagin.
Ömürler köstek olmazsa,zamani gelince cevabini alacaksin.
Beklemek, en muhtesem oldugum konulardan biri, bilirsin.
Nehrin basinda bekliyor olacağım.
Önümden gecip giderken, algiyabilmeni umuyorum sarf edeceklerimi.
Son rötuş, gelenegimdir.
 
“Dünyada olabilecek her bir olay için misal aleminde sayısız ihtimal uyur. Siz ağzınızdan çıkardığınız sözlerle o ihtimalleri uyandırırsınız. Güzel kelimeler söyleyin ki güzel ihtimaller uyansın. İnsanın kaderine müdahalesi buradadır.''

Hz. Mevlana
 
Jersey alip köyüme yerlesme fikri zihnimi kurcalıyor su sira.
Mis gibi ormanın icinde evim var, ahırlık temiz depo vari binam var. Kurbanlik bir iki dana yetistirip kurbanda da satarim.
Tereyağı, peynir çeşitleri de yapabiliyorum köydekilere satsam o da yeterli; köyde inek bakan cok az kisi kaldi doğal tereyağı görünce mest oluyorlar artık.
Babamın da arzusu var, onu da yanıma alırım onun da emeklisi + kira geliri var.
Tüm iletişim ve internet vb. kapatıcan, köydekilerle iletisim icin basit bi telefon kullanican, evin bi odasını full kütüphane yapcan bol bol kitap kokusu... mis gibi işte.
İstanbul'un kaosu,git gide kötülesen gündemler yıpratıyor artık. Para kazan, para kazan, geleceği daha konforlu yapma arzusuyla yırtın peki nereye kadar?
Bi yandan da kariyerde onca verilen emek, kör topal devam eden kuyruğuna gelinen akademik kariyer, yurtdisi göc icin atilan bir takim adim ve emekler.

Yoruldum,güzelce dinlenmem lazim.
 
Acının kökeni arzudur.
İsteme,bağlanma,sahip olma dürtüsüdür demiş Buddha
Nirodha için yani acılarının sona ermesi için, arzularının prangalarından kurtul.
Ruhunu uçsuz bir okyanusun,eşsiz ve ferah dalgalarına bırakır gibi özgür bırak.
Vazgeç...vazgeç...vazgeç...
Usulca...
 
Günlügümü sildirdigimden beri, yasaniyor bir eksiklik.
Ama bazen salivermek gerek.
Eskiler atilacak ki, yenilere yer acilsin.
Yansin ki, külden yenilikler yesersin.
Bu gecelik buradan yer talep ediyorum,kira ödemeden canim.
Topraklanmaya ihtiyac var..
Zamanin kis uykusundan uyanisini karsilamak gibi bir gerekce var.
Kis ile bahari birlestiren ince cizginin sisimsi, narkoz etkisine sarilmak isteyisimizden itibaren yari baygin yari ayik,hipnopompik bir bilinc icindeyiz.
Tüm sürreal cekmecelerin acildiklari o an...
Topraklanmaya ihtiyac var..arzulanmiyor.
Filizlenmeleri bekleyeceğiz.
Toprağa uzaniyorum tüm nemli okyanuslarla.

 
Geri