Günlük Radha

Konu sahibi son olarak 31 gün önce görüldü
Parmağı ile birilerini işaret edip, onları çeşitli sıfatlarla yaftalayanlarin o sifatlardan daha beter olmadığına denk gelmedim hiç. İnsanların neleri anlattığından ziyade neleri anlatmadigina focusum bu sebeple. Anlatmadıkları konular üzerinden sezgisel bi önyargi geliştirip ona göre tavır koyuyorum.
Yanıldığım olmuştur elbette fakat hayat kalitemi düşüren bi durum hiç olmadı. Önemli olan da bu değil mi zaten?
Arada bir kac yaşı yakacak kadar da bencilim.
Tam gaz devam.
En nihayetinde insanlar gelirler ve giderler... çok mühim değil.
Düşüp, kalkmak için elinizi uzattiginizda elinizi ilk yine kendi eliniz tutsun.:emoji_v:
 
Hayatımdaki en içten ağlama sanırım ilk EMDR seansimda çocukluk halimle buluşup ona sımsıkı sarilmamla gerceklesti.
Kendimi o kadar kaptırmışım ki, psikolog cihazı kapatıp bana su içirmisti, istemsiz sarıldım ona da.
O kadar gercekciydi ki, gerçekten o 10 yaşındaki Murat'a sarilmam zihnimde hala fiziksel bir aniymis gibi . Kendimi ne kadar üzdüğümü, kendi kendime bu zamana kadar ne kadar acı verdiğimi, herkesin derdine koşarken kendimi ne kadar ihmal ettiğimi 10 yaşımdaki halime sımsıkı sarılınca çok daha iyi anlamıştım.
Kendimi her üzdüğümde o çocuğu hatırlıyorum ve gözlerimi kapatıp sarılıyorum ona. Hızlıca toparlıyorum
 
Sevmemenin sahtesi olmaz.
Kimse sizi sevmeyerek sizden bir kazanç elde etmez.
Sizi sevmeyen; ömrünüzden, zamanınızdan çalmaz.
"O beni sevmiyor" diyerek sizi sevmeyen kişiye gard alabilirsiniz.
Ķıymetini bilmediğimiz bir konu da tarafınca sevilmediklerimiz.
 


Yorucudur su gibi olmak,su insanı olmak
Her yere sızmak,her şeyi bir anten gibi çekmek.
Bazen bir gölet gibi sessiz ve zifiri, bazen bir Okyanus gibi kucaklayıcı, bazen bir çağlayan gibi hırçın.
Bazen de buharlaşıp uçan; bambaşka diyarlara yağmur olup yağan...
 
Enerjim komple çekilmiş gibi.
Pili bitmek üzere olan oyuncak robot gibi tökezliyorum. İş ile motive olan ben işten bezdim. Bitmeye yüz tutmuş bir adet ABD vizesi, bir adet Shengen vizesi... alıp başımı gideyim diyorum, oralar da hiç iç açıcı değil olsa bile sil baştan yapacak enerjim yok.
Burada okul işi muallak kariyer bunaltıyor ne rota ne de yön belirleyemiyorum.
Garip bir umutsuzluk, yorgunluk hali içime çökmüş durumda.
Bir sihirli değnek olmadığına göre çözümü bulmalıyım ama nasıl, nereden başlayarak?

 
Karma çaba göstermeyeni sevmez,kim bilir muhtemelen tanrı da.

Sihirli değnek bekleme.
Çaba en büyük tetikleyicidir,en yüksek frekanslardan biridir; tıkanmış yolları açar ve her yük yolunu bulur.
Önüne bakıyor olmanın sarhoşluğu ile eriyip gider zaman ve bir bakmışsın olan olmuş, biten bitmiş.
Mükemmel bir kahvaltı sohrası hazırlarken haberi çalınır kulağına.
Bir an duraksarsın, sonra bir şey hissetmeden devam edersin; karma döngünün tamamlandığını fark ettiğin gibi iyileştiğini de fark edersin.
 
Hepinizden bin kat ince düşünceliydim ben.Bin kat daha hissiyatlı, bin kat daha insan...Hayvan olduğumu bir an bile düşünmedim... öz eleştirilerimin dibine vurduğum, en zavallı- biçare süreçlerimde bile.
Altı yaşımdayken bile söylediğiniz yalana, yalan olduğunu anlayıp sizi bozmaz, hikayenizi dinleyip kendinizi tatmin etmenize olanak sunardım; İyi hissediyordunuz yutturduğunuzu sanınca.Yeterince derdiniz varken, bir de aklınızda ben soru işareti olarak yer etmiyor, yüklerinizden bir parça da olsa arındırıyordum sizleri.
Gerzek ve zevksiz akranlarım gibi kemiksiz dilli bir çocukluğum olmadı. Olmalı mıydı? belki de...
Nefret,şiddet... hislerden ve duygulardan yoksunluğunuz... yaptığınız beyinsizliklere benim sizden daha çok üzülebiliyor ve hissedebiliyor olmam öylesine yordu ki ruhumu. O kadar çok nefret ettim, o kadar çok sıfırı tükettim ki sizlerle iletişimimde... Beynimi Mariana Çukurunun dibindeki Okyanus suyu gibi saran duygularımı,düşüncelerimi içime hapsettim. Aşılamaz duvarlar, yıldıran teller ördüm kat kat etrafıma.
Aşırı yaramaz,dehşet hareketli,zırt bırt soru sorup susmayan o çocuk değişmedi; değişmedim. Sizlerin değişemez oluşunuzdan tiksindim,sikik emellerinizden nefret ettim sadece, etimle kemiğimle.
Kendi cehennemimle meşgulüm. Cennet dedikleriniz, bir kıvılcımıma merhem olmuyor.
 
Yazdıkların çok yoğun ve derin duygular taşıyor Nycto...
Her cümlende fazlasıyla hisseden, düşünen ve yorulan bir ruh hali seziliyor buralara.
Seni tanımıyor olsam da bu kadar içten ve çıplak bir şekilde ifade etmiş olman etkileyiciydi.
Umarım bir yerlerde, içinde biraz olsun hafifleme bulursun...
 
Kendinden kaçanlar başkalarının acıları ve zayıflıkları ile huzur bulur.
Ruhunda başlangıcı kendini tanıyarak, kusurlarınla barışarak yap; aksi halde en zengin de olsan, en iyi iş insanı da olsan, en başarılı da olsan, en en en de olsan içindeki boşluk asla kapanmaz. Bir maske ile nispet olsun diye muhteşem imaj çizersin,kapılar ardında ise içindeki boşluğun altında tüm kaburgaların kırılır.
 
En güzel kendini kandırıyor insan,en güzel kendine yalan söylüyor.
Mumu yatsıda bile sönmeyecek şekilde.
 
Sinirlendiğim bir çok konuyu hoş görüyorum artık.

İyi bir şey sanırım.
 
Duanın kabul olup olmaması ile alakalı dua enerjisini çok yanlış ele alıyorsunuz daha doğrusu şu enerji işini.
Duanın karşılık bulmaması üzerine sitem etmek yerine,tanrıya ve kendimize karşı ne kadar samimi olduğumuzu ele almalıyız.
Bunu daha sade bir dille 11 yaşımda ilk anneme demiştim. Her gün okuduğu Kur'anı okuyup,namazını kılıp, duasını ettikten sonra teyzemle kuzenimin ve onun annesinin gıybetini yaptığını görünce.
Bir şeyi ne kadar içten istiyoruz, tanrı ile olan muhabettimizi bir ticaret gibi mi görüyoruz; kurban,namaz, hac her şey bir ayetinin bile türkçesini okumadığınız kitabın, tanrının vad ettiği cennet için mi? Tanrıyı hissetmeye çabaladınız mı bir kez... İçten bir şekilde ona hiç içinizi döktünüz mü? kaç kez sevgisini arzuladınız? Kaç kez hasetliğinizi terbiye edip, gönülden diğer yarattıklarının iyi hallerine,başarılarına sevindiniz?
İlahıyatçı ya da teolog değilim ben. Sadece tanrıya hep içini dökenlerdendim. Onun sevgisini arzuladım. Bir annenin şefkatle yaramazlık yapan çocuğunun başını okşaması gibi beni sarmalamasını tahayyül ettim çocuk aklımla. Hiç bir talebim olmadı.Ben kimim ki ondan bir şey isteyeceğim? Her şeyi bildiği halde hep içimi döktüm ben.Gönlümden,ruhumun en derininden taşan göz yaşlarımı en çok, hatta neredeyse hep o gördü.Sevgisini arzuladım,çokça...
Dualar kabul oluyor mu olmuyor mu istatistik tutmadım insanlara sorup.
Bildiğim, hiçbir şey talep etmediğim halde, olanaklar ve şartlar çok ağır olduğu halde ya arzu ettiğim her şey oldu ya da çok daha iyisi oldu.
Hayatımda içten içe arzu edip de gerçek olmadı dediğim bir anı belirmiyor.
En sevdiğim şey mi? ne kadar şuursuzlaşırsam şuursuzlaşıyım, onu bazen ne kadar ihmal edersem edeyim onu hissettikçe,onla ilgili dua anılarım ve hayatımda mucize gibi gerçekleşen akışları hatırladıkça gözlerimin doluyor olması.
En sevdiğiniz kişiyi yıllar sonra görmüşçesine.Ara ara düşünürüm ''Beni seviyor mudur?'' acaba diye. Beni seviyordur diyerek haddimi aşamam, bundan hiçbir zaman emin de olamam.
Umarım seviyordur.
Ben onu çok seviyorum.
 
Sizi sevmeyen insanlara düşmanlaşmamak olgunluğun önemli nişanlarından sanırım.
 
Geri