Günlük Radha

Konu sahibi son olarak 22 gün önce görüldü
Senin gülüp geçtiğin, başkasının mükemmelidir.
Başkasının gülüp geçtiği,senin mükemmelin...
Mesele ne biliyor musun sevgili dostum?
Kendinin ne olmadığına değil,başkasının ne olmadığına odaklanman; sevgisizliğin ve travmanın keskin yüzü.
Onlardan kaçtıkça daha da keskinleşecekler.
Hayatın,dünyanın,ınsanlarin ne olup olmadığı en büyük ızdırabın olacak. Zaten içinde bir yerlerde olan mutluluk ve huzur gibi kavramları bir ömür kovalayanlardan olacaksın.
Zayıflıklarını sevmeyi,onları tanımayı dene.
Seni sadece perfect tarafınla değil, her tarafinla seven seviyordur daima. Tıpkı annen gibi ya da baban gibi ya da onlardan hallice biri gibi.
Anladın.
 
Bi insanın yanlışına yanlış diyemeyecek kadar sevmek ya da demeyecek kadar sevmek... işte bunu başaramayacağım.
Ben bir olaya ya da bir kişiye yanlış yaptığımda çevremdeki kişi beni desteklerse,olayın sıcaklığı geçtikten sonra o kişiden soğurum muhtemelen.
İyi davranışa karşı septiğim,yerinde olmayan iyi davranışa karşı alerjiğim.
Fesat da olabilirim,bilmiyorum.
Şayet öyleyse de sizler kadar değil,gerçekten.


 
Korku virus gibidir.
Işık mikroskobuyla bile görülmeyecek kadar değersiz,organelsiz,cansız ve basit.
Onu ne kadar büyütürsen o kadar replike olur-çoğalır,beyninden tırnak ucuna kadar seni ele geçirir.
Korku duygusu tek başına zayıftır; yeryüzündeki en korkak olgudur.
Onu yönetebildiğin sürece.

wi:800


Yeşil Yol ve Bir Aşk Hikayesi'nden sonra en sevdiğim eseridir.
Korku temasını okuyucusuna 'Çok sürükleyiciydi' gibi basit bir görüşten öte kültürel ve gelişimsel bir birikim olarak aktarabilen sanatçı Stephen King'e sevgilerle.
 
Scarabaeidae takımını gül bahçelerinin,güzelliklerin içine koyarsanız yaşayamaz ölürler.
Özgür bırakırsanız ilk fırsatta bir dışkıya konarlar.
Zorlama,yıpranma,değiştirmek için yırtınma.
Bırak herkes doğasında mutlu olsun.
 
Madde tenine erişir,tenin de ruhunu gıdıklar en fazla.
Belki para da bi gün gelir,güzeli-yakışıklısı da bir gün gelir fakat hiçbiri ruhunla ebedi bir bağ kuramaz; hiçbiri seni doyurmaz,uzun vadede daha da aç kılar.
Ruhuna dokunabileni,bağlanabileni aramaya başladığın an, olmaya başlıyorsun.
Başladın mı? şanslısın...ömrün boyunca başlamaya da bilirdin.

 
Bencillik sitemleriyle güne başladık.
Elbette açıklama yapma gereği bile duymadım fakat buraya dökeyim bişiler.
Çoğu insan kendilerini anlayan,acılarını hisseden,defolarını taşıyan kişileri yok saymaya,biblo muamelesi yapmaya eğilimli olmaktadır.Çirkef,düşüncesiz olduğunuz ölçüde onlardan istediğinizi alır,ilgi antenlerini titreştirirsiniz.Bunu, bana öğreten kişinin sıfatından ötürü beynimin tüm hücreleriyle öğrendim.Öyle ki bana öğrettiği en güzel,en elle tutulur tek şey de buydu.Layıklık kavramı hayatımda daha önem kazandı,Övüneceğim,olgunlaşmış bi özelliğim.Aylarca aramayıp rahatlıkla 'merak etmediğim için aramadım' deyişlerim,çekinmeden ghosting yapışlarım biraz da bu yüzden.Kendime de aynen düşünsel olarak tatbik ediyorum bunu;benle iletişim koparıldığında belki de benden kaynaklıdır,layık değilimdir ihtimallerine yer verebiliyorum.
Kısacası layık değilsindir belki hı? bu ihtimali egonla yan yana getirecek kadar olmadın,kızmıyorum cevap da vermiyorum bu sebeple.
Odana kapanıp ağlayabilirsin ya da üç haneli iqya sahip arkadaşlarınla ne kadar iğrenç bi insan olduğum üzerine sohbetler gerçekleştirip gevşeyebilirsin.
Rahatlatır.
 
  • Beğen
Tepkiler: 00
Demin yazdigina binaen sevgili Muratcim.
Beyin,hep ayni beyin..

 
Kahroldum öldüm bittim deyip ilk östrojen dalgasinda cıvıyabiliyorsan ya bipolar ya da şovmensindir. Hoş, bipolarin cinsel bi bağlantısı da yok.
Beni vicdansız gösterebilen yegane sey,böyle insanlara karşı afet,sel koşul ne olursa olsun taviz vermemem sanırım.
Kendi içinde bi dengeye sahip azılı düşmanıma zeytin dali uzatabilirim ama bunlara yok, hayir.
Bu konuda ebediyen çaylak kalabilirim, teşekkürler.
 
Seni bir protozoondan ya da herhangi bir primattan ayıran en önemli meziyetlerinden biri de duyguların.
Diğer canlılardan farklı olduğunu hissederek ve de hissettirerek yaşa.
...ya da bir hayvan olarak öl.
 
Etrafta daha cok parazit var..sesini duyamiyorum..sanirim daha vakti var..


 
Yeni başucu notumu takdim edeyim

“Feleğin sen olduğunu anla. Doğru yolun sen olduğunu; senin, senden ve sana gideceğini anla. Sen, aradığın şeyin gayesisin.” İbn Arabî

Kendini tanidikca daha az yaralanır insan, yaralanirsa da yaralanan bölgeyi tanıdığından tedavisini en iyi şekilde yapabileceğinden hızlıca toparlanır.
Kendisiyle ilgilendikce insan, körelten duygularin prangalarindan kurtulur.
Epey bir süre ağlamamıştım. Taaki ilk EMDR seansıma kadar, alanında iyi olan psikologum terapiyi uygularken gözlerimi kapatip 8 yasindaki o dehşet yaramaz cocukla, benle aynı banka oturttu beni.
O haylaz çocuga sımsıkı sarıldım, saçlarını kokladım. "Artık ben varım" dedim.

Artık ben varım.
 
Her ne kadar insanları pek sevememin yegane sebebi olsa da, seviyorum hafızamı.
Bir kaç damla sizlere de damlatabilmek isterdim sevgili hanfendiler, beyfendiler...
Unutuyorsunuz çok çabuk bazı şeyleri...
Kırılıyorsunuz, inciniyorsunuz tekrar tekrar sonra, ardı kesilmeyen pembe hayallerinizle.
Klasik bık bık bıkımla yine iticiliğimi cilaladım. Bunca kuruntu ve vesveseye rağmen uykum gibi.
Mışıl mışıl uyuyabilmem gibi.
Yalnız fakat huzur dolu bir vicdan ile her şey mümkün dostlarım.
Vicdanınız huzur dolu kalsın.


 


Acılarının kaynağı, ama mantikli ama mantıksız, ama gercek ama hayal arzularında saklıdır.
Arzularından vazgeçebildiğin ölçüde acıların yatisir.
Bunu ne kadar geç fark edersen, acılarının o kadar çok bağımlısı olursun.
Fırsatın olsa dahi, acılarını terk edemez, onlara sarılır hale gelirsin.
Yoruldun...çok yoruldun mı artık?..
Kaldır bakayım yüzünü... şefkatten ne kadar yoksun kalmış... şefkat gostermek isteyene de izin vermemişsin ki... acılarına deli gibi sarılmaktan, güzel bir çok insanı, pek çok zamanı nasıl da ıskalamışsın...
Gökyüzüne bak... bak... nasıl akıp gidiyor bulutlar... izin ver artık, izin ver delicesine tutundukların da akıp gitsin... nasıl kanamis avuç iclerin o ipleri çekmekten... bırak hepsini... usulca,yavaşça bırak... gökyüzüne bak, deniz dalgalarını dinle, nefes aldığını hisset, senin icin yaşaman için kırgın kırgın atan kalbini dinle, ne kadar da ihmal ettin onu... Ona dokunduğunu düşün, kalbine ruhuna içindeki sessiz feryatlara dokun... bulutlar gibi akıp gitsin tutunduklarin. Şefkatle yüzünün oksanmasina, saçlarınla oynanmasına izin ver.
Bir şans ver kendine.
Bir şans ver zamana.
Bir şans ver hayata.
Nefes aldığını hisset ve ayağa kalk.
Yapacak çok iş var...
 
Tanrı kavramı sizde hangi duyguyu çağrıştırıyorsa, karmanızdaki en önemli ipucu orada saklıdır.

İllüzyonlardan sıyrılma cesaretin var mı?
 
Geri