Hislerimi,düşüncelerimi anlatmamı istediler.
Nerede bunun sihri, ben anlatacaksam?
Onlar peşine düşmeyecekse...
Anlatmayı denedim, bunu mu seviyorsun dediler bunu mu dert ediyorsun dediler...
"Bana bunu dedi,bana şunu dedi " lerle rahatlıkla gözden çıkarabildikleri kişilere besledikleri şeye sevgi dediler.
Hissetmeyi geç, sevmeyi bile beceremediler ki... Öyle zannettiler.
Bir çift göz, belli bir seviyede albenisi olan herhangi bir organdı onlar için.
İçindeki ışığı, ruhu, kıvılcımı, sevinci,acıyı...
Göremediler.
Bir yığın kalabalıklar içinde yaşadıklarını zannettiler.
Esasında öyle de oldu, peki ne kadar anlamlıydı?
Tüm hücrelerinle sevemiyorsan, tüm hücrelerinle acı çekemiyorsan, tüm hücrelerinle bir şeyleri isteyemiyorsan, gerçekten ne kadar anlamlıydı isminin önüne gelen bi sıfat ve çevrendeki kalabalık?
Ahh ...
Çölüme bir damla bile olamadılar.
Kum firtinalarim daha yere değmeden yok etti onları da, onların sevgi ve arzu dedikleri şeyi de...
Uykuları daha da ağırlaşsın diye masallar beklediler benden...
Kirpik uçlarımdan ses tınıma kadar dikenli tellerle bezeliyken...
Beceremedim... iyice irite oldular, sevmediler...
Şimdi mi...
Kanepemde 80liklerden hallice kedilerimleyim.
Doya doya yaşamadım hayatı fakat doya doya hissediyorum, bazen canımı yaksa da seviyorum bunu.
Bir gün doya yaşar mıyım bilmiyorum, şunu biliyorum; zaman zaman tırlatmış bir kaçık gibi bir şeyleri isteyeceğim,seveceğim ya da bir şeylerden nefret edeceğim...hissetmekten bir an bile korkmadan... bütün çıplaklığımla...
Bağımlısı oldum bu parçanın da, bana kazandıran Süreyya ya çokça teşekkür.