Bir "ilk kitap", Türkçe edebiyatta yeni ve pırıltılı bir yazar... "Yeniçeriler kapıyı zorlarken" düşler üstüne düşüncelere dalan Uzun İhsan Efendi, kapı kırıldığında klasik ama hep yeni kalabilen sonuca ulaşmak üzeredir: "Dünya bir düştür. Evet, dünya... Ah! Evet, dünya bir masaldır." Geçmiş üzerine, dünya hali üzerine, düşler ve "puslu kıtalar" üzerine bir roman. Hulki Aktunç'un önsözüyle...
Kaynak: D&R
Spoiler tadında. Yakşamlar.
"Düşünüyorum, öyleyse varım.
Oldukça makul.
Fakat bundan tam tersi bir sonuç, varolmadığım, bir düş olduğum sonucu da çıkar:
Düşünen bir adamı düşünüyorum.
Düşündüğümü bildiğim için, ben varım. Düşündüğünü bildiğim için, düşlediğim bu adamın da var olduğunu biliyorum. Böylece o da benim kadar gercek oluyor. Bundan sonrası çok daha hüzünlü bir sonuca varıyor;
Düşündüğünü düşündüğüm bu adamın, beni düşlediğini düşünüyorum. Öyleyse gerçek olan biri beni düşlüyor.O gerçek ben ise bir düş oluyorum…”