Psikososyal Depresyon Analizi - 2

Konu sahibi son olarak 1 gün önce görüldü
psikoloji - depresyondan korunmak - depresyondaki kişinin özellikleri
Depresyon, biyolojik boyutunu bir kenara bırakırsak temelde olayları yorumlamak ve onlara kendimize göre bir anlam vermek ile oluşur. Mesela aynı olaya;

* Herkes neden aynı tepkiyi vermez?
* Benim yaşadıklarımı arkadaşım yaşıyor olsaydı ona ne derdim?
* Bu olayla ilgili hangi eski düşüncelerim ve duygularım aktive oldu?
* Olay müdahale alanımın dışında mı? Dışında ise neden kendime pay çıkarıyorum?
* Daha önce bu tip bir durumda nasıl baş ettim?

Gibi sorular ile durumumuzu analiz edip, cevaplar ile sağlıklı bir bakış açısı geliştirebiliriz. ( bu konuda bilişsel-davranışsal terapi ile sonuçlar alınmaktadır )

Depresyonun bu kısa belirtileri ve tanımından sonra depresyondan çıkış için neler yapabiliriz buna değinelim.(genelde teorik temelli makaleleri okumaktan çok sıkıldığım ve bilgi olarak kısa ve öz açıklamalardan yana olduğum için bu şekilde de yazmayı tercih ediyorum.)

Depresyonda bireyin isteği azalmıştır. Burada beynin çalışma sistemi biraz daha farklıdır. Normalde biz bir şeyi önce ister sonra yaparız. Ama depresyonda iken yaparak isteriz. Yani dışarı çıkmak için istek duymuyor isek, dışarı çıkma konusunda ısrar etmeliyiz. Çıktıktan sonra bize iyi geleceğini” iyi ki çıkmışım” diyeceğimizi iç konuşmamızla kendimize telkin etmeliyiz.

* Depresyonda yaşam ile ilgili hem siyahları görürüz. Depresif ruh halimizden dolayı hayatın hep olumsuz, kötü giden yönlerini görürüz. Düşüncelerimiz hep umutsuzlukla doludur. Problemleri büyütür gücümüzü küçümseriz. Bu nedenle bu yazıyı okuduğumuzda bu sürecin hayatımızın genelini değil sadece yaşadığımız anı kapsadığını fark etmiş oluruz.

* Depresyonda olduğumuz dönemde olaylara sağlıklı ve objektif bakamayacağımız için bu dönemlerde hayatımızda önemli kararlar almamalıyız. Evlilik, iş hayatı, çocuk v.s. gibi konularda iyileşme süreci bitmeden karar almamamız gerekir. Genelde bu dönemde eşinden ayrılmak isteyen, depresyon nedeni olarak eşini gören, depresyondan çıkmak için çocuk yapmak isteyen, yeni işe girmek ya da işten ayrılmak isteyen danışanlarımız olmaktadır. Bu durum evliliğini kurtarmak için çocuk yapmaya benzer. Son umut artık sıfır yaşındaki çocuktur.
* Depresyon döneminde kişi yaşadığı olumsuz ruh halini ve düşünceleri mutlak olarak bir nedene dayandırmak ister. Bu nedenle farkında olmadan kendince mantıklı bir neden bulur. Bu durumlarda gerçek nedenleri bulmak için bir uzmandan yardım almak gerekir.

* Depresyon sürecinde iştah bozulur. Aşırı yemek olduğu gibi yemekten kesilmek semptomlardandır. Yemekten kesilmek, yenilen maddeden zevk almamak, damak tadının bozulmasının göstergesidir. Fakat iştah azalması arttıkça beden direnci düşeceği için depresyonun artışı görülür. Ayrıca halsizlik ve yorgunluk olacağı için depresyondan çıkma gecikir.

* Depresyon hayatı değerlendirme sürecidir. Bu nedenle doğru düşünme, olayları facialaştırmadan ve çarpıtmadan doğru bakmak için sadece ilaç desteği yetmez. Yapılan araştırmalarda İlaç desteği alanların terapi alanlara oranla sonradan yinelenmesi daha yüksek çıkmıştır.
* Kişi depresyonda olduğunda az emek veren ve mutlu edici aktiviteler yapar. Bunun ene büyük göstergesi son zamanlarda bilgisayarda oyun ve internet kullanımıdır. Yoğun kullanım geçici olarak mutlu etse de temelde depresyonun uzamasına ve sorunun etkisinin büyümesine neden olur. Kişi chatta zayıf kalmış tüm yönlerini istediği gibi tatmin etmekte, istediği kimliğe bürünüp istediği değeri ve ilgiyi yaratabilmekte ise de yine de geçici bir çözüm olmakta olup, reel hayata döndüğünde kendi gerçeklerinden rahatsı olup tekrar sanala kaçarak mutlu olmaktadır. Bu durum depresyonun sürmesine neden olmaktadır.

* Depresyonda kişinin yoğun geçmişi sorgulamak ve hatalarını önüne koymak isteği vardır. Akılsal çıkarsamalar ile bunu fark etmek ve değiştiremediğimiz şeyler ile uğraşmaktan vazgeçip kabullenmek en sağlıklı yöntemdir.

* Depresyonda bilişsel çarpıtmalar çok fazla ve abartılır. Olayları abartılı olarak vahimleştirmek, çözülemeyecek gibi düşünmek, umutsuzluk gibi bakış açıları oluşmaktadır. Bunların çözümü için kendimize sormamız gereken bazı sorular vardır.
* Depresyonda iken verilen ilaçları günlük ruh halimize göre değil, belirtilen miktarda ve süre içinde aralıksız kullanmalıyız. Genelde hastaların kendini biraz iyi hissettiklerinde seansa gitmedikleri ve ilacı bıraktıklarını tespit ediyoruz. Bu durum tedavinin tamamlanmasını engeller.

Depresyon çağımızın hastalığı olarak kabul edilmektedir. Çünkü modern çağını düşünce ve yaşam biçimi depresif yaşama sürükleyicidir. Ama unutmayalım ki yaşam tarzımız, hayatımızda seçtiğimiz ilişkiler, hayatı değerlendirme tarzımız, yaşamdan beklentilerimizle alakalıdır. Tabii ki çocukluk yaşantısının etkisi büyük ve etkileyicidir. Fakat uzman desteği ile bu problemin de çözümü mümkün. Kendimizi depresif ruh haline teslim etmemeliyiz.

Çocukluğumuzun kötü geçmesi ve olumsuz yaşantılarımızın olması hayatımızın devamının buna bağlı olarak devam edeceği anlamına gelmez. Zor zamanlarımızla hemen geçmişimize sığınmamalıyız.

Sonuçta en mutlu insanlar çocukluğunu 4/4 lük yaşayanlar değil, şu anını 4/4 lük yaşanlardır. Hayatta her şeye rağmen mutlu olabilmek bir başarı ve azimdir. İnsanların savaşlarda, kıtlıklarda bile mutlu ve umutlu olabildiklerini devamlı görebiliyoruz.
Depresyonun başka bir boyutu ise reel benlik ile ideal benlik makasının geniş olmasıdır. Yani var olan gerçeğimizle ulaşmaya çalıştığımız veya olmaya çalıştığımız ben arasındaki farkın fazla olması bizi hayal kırıklılığı nedeniyle depresifleştirmektedir.

Hedefe Ulaşamama, İstediklerini Yapamama, İstediği Gibi Davranamama Gibi Olumsuz Sonuçlar Bireyde Yetersizlik, Becerememe Gibi Kendine Dönük Düşünceleri Doğurur. Peki, Ne Yapmalıyız?

* Aslında hep dediğimiz gibi öncelikle var olan reel benliğimizle barışık olup kendimizi olduğumu gibi kabul etmeliyiz. Yani potansiyelimizi, bulunduğumuz sosyal-kültürel-ekonomik v.s. düzeyimizi en başta kabul etmeliyiz. Kabul ettikten sonra somut gerçekçi ve ulaşılması mümkün ve kısa süreli hedefleri belirlemeliyiz. Böylece hem sonuçları kısa sürede görür hem de ulaşmak için daha çok çaba sarf ederiz.
* Depresyon bir süreçtir. Sonuçta kronik olmadığı sürece belirli bir zaman diliminde biter. Bu sürenin uzunluğu kişinin azmine, yardım almasına, çevresel desteğe, yaşadığı sosyal ortamın özelliğine bağlıdır. Ama her zaman kişinin tek başına baş etmesi mümkün olmayabilir. Tek başına baş etmek, hem umutsuzluğu ve iyileşmeye olan inancı azaltır hem de özgüven kaybına neden olur.
* Depresyon için söylenecek çok şey var. Fakat genel mantık hayata ve olaylara verdiğimiz anlam ve onları yorumlamaktır.

Serhat Yabancı

Psik & Aile Danışmanı
 
Geri