BirDevrinSonu
Üye
-
- Katılım
- Ocak 10, 2010
-
- Mesajlar
- 38,600
-
- Tepkime puanı
- 3,180
-
- Puanları
- 354
-
- Konum
- Napıcan ?
Psikolojizm, felsefi problemlerin, ancak psikolojinin cevaplandırabileceği sorunlar olarak yorumlanmasını ifade etmek için kullanılan bir terimdir. Felsefe tarihinde özellikle John Locke (1632-1704) ve David Hume (1711-1776) tarafından temsil edilen deneycilik akımının birçok anlayışında psikolojizm kendini açıkça belli eder.
J. Locke'un insandaki kavrama yetisini açıklarken kullandığı anahtar kavram, Rene Descartes'in ünlü "ide" kavramıdır. Hem Descartes, hem de Locke için insan zihni­nin bütün içerikleri (algı, inanç, düşünce, duygulanım vb.) "ide"lerden oluşur. Ama Descartes bazı idelerin insan zihnine Tanrı tarafından yerleştirildiğini söylerken, Locke bütün ide'lerin insanın tecrübesinden kaynaklandığını ileri sürer. Yani Locke için bilgi, ide'lerin uyum ya da ilişkilerin veya uyumsuzluk ya da karşıtlıklarının zihin tarafından algılanması ve kavranmasından ibarettir. D.Hume ise fazladan olarak ide'leri duyu izlenimlerinden ayırır. Hume'a göre ideler, duyu izlenimlerinin zihine daha silik biçimde kopye edilmiş etkileridir. Bu ayrıma rağmen her iki filozofun da 'anlam'a bakışları ortak ve psikolojİstçedir. Anlam, onlara insanın önceki duyusal deneyimlerine bağımlı imgeler olarak görünmektedir.
J. Locke'un insandaki kavrama yetisini açıklarken kullandığı anahtar kavram, Rene Descartes'in ünlü "ide" kavramıdır. Hem Descartes, hem de Locke için insan zihni­nin bütün içerikleri (algı, inanç, düşünce, duygulanım vb.) "ide"lerden oluşur. Ama Descartes bazı idelerin insan zihnine Tanrı tarafından yerleştirildiğini söylerken, Locke bütün ide'lerin insanın tecrübesinden kaynaklandığını ileri sürer. Yani Locke için bilgi, ide'lerin uyum ya da ilişkilerin veya uyumsuzluk ya da karşıtlıklarının zihin tarafından algılanması ve kavranmasından ibarettir. D.Hume ise fazladan olarak ide'leri duyu izlenimlerinden ayırır. Hume'a göre ideler, duyu izlenimlerinin zihine daha silik biçimde kopye edilmiş etkileridir. Bu ayrıma rağmen her iki filozofun da 'anlam'a bakışları ortak ve psikolojİstçedir. Anlam, onlara insanın önceki duyusal deneyimlerine bağımlı imgeler olarak görünmektedir.