Prostat Kanseri

F
  • Kullanıcı Fenerbahçe
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Genel Sağlık Konuları
Genel Bilgiler

Prostat kanseri ABD’de erkeklerde ikinci sıklıkta görülmektedir. Her yıl kanser tanısı konulan üç erkekten biri prostat kanseridir. Ülkemizde daha az sıklıkla görülmektedir.
Prostat erkek üreme sisteminin bir bölümüdür. Rektumun (kalın barsağın son kısmı) önünde ve mesanenin altında yerleşmiştir. İdrar akımını sağlayan üretra (idrar yolu) tarafından çevrilmiştir. Sağlıklı prostat bezi bir ceviz büyüklüğündedir. Prostat seminal sıvının bir kısmını üretir. Ejekülasyon esnasında seminal sıvı spermlerin dışarı atılmasını sağlar. Erkek hormonları (androjenler) prostatın büyümesini sağlar. Testisler testosteron dahil olmak üzere erkek hormonlarının esas üretim yeridir. Böbrek üstü bezi (adrenal bez) az miktarda testosteron üretir. Prostat aşırı büyüdüğü zaman üretraya baskı yapar, idrarın mesaneden penise akımını yavaşlatır ya da durdurur.

Risk Faktörleri

Prostat kanserinin sebepleri kesin olarak bilinmemektedir. Bulaşıcı değildir, insandan insana geçmez. Araştırmalar prostat kanseri gelişme riskini artıran bazı faktörler olduğunu göstermiştir.
Yaş: prostat kanserinin en önemli risk faktörüdür. 45 yaş altında nadir görülür. Yaşlandıkça risk artar. ABD’de 65 yaş ve üzerinde görülmektedir.
Aile öyküsü: erkek kardeşinde prostat kanseri olanlarda risk artar.
Irk: Afrikalı Amerikalılarda beyazlardan daha yaygındır.
Belirli prostat değişiklikleri: yüksek dereceli prostatik intraepitelyal neoplazi hücreli olanlarda prostat kanser riski artmıştır. Bu hücreler mikroskop altında anormal olarak görülürler.
Diyet: hayvansal yağdan zengin ve et içeren gıdalarla beslenmenin bazı çalışmalarda prostat kanser riskini artırdığı gösterilmiştir.


Belirtiler

Prostat kanserinin hiçbir belirtisi olmayacağı gibi hastalar İdrar yapma ile ilgili problemler, ereksiyon zorluğu, semende veya idrarda kan ve sırt, bel, kalça ve uyluk ağrıları ile başvurabilirler. İdrar yapma ile ilgili problemler idrar yapamama, idrar yapmaya başlama ya da durdurmada zorlanma, sık sık idrara çıkma, geceleri idrara çıkma, idrar akımında zayıflama, kesik kesik zorlanarak idrar yapma, ağrılı idrar yapma şeklinde olabilir.
Bu belirtiler kanser dışı nedenlere (prostat büyümesi, enfeksiyon gibi) nedenlere de bağlı olabilir. Bir üroloji uzmanına başvurmanız gerekmektedir.

Tanı

Prostat kanserinin belirtiler ortaya çıkmadan erken tanısı için bazı tarama yöntemleri kullanılır. Bu tarama yöntemlerinin 50 yaşından sonra tüm erkeklere yılda bir uygulanması önerilmektedir:
Prostatın parmakla muayenesi: Doktor vazelinle kayganlaştırarak eldivenli parmağı ile makattan prostatı muayene eder. Prostat sert ve nodüler alanlar açısından taranır.
Kanda prostat spesifik antijen (PSA) testi: Hastanın kan örneğinde laboratuarda PSA bakılır. PSA prostat kanseri dışında bazı hastalıklarda da yükselebilir. (prostatın iltihabı ya da iyi huylu büyümesi gibi)
Kanseri düşündüren herhangi bir belirti olduğunda doktor bunun kansere mi yoksa başka bir nedene mi ait olduğunu anlamaya çalışır. Bunun için detaylı bir sorgulama, aile öyküsü alınmasının ardından prostatın parmakla muayenesi, kanda PSA bakılması, idrar tahlili gibi tetkikler yapılır. bunların dışında aşağıdaki tetkikler de istenebilir:
1.Transrektal ultrason:
2.Sistoskopi:
3.Transrektal biyopsi:

Fizik muayene ve yapılan testler sonucu kanser bulunamazsa doktor büyümüş prostatın yarattığı belirtileri azaltmak için bazı ilaçlar önerebilir. Cerrahi yolla da prostata ait belirtiler ortadan kaldırılabilir. Bu vakalarda genellikle halk arasında kapalı ameliyat olarak bilinen transüretral prostat rezeksiyonu (TUR veya TURP) yapılır.
Kanser bulunursa patolog tarafında tümörün greydi (yani normal prostat dokusundan ne kadar farklılaştığı) rapor edilir. Yüksek greydli tümörler düşük greydli tümörlerden daha hızlı büyür ve yayılırlar. Bir greydleme sisteminde G1’den G4’ e kadar kanser greydlenir. Bir başka greydleme sistemi ise Gleason skorudur. Gleason skorunda patolog kanser alanlarının her birine 1-5 arasında puan verir ve en sık iki puan toplanarak skor hesaplanır. Gleason skoru 2-10 arasında değişir.

Evreleme

Tedavinin planlanması için doktor hastalığın yayılım durumunu yani evresini bilmek zorundadır. Evreleme tümörün boyutuna, tümörün prostat dışına yayılıp yayılmadığına ve uzak yayılımına göre yapılır. Kanserin yayılımı kan testleri ve bazı görüntüleme yöntemleri ile saptanır.
Kemik Sintigrafisi: Damar yoluyla injekte edilen az miktarda radyoaktif madde kan dolaşımı yoluyla kemiklere ulaşır. Bir makine kemiklerde depolanan radyasyon miktarını ölçer ve bir film haline getirir. Bu resimde kanserin kemiklerdeki yayılımı görülür.
Bilgisayarlı Tomografi: Bir x-ray makinesi ve bilgisayar yardımıyla vücudun iç organları görüntülenir. Daha çok karın bölgesini görüntülemede kullanılır.
Magnetik Rezonans Görüntüleme: Güçlü magnetik dalgalar yayan bir makine ve bilgisayar tarafından vücudun iç organları görüntülenir.

Prostat kanserinin evreleri aşağıda özetlenmiştir:
Evre I: Kanser rektumun parmakla muayenesiyle hissedilmez. Daha çok tesadüfen genelde prostat büyümesi nedeniyle yapılan cerrahi müdahale sayesinde ortaya çıkar. Kanser sadece prostattadır.
Evre II: Kanser biraz daha ilerlemiştir ancak hala prostat dışına yayılım yoktur.
Evre III: Kanser prostat dışına yayılmıştır. Belki seminal veziküllere yayılmış olabilir ancak lenf nodlarına yayılım yoktur.
Evre IV: Kanser yakın kas dokulara ve organlara, lenf nodlarına, vücudun diğer bölümlerine yayılmış olabilir.

Tedavi

Prostat kanserli hastaların çoğu tedavileri konusunda karar vermede aktif rol almak istemektedirler. Hastalıklarının ve diğer tedavi seçeneklerinin ne olduğunu bilmek istemektedirler. Bununla birlikte tanıdan sonraki şok ve stres istedikleri her şeyi doktorlarına danışmalarını zorlaştırmaktadır. Muayene öncesi hastaların sormak istediklerini liste haline getirmesi, muayene esnasında doktorun söylediklerini hastanın kaydetmesi bu sorunu çözmede yardımcı olur. Bazı hastalar bir aile üyesi ya da arkadaşın yanlarında bulunmasını, kararda aktif rol almasını, notlar almasını veya doktoru dinlemesini isteyebilirler.
Doktorlar hastayı prostat kanseriyle ilgilenen bir uzmana sevk edebilirler. Prostat kanseri tedavisiyle uğraşan uzmanlar; ürologlar, medikal onkologlar ve radyasyon onkologlarıdır.
Prostat kanserli hastaların çeşitli tedavi seçenekleri vardır: bunlar cerrahi, radyoterapi, hormon tedavisidir. Kanser tedavisi lokal ya da sistemik olabilir.
1.Lokal tedavi: cerrahi ve radyoterapi lokal tedavilerdir. Prostattaki kanseri yok etmek amaçlanır. Kanser vücudun diğer bölgelerine yayıldığında lokal tedavi özel bölgelerdeki hastalığı kontrol etmede kullanılır.
2.Sistemik tedavi: Hormon tedavisi sistemik bir tedavidir, hastalığın yayılmasını önler.

Tedavi tümörün evresine, greydine, hastanın belirtilerine ve genel sağlık durumuna bağlıdır.
Kanser tedavisi sağlıklı hücre ve dokulara hasar verdiği için yan etkileri vardır. Yan etkiler tedavinin tipine ve süresine bağlıdır. Hastalar tedavi planını ve yan etkileri konusunda bilgilendirilmelidir. Ayrıca hastalar tedavi esnasında hastanede ne kadar kalacaklarını, ne zaman normal aktivitelerine döneceklerini, karşılaşacakları seksüel ve üriner problemleri sorabilirler.

Cerrahi: Cerrahi erken dönem prostat kanserinin en yaygın tedavisidir. Doktor prostatın tamamını veya bir bölümünü alabilir. Bazı vakalarda doktor sinir koruyucu yöntemle ameliyatı tercih edebilir. Bu tip cerrahide ereksiyonu sağlayan sinirler korunabilir. Sinirlere çok yakın büyük bir tümör varsa bu yöntem uygun değildir. Her bir cerrahi yöntemin kendine özgü yarar ve riskleri vardır.
1.Radikal retropubik prostatektomi: karından bir kesi yapılarak prostat, komşu dokular ve lenf nodları alınır.
2.Radikal perineal prostatektomi: skrotum ve anüs arasından bir kesi yapılarak prostatın tamamı çıkartılabilir. Komşu lenf nodları karından ayrı bir kesi yapılarak çıkartılır.
3.Laparaskopik prostatektomi:
4.Transüretral prostat rezeksiyonu (TURP):
5.Kriyocerrahi:
6.Pelvik lenfadenektomi:

Cerrahi sonrası iyileşme her hastada yapılan cerrahi tekniğin türüne göre farklı zaman alır. İlk birkaç gün ağrı nedeniyle hastanın ağrı kesici ilaç ihtiyacı olabilir. Cerrahi sonrası üretranın iyileşmesi zaman alır. Mesaneden üretraya idrar akımını sağlamak için bir idrar sondası takılır. Sonda 5 gün ila 3 hafta arasında kalır. Cerrahiden sonra ilk birkaç hafta idrar kaçırma problemi olabilir ancak mesane kontrolü daha sonra tekrar kazanılır. Bazı hastalarda kalıcı impotans (iktidarsızlık) olabilir ve bazı ilaçlarla tedavi gerekebilir. Prostat alındığı için semen üretilemez ve hasta çocuk sahibi olamaz. Hastalar cerrahi öncesi hangi tip yöntemin kendileri için uygun olacağını ve yan etkilerini sorabilirler.

Radyasyon tedavisi: Radyoterapi olarak da adlandırılır, lokal bir tedavidir. Tedavi edilen alandaki kanser hücrelerini yüksek enerjili ışınlarla öldürmek amaçlanır. Prostat kanserinde erken evrelerde radyoterapi cerrahinin yerine uygulanabilir. Ayrıca cerrahi sonrası bölgede kalan tümör hücrelerini öldürmek amacıyla uygulanabilir. İleri evrelerde radyoterapi ağrıyı hafifletmede yardımcı olur. İki çeşit radyoterapi yöntemi vardır:

Eksternal Radyoterapi: Bir makine yardımıyla radyasyon dışardan hastaya uygulanır. Haftanın beş günü hastalar bu tedavi için hastaneye gelirler.
İnternal Radyoterapi: ince tüpler tümör içine ya da yakınına yerleştirilir, radyasyon bu tüplerden yayılır. Hastalar hastanede kalırlar ve tedavi birkaç gün sürer, hasta taburcu olurken çıkarılır.
Radyoterapi sırasında halsizlik yorgunluk olabilir. Dinlenmek önemlidir ancak doktorlar hastalara olabilecekleri kadar aktif olmalarını önerirler. Eksternal radyoterapi alanlarda ishal, sık idrara çıkma, idrar yaparken rahatsızlık, ciltte kızarıklık kuruma olabilir. İnternal radyoterpinin yan etkileri daha azdır, geçici idrar kaçırma olabilir. Radyoterapi öncesi hastalar neden bu tedaviye ihtiyaç duyduklarını, tedavini etki ve yan etkilerini, tedavi esnasında nelere dikkat edeceklerini ve normal aktivitelerine ne zaman döneceklerini bilmek istemektedirler.

Hormon Tedavisi: Prostat kanseri hücreleri gelişmek ve çoğalmak için erkek hormonlarına yani androjenlere ihtiyaç duyar. Hormon tedavisiyle tümör hücreleri androjenden mahrum kalır. Testisler en önemli erkek hormonu olan testosteronun esas üretim yeridir. Böbrek üstü bezleri de az miktarda testosteron üretir. Hormon tedavisi ilaçlar ve cerrahi tedaviyi kapsar.
1. İlaçlar:
1.Luteinleştirici hormon salgılatıcı hormon (LHRH) agonistleri: bu ilaçlar testislerden testosteron yapımını engellerler. (Leuprolid ve Goserelin)
2.Antiandrojenler: erkek hormonlarının etkilerini bloke ederler. (Flutamid, Bikalutamid, Nilutamid)
3.Diğer İlaçlar: böbrek üstü bezinde androjen üretimini engellerler. (Ketokanazol ve Aminoglutetimid)

2. Cerrahi:
Testislerin cerrahiyle alınmasına orşiektomi denir.
Orşiektomi veya LHRH agonistleri tedavisi sonrası vücutta testislerden testosteron üretimi olmaz. Bununla birlikte böbrek üstü bezi az miktarda androjen üretimine devam eder. Kalan androjen etkisini engellemek için antiandrojen almak gerekebilir. Bu tedavilerin kombinasyonuna total androjen blokajı denir. Çalışmalarda total androjen blokajının tek başına cerrahi veya LHRH analoğu kullanmaktan daha etkili olduğu gösterilmiştir.
Doktorlar prostat kanserinin yayılımını hormon tedavisi ile önlerler. Kanser sıklıkla birkaç yıl görülmez. Ancak zamanla çoğu prostat kanseri çok az ya da hiç androjen üretimiyle tekrar gelişebilir. O zaman diğer tedavi seçenekleri gündeme gelir.
Hormon tedavisi yaşam kalitesini etkileyebilir. En sık karşılaşılan yan etkiler; impotans, sıcak basmaları, cinsel isteksizlik, kemik kuvvetinde azalmadır. LHRH agonisti bu belirtileri ilk zamanlarda kısa süre için artırabilir. Antiandrojenler bulantı, kusma, ishal, meme dokusunda büyüme ve gerginlik yapabilir. Nadiren karaciğer fonksiyonlarında bozulma olabilir. Ketokanazol uzun süre kullanıldığında karaciğer fonksiyonlarını bozabilir, aminoglutetimid cilt döküntülerine yol açabilir.

Tedavisiz takip: Yaşlı ve ek sağlık sorunları olan prostat kanserli hastalarda tedavisiz yakın takip önerilebilir.

Tedavi sonrası izlem:

Tedavi sonrası vücutta kalan saptanamayan kanser hücreleri bir süre sonra kanserin tekrar ortaya çıkmasına yol açabilir. Hastalar düzenli olarak takip edilmelidir. Kontrollerde fizik muayene, rektal muayene, laboratuvar testler, röntgen ve biyopsi yapılabilir. Bazı gıdalar (domates gibi), ilaçlar (finasterid gibi), bazı mineraller ve vitaminler (selenyum ve E vitamini) prostat kanserini önleyebileceğine dair araştırmalar sürmektedir.
Hastalık konusunda destek
Prostat kanseri hastanın kem kendi hayatını hem de yakınlarınkini etkileyen ve baş edilmesi zor bir hastalıktır. Hastalar ailelerini kaybetmekten, iş ve günlük aktivitelerini sürdürememekten korkmaktadırlar. Tedaviler, yan etkiler, hastanede yatma süreleri de bu korku ve endişeye katkıda bulunmaktadır. Doktor hemşire ve diğer sağlık çalışanları tedavi ve diğer konularda hastaların sorularını yanıtlayabilir. Psikolojik açıdan hastanın desteklenmesi önemlidir. Sosyal bir görevli finansal yardım, ev bakımı ve ruhsal destek konularında hastaya yardımcı olabilir. Prostat kanserli hastalar ve onların aileleriyle buluşmak, onların bu hastalıkla baş etme yolları ve tedavinin etkilerini öğrenmek yararlı olacaktır.
 
Geri