Kur’anı kerimde aslolan ifadede icazdır. Yani az ve öz söylemek. Anlatılması gereken meseleleri fevkalade kısa ve özlü ifadelerle anlatmak Kur’anı kerimin özelliği. Gerekirse bazı yerlerde İtnap da var. Yani İtnap, meseleyi uzun uzun, tafsilatlı anlatmak demek. Yani edebiyatta, belagatta esastır, İ’caz muhil olmıyacak. Yani kısa ve özlü anlatış insanın zihnini karıştıracak ölçüde olmıyacak. İtnap da mümil olmayacak. Yani melal ve bıkkınlık verecek şekilde olmayacak. 34/51
Kur’anı kerimde i’caz var. Yani özlü ve kısa anlatma esastır. Böyle Kur’anı kerimi dinleyen kimse akıllı, zeki, ruhen uyanık, kalbi diri olan kimsedir. Basiretli insandır.
Kur’anı kerimin beyanları karşısında insaf sahibi olan kimselerin hayret içinde kalmamaları mümkün değil. Peygamber Efendimize Kur’anı kerim nazil olduğu dönem düşünülecek olursa ilimler tarihi açısından, ilimlerin gösterdiği gelişme ve inkişaf açısından insanların içinde bulundukları ilmi seviyenin ölçüleri tesbit edilip de buna göre herhangi bir değerlendirme yapıldığı zaman çok açık şekilde görülüyor ki Kur’anı kerimin yirminci yüzyılın ulaştığı bu günkü ilmi seviye karşısında bütün salabetini bütün azametini, haşmetini bütün gücüyle ortada tutması, ayakta durması, insanlar için son derece düşündürücü, son derece ibretli bir hadisedir aslında
Müsbet ilimler konusunda bu gün özellikle 19. yüzyılın pozitivist akımlarından sonra ilmi bir takım konularda meydana gelen yirminci yüzyıldaki müthiş ilerlemeler ve inkişaflar, gelişmeler neticesinde insanların ulaşmış oldukları nokta nazarı itibara alınırsa bunun mü’minlerin inançlarıyla Kur’anı kerimin bildirdiği bir takım önemli noktalarla hiçbir çelişki, hiçbir tenakuz ve çatışma arz etmemesi mü’minler açısından son derece dikkat edilmesi, şükranla karşılanması lazım gelen bir olaydır.
-
Mü’min rahatlık içindedir. Söyledikleri ilme, kesinlikle Kur’anı kerimin beyanı aykırı değildir ve üstelik bu ilmi gelişme ve araştırmalardan herhangi bir korkusu ve endişesi de yoktur. İlmin ortaya koyduğu veriler Kur’anı kerimden herhangi bir tuğlayı, onun yapı taşlarından bir şeyi eksiltemiyor ve onun dengesini bozma gücüne sahip değil.
Kur’anı kerim elbette ki fizik kimya kitabı değil. Onlara bu ilimlerin, böyle formüllerini veren, bunların ortaya çıkmış bir takım bilgilerini komprime halde ortaya koyan bir kitab değil elbette. Ama insanları ilmi araştırmaya sevkediyor. Zaman zaman yaptığı işaretlerle insanların nice asırlar sonra ortaya çıkardıkları ilmi gerçeklerin varlığını onlara haber veriyor. Kur’anı kerimin büyüklüğü burada. İlmi i’caz diyoruz işte.
-
En çok dikkat edilmesi icab eden bir nokta vardır ki Kur’anı kerimin prensib olarak bildirdiği gerçeklerin hiçbiri bugün pozitif hale gelmiş, kesinleşmiş ilimle kesinlikle çelişki haline düşmemiştir.
-
Cenab-ı Hakkın yaptığı ikaz ve uyarılar daima insanların aklıyla zekasıyla anlıyabildikleri ölçüde ortaya çıkmıştır. Ama insan zekasının tabii anlayamadığı, idrak edemediği, çözemediği bir çok, onun için muamma hüviyetinde kalan onun için hala gizli kalan esrarlı kalan noktalar da vardır ama insan bunu kendi aczine haml edecektir.
Kur’anı kerimde hakikaten günümüz insanını çok düşündürecek ilahi menşeli olduğu konusunda kesin kanaata vardıracak çok önemli bilgiler var. Bunlar tabii insanlara dünya bilgileri, fen bilgileri vermek maksadıyla değil elbette. Bunlar ilahi kudreti göstermek için, ilahi azameti insanlara gösterip onları iman ve ikana kavuşturmak için bunlara işaret edilmiş. Çeşitli ayeti kerimelerde insanların yavaş yavaş farkına vardıkları bir takım ilmi gerçeklere işaret edilmiş. Yani bundan 1400 küsür sene evvel insanların bilmesi mümkün olmıyan, insanların anlamalarına imkan ve ihtimal verilmiyen bazı konulara işaret ediliyor ki, bu Kur’anı kerimin ilmi i’cazını gösteriyor. İlmi bakımdan da Kur’anı kerim büyük, ilahi bir mucizedir. 27/80
İnsan haleti ruhiyesini Kur’anı kerimin ayetleri arasında insan böyle okuyunca , birazcık olsun ne demek istediği konusunda bir bilgi sahibi olunca, adeta aynaya bakıp da kendisini görüyor. Bütün insanlarda olgun olsun, nakıs olsun, alim olsun, cahil olsun, insanlarda herbirinde bir takım zaaflar var, kusurlar var. İnsanın nakisaları var. Noksanları var. Allah-ü teala yaratanımız olarak bizi bizden iyi tanıyor ve insanın sübjektif dünyasını, iç alemini, derununu ortaya koyuyor ayeti kerimelerde İnsanın olaylar hadiseler karşısındaki tavrını bir taraftan insanın psikolojik halini, diğer taraftan da sosyal hali, sosyal psikolojiyi ilgilendiren psikososyal özelliklerini, karakteristiğini ortaya koyan noktalar var. İşte bununla ilgili olarak yeni yeni gelişen bilim dallarında, psikoloji olsun, sosyoloji olsun, sosyal psikoloji olsun insana yönelen antropoloji olsun bu ilim dallarında meşgul olanların kur’anı kerimin dikkat çektiği, insan hilkatiyle, fıtratıyla ilgili ayeti kerimeleri, bir de sosyolog gözüyle psikolog gözüyle görmelerinde elbette ki fayda var. O zaman Kur’anı kerimin ilmi i’cazını biraz anlayıp Kur’anı kerimin azameti, belagati karşısında, i’cazı karşısında hayranlık duyguları içinde kalmaları söz konusu olacak bu suretle.
İnsan bazan küçük bir şeyden, birden bire aklını başına alır, birden bire zihninde çakan bir şimşek gibi birden çok şeyleri idrak ediverme imkanına kavuşur. Bazı insanlar da böyle batiul intikal olur. Çok zor intikal eder. Meseleleri çok zor kavrar. Onlar için de meseleler son derece geniş ve tafsilatlı olarak anlatılmış.
Kur’anı kerimde i’caz var. Yani özlü ve kısa anlatma esastır. Böyle Kur’anı kerimi dinleyen kimse akıllı, zeki, ruhen uyanık, kalbi diri olan kimsedir. Basiretli insandır.
Kur’anı kerimin beyanları karşısında insaf sahibi olan kimselerin hayret içinde kalmamaları mümkün değil. Peygamber Efendimize Kur’anı kerim nazil olduğu dönem düşünülecek olursa ilimler tarihi açısından, ilimlerin gösterdiği gelişme ve inkişaf açısından insanların içinde bulundukları ilmi seviyenin ölçüleri tesbit edilip de buna göre herhangi bir değerlendirme yapıldığı zaman çok açık şekilde görülüyor ki Kur’anı kerimin yirminci yüzyılın ulaştığı bu günkü ilmi seviye karşısında bütün salabetini bütün azametini, haşmetini bütün gücüyle ortada tutması, ayakta durması, insanlar için son derece düşündürücü, son derece ibretli bir hadisedir aslında
Müsbet ilimler konusunda bu gün özellikle 19. yüzyılın pozitivist akımlarından sonra ilmi bir takım konularda meydana gelen yirminci yüzyıldaki müthiş ilerlemeler ve inkişaflar, gelişmeler neticesinde insanların ulaşmış oldukları nokta nazarı itibara alınırsa bunun mü’minlerin inançlarıyla Kur’anı kerimin bildirdiği bir takım önemli noktalarla hiçbir çelişki, hiçbir tenakuz ve çatışma arz etmemesi mü’minler açısından son derece dikkat edilmesi, şükranla karşılanması lazım gelen bir olaydır.
-
Mü’min rahatlık içindedir. Söyledikleri ilme, kesinlikle Kur’anı kerimin beyanı aykırı değildir ve üstelik bu ilmi gelişme ve araştırmalardan herhangi bir korkusu ve endişesi de yoktur. İlmin ortaya koyduğu veriler Kur’anı kerimden herhangi bir tuğlayı, onun yapı taşlarından bir şeyi eksiltemiyor ve onun dengesini bozma gücüne sahip değil.
Kur’anı kerim elbette ki fizik kimya kitabı değil. Onlara bu ilimlerin, böyle formüllerini veren, bunların ortaya çıkmış bir takım bilgilerini komprime halde ortaya koyan bir kitab değil elbette. Ama insanları ilmi araştırmaya sevkediyor. Zaman zaman yaptığı işaretlerle insanların nice asırlar sonra ortaya çıkardıkları ilmi gerçeklerin varlığını onlara haber veriyor. Kur’anı kerimin büyüklüğü burada. İlmi i’caz diyoruz işte.
-
En çok dikkat edilmesi icab eden bir nokta vardır ki Kur’anı kerimin prensib olarak bildirdiği gerçeklerin hiçbiri bugün pozitif hale gelmiş, kesinleşmiş ilimle kesinlikle çelişki haline düşmemiştir.
-
Cenab-ı Hakkın yaptığı ikaz ve uyarılar daima insanların aklıyla zekasıyla anlıyabildikleri ölçüde ortaya çıkmıştır. Ama insan zekasının tabii anlayamadığı, idrak edemediği, çözemediği bir çok, onun için muamma hüviyetinde kalan onun için hala gizli kalan esrarlı kalan noktalar da vardır ama insan bunu kendi aczine haml edecektir.
Kur’anı kerimde hakikaten günümüz insanını çok düşündürecek ilahi menşeli olduğu konusunda kesin kanaata vardıracak çok önemli bilgiler var. Bunlar tabii insanlara dünya bilgileri, fen bilgileri vermek maksadıyla değil elbette. Bunlar ilahi kudreti göstermek için, ilahi azameti insanlara gösterip onları iman ve ikana kavuşturmak için bunlara işaret edilmiş. Çeşitli ayeti kerimelerde insanların yavaş yavaş farkına vardıkları bir takım ilmi gerçeklere işaret edilmiş. Yani bundan 1400 küsür sene evvel insanların bilmesi mümkün olmıyan, insanların anlamalarına imkan ve ihtimal verilmiyen bazı konulara işaret ediliyor ki, bu Kur’anı kerimin ilmi i’cazını gösteriyor. İlmi bakımdan da Kur’anı kerim büyük, ilahi bir mucizedir. 27/80
İnsan haleti ruhiyesini Kur’anı kerimin ayetleri arasında insan böyle okuyunca , birazcık olsun ne demek istediği konusunda bir bilgi sahibi olunca, adeta aynaya bakıp da kendisini görüyor. Bütün insanlarda olgun olsun, nakıs olsun, alim olsun, cahil olsun, insanlarda herbirinde bir takım zaaflar var, kusurlar var. İnsanın nakisaları var. Noksanları var. Allah-ü teala yaratanımız olarak bizi bizden iyi tanıyor ve insanın sübjektif dünyasını, iç alemini, derununu ortaya koyuyor ayeti kerimelerde İnsanın olaylar hadiseler karşısındaki tavrını bir taraftan insanın psikolojik halini, diğer taraftan da sosyal hali, sosyal psikolojiyi ilgilendiren psikososyal özelliklerini, karakteristiğini ortaya koyan noktalar var. İşte bununla ilgili olarak yeni yeni gelişen bilim dallarında, psikoloji olsun, sosyoloji olsun, sosyal psikoloji olsun insana yönelen antropoloji olsun bu ilim dallarında meşgul olanların kur’anı kerimin dikkat çektiği, insan hilkatiyle, fıtratıyla ilgili ayeti kerimeleri, bir de sosyolog gözüyle psikolog gözüyle görmelerinde elbette ki fayda var. O zaman Kur’anı kerimin ilmi i’cazını biraz anlayıp Kur’anı kerimin azameti, belagati karşısında, i’cazı karşısında hayranlık duyguları içinde kalmaları söz konusu olacak bu suretle.
İnsan bazan küçük bir şeyden, birden bire aklını başına alır, birden bire zihninde çakan bir şimşek gibi birden çok şeyleri idrak ediverme imkanına kavuşur. Bazı insanlar da böyle batiul intikal olur. Çok zor intikal eder. Meseleleri çok zor kavrar. Onlar için de meseleler son derece geniş ve tafsilatlı olarak anlatılmış.