BirDevrinSonu
Üye
-
- Katılım
- Ocak 10, 2010
-
- Mesajlar
- 38,599
-
- Tepkime puanı
- 3,179
-
- Puanları
- 354
-
- Konum
- Napıcan ?
probiyotiklerin tanımı - pro yaşam nedir - probiyotiklerin özellikleri - probiyotiklerin görevleri
Probiyotikler, sindirim sisteminde belli sayılarda bulunan ve temel beslenmenin yanında sağlık açısından çok yararlı olan canlı organizmalardır.
Bir başka tanımda ise;
Probiyotik, kullananın bağırsak mikrobiyal dengesini düzelterek yararlı bir şekilde etkileyen canlı organizmalardır.
Probiyotik kelimesi Yunanca'da “Pro Biyo” köklerinden gelir ve “Pro Yaşam” anlamına gelir. Son yıllarda birçok değişik tanımla anılmıştır. Her durumda da, insanlar için yararlı bakteriyel bir ürün olarak bulunur.
Bu tanımın dayandığı üç temel ilke;
Mikro organizmalar (bakteriler) canlıdır. Bakteriler ağız yoluyla alınır. Mikrobiyal dengeyi etkileyebilmesi için bakterilerin bağırsağa kadar canlı olarak ulaşması gerekir. Buna göre Probiyotik bakteri, asite (mide asiti), safraya karşı dirençli, zehirsiz, ve en önemlisi oksijensiz ortamda yaşayabilen bir suş olmalı. Bu kriterler çerçevesinde bakteri türlerinin sayıları kısıtlanmıştır ve sadece bazı bakteri gruplarının suşları bu koşulları sağlayabilmiştir. Bunlar; Lactobacillus, Streptococcus ve Bifidobacterium türleri olmasına rağmen bazen diğer maya ve bakteri türleri de kullanılabilir (Bacillus gibi). Bu üç cinsde birer laktik asit bakterisidir. Bağırsaklarda ve birçok fermente süt ürününde doğal olarak bulunur.
probiyotiklerin etkisi
Bir bakterinin probiyotik etkisinden bahsedilebilmesi için bulunması gereken ilk özellik, bağırsağa kadar canlı olarak ulaşabilmesidir. Midedeki güçlü asitlere ve safra tuzlarına dayanıklı olup bağırsağa kadar canlı ulaşabilmeli ve de bağırsak içzarına yerleşip burada koloni oluşturabilmelidir. Şimdilerde üretilen klasik yoğurtlarda kullanılan maya bakterileri, streptococcus thermophilus ve lactobacillus bulgaricus, mide asitine dirençli olmadığı için bağırsaklara canlı ulaşamıyorlar ve bu nedenle probiyotik etkileri yok.
Probiyotik etkili laktobasiller bağırsağa ulaştıklarında içzara yerleşip koloniler oluşturuyor ve bir anlamda bağırsakların içzarını kaplıyorlar. Böylece, hastalık etkeni zararlı bakteriler bağırsağa yerleşme imkanını bulamıyor. Probiyotik bakteriler bağırsak hücrelerindeki bağışıklığı da birkaç ayrı mekanizmayla arttırıyor. Bağırsak hücrelerine ulaşmayı başaran zararlı bakteriler artmış olan bağışıklık nedeniyle vücut için zararlı olamadan tahrip ediliyor.
Probiyotik bakterilerin sindirim üzerinde de yararlı etkileri var. Özellikle, süt şekeri olan laktozun parçalanmasını sağlayıcı etki nedeniyle, süt ürünlerini sindirmekte zorluk çeken kişilerde olumlu etkiler gösterebiliyor. Sindirime yardımcı etkisi, özellikle proteinli gıdaların sindirilmesi sırasında ortaya çıkabilen ve çoğu karsinojen etkili olan toksinlerin oluşmasını da engelleyebiliyor. Birkaç çalışma sırasında, düzenli olarak probiyotik yoğurt tüketen kişilerin kanlarındaki kolesterol düzeylerinde de azalmalar görülmüş. Probiyotikler ilaç değil, düzenli olarak tüketildiklerinde sağlığı koruyan maddeler. Sağlığı korumak, hastalandıktan sonra tedaviye çalışmaktan çok daha doğru. Bunu beslenirken sağlamak da çok güzel. Hele kebaptan, ıspanağa kadar birçok yemeğe giren, ayran ile serinletici bir içecek olabilen, Türk mutfağının temel gıdalarından biri olan yoğurdun bize sağlık kazandırması çok önemli bir avantaj.
probiyotiklerin sahip olması gereken özellikler
a) Verildiği hayvanın barsak florasında izole edilmiş ve canlı olmalı patogen olmamalı b) Mide asidine, safraya ve lizozim enzimine karşı dayanıklı olmalı, hızlı aktive olarak yüksek çoğalma oranı göstermeli. c) Yem üretimindeki teknolojik işlemler sırasında canlılıklarını koruyabilmeli d) Yem içindeki besin maddeleri ve diğer yem katkı maddeleri ile karşılaştığında yüksek stabilite özelliği bulunmalı. e) Yeme katılmadan veya katıldıktan sonra oda sıcaklığında stabilite özelliğini sürdürmeli.
probiyotik ürtilmesinde ve depolanmasında dikkat edilecek noktalar
İn vivo ve in vitro üretimleri kolay olmalıdır.Dondurma tekniğine uygun olarak kurutulduğunda canlılıklarını uzun süre devam ettirebilirler.Toz, granül, kapsül, pelet, sıvı formları hazırlanabilir. PH 6-7 arasında olmalı.Ticari preparatlara asidifiye maddeler karoştırılmamalıdır.Probiyotik preparatlar 22-250C’de ve kuru yerde depolanmalıdır. 300C’nin üzerinde canlılığını kaybederler.
probiyotiklerin görevleri
- Bağışıklık sistemini güçlendirmek. - Yiyeceklerin hazmını kalaylaştırmak. - Vitaminlerin (K vit, biyotin, B12, niasin vb) sentezini yapmak. - Bağırsak duvarını zararlı maddelerden korumak ve bağırsak geçirgenliğini azaltmak. - Zararlı maddelerin (toksinler) kan dolaşımına geçmesini engellemek. - Besin allerjilerini ve ekzemayı önlemek. - Kronik enflamatuvar (iltihabi) hastalıkların oluşumunu engellemek. - Kanseri önlemek. - Yaşlanmayı yavaşlatmak. - Depresyonu hafifletmek. - Otizm bulgularını hafifletmek. - İshali önlemek ve tedavi etmek. - İdrar yolu iltihaplarını önlemek. - Kabızlığı tedavi etmek. - Böbrek taşlarının (okzalat) oluşumunu azaltmak.
Sezaryen doğum ve probiyotikler
Bebek doğum sırasında vajenden gelen probiyotikler (laktobasiller ve bifidobakterler) ile karşılaşır.
Bebek anne sütü ile beslendikçe normal flora gelişir.
Sezaryen ile doğan bebekler dış ortamda bulunan mikroplar ile karşılaşır ve normal flora oluşamaz.
Doğum sonrası ilk kolonize olan floradan sağlıklı floraya geçiş uygun beslenme ortamı yaratılsa bile oldukça zordur.
Bağırsak florasının bozulmasının sonuçları
- Probiyotiklerin bağırsak mukozası üzerinde oluşturduğu koruyucu tabakanın ortadan kalkması bağırsak geçirgenliğini artırır. - Yeteri kadar sindirilmemiş yiyecek maddeleri ve nötralize edilmemiş toksinler kan dolaşımına geçer. - Bağışıklık sistemi yeteri kadar sindirilmemiş protein parçacıklarına karşı aşırı bir şekilde uyarılır. - Bu yabancı protein parçacıklarının bazıları vücudun kendi proteinlerine çok benzer. - Bağışıklık sistemi aşırı uyarıldığı zaman kendinden olanı yabancıdan ayıramaz. Onu tahrip ederken kendinden olanı da tahrip eder. Bunlara oto immün (öz bağışıklık) hastalıklar denir.
Tedavisi ya da önlenmesinde probiyotiklerin kullanıldığı çeşitli hastalıklar ;
1. İshal
Yapılan çok sayıda çalışma probiyotik yiyeceklerin ishal tedavisinde son derece başarılı olduğunu göstermiştir. Geleneksel halk tıbbında ishalli kişilere yoğurt verilmesi yaygın bir uygulamadır. Probiyotikler virüs ishallerinde daha etkili olmakta, dizanteri şeklinde ishalleri fazla etkilememektedir.
2. Antibiyotik ishali
Oral antibiyotik kullananların yaklaşık %20’sinde bağırsak florasının bozulmasına bağlı olarak ishal gelişmektedir. (Etkenler daha çok C. difficile ve K. oxytoca’dır) Probiyotikler antibiyotik ishallerinin önlenmesi ve tedavisinde oldukça başarılıdırlar.
3. Uyarılgan (irritabl) bağırsak sendromu
İrritabl bağırsak sendromu 6 ay-4 yaş arasındaki çocuklarda görülen günde 4-10 kez müküslü ve sulu ishal ile özellenen bir bağırsak hareket bozukluğudur. Probiyotikler irritabl bağırsak sendromunda ishali azaltmaktadır.
4. Crohn hastalığı- Ülseröz kolit
Crohn hastalığı ve ülseratif kolitin temel nedeninin bağırsakta sağlıklı mikroorganizma dengesinin hastalık yapan mikroorganizma lehine bozulması sonucu gelişen bir reaksiyon olduğu düşünülmektedir. Probiyotikler bağırsakta sağlıklı mikroorganizma dengesini kurarak Crohn hastalığı ve ülseröz kolit bulgularını hafifletebilirler.
5. Yağ ve protein sindirimi
Süt ürünlerinin içindeki probiyotikler bağırsakta bulunan proteinlerin ve yağların sindirilmesini sağlarlar yani yiyeceklerin hazmını kolaylaştırırlar. Proteinlerin en küçük birimlerine (amino asitler)kadar indirgenmesi (protein hidrolizi) alerjik olayların oluşumunu azaltabilir.
6.Kanser
Yaygın olarak kullanılan bir probiyotik kaynağı olan yoğurdun antikanserojenik (kanseri tedavi edici) etkilerinin olabileceği gösterilmiştir.
7. Meme kanseri
Göğüs kanseri kadında en çok görülen kanser çeşididir. Çok güçlü deliller olmamasına rağmen yoğurt ve kefir gibi fermante süt ürünlerinin kullanılmasının göğüs kanserini azalttığını çeşitli çalışmalar ile gösterilmiştir.
8. Kalın bağırsak kanseri
Kalın bağırsak (kolon) kanseri gelişmiş ülkelerde en çok görülen tümörler arasında ikinci ya da üçüncü sıradadır. Deneysel ve epidemiyoloik çalışmaların birçoğu probiyotiklerin kolon kanserinden korunmada önemli bir rolü olduğunu göstermektedir. Epidemiyoloik çalışmaların birçoğu probiyotiklerin kolon kanserinden korunmada önemli bir rolü olduğunu göstermektedir. Bir bölüm çalışmada ise böyle bir etki gösterilememiştir.
Probiyotiklerin kolon kanserini önleme mekanizmaları
Mütasyon ve DNA hasarının azalması. Kanser oluşumuna yataklık eden enzimlerin (ß-glukuronidaz, nitroredüktaz, azoredüktaz) aktivitelerinin azalması. Kanser yapan maddelerin (mutajen) etkisizleştirilmesi. Kısa zincirli yağ asitlerinin üretiminin artması ve asiditenin artması. Kanserli hücre intiharının (apopitoz) hızlanması.
İdrar yolu hastalıkları
Probiyotikler genital ve üriner sistem enfeksiyonlarını azaltırlar. Probiyotikler bu özelliklerini aşağıdaki mekanizmalar ile sağlarlar;
a) Vajina pH’sının düşürülmesi. b) Salgıladıklar H2O2 ve bakteriyosinlerin bakterileri etkisizleştirmesi. c) Hastalık yapan bakterilerin mukozaya yapışmasının engellenmesi (yarışmalı inhibisyon).
Alerji
Probiyotikler inek sütü allerjisi, atopik ekzema ve diğer alerjik hastalıkların proflaksi (korunma) ve tedavisinde başarı il kullanılmaktadır.
Romatoid artrit
Floranın bozularak bağırsak geçirgenliğinde meydana gelen artışın sadece bağırsakta değil bağırsak dışı birçok organda da iltihabi hastalıklara yol açtığı düşünülmektedir. Yeni tanı almış romatoid artritli hastaların bağırsak florasının normal olmadığı saptanmıştır. Probiyotiklerden zengin bir diyetin antiromatizmal ilaç ihtiyacını azalttığı, klinik bulguları hafiflettiği gözlenmiştir.
Probiyotiklerin alerji önleyici özellikleri
Probiyotikler bağırsaklardaki korruyucu mukoza bariyerini güçlendirler; böylece bağırsak geçirgenliğini azaltarak allerjik maddelerin kana geçmesini engellerler. Süt proteinleri tripsin ve pepsin enzimleri yerine probiyotik enzimleri ile parçalanır. Bu nedenle mononükleer hücrelerden sitokin sentezini uyarmazlar. Probiyotikler alfa 1-antitripsin ve tümör nekroze edici faktör düzeylerini düşürerek bağırsaktaki iltihabı baskılarlar. Probiyotikler sekretuvar IgA antikor yapımını artırarak mukoza bağışıklığını artırırlar.
Otistik çocuklarda bağırsak florası
Otistik çocukların çoğunda bağırsak florası bozulmuştur. Bu kişilerde patojen bakteriler, mantarlar ve parazitler aşırı şekilde ürer. Bu patojen mikroorganizmalar yiyeceklerin sindirimini bozarlar ve çeşitli toksinlerin oluşmasına yol açarlar.
Okzalat taşı
Bağırsaktan emilen okzalat oranının artmasının (>%5) üriner sistemde okzalat taşı oluşmasının temel nedeni olarak düşünülmektedir. Oxalobacter formigenes bağırsakta bulunan okzalatı parçalayarak emilen miktarı azaltırlar. Probiyotik verilen taşlı hastalarda idrardan okzalat atılımının azaldığı gösterilmiştir.
Bağısak florasının bozulmasının başlıca nedenleri
Karbohidrattan zengin gıdalar Rafine gıdalar Çeşitli toksinler Antibiyotikler Sezaryen doğumlar
probiyotikler hangi yollarla alınır?
İnsan sağlığına faydalı olduğu düşünülen probiyotik mikroorganizmalar üç farklı yolla alınır: Fermente süt ürünleriyle, gıdalara bu bakterilerin canlı hücrelerinin eklenmesiyle ve probiyotik bakterilerin canlı hücrelerinden hazırlanan tablet ya da kapsüllerle. Probiyotikler Japonya’da daha çok tablet şeklinde, Avrupa’daysa gıda yoluyla alınır.
Bifidobakterilerin sağlık üzerindeki etkileri İshal, sindirim sistemi üzerindeki cerrahi operasyonlar, antibiyotik kullanımı gibi nedenlerle bağırsaklardaki mikrobiyal popülasyonun dengesi bozulabilir. Ortam değişikliği, sıcak ya da soğuk ortam, dengesiz beslenme, yaş ve diğer faktörler de bu dengeyi etkileyen unsurlar. Bu gibi durumlarda zararlı mikroorganizmalar baskın hale gelir. Bağırsaklarda yararlı bakterilerin baskın olması sağlık için çok önemlidir.
Bifidobakteriler, bağırsaklarda asetik asit üretir ve bu sağlık açısından yararlı bir maddedir. İçeriğinde asetik asit olması nedeniyle sirke içerek bifidobakterilerin yarattığı etkinin yaratılabileceği düşünülebilir. Aslında sirkenin vücuda olumlu etkileri yok değil (hastalıklardan sonraki iyileşme döneminin çabuk atlatılması, iştahın artması gibi). Ağız yoluyla alınan sirke incebağırsakta sindirilerek kullanılır. Bifidobakterilerin ürettiği asetat sayesinde bağırsaklardaki asitlik yükselir ve zararlı mikroorganizmaların gelişimi baskı altında tutulur. Asetat, bağırsak hareketlerini hızlandırarak sindirimi kolaylaştırır.
Bağırsaklardaki mikroorganizmaların etkileri Bağırsaklarda zararlı mikroorganizmalar baskın olduğunda pH bazik tarafa kayar. Yararlı mikroorganizmalar baskınsa, bifidobakteriler laktat ve asetat oluşturarak bağırsakları asidik hale getirir. Böylece zararlı mikroorganizmaların gelişmesi baskı altında tutulur ve amonyak gibi bazik maddelerin miktarı azalır.
Karaciğer fonksiyonlarından biri bağırsaklarda sindirimi gerçekleşmiş olan zehirli maddeleri parçalayıp detoksifiye etmektir. Bağırsaklarda zararlı mikroorganizmalar ne kadar çok olursa karaciğerin yükü o kadar artar. Bifidobakteriler ise bağırsaklarda vücut için zararlı maddeler üretmez ve karaciğer üzerine fazla yük binmesini engeller. Bifidobakteriler B1, B2, B6, B12, nikotinik asit, folik asit ve biotin gibi bağırsaklardan emilerek kullanılan çeşitli vitaminler üretir.
Bifidobakteri içeren gıdalar tüketerek bifidobakterilerin diğer mikroorganizmalara oranla daha yüksek bir bağırsak mikroflorası oluşturmasını sağlayabiliriz. Bu nedenle bifidobakteriler içeren süt veya yoğurt gibi ürünlerin yemek sırasında ya da yemekten sonra tüketilmesi çok uygundur. Bifidobakterilerin sağlık için etkilerini gösterebilmesi, bağırsaklarda belli bir sayıda olmasıyla mümkündür. Süt ve yoğurt gibi ürünlerde ml’de en az 10 milyon bifidobakteri olması gereklidir.
Probiyotikler, sindirim sisteminde belli sayılarda bulunan ve temel beslenmenin yanında sağlık açısından çok yararlı olan canlı organizmalardır.
Bir başka tanımda ise;
Probiyotik, kullananın bağırsak mikrobiyal dengesini düzelterek yararlı bir şekilde etkileyen canlı organizmalardır.
Probiyotik kelimesi Yunanca'da “Pro Biyo” köklerinden gelir ve “Pro Yaşam” anlamına gelir. Son yıllarda birçok değişik tanımla anılmıştır. Her durumda da, insanlar için yararlı bakteriyel bir ürün olarak bulunur.
Bu tanımın dayandığı üç temel ilke;
Mikro organizmalar (bakteriler) canlıdır. Bakteriler ağız yoluyla alınır. Mikrobiyal dengeyi etkileyebilmesi için bakterilerin bağırsağa kadar canlı olarak ulaşması gerekir. Buna göre Probiyotik bakteri, asite (mide asiti), safraya karşı dirençli, zehirsiz, ve en önemlisi oksijensiz ortamda yaşayabilen bir suş olmalı. Bu kriterler çerçevesinde bakteri türlerinin sayıları kısıtlanmıştır ve sadece bazı bakteri gruplarının suşları bu koşulları sağlayabilmiştir. Bunlar; Lactobacillus, Streptococcus ve Bifidobacterium türleri olmasına rağmen bazen diğer maya ve bakteri türleri de kullanılabilir (Bacillus gibi). Bu üç cinsde birer laktik asit bakterisidir. Bağırsaklarda ve birçok fermente süt ürününde doğal olarak bulunur.
probiyotiklerin etkisi
Bir bakterinin probiyotik etkisinden bahsedilebilmesi için bulunması gereken ilk özellik, bağırsağa kadar canlı olarak ulaşabilmesidir. Midedeki güçlü asitlere ve safra tuzlarına dayanıklı olup bağırsağa kadar canlı ulaşabilmeli ve de bağırsak içzarına yerleşip burada koloni oluşturabilmelidir. Şimdilerde üretilen klasik yoğurtlarda kullanılan maya bakterileri, streptococcus thermophilus ve lactobacillus bulgaricus, mide asitine dirençli olmadığı için bağırsaklara canlı ulaşamıyorlar ve bu nedenle probiyotik etkileri yok.
Probiyotik etkili laktobasiller bağırsağa ulaştıklarında içzara yerleşip koloniler oluşturuyor ve bir anlamda bağırsakların içzarını kaplıyorlar. Böylece, hastalık etkeni zararlı bakteriler bağırsağa yerleşme imkanını bulamıyor. Probiyotik bakteriler bağırsak hücrelerindeki bağışıklığı da birkaç ayrı mekanizmayla arttırıyor. Bağırsak hücrelerine ulaşmayı başaran zararlı bakteriler artmış olan bağışıklık nedeniyle vücut için zararlı olamadan tahrip ediliyor.
Probiyotik bakterilerin sindirim üzerinde de yararlı etkileri var. Özellikle, süt şekeri olan laktozun parçalanmasını sağlayıcı etki nedeniyle, süt ürünlerini sindirmekte zorluk çeken kişilerde olumlu etkiler gösterebiliyor. Sindirime yardımcı etkisi, özellikle proteinli gıdaların sindirilmesi sırasında ortaya çıkabilen ve çoğu karsinojen etkili olan toksinlerin oluşmasını da engelleyebiliyor. Birkaç çalışma sırasında, düzenli olarak probiyotik yoğurt tüketen kişilerin kanlarındaki kolesterol düzeylerinde de azalmalar görülmüş. Probiyotikler ilaç değil, düzenli olarak tüketildiklerinde sağlığı koruyan maddeler. Sağlığı korumak, hastalandıktan sonra tedaviye çalışmaktan çok daha doğru. Bunu beslenirken sağlamak da çok güzel. Hele kebaptan, ıspanağa kadar birçok yemeğe giren, ayran ile serinletici bir içecek olabilen, Türk mutfağının temel gıdalarından biri olan yoğurdun bize sağlık kazandırması çok önemli bir avantaj.
probiyotiklerin sahip olması gereken özellikler
a) Verildiği hayvanın barsak florasında izole edilmiş ve canlı olmalı patogen olmamalı b) Mide asidine, safraya ve lizozim enzimine karşı dayanıklı olmalı, hızlı aktive olarak yüksek çoğalma oranı göstermeli. c) Yem üretimindeki teknolojik işlemler sırasında canlılıklarını koruyabilmeli d) Yem içindeki besin maddeleri ve diğer yem katkı maddeleri ile karşılaştığında yüksek stabilite özelliği bulunmalı. e) Yeme katılmadan veya katıldıktan sonra oda sıcaklığında stabilite özelliğini sürdürmeli.
probiyotik ürtilmesinde ve depolanmasında dikkat edilecek noktalar
İn vivo ve in vitro üretimleri kolay olmalıdır.Dondurma tekniğine uygun olarak kurutulduğunda canlılıklarını uzun süre devam ettirebilirler.Toz, granül, kapsül, pelet, sıvı formları hazırlanabilir. PH 6-7 arasında olmalı.Ticari preparatlara asidifiye maddeler karoştırılmamalıdır.Probiyotik preparatlar 22-250C’de ve kuru yerde depolanmalıdır. 300C’nin üzerinde canlılığını kaybederler.
probiyotiklerin görevleri
- Bağışıklık sistemini güçlendirmek. - Yiyeceklerin hazmını kalaylaştırmak. - Vitaminlerin (K vit, biyotin, B12, niasin vb) sentezini yapmak. - Bağırsak duvarını zararlı maddelerden korumak ve bağırsak geçirgenliğini azaltmak. - Zararlı maddelerin (toksinler) kan dolaşımına geçmesini engellemek. - Besin allerjilerini ve ekzemayı önlemek. - Kronik enflamatuvar (iltihabi) hastalıkların oluşumunu engellemek. - Kanseri önlemek. - Yaşlanmayı yavaşlatmak. - Depresyonu hafifletmek. - Otizm bulgularını hafifletmek. - İshali önlemek ve tedavi etmek. - İdrar yolu iltihaplarını önlemek. - Kabızlığı tedavi etmek. - Böbrek taşlarının (okzalat) oluşumunu azaltmak.
Sezaryen doğum ve probiyotikler
Bebek doğum sırasında vajenden gelen probiyotikler (laktobasiller ve bifidobakterler) ile karşılaşır.
Bebek anne sütü ile beslendikçe normal flora gelişir.
Sezaryen ile doğan bebekler dış ortamda bulunan mikroplar ile karşılaşır ve normal flora oluşamaz.
Doğum sonrası ilk kolonize olan floradan sağlıklı floraya geçiş uygun beslenme ortamı yaratılsa bile oldukça zordur.
Bağırsak florasının bozulmasının sonuçları
- Probiyotiklerin bağırsak mukozası üzerinde oluşturduğu koruyucu tabakanın ortadan kalkması bağırsak geçirgenliğini artırır. - Yeteri kadar sindirilmemiş yiyecek maddeleri ve nötralize edilmemiş toksinler kan dolaşımına geçer. - Bağışıklık sistemi yeteri kadar sindirilmemiş protein parçacıklarına karşı aşırı bir şekilde uyarılır. - Bu yabancı protein parçacıklarının bazıları vücudun kendi proteinlerine çok benzer. - Bağışıklık sistemi aşırı uyarıldığı zaman kendinden olanı yabancıdan ayıramaz. Onu tahrip ederken kendinden olanı da tahrip eder. Bunlara oto immün (öz bağışıklık) hastalıklar denir.
Tedavisi ya da önlenmesinde probiyotiklerin kullanıldığı çeşitli hastalıklar ;
1. İshal
Yapılan çok sayıda çalışma probiyotik yiyeceklerin ishal tedavisinde son derece başarılı olduğunu göstermiştir. Geleneksel halk tıbbında ishalli kişilere yoğurt verilmesi yaygın bir uygulamadır. Probiyotikler virüs ishallerinde daha etkili olmakta, dizanteri şeklinde ishalleri fazla etkilememektedir.
2. Antibiyotik ishali
Oral antibiyotik kullananların yaklaşık %20’sinde bağırsak florasının bozulmasına bağlı olarak ishal gelişmektedir. (Etkenler daha çok C. difficile ve K. oxytoca’dır) Probiyotikler antibiyotik ishallerinin önlenmesi ve tedavisinde oldukça başarılıdırlar.
3. Uyarılgan (irritabl) bağırsak sendromu
İrritabl bağırsak sendromu 6 ay-4 yaş arasındaki çocuklarda görülen günde 4-10 kez müküslü ve sulu ishal ile özellenen bir bağırsak hareket bozukluğudur. Probiyotikler irritabl bağırsak sendromunda ishali azaltmaktadır.
4. Crohn hastalığı- Ülseröz kolit
Crohn hastalığı ve ülseratif kolitin temel nedeninin bağırsakta sağlıklı mikroorganizma dengesinin hastalık yapan mikroorganizma lehine bozulması sonucu gelişen bir reaksiyon olduğu düşünülmektedir. Probiyotikler bağırsakta sağlıklı mikroorganizma dengesini kurarak Crohn hastalığı ve ülseröz kolit bulgularını hafifletebilirler.
5. Yağ ve protein sindirimi
Süt ürünlerinin içindeki probiyotikler bağırsakta bulunan proteinlerin ve yağların sindirilmesini sağlarlar yani yiyeceklerin hazmını kolaylaştırırlar. Proteinlerin en küçük birimlerine (amino asitler)kadar indirgenmesi (protein hidrolizi) alerjik olayların oluşumunu azaltabilir.
6.Kanser
Yaygın olarak kullanılan bir probiyotik kaynağı olan yoğurdun antikanserojenik (kanseri tedavi edici) etkilerinin olabileceği gösterilmiştir.
7. Meme kanseri
Göğüs kanseri kadında en çok görülen kanser çeşididir. Çok güçlü deliller olmamasına rağmen yoğurt ve kefir gibi fermante süt ürünlerinin kullanılmasının göğüs kanserini azalttığını çeşitli çalışmalar ile gösterilmiştir.
8. Kalın bağırsak kanseri
Kalın bağırsak (kolon) kanseri gelişmiş ülkelerde en çok görülen tümörler arasında ikinci ya da üçüncü sıradadır. Deneysel ve epidemiyoloik çalışmaların birçoğu probiyotiklerin kolon kanserinden korunmada önemli bir rolü olduğunu göstermektedir. Epidemiyoloik çalışmaların birçoğu probiyotiklerin kolon kanserinden korunmada önemli bir rolü olduğunu göstermektedir. Bir bölüm çalışmada ise böyle bir etki gösterilememiştir.
Probiyotiklerin kolon kanserini önleme mekanizmaları
Mütasyon ve DNA hasarının azalması. Kanser oluşumuna yataklık eden enzimlerin (ß-glukuronidaz, nitroredüktaz, azoredüktaz) aktivitelerinin azalması. Kanser yapan maddelerin (mutajen) etkisizleştirilmesi. Kısa zincirli yağ asitlerinin üretiminin artması ve asiditenin artması. Kanserli hücre intiharının (apopitoz) hızlanması.
İdrar yolu hastalıkları
Probiyotikler genital ve üriner sistem enfeksiyonlarını azaltırlar. Probiyotikler bu özelliklerini aşağıdaki mekanizmalar ile sağlarlar;
a) Vajina pH’sının düşürülmesi. b) Salgıladıklar H2O2 ve bakteriyosinlerin bakterileri etkisizleştirmesi. c) Hastalık yapan bakterilerin mukozaya yapışmasının engellenmesi (yarışmalı inhibisyon).
Alerji
Probiyotikler inek sütü allerjisi, atopik ekzema ve diğer alerjik hastalıkların proflaksi (korunma) ve tedavisinde başarı il kullanılmaktadır.
Romatoid artrit
Floranın bozularak bağırsak geçirgenliğinde meydana gelen artışın sadece bağırsakta değil bağırsak dışı birçok organda da iltihabi hastalıklara yol açtığı düşünülmektedir. Yeni tanı almış romatoid artritli hastaların bağırsak florasının normal olmadığı saptanmıştır. Probiyotiklerden zengin bir diyetin antiromatizmal ilaç ihtiyacını azalttığı, klinik bulguları hafiflettiği gözlenmiştir.
Probiyotiklerin alerji önleyici özellikleri
Probiyotikler bağırsaklardaki korruyucu mukoza bariyerini güçlendirler; böylece bağırsak geçirgenliğini azaltarak allerjik maddelerin kana geçmesini engellerler. Süt proteinleri tripsin ve pepsin enzimleri yerine probiyotik enzimleri ile parçalanır. Bu nedenle mononükleer hücrelerden sitokin sentezini uyarmazlar. Probiyotikler alfa 1-antitripsin ve tümör nekroze edici faktör düzeylerini düşürerek bağırsaktaki iltihabı baskılarlar. Probiyotikler sekretuvar IgA antikor yapımını artırarak mukoza bağışıklığını artırırlar.
Otistik çocuklarda bağırsak florası
Otistik çocukların çoğunda bağırsak florası bozulmuştur. Bu kişilerde patojen bakteriler, mantarlar ve parazitler aşırı şekilde ürer. Bu patojen mikroorganizmalar yiyeceklerin sindirimini bozarlar ve çeşitli toksinlerin oluşmasına yol açarlar.
Okzalat taşı
Bağırsaktan emilen okzalat oranının artmasının (>%5) üriner sistemde okzalat taşı oluşmasının temel nedeni olarak düşünülmektedir. Oxalobacter formigenes bağırsakta bulunan okzalatı parçalayarak emilen miktarı azaltırlar. Probiyotik verilen taşlı hastalarda idrardan okzalat atılımının azaldığı gösterilmiştir.
Bağısak florasının bozulmasının başlıca nedenleri
Karbohidrattan zengin gıdalar Rafine gıdalar Çeşitli toksinler Antibiyotikler Sezaryen doğumlar
probiyotikler hangi yollarla alınır?
İnsan sağlığına faydalı olduğu düşünülen probiyotik mikroorganizmalar üç farklı yolla alınır: Fermente süt ürünleriyle, gıdalara bu bakterilerin canlı hücrelerinin eklenmesiyle ve probiyotik bakterilerin canlı hücrelerinden hazırlanan tablet ya da kapsüllerle. Probiyotikler Japonya’da daha çok tablet şeklinde, Avrupa’daysa gıda yoluyla alınır.
Bifidobakterilerin sağlık üzerindeki etkileri İshal, sindirim sistemi üzerindeki cerrahi operasyonlar, antibiyotik kullanımı gibi nedenlerle bağırsaklardaki mikrobiyal popülasyonun dengesi bozulabilir. Ortam değişikliği, sıcak ya da soğuk ortam, dengesiz beslenme, yaş ve diğer faktörler de bu dengeyi etkileyen unsurlar. Bu gibi durumlarda zararlı mikroorganizmalar baskın hale gelir. Bağırsaklarda yararlı bakterilerin baskın olması sağlık için çok önemlidir.
Bifidobakteriler, bağırsaklarda asetik asit üretir ve bu sağlık açısından yararlı bir maddedir. İçeriğinde asetik asit olması nedeniyle sirke içerek bifidobakterilerin yarattığı etkinin yaratılabileceği düşünülebilir. Aslında sirkenin vücuda olumlu etkileri yok değil (hastalıklardan sonraki iyileşme döneminin çabuk atlatılması, iştahın artması gibi). Ağız yoluyla alınan sirke incebağırsakta sindirilerek kullanılır. Bifidobakterilerin ürettiği asetat sayesinde bağırsaklardaki asitlik yükselir ve zararlı mikroorganizmaların gelişimi baskı altında tutulur. Asetat, bağırsak hareketlerini hızlandırarak sindirimi kolaylaştırır.
Bağırsaklardaki mikroorganizmaların etkileri Bağırsaklarda zararlı mikroorganizmalar baskın olduğunda pH bazik tarafa kayar. Yararlı mikroorganizmalar baskınsa, bifidobakteriler laktat ve asetat oluşturarak bağırsakları asidik hale getirir. Böylece zararlı mikroorganizmaların gelişmesi baskı altında tutulur ve amonyak gibi bazik maddelerin miktarı azalır.
Karaciğer fonksiyonlarından biri bağırsaklarda sindirimi gerçekleşmiş olan zehirli maddeleri parçalayıp detoksifiye etmektir. Bağırsaklarda zararlı mikroorganizmalar ne kadar çok olursa karaciğerin yükü o kadar artar. Bifidobakteriler ise bağırsaklarda vücut için zararlı maddeler üretmez ve karaciğer üzerine fazla yük binmesini engeller. Bifidobakteriler B1, B2, B6, B12, nikotinik asit, folik asit ve biotin gibi bağırsaklardan emilerek kullanılan çeşitli vitaminler üretir.
Bifidobakteri içeren gıdalar tüketerek bifidobakterilerin diğer mikroorganizmalara oranla daha yüksek bir bağırsak mikroflorası oluşturmasını sağlayabiliriz. Bu nedenle bifidobakteriler içeren süt veya yoğurt gibi ürünlerin yemek sırasında ya da yemekten sonra tüketilmesi çok uygundur. Bifidobakterilerin sağlık için etkilerini gösterebilmesi, bağırsaklarda belli bir sayıda olmasıyla mümkündür. Süt ve yoğurt gibi ürünlerde ml’de en az 10 milyon bifidobakteri olması gereklidir.