Pozitif ayrimcilik hakkinda dusunceleriniz nelerdir? Devlet, esitsizligin onune gecene kadar pozitif

🕒 Konu sahibi 1 saat önce aktifti
Pozitif ayrimciligi tanimlamak lazim belki de oncelikle. Din, dil, irk, cinsiyet, saglik gibi nedenlerden dolayi dislanmis veya dezavantajli hale gelmis azinliklarin onundeki engelleri kaldirmak veya bir miktar da olsa azaltmak amaciyla yurutulen projelere veya uygulamalara denir. Genellikle, engelliler, kadinlar, sosyoekonomik olarak kotu durumda bulunan azinliklar -Amerika'daki zenciler vs gibi gruplar icin kullanilir.

Bildigim kadariyla Amerika'da ozellikle de universiteye kabullerde, buna dikkat edilmeye calisiliyor su an. Mesela kadin erkek ogrenci sayisini birbirine yakin tutmaya calisiyorlar.

Ozellikle teknoloji alanindaki sirketler cok buyuk oranlarda erkek calisan barindiriyor. (70-80% veya daha bile fazla), bunun hem kadin calisan icin toksik bir ortam olusmasi hem de yeni isci alinimi sirasinda olusturacagi onyargiyi azaltmak adina, kadin isci alimini artirmaya yonelik calismalar bulunuyor.

Sizce aradaki esitsizlik nasil kapanir? Pozitif ayrimciligin olmasi gerektigini dusunuyor musunuz? Pozitif ayrimcilik konusunda baska ne gibi projeler uretilebilir?
 
Tarihe not düşün, Shini konu açmış.
 
Kac sene once actigim cok hos konulari gormemissin Arkhe :p
Bos yapmayalim, yorum yapip oyle gecelim :p
 
Bu konu ile alakali ulkemizde cok ciddi problemler mevcud. Kars Sarikamis Universitesinde bir kiz ogrenci ayrildigi sevgilisini “ beyan esasiyla “ iftira atarak aylarca hapis yatmasina sebeb olabiliyorken, ayni sekilde ulkemizde esinden bosanmis tehdit goren kadinlarin feryadi dikkate alinmayip sokak ortasinda cocugunun gozleri onunde cinayete kurban edillebiliyor.

Bosandigi esine sirf eziyyet etmek intikam almak icin, adamin cocuklarina birlikte yasadigi dostuna baba dedirtebiliyor, Devlet şimdi buna ne yapsin?

Ayni sekilde suresiz nafaka , cok buyuk bir problem.. 6 ay evli kalmis coluk cocuk yok ama adamin evine kadar goz dikebiliyorken, senelerce evli kalmis baska bir cocuklu bayan tehditle 500 tl’ye razi olabiliyor.

Bu ulkede AHLAK SORUNU var, once bizim bunu cozmemiz lazim yoksa istedigin kadar yasa cikar.
 
Ahlak sorununu hic bir zaman cozemeyeceksin X. Bunun yerine devletin yasalarla bir koruma getirmesi gerek esitsizlige. Olculebilir, kontrol edilebilir cozumler sunulmak zorunda.
Ahlak dedigin kavram, herkesin kendi kafasina gore yorumladigi bir sey cunku. Ornekler de getirebilirim ama yeri bu konu degil bunun.

Ust duzeydeki yonetici grubuna bakarsan, kadinlara hic sans bile taninmadigini gorursun. Bu sadece ulkemizde degil, tum dunyada var olan bir sorun.
Zaten bir cocuk maddi durumu iyi olmayan bir cevreden geliyorsa ve suca batmis bir ailede buyuyorsa, o cocugun bu ortamdan cikma ihtimali cok az.
Onun bir sekilde onunde rol modelleri bulundurmak zorundasin. Insanlar rol modeli olmadiginda, bulundugu durumdan cikabilecek bir gucu de kendisinde gormuyor cogunlukla. Buna dair bazi calismalar var, mesela burs vermek veya yatili okullar gibi. Benim sorum baska neler var, neler yapilabilir?

Bazi kesimler bu pozisitif ayrimciliga da karsi mesela. Onlarin dusuncelerini de duymak isterim.
 
Bu arada Melodram soru cevap kisminda soyle bir yazi yazmisti, onu da izniyle ilistireyim.
Bu konu altinda toplansin

"Pozitif ayrımcılığın içinde geçen ''ayrımcılık'' hemen olumsuz bir etki yaratıyor insanlarda, ayrımcılık, insan kayırma gibi algılandığından. Oysa buradaki ayrımcılık ayırmak anlamında değil şartları eşitleme anlamında kullanılıyor, en azından çıkış noktası öyle. hatta ''positive discrimination'' olarak geçen kavram bu yanlış anlamalar yüzünden ''affirmative action'' olarak da kullanılmaya başlanmıştır.

Herkes kendi yaşadığı şartlar için bu durumu değerlendirdiğinde ve bizim ülkemizde de en dikkat çekici nokta kadın-erkek eşitliği olduğu için, anayasa'da yazdığı gibi her şartta ya da koşulda eşit olamıyoruz. Evet yasalara göre eşitiz ama toplum içinde ne kadar bu eşitliği yaşayabiliyoruz tartışılır. Haliyle kadına ya da dezavantajlı gruplara yönelik çalışmalar yapılması, onlara fırsat yaratılması bana göre olması gereken bir şeydir. Kadınlara iş hayatında eğitimler verilmesi, mesleki eğitim kurslarının birçoğunu kadınların tercih etmesi, girişimci kadınlar için projeler yapılması bunlar kadınlara sunulan bir ayrıcalık değil, erkeğin her şeyi yapabilir olması ve karar mercilerinin hep erkek olması yüzünden kadının elde edemediği şansı devlet eliyle güçlendirme çabasıdır. Kadınlarla ilgili konuları bile önce erkekler konuşuyor, yorumunu muhakemesini erkekler yapıyor, sonra kadınlara soruyorlar, bilmem kim böyle demiş, sizce öyle midir? Kadının bizzat yaşadığı bir durumun açıklamasını ve savunmasını erkeklerden önce kadınların yapabilmesi için böyle şeylere ihtiyaç var. Kadınlar söz sahibi olabilmeli, söz sahibi olduklarında erkeksileşmeden de bunu yapabilmeli. Bu fırsatları olabildiğince çok sunmalılar ama bunu sunarken işte ince çizgiler var, suistimale sebebiyet verecek. O çizgileri, sınırları iyi belirlemek gerekir. Tek bir insanın kararına göre sunulan fırsatlar yanlış yorumlanabilir. Yine buna da en iyi örnek bizim ülkemiz olduğu için zaten nefret dolu herkes.
Gidip sahte bir engel raporuyla hak etmediği bir kadroda işe girebiliyorsa bir insan bu pozitif ayrıcalığı kötüye kullanmaktır, bunların denetimi yapıldığı sürece, her şey güzel olana kadar böyle destekler sağlanmalı. Peki her şey güzel olur mu, dünya değişir mi? Asla.

Bu arada bu iş konusunun en güzel örneğini de geçtiğimiz günlerde İstanbul Büyükşehir Belediyesi işe alımlarında yaşadık. Personel alımı için görüşmeler yapıldı, şeffaf şekilde yapıldı deniyor, öyle deniyor böyle deniyor, bir şey döndü dönmedi orasıyla ilgilenmiyorum ama kadrolara alınan kadın sayısının erkek sayısından fazla olması benim hoşuma gitti. Yüksek kademelerde erkeklerin başarılı olacağına inanarak kadınları daha iyi durumda olmasına rağmen eleyen sistemler değiştikçe, güzelleşebiliriz. Shini, biz bunu özel olarak da konuşabiliriz... Sen soruyu bir kez daha sorunca önce ona yazmak istedim ama söylenecek çok şey var, bu özetin özetinin özetinin özeti falan olabilir anca. <3"
 
Shinigami ben de diyordum ki o yazdığımı nasıl bulabilirim... üşenirim. Teşekkür ederim. Ben olayı kadın-erkek üzerinden değerlendirmiştim en çok orada problem yaşanıyor diye. Belki yer yer eklemeler olabilir tabii.
 
Shinigami ben de diyordum ki o yazdığımı nasıl bulabilirim... üşenirim. Teşekkür ederim. Ben olayı kadın-erkek üzerinden değerlendirmiştim en çok orada problem yaşanıyor diye. Belki yer yer eklemeler olabilir tabii.

Aradim buldum, cok hos yazmistin cunku, o konuda ziyan olsun istemedim : ))
Zaten once dezavantajli veya ayrimciliga ugranan gruplarin da iyi saptanmasi gerekiyor. Farkli ulkelerde bu topluluklar da farkli olabiliyor. Kadin erkek esitsizligi ama malesef her ulkenin sorunu.

Engelli vatandaslar ve hapse girip cikan insanlar da diger grup bence.
 
Ahlak sorununu hic bir zaman cozemeyeceksin X. Bunun yerine devletin yasalarla bir koruma getirmesi gerek esitsizlige. Olculebilir, kontrol edilebilir cozumler sunulmak zorunda.
Ahlak dedigin kavram, herkesin kendi kafasina gore yorumladigi bir sey cunku. Ornekler de getirebilirim ama yeri bu konu degil bunun.

Ust duzeydeki yonetici grubuna bakarsan, kadinlara hic sans bile taninmadigini gorursun. Bu sadece ulkemizde degil, tum dunyada var olan bir sorun.
Zaten bir cocuk maddi durumu iyi olmayan bir cevreden geliyorsa ve suca batmis bir ailede buyuyorsa, o cocugun bu ortamdan cikma ihtimali cok az.
Onun bir sekilde onunde rol modelleri bulundurmak zorundasin. Insanlar rol modeli olmadiginda, bulundugu durumdan cikabilecek bir gucu de kendisinde gormuyor cogunlukla. Buna dair bazi calismalar var, mesela burs vermek veya yatili okullar gibi. Benim sorum baska neler var, neler yapilabilir?

Bazi kesimler bu pozisitif ayrimciliga da karsi mesela. Onlarin dusuncelerini de duymak isterim.

99 depreminde devlet, Kaynaşlı'da ki depremzedeler için prefabrik evler inşa etti. Arsa sahiplerine bir kaç aylık kira bedeli ödedi. Arsa sahipleri ne mi yaptı? Prefabrik evlere yerleştirilen depremzedelerden arsa kirası talep etti. Şuan da ise o prefabrik evleri öğrencilere kiraya veriyorlar.

Devlet issiz kalan sigortalı çalışanlar için 6 aylığına işsizlik maaşı getirdi. İşverenler işçilerle anlaşarak 6 aylığına işten cikarilmis olarak gösterdi. İşveren 6 ay sigorta ödemedi işçi 6 ay maaşının yanında işsizlik maaşı aldı.

Devlet, ihracatçılar için teşvik primi olarak vergi muafiyeti ve devlet desteği getirdi. Birden bire hayali ihracatlar baş gösterdi.

Devlet ne destek çıkarsa ciksin hep bunu yolsuzluğa çevirecek ahlaksız bir cenah türedi.

Devletin her soruna bir çözümü olabilir ama ahlaksızlığa olmuyor maalesef. Havalimani patlamasını fırsata çeviren taksiciler gördü bu millet. O yüzden devlete de kızamıyorum
 
Hatem ama bu sorunlar denetimle onunu alabilecegimiz seyler degil mi?
Evet katiliyorum, olmamasi gerekir ama sirf bunlar oluyor diye de devlet bu politikalari da durduramaz ki. Bizdeki sorun denetim eksikligi.
Malesef insanimizin da akli hinlikten baska bir ise calismiyor. Bunu bilerek, ona gore de yapabilecegi en kati kurallari uygulayacak gerekirse.
 
Hatem ama bu sorunlar denetimle onunu alabilecegimiz seyler degil mi?
Evet katiliyorum, olmamasi gerekir ama sirf bunlar oluyor diye de devlet bu politikalari da durduramaz ki. Bizdeki sorun denetim eksikligi.
Malesef insanimizin da akli hinlikten baska bir ise calismiyor. Bunu bilerek, ona gore de yapabilecegi en kati kurallari uygulayacak gerekirse.

Valla devletin içinde de ahlaksız memur çok var. Denetim öncesi iş yerlerine haber verip sigortasız işçilerin işe gelmemesini sağlayan denetimciler mi dersin, mekanlara sigara denetiminden önce haber veren zabıtalar mi dersin. Bizdeki sorun ahlak eksikliği bence.
 
Egitim sart diyen kisilere donmeyelim de :p
 
Egitim sart diyen kisilere donmeyelim de :p

Bence son derece yerinde ve vurucu bir soz biliyormusun “ EGITIM SART “ sen istedigin kadar yasa koy, istedigin kadar duzenleme yap, normlar getir ki benim de Hatem’inde dedigi gibi devlet yapiyorda bunlari biz ulke olarak ahlaken evrilmedigimiz surece bu degismeyecek.

Medeni hukuku felan alip getirdigin zaman bir anda degismiyor hersey, buda boyle.

Agac yasken egilir, okul evde baslar, cocukken ve dahi belki bebekken bile bireylerin bilincalti islemesi yapilmasi lazim. Bu konuda cikarilan yasalardan sonra gelinen noktada mesela aile kurumu guclendimi? dagilma noktasina mi geldi? Yeni yasalarla kadinlara ayrimcilik verildikce, neden ulkede bosanmalar tavan yapti, ortalik tek cocuklu bosanmis kadin doldu? Neden her yil kadin cinayetleri artiyor? Bunlarin iyi tetkik edilmesi lazim. Tek basina yasa cikarmak hicbir ise yaramaz, yaramiyorda iste rakamlar ortada maalesef, maalesef ulkem adina cok uzgunum. AILE herseyin temeli, temelden dinamitleniyor, maalesef.
 
Ahlaksız kişiler olduğu gibi ahlaklı kişiler de mevcut. Toplum olarak kötüyü sürekli anıp bu bir ahlak sorunu deyip işin içinden sıyrılıp elini taşın altına koymamak gibi bir huyumuz var. Diğer milletlerde bu böyle midir bilmiyorum.
Kadın, erkek, yaşlı, bakıma muhtaç kim ya da ne varsa tabiki bir ayrımcılığı olacak. Diğerleri ile aynı koşullarda olamasa da yakın koşullarda devam edebilmesi için. Biri kadın erkek arasındaki ikili ilişkilerdeki ayrımcılığa değinmiş, beri ki istihdamdaki ayrımcılığa değinmiş ama kimse bir çözüm yazmamış. Sorunlar her yerde aynı ve benzer. Buradaki pozitif ayrımcılıktan kasıt nedir? Çok genel bir konu olmuş, o yüzden net bir cevap veremeyeceğim.

Pozitif ayrımcılık denince genelde kadına yapılan ayrımcılık akla geldiği için onun üzerinden örnekleyeceğim. Bir kadın düşünün eşinden ayrılmış, ailesi kabul etmiyor, ev dışında da hiçbir işte çalışmamış. Elbetteki bu kadına ayrımcılık uygulanacak, bir yerde barındırılacak , gerekirse ki bence öncelikli bir meslek edindirilecek bu arada da maaşını ve sigortasını yapacak. Oradan ayrıldığında kendini güçsüz ve mutsuz hissetmeyecek, devlerin sırtına yük olmayıp hayatını idame ettirecek. Burada yapılan şeyler birileri kambur olsun diye değil, ayakları üzerinde durabilir diğer insanlarla benzer fırsatlara ulaşabilmeleri adına yapılır.
 
Ahlaksız kişiler olduğu gibi ahlaklı kişiler de mevcut. Toplum olarak kötüyü sürekli anıp bu bir ahlak sorunu deyip işin içinden sıyrılıp elini taşın altına koymamak gibi bir huyumuz var. Diğer milletlerde bu böyle midir bilmiyorum.
Kadın, erkek, yaşlı, bakıma muhtaç kim ya da ne varsa tabiki bir ayrımcılığı olacak. Diğerleri ile aynı koşullarda olamasa da yakın koşullarda devam edebilmesi için. Biri kadın erkek arasındaki ikili ilişkilerdeki ayrımcılığa değinmiş, beri ki istihdamdaki ayrımcılığa değinmiş ama kimse bir çözüm yazmamış. Sorunlar her yerde aynı ve benzer. Buradaki pozitif ayrımcılıktan kasıt nedir? Çok genel bir konu olmuş, o yüzden net bir cevap veremeyeceğim.

Pozitif ayrımcılık denince genelde kadına yapılan ayrımcılık akla geldiği için onun üzerinden örnekleyeceğim. Bir kadın düşünün eşinden ayrılmış, ailesi kabul etmiyor, ev dışında da hiçbir işte çalışmamış. Elbetteki bu kadına ayrımcılık uygulanacak, bir yerde barındırılacak , gerekirse ki bence öncelikli bir meslek edindirilecek bu arada da maaşını ve sigortasını yapacak. Oradan ayrıldığında kendini güçsüz ve mutsuz hissetmeyecek, devlerin sırtına yük olmayıp hayatını idame ettirecek. Burada yapılan şeyler birileri kambur olsun diye değil, ayakları üzerinde durabilir diğer insanlarla benzer fırsatlara ulaşabilmeleri adına yapılır.

Bir kadına eşinden ayrilinca ayrımcılık uygulanacağına, eşinden ayrilan kadının aslında kötü bir kadın olmadığını babasına anlatmak ya da evliyken de evde kalmasına değil de çalışmaya teşvik etmek daha mantıklı bir fikir değil mi? Koca ya da baba bağımlısı bir kadin yerine tıpkı erkek bir birey gibi kadınları da ekonomik bağımsızlığa ve calismaya teşvik etmek, belediyelerde otobüs vs gibi erkeklere özgü görünen mesleklerde iş kolu oluşturmak? Kadınlara pozitif ayrımcılık vermek yerine ataerkil toplumu koreltip aslında kadınların da en az erkekler kadar her işi yapabileceğine inandırmak ve bunu mümkün kılmak çok daha mantıklı.
 
Bir kadına eşinden ayrilinca ayrımcılık uygulanacağına, eşinden ayrilan kadının aslında kötü bir kadın olmadığını babasına anlatmak ya da evliyken de evde kalmasına değil de çalışmaya teşvik etmek daha mantıklı bir fikir değil mi? Koca ya da baba bağımlısı bir kadin yerine tıpkı erkek bir birey gibi kadınları da ekonomik bağımsızlığa ve calismaya teşvik etmek, belediyelerde otobüs vs gibi erkeklere özgü görünen mesleklerde iş kolu oluşturmak? Kadınlara pozitif ayrımcılık vermek yerine ataerkil toplumu koreltip aslında kadınların da en az erkekler kadar her işi yapabileceğine inandırmak ve bunu mümkün kılmak çok daha mantıklı.
Dediğimi hiç anlamamışsın, verdiğim örnek üzerinden tüm yazımı çöp ettin. Tartışmak gibi bir niyetim yok.
 
Türkiye'de kesinlikle ayrımcılık kelimesine takılarak kalınan bir mesele. Asıl amacını ihtiyaç duyan dışında kimse umursamıyor. Bazen ihtiyaç olmadığı halde kullanmak isteyenler de oluyor. Burası Türkiye ve imkansız kelimesinin karşılığı sadece sözlükte var.

Bizim ülkemizde en büyük sorun kadın erkek eşitliği ve şartlar göz önüne alınırsa pozitif ayrımcılık, eşitlik anlamında büyük bir adım oluyor. Fakat eşitlik kelimesinin anlamını tam kullanabildiğimiz konusunda şüpheliyim. Bizim ülkemizde 'gelenekler' kadınların kaderini çizdiği için eşitliğin hakkını veremiyoruz. Aslında ayrıcalığa değil, söz üstünlüğüne değil, sadece aynı şartlarla güne başlamaya ihtiyacımız var. Pozitif ayrımcılığın amacı da 'ayrıcalık' değil, insanların aynı şartları kazanarak hayata devam etmesine olanak sağlamaktır. Çok yakın bir arkadaşım severek evlendi, düğününde yanında olmak için evlerine gittim. Evde misafirler ağırlanıyordu, sofra evvela erkeklere kuruldu onlar yiyip içip kalktılar ardından o masada ne kaldıysa kadınlar onları yemeye başladı. Durur muyum? Hemen neden böyle bir şeyi kabul ettiniz, neden yapıyorsunuz? Gibi sorular sordum. Er kişinin artığı bize sağlık getirir dediler(farkettiğiniz gibi bu cümleleri kuranlar kadın, ve durumu kabul edeli kaç asır geçmiş bilmiyoruz) Böyle gelenekçi ailelerin çocukları başımıza memur olduğu zaman kadınların pozitif ayrımcılıktan yararlanabileceğini düşünmek hayal olur. Önümüzdeki en büyük adaletsizlik 'geleneklerimiz' her aile böyledir demiyorum ama, her ailenin bilinç altında aynı şey yatıyor cümlesini rahatlıkla söyleyebiliyorum.

Çocuklarımızı şöyle yetiştirelim böyle yetiştirelim tamam da o insanlar da kendi çocuklarını yetiştirmeye devam ediyor. Benim karşıma çıktıkları gibi benim çocuklarımın karşısına da onların çocukları çıkacaklar. Canım Atam din işlerini devlet işlerinden ayırırken bunları hep ön gördü. Çünkü bu ülkede gelenekler din gibi yaşanıyor, kimse asıl dinin ne olduğunu bilmiyor. Onun ilkelerini, yolunu izini takip etmeye gerçekten devam etselerdi bugün bu durumu konuşuyor bile olmayacaktık. Hiçbir kadın; benim beyanım erkekten üstün olsun demez, aynı şartlarda yargılamayım, eşit tutulayım der. Pozitif ayrımcılığa (kadın erkek eşitliği konusunda) ihtiyaç bile duymamak için Atatürk'ün izinden gitmek gerek. Kadına mecliste yer vermek, bakanlık vermek, meslek edinmesine olanak sağlamak çok güzel gelişmeler ama yetersiz. Geleneklerimizden sıyrılmamız lazım. Gelenekler ise beynimize sıkı sıkı kazınmış. Biz unutsak bir hatırlatan muhakkak çıkıyor.
 
  • Beğen
Tepkiler: X
.@X egitim sart diyen kisilere donmeyelimden kastim su, insanlar alakali alakasiz her konuyu egitim sart’a baglayip, isin icinden siyriliveriyorlar. Kimse sorunun kaynagini gormek icin zerre parmagini kaldirmayip, soruna cozum olmaya da calismiyor. Evet boyle bir sorun var ama o sorunun cozulmesini beklemek de afedersiniz ama bir aptallik. 2 ayda cozulecek mesele degil bu egitim sorunu.

Isterim ki herkes de kendi ne yapabilir bunlari dusunsun. Gecen gun bir arkadasimla konusuyorum, kendisi bir bolumde mudur ve altinda calisan kadinlar ve erkekler var. Terfi zamani gelmis ve kadin calisaninin aslinda terfiye cok yakin oldugundan ama projeyi sahiplenemediginden bahsetti. Neden projeyi sahiplenemiyor biliyor musunuz? Cunku herkes ona kucuklukte, sen yapamazsin demis. Ozguvenini kirmis, surekli kendini sorgulatmasina neden olmus. Kadin her seyi cok iyi yapsa da surekli kafasinda bir soru isareti var, geri planda olmayi yegliyor. Hakki olan terfiyi istemiyor bile (bu arada baska bir konu daha cikacak buradan, impostor sendromu). Ben de sunu onerdim, bu soylediklerinin temelinde kadinin yetistirilis tarzi yatiyor olabilir. Bir menajer ya da mudur olarak, ona daha fazla geri bildirimde bulunabilirsin, kendine guven kazanmasinda yardimci olabilirsin. Sunlar saglandiginda terfi edecegiz diyip, daha fazla tesvik edebilirsin. Onu onemsedigini, iyi isler cikardigini gosterip, yaninda bulunabilirsin. Bu bir ayrimcilik da degil ama sorunlarin ustesinden gelmesinde daha fazla destek saglanabilir bence.

Mesela ogretmen misin? Kiz ogrencilerin kendini ifade etmesine yardimci olabilirsin veya cekingen olan ogrencilerin tumundeki o cekingenligi nasil yenebilecegini gosterebilirsin.

Isinin ne oldugunun bir onemi yok, herkes hayatinda birilerinin yasamina dokunabiliyor. Bunlarin farkinda olup, ona gore de davranalim. Devlet neler yapabilir bunlar uzerine kafa yoralim, biz neler yapabiliriz veya sosyal kuruluslar neler yapabilir? Hep negatifi dusunup, ya zaten ahlaksiz da ortada cok deyip,egitim sart deyip bunun sorumlulugunu uzerimizden atamayiz. Cok daginik anlattim ama bu yuzden sinir oluyorum “Egitim sart yeaahh” diye verilen cevaplara : ))
 
Geri