Portekiz Tarihi
Ilk çaglarda Iber kabileleri (Lusitanienler) ile isgal edilen ülke, M.Ö. 1. yüzyilda Romalilarin bir eyaleti oldu.
Sonra Vandallar, Süevler (bir Alman kabilesi), 5. yüzyildan 8. yüzyila kadar Vizigotlar tarafindan istila edildi. 711 yilinda ülke Müslümanlarin eline geçti.
Endülüs Emevileri (756-1031), Teva'if-i Müluk (11. yüzyil) Islam devletleri kurulup, bölgeye hakim oldular.
Onuncu yüzyila dogru Douro ve Minho nehirleri arasindaki bölgeye Terra Portucallis ismi verildi. Portucallis, Latince Portas (liman) ve Calle (kale) birlesiminden meydana gelmistir.
Portekiz, 1143'te bagimsiz bir krallik oldu. Sinirlari Meriniler'e karsi yaptigi savaslarla genisledi. On üçüncü yüzyil ortasina dogru bugünkü Portekiz sinirlari tamamlandi. Portekizli denizciler 15. yüzyilda dünya çapinda yayilma gösterdiler.
Sonraki yüzyilda Asya,Afrika ve Güney Amerika'da büyük bir sömürge imparatorlugu kurarak, Avrupa ve Dogu arasindaki ticaretin çogunu ellerinde tuttular. 1598 yilinda Fas sehirlerine karsi açtigi savasta, Portekiz agir bir maglubiyete ugrayinca, imparatorluk aniden çöktü.
Ülkenin zayiflamasindan faydalanan Ispanya, Portekiz'i 1580'de topraklarina katarak, 1640'a kadar idare etti.
Portekiz 1688 yilinda Lizbon Antlasmasiyla tekrar bagimsizligina kavustu. Fakat Portekiz eski ihtisamini kaybettiginden Ingiltere ile 1703'te, 20. yüzyila kadar devam eden bir ittifak antlasmasi imzalandi.
Ingilizlerle müttefik oldugundan 19. yüzyilda Napolyon'a karsi savasmak zorunda kaldi. Ülke Fransa ile savas halindeyken, 1811'de kral ve ailesi Brezilya'ya sigindi.
Bu dönemde imparatorluk çökmeye basladi. 1822'de Brezilya bagimsizligini ilan edince, Portekiz tek büyük zenginlik kaynagini kaybetti.
On dokuzuncu yüzyilin tamami ve 20. yüzyil baslari Portekiz için ekonomik ve siyasi istikrarsizlik dönemi oldu. Siddetli partizan mücadeleler, iç savaslar ülkeyi kargasanin içine itti. 1908'de kral katledilerek, iki yil sonra 1910'da cumhuriyet ilan edildi.
On alti yil devam eden cumhuriyet dönemi oldukça istikrarsiz olup, bu dönemde kirk sekiz hükümet kuruldu ve en az yirmi bes darbe tesebbüsü oldu. 1926'da ordu idareyi ele aldi ve kirk sekiz yil ülke General Franko tarafindan diktatörlükle idare edildi.
25 Nisan 1974'te hükümet genç subaylar tarafindan yapilan bir darbe sonucu isbasindan uzaklastirilinca, General Antonio de Spinola liderliginde bir askeri cunta kontrolü eline geçirdi.
Baskan Spinola solcu subaylardan gelen baski sonucu, ayni yilin Eylül ayi sonunda istifa etmek zorunda kaldi.
Nisan 1975'te demokratik partiler oylarin %64'ünü kazanmasina ragmen, Sovyetlerce desteklenen komünist parti tesirini arttirdi. Bankalar, sigortalar ve sanayi devletlestirildi.
1976'da yürürlüge giren yeni Anayasada sosyalizme geçis hedefi açik bir sekilde de ortaya kondu. Yeni Anayasanin ardindan yapilan genel seçimlerde hiçbir parti çogunlugu elde edemedi. Sosyalist Partisi Genel Baskani Mário Soares bir azinlik hükümeti kurdu. Cumhurbaskanligina Genelkurmay Baskani Antánio Ramalho Eones seçildi.
Mário Soares baskanligindaki hükümet 1977 Araliginda istifa etti. Ocakta kurulan koalisyon hükümeti ve bunun ardindan kurulan bir dizi koalisyonlar da kisa ömürlü oldu.
1980'de yapilan seçimlerden sonra merkez sag egilimli Demokratik Ittifak, büyük çogunlukla iktidara geldi.
Bu hükümet anayasada büyük degisiklikler yapti ve sivil yönetime geçis yolunu açti. 1982'de bas gösteren hükümet krizi üzerine Cumhurbaskani erken seçim karari aldi. 1983 Nisaninda yapilan seçimlerde birinci parti durumuna gelen Portekiz Sosyalist Partisi, Sosyal Demokrat Partiyle koalisyon kurdu.
Portekiz 1 Ocak 1986'da AET'ye alindi. Soares, 60 yillik bir aradan sonra 1986 Subatinda ilk sivil cumhurbaskani seçildi.
Temmuz 1987'de yapilan seçimlerde Sosyal Demokrat Parti sandalye sayisini büyük oranda arttirmasi, kurulan koalisyon hükümetinin istikrarli olmasini sagladi. 1991'de yapilan seçimlerde Sosyal Demokrat Parti yine ilk siradaki yerini korudu.