Piyasa düzenin de meşruiyet toplumda ya da toplumun farklı kesimleri arasındaki mutabakatta aranmaz

Konu sahibi son olarak 807 gün önce görüldü
Piyasa düzenin de meşruiyet toplumda ya da toplumun farklı kesimleri arasındaki mutabakatta aranmaz; meşruiyet büyük şirketlerin kar oranlarını gösteren büyüme oranlarından alınır.

Toplumun büyük kesimi büyük şirketlerden kalan KIRINTILARLA ya da büyük kazançların hizmet harcamalarından elde edilen gelirlerle yetinmek zorundadırlar.

Huricihan İslamoğlu, Dünya Tarihi ve Siyaset, s:46

Piyasa ekonomilerinde DEVLET zenginlerin uşağıdır.

Liberal piyasanın hakim olduğu kapitalist (para tapar) ekonomilerde TÜM GELİRLERİ zenginler emer. Topluma, onların yala yut iştahlarına layık görmedikleri kırıntılar ve onlara ve avanelerine verilecek hizmetlerle geçinmek düşer.

İki senedir içinden geçtiğimiz ağır ekonomik kriz ve FAKİRLEŞTİRME sürecinde en fazla kazananın, en fazla karlarına KAR ekleyenin BANKALAR olduğunu sanırım biliyorsunuzdur. Peki o bankaların EKONOMİK kriz nedeni ile çalışanlarına 2 senedir prim ödemediklerini biliyor musunuz?

Liberal kapitalist ekonomiler HALKLARINI soyar ve bunu kendi iyilikleri için olduğuna halkı ikna edebilirler, diyor sanırım.1687004510154.jpg
 
Piyasa düzenin de meşruiyet toplumda ya da toplumun farklı kesimleri arasındaki mutabakatta aranmaz; meşruiyet büyük şirketlerin kar oranlarını gösteren büyüme oranlarından alınır.

Toplumun büyük kesimi büyük şirketlerden kalan KIRINTILARLA ya da büyük kazançların hizmet harcamalarından elde edilen gelirlerle yetinmek zorundadırlar.

Huricihan İslamoğlu, Dünya Tarihi ve Siyaset, s:46

Piyasa ekonomilerinde DEVLET zenginlerin uşağıdır.

Liberal piyasanın hakim olduğu kapitalist (para tapar) ekonomilerde TÜM GELİRLERİ zenginler emer. Topluma, onların yala yut iştahlarına layık görmedikleri kırıntılar ve onlara ve avanelerine verilecek hizmetlerle geçinmek düşer.

İki senedir içinden geçtiğimiz ağır ekonomik kriz ve FAKİRLEŞTİRME sürecinde en fazla kazananın, en fazla karlarına KAR ekleyenin BANKALAR olduğunu sanırım biliyorsunuzdur. Peki o bankaların EKONOMİK kriz nedeni ile çalışanlarına 2 senedir prim ödemediklerini biliyor musunuz?

Liberal kapitalist ekonomiler HALKLARINI soyar ve bunu kendi iyilikleri için olduğuna halkı ikna edebilirler, diyor sanırım.Ekli dosyayı görüntüle 83366
Piyasada kendine borsacı, ekonomist, analist, küresel piyasalar uzmanı vs. kim varsa hepsinin amacı bellidir. Küçük Yatırımcıyı yanlış yere yönlendirerek, soyulmalarını sağlamaktır. Bu da şuna benzer; Bir şehre giriyorsunuz ve hemen yanınıza bir rehber geliyor. Siz o rehberin yol göstermesi sayesinde şehrin karanlık sokaklarına girmek istemiyor ve soyulmak istemiyorsunuz. Ama unuttuğunuz şu; O rehberler de hırsızlık çetelerinin ortakları. O çeteler onlara güzel kâr marjı vererek insanları yönlendirmelerini sağlıyor. Siz ise rehberlere gözü kapalı güvenerek şehirde güvenilir!! zannettiğiniz yollara giriyorsunuz. Halbuki o yolların hepsinde çeteler, pusu kurup sizin paranızı almak için bekliyor.

Borsa da böyledir, ekonomiler de. Bu sistemi çok iyi bilenler bu işten para kazanır. Geri kalanı ise sadece kırıntıları toplar. Bankalar şuan da sadece enflasyon oranın kazanamadıkları için aslında kâr dan zarar ediyorlar. Beklentiler ve faizler alt sınırda kalınca, bankalar da dolaylı yoldan bu işin acısını müşterilerinden çıkarıyor. Son yapılan nakit avans çekimlerindeki sınırlamanın tek amacı vatandaş borçlu olsun yatırımlara yönelmesin. Çünkü birçok yatırım aracı (hisseler de buna dahil) neredeyse dip seviyelerde ve bedavadan hallice.

Borsacı bir üstadımın bana öğrettiği iki temel felsefe vardır. Bunlar;

  • Piyasaların mantığı; Müziği duydukça dans et.
  • Borsa da amaç hiçbir zaman para kazandırmak değildir. Borsada ki temel amaç, yatırımcıya malı en yüksek fiyattan satmaktır.

Bu ikisini doğru yorumlayabilen, bir çok konuyu da doğru okuyabilir.
 
Bilim ve innovasyon gibi çok önemli iki unsurun ana sponsoru bile hâlen şirketler. Şirket pragmatizminin uygun gördüğünce bir refah düzeyine insanların iknası kaçınılmaz oluyor. Sendikalarından yerel yönetimlerine kadar toplumsal hayata etkide kritik konumları bulunan kurumların bağış toplama yetkilerinin bulunması falan da sermayedarın ve şirketleşmenin ekmeğine bir güzel yağ sürüyor.

Türkiye'de zaten - şark genelinde de yaygın bir şekilde olduğu gibi - yolsuzluk yapılması kınanarak geçilecek ya da hakkımı helal etmiyorum diye beddua ile geçiştirilebilecek denli toplum çoğunluğuna kabullendirilmiş.
 
Geri