Piri Reis Neden Katledildi ?

Konu sahibi son olarak 2617 gün önce görüldü
Piri Reis Neden Katledildi?

Büyük Türk denizcisi ve coğrafyacısı Piri Reis’i idama götüren sebepler üzerinde durulurken farklı yorumlar yapılmakta, kimisi onun Hürmüz’de muhasarayı kaldırmak için Portekizlilerden rüşvet aldığını, kimisi devleti adına haraç ve hediye aldığını ve kimisi de bu para işinin imkansız olacağını belirterek stratejik sebeplere bağlı olarak muhasaradan vazgeçtiğini belirtiyorlar. Büyük Türk denizcisi üzerindeki spekülasyonları gidererek sağlıklı düşünmek gerekiyor.


Meşhur Osmanlı denizcilerinden olan Piri Reis, II. Bâyezid devrinde (1494) devlet hizmetine giren Kemal Reis’in yeğenidir. Piri Reis amcası Kemal Reis ile birlikte bir çok deniz seferlerinde bulunmuş, en son görev olarak 1547 yılında Kızıldeniz ve Hint sularında faaliyette bulunacak donanmanın amiralliği anlamına gelen Süveyş/Hint kaptanlığına getirilmiştir. Bu tayinin sebebi Aden’in Portekizlilerin eline geçmesi idi.


Piri Reis’in görevde bulunduğu dönem Portekizlilerin Hint sularında cirit attığı bir döneme rastlar. 1543 yılında Süveyş tersanesini işgal ile Türk donanmasını yakmak isteyen Portekizlilerin teşebbüsleri akim kalacaktır. Bu hareket esnasında Portekizliler Aden’i kısa bir süre zabtettilerse de Süveyş kaptanı Piri Reis’in bizzat donanması ile tazyiki neticesinde Aden kale ve limanı 1548’de Portekizlilerden geri alınmıştır.


Piri Reis 1551’de otuz kadar gemiden oluşan Süveyş donanması ile Hint denizine çıkarak Cidde’de üç gün kalır. Sonra Umman sahilini geçerek Arabistan yarımadasının güney doğusundaki Maskat’ı zaptedip Portekizlilerin yetmiş kadırgasıyla savaş ederek galebe çaldıktan sonra Hürmüz adasındaki Hürmüz kalesine kaçan düşmanı orada muhasaraya başladı; ancak bu muhasarayı geri çekti. Çünkü Hint sularında bulunan bütün Portekiz filolarının birleşerek üzerine geldiği haberini almıştı. Peçevi’ye göre kalenin fethi yakın iken Piri Reis Portekizliler ile muhasaranın kaldırılması üzerinde anlaşma yaparak onlardan devlet adına hediye ve haraç almıştır. Hammer, aldığı hediyelere meftun olarak muhasarayı kaldırdığını, Katip Çelebi ise Hürmüz’e Portekiz yardım kuvvetinin gelmekte olduğu söylentisi üzerine Piri Paşa’nın muhasarayı kaldırmak mecburiyetinde olduğunu söyler. Hammer, muhasarayı kaldırdıktan sonra Basra’ya geldiğinde Portekiz donanmasının Acem körfezini kapatmak için kendisine doğru ilerlediğini haber aldığını ve bunun üzerine sadece hazineleri yüklü üç kadırgayı yanına alarak ayrıldığını belirtir. Muhasarayı kaldırmak için rüşvet aldığı yolundaki rivayete gelince düşmanları, mesela Kubad Paşa ve diğerleri tarafından yapılan asılsız bir itham olarak değerlendirilmektedir. Piri Reis bu sıralarda 80 yaşına gelmiş bir ihtiyar ve hayli zengin bir kimse idi. Bu bakımdan onun rüşvet aldığı iddiası söz konusu olamaz. Ama onun, Osmanlı devleti adına haraç aldığı muhtemeldir.


Muhasarayı niçin kaldırdığı sorusuna daha gerçekçi cevap Piri Paşa’nın askeri strateji gereği kaldırdığı söylenebilir. Zira, Piri Reis burada bulunduğu sırada Portekizlilerin Basra körfezini kapamak istediklerini duyunca içerde mahsur kalmak istemeyerek donanma gemilerinin hepsini çağırmağa imkan olmadığından acele olarak kendisine tabi üç kadırga ile düşman gemileri gelmeden önce denize açılmıştır. Gerek asker gerekse diğer gemiler Basra’dan çıkmamışlardı. Bu şekilde yola çıkan Piri Reis bir gemisini de yolda Bahreyn adaları yakınında kaybettikten sonra 960/1553 yılında Süveyş’e ve oradan da Mısır’a geldi. Piri Reis’in Basra’da bulunan donanması amiralsiz kalmış idi.


Bu durum Piri Reis’in muhaliflerinin eline fırsat verdi. Ülkenin menfaatlerini ayaklar altına almak ve Osmanlı donanmasını kaderine bırakıp kaçmakla suçlandı. Halbuki Piri Reis seviyesinde tecrübeli bir kaptanın yeterli sebebler olmadan Osmanlı filosunu başka bir limanda bırakması mümkün değildir. Piri Reis kendisine emanet edilen filonun hesabını padişaha vermek zorunda olduğunun idraki içindeydi. Kuvvetli ihtimale göre Piri Reis kadırgalarını Portekizlilerin elinde bırakmadı. Bu gemiler sefer esnasında topladığı ganimet mallarıyla ağızlarına kadar doluydu ve Portekiz donanmasının ani hücumuna maruz kalıp mağlup olduğu takdirde bu servetin ellerine geçmesini istemiyordu.


Ancak Piri Reis’in muhalifleri seferin başarısızlıkla geçtiği konusunda Padişahı ikna edeceklerdir. Piri Reis’in muhalifi olan Basra valisi Kubad Paşa Mısır valisine bir mektup yazarak kaptanı gammazlayacaktır. Kaptan ile vali arasındaki husûmetin öncesi vardır. Zira Piri Reis Hürmüz kuşatmasını kaldırdıktan sonra buradan Basra’ya geçerek vali Kubad Paşa’dan yardım istediyse de vali Müslümanlara zulmettiği ve mallarını yağmalattığı iddiasıyla Piri Reis’e yardım etmediği gibi mallarını da almak istemiştir. Piri Reis Frenklere yardım ettiklerinden dolayı Hürmüz şehrini yağmalatmış idi.


Mısır valisi Piri Reis’i orada alıkoyarak veya hapsederek seferin olumsuz neticesini bir ariza ile sadarete bildirdi. Kanuni’nin cevabı Piri Reis’in idamı oldu. Hürmüz muhasarasını kaldırması ve diğer gemiler ile askeri Basra’da bırakarak gelmesi vazifede ciddiyetsizlik ve donanmanın felaketine sebep olduğu şeklinde yorumlandı ve suçlu görülerek 1554 yılında Mısır divanında başı kesildi ve mallan müsadere edildi.


Hatayı kabul etmeyen bir yönetim anlayışına sahip Osmanlı Devleti’nde Piri Reis gibi dünya çapında bir denizci de olsa affedilmiyor, gereken ceza uygulanıyordu. Ancak şu var ki Kubad Paşa’nın Piri Reis’e şahsi düşmanlığının bu kararın verilmesinde önemli rol oynadığını da belirtmek gerekir.
 
PİRİ REİS'İN İDAMI


Büyük Türk denizcisi ve coğrafyacısı Piri Reis, II.Bayezid devrinde Osmanlı Devleti'nin hizmetine giren Kemal Reis'in yeğenidir. Piri Reis amcası Kemal Reis ile beraber bir çok deniz seferinde bulunmuş ve tecrübe kazanmıştır.
1547 yılında Piri Reis, Kanuni Sultan Süleyman tarafından Süveyş Kapudanı olarak görevlendirilmiştir. Böylece Kızıl Deniz ve Hint Okyanusu'nda faaliyetlerde bulunacak donanmanın amirali olmuştur.
Piri Reis'in görevde bulunduğu dönemde, Portekizliler Hint sularında adeta cirit atmaktadır. 1 Aralık günü, Portekizliler Süveyş tersanesini işgal etmiştir. Buradaki donanmayı yakmaya teşebbüs eden Portekizliler aynı zamanda da kısa bir süre için de olsa Aden Şehri'ni ele geçirmişlerdir. Neyse ki Süveyş Kapudanı Piri Reis'in donanmasının gayreti ile 1548 yılında Aden Portekizlilerden geri alınmıştır.
Piri Reis bundan sonra 30 kadar gemiden oluşan bir filo ile beraber 1551 yılında Hint Denizi'ne açılmıştır. Piri Reis'in Portekiz Donanması ile mücadelesi giderek hız kazanmıştır. Hürmüz Adası'ndaki Hürmüz Kalesi'ne kaçan düşmanı, Osmanlı Donanması sıkıştırmıştır. Hint Denizi'nde bulunan bütün Portekiz Filolarının birleşerek üzerine geldiği haberini alan Piri Reis, bir süre sonra kuşatmayı kaldırmıştır. Piri Reis'in Hürmüz Kalesi'nin fethi yakın iken kuşatmayı kaldırması, Portekizlilerle anlaşarak onlardan devlet adına haraç ve bazı hediyeler alması daha sonra kendi aleyhine, hasımları tarafından kullanılmıştır.
Bu aşamada tarihçiler ikiye ayrılmıştır. Dönemin ünlü bazı tarihçileri Piri Reis'in rüşvet karşılığında Hürmüz kuşatmasını kaldırdığını söylerken, bir kısım tarihçi de Hürmüz'e Portekiz yardım filolarının gelmekte olduğu söylentisi üzerine, Piri Reis'in kuşatmayı kaldırmaya mecbur olduğu görüşünü savunmuşlardır.
Kuşatmayı kaldıran Piri Reis daha sonra Basra'ya gelmiştir. Portekiz Donanmasının Acem Körfezi'ni kapatmak üzere kendisine doğru geldiği haberini alan Piri Reis, bölgede mahsur kalmak istemediği için, sadece savaş ganimetlerinin yüklü olduğu 3 kadırgayı yanına alarak buradan ayrılmıştır. Osmanlı Filosunun diğer gemileri ve askerleri Basra'dan çıkamamıştır. Bu şekilde yola çıkan Piri Reis bir gemisini yolda kaybettikten sonra 1553 yılında önce Süveyş'e oradan da Mısır'a geçmiştir. Böylece Piri Reis'in Basra'da bulunan donanması amiralsiz kalmıştır.
Mısır Valisi, Piri Reis'i alı koyarak, Sadaret'e vaziyeti bildiren bir mektup yazmıştır. Kanuni Sultan Süleyman, Piri Reis'in Hürmüz Kalesi'ndeki kuşatmayı kaldırmasını, Süveyş Filosunu Basra'da bırakmasını suç kabul etmiş ve Piri Reis'in başı kesilmek suretiyle idam edilmesi emrini vermiştir. 80 yaşındaki bu ünlü Türk denizcisinin 1554 yılında Mısır divanında başı kesilmiş ve malları devlet adına müsadere edilmiştir.
Piri Reis'i idama götüren bu yolda muhaliflerinin çabaları inkar edilemez niteliktedir. Özellikle Piri Reis ile arasında husumet olan Basra Valisi Kubad Paşa, Mısır Valisi'ne bir mektup yazmıştır. Mektupta, Piri Reis'in ülkenin itibarını zedelediği ve Osmanlı Donanmasını kaderine bırakıp kaçtığını yazarak Piri Reis'i gammazlamıştır.
Aslında Piri Reis Hürmüz Kuşatması'nı kaldırıp Basra'ya gelince Vali Kubad Paşa'dan yardım istemiştir, fakat Vali Müslümanlara zulmedip mallarını yağmaladığı suçlamasıyla Piri Reis'e yardım etmemiştir. Bu iddianın kaynağı ise daha önce Frenklere yardım ettiklerinden dolayı Piri Reis'in Hürmüz şehrini yağmalatmış olmasıdır.
Piri Reis elbette donanmayı bırakıp gitmesinin hesabını Padişaha vereceğini bilmektedir. Bu seviyedeki tecrübeli bir kaptanın yeterli sebep olmaksızın donanmayı bırakıp gitmesi pek mümkün değildir. Muhtemelen Piri Reis sefer esnasında topladığı ganimetlerin mağlup olunması halinde düşman eline geçmesini istememiş, bu yüzden de ganimet yüklü gemilerle Basra'dan ayrılmıştır.
Rüşvet almakla suçlanmasına gelince ise; 80 yaşına kadar birçok sefere katılmış bu büyük denizcinin zaten oldukça büyük bir mal varlığı mevcuttur. Hayli zengin olan Piri Reis'in böyle bir rüşvet aldığını iddia etmek pekte gerçekçi görünmemiştir. Tabi ki devlet adına haraç almış olması muhtemeldir.
Piri Reis'in Akdeniz'in haritalarını, koy, körfez, boğaz ve limanlarını, deniz ve deniz çıkıntılarını gösteren Kitab-ı Bahriye adlı eseri Osmanlı denizcilik tarihi için çok değerli bir eserdir. Dünya çapında büyük bir denizcinin bu şekilde ölümünün ardından Kanuni Sultan Süleyman, Süveyş Kapudanlığına Murat Reis'i atamıştır.
 
Geri