Pir Sultan Abdal

🕒 Konu sahibi 6 saat önce aktifti
Pir Sultan Abdal, idam edileceği dar ağacına doğru yürürken Hızır Paşa emir verir: "Herkes Pir Sultan'ı taşlasın, taş atmayanın boynu uçurulacak bilsin." Uğruna mücadele ettiği halk, Pir Sultan'ı taşlamaya başlar. Taşlar Pir Sultan'a kadar gelmekte, ama ona değmeden yere düşmektedir. Pir'in musahibi Ali Baba, taş atmasa da can korkusundan Pir'e bir gül atar. Gül Pir'e değer ve yaralar. Al kanlar akar Pir'in bedeninden. Can dostunun bu hareketinden incinen Pir'in dudaklarından şu nefes dökülür:

Şu kanlı zalımın ettiği işler,
Garip bülbül gibi zaralar beni.
Yağmur gibi yağar başıma taşlar,
İlle dostun bir fiskesi yaralar beni.

Dar günümde dost düşmanım belloldu.
Bir derdim var idi, şimdi elloldu.
Ecel fermanı boynuma takıldı.
Gerek asa, gerek vuralar beni.

Pir Sultan Abdal'ım can göğe ağmaz.
Haktan emrolmazsa irahmet yağmaz.
Şu ellerin taşı hiç bana değmez.
İlle dostun bir tek gülü yareler beni.

 
Şiirlerini coşkulu bir dille söylemesi ve halkı ilgilendiren konulara yer vermesi, inançlarını tâvizsiz savunması, şiirlerinde konu bütünlüğünün bulunması Pir Sultan’ın en önemli özellikleridir. Pir Sultan Abdal, Anadolu Alevileri’nin yedi büyük şairi arasında yer almış, bunların içinde Hatâi ve Kul Himmet’le birlikte en büyük üç şairden biri kabul edilmiştir. Aynı mahlası kullanan Pir Sultanım Haydar, Pir Sultan Abdal (aruz şairi), Pir Sultan Abdal (Divriği yöresi), Abdal Pir Sultan gibi başka şairlerin de bulunması (Aslanoğlu, Pir Sultan Abdallar, onun bu çevrelerdeki yaygın şöhretini göstermektedir.

 
Geri