Peygamberdeveleri yalnız canlı böceklerle beslenir, yavaş hareket ederler ve öngöğüs bölütleri çok uzamıştır. Ön bacaklarının birbirine eklemlenen biri dikenli iki uzun parçası kıvrıldığında kıskaca dönüşür. Erkeği dişisinden daha küçük olan peygamberdevesinin, dişisi çiftleştikten sonra erkeğini yer ve bir kapsül içerisinde yaklaşık 200 yumurta bırakır. Peygamberdevelerinin büyük bir bölümü tropik ve astropik bölgelerde yaşar. En iyi bilinen türlerinden olan Mantis religiosa, Afrika’nın kuzeyinden Avrupa içlerine kadar yayılmıştır. Yeni Dünya’daki peygamberdevelerinden Litaneutria minor, Kanada’da yaşayan tek peygamberdevesi türüdür.
Peygamberdevesigiller familyasından, sıcak ve ılık bölgelerde, özellikle çalılık yerlerde çok rastlanan oynak başlı, iri gözlü, avcı bir böcek. 5-7 cm boyunda, yeşil veya kahverenkli vücutludur. Yaprak ve dallar arasına gizlenerek böceklere pusu kurar. Ön ayaklarını duâ eder gibi kaldırarak hareketsiz durduğundan “duâ eden böcek” olarak da bilinir. Göğsünün ön parçası boyun gibi ileri uzamış olup üçgen başını her tarafa çevirebilir. Yanlarda iri petek ve alnındaki üç adet basit (osel) gözlerle çevresinde uçuşan böcekleri, başını çevirerek tâkip eder. Kamufle olduğu dal veya yeşil yaprakta hareketsizce durarak yakınına bir böceğin konmasını bekler. Av kendisine yakın bir mesafeye geldiği ân, ön bacaklarını hızla ileri uzatarak böceği ayakları arasında sıkıştırır. Sonra tekrar duâ pozisyonuna geçer. Avı bundan sonra bulunduğu yerden hiç kımıldamadan yavaş yavaş yer.
Peygamberdevesi duâ eder gibi göründüğü zaman aslında avlanmaktadır. Doymak bilmeyen bir iştahı vardır. Başlıca gıdâsı böcekler olmakla beraber, kendisini yemeyen herşeyi yemeye teşebbüs eder. Çekirgeler, sinekler, tırtıllar, kelebekler, eşek arıları ve hattâ zehirli örümcekler en çok avladığı böceklerdir. En zehirli bir böceği yemekten çekinmez. Bir arada oldukları taktirde birbirlerini de yerler. Afrika, Asya ve Kuzey Avrupa’nın bâzı bölgelerinde yaşayan peygamberdeveleri, Kuzey Amerika’da sonradan üretilmiştir. Erkekler dişilerden küçüktür. Üreme zamanlarında erkek kaçamadığı taktirde dişiye yem olur. Amerika kıtasında bâzı iri türler küçük memeli ve sürüngenlere saldırmaktan çekinmezler. Bir defâsında iki küçük kurbağayı yedikten sonra, kendisinden üç defâ daha büyük olan bir kertenkeleyi yemeye başlayan bir peygamberdevesi görülmüştür.
Bütün vahşiliğine rağmen peygamber devesi, bahçıvan ve çiftçilere zarar veren böcekleri tükettiği için faydalıdır. Bâzı çiftçiler üretmek için arâzilerine peygamberdevesinin yumurta keselerini koyarlar. Bu obur hayvan, besin bulunmadığı zamanlarda kendi ayaklarından birini bile kemirmekten çekinmez. Anten veya ayaklarından biri koptuğu zaman, kısa bir sürede yerine yenisi uzar. Kavga sırasında başı kopan peygamber devesinin, birkaç saat sonra yeniden kalkarak, yürüdüğü ve kanatlarını açarak uçmağa teşebbüs ettiği görülmüştür. Başedemediği yegâne düşmanı minik karıncalardır. Bâzan karıncalar sürü hâlinde yavru peygamberdevelerine saldırarak yumuşak vücutlarını parçalarlar.
Peygamberdevelerinin ömrü en çok bir mevsimdir. Yaz sonlarında birden bire ortaya çıkar, sonbahar sonlarında da yumurtladıktan sonra ölürler. Çiftleşme sonunda genellikle erkek dişiye yem olur. Dişi yumurtalarını paketler hâlinde köpük bir kapsül içinde ağaç, çalı dallarına yapıştırır. Köpüklü madde sonra sertleşir. Ceviz büyüklüğünü bulan bu kümeden 125-350 kadar yavru çıkar. Kanatsız doğan yavrular, birkaç deri değişiminden sonra erginlere benzerler. Yavrular anne ve babalarını hiç görmedikleri ve onlardan birşey öğrenmedikleri hâlde, aynı onlar gibi avlanır ve hayatlarını sürdürürler.
Peygamberdevesigiller familyasından, sıcak ve ılık bölgelerde, özellikle çalılık yerlerde çok rastlanan oynak başlı, iri gözlü, avcı bir böcek. 5-7 cm boyunda, yeşil veya kahverenkli vücutludur. Yaprak ve dallar arasına gizlenerek böceklere pusu kurar. Ön ayaklarını duâ eder gibi kaldırarak hareketsiz durduğundan “duâ eden böcek” olarak da bilinir. Göğsünün ön parçası boyun gibi ileri uzamış olup üçgen başını her tarafa çevirebilir. Yanlarda iri petek ve alnındaki üç adet basit (osel) gözlerle çevresinde uçuşan böcekleri, başını çevirerek tâkip eder. Kamufle olduğu dal veya yeşil yaprakta hareketsizce durarak yakınına bir böceğin konmasını bekler. Av kendisine yakın bir mesafeye geldiği ân, ön bacaklarını hızla ileri uzatarak böceği ayakları arasında sıkıştırır. Sonra tekrar duâ pozisyonuna geçer. Avı bundan sonra bulunduğu yerden hiç kımıldamadan yavaş yavaş yer.
Peygamberdevesi duâ eder gibi göründüğü zaman aslında avlanmaktadır. Doymak bilmeyen bir iştahı vardır. Başlıca gıdâsı böcekler olmakla beraber, kendisini yemeyen herşeyi yemeye teşebbüs eder. Çekirgeler, sinekler, tırtıllar, kelebekler, eşek arıları ve hattâ zehirli örümcekler en çok avladığı böceklerdir. En zehirli bir böceği yemekten çekinmez. Bir arada oldukları taktirde birbirlerini de yerler. Afrika, Asya ve Kuzey Avrupa’nın bâzı bölgelerinde yaşayan peygamberdeveleri, Kuzey Amerika’da sonradan üretilmiştir. Erkekler dişilerden küçüktür. Üreme zamanlarında erkek kaçamadığı taktirde dişiye yem olur. Amerika kıtasında bâzı iri türler küçük memeli ve sürüngenlere saldırmaktan çekinmezler. Bir defâsında iki küçük kurbağayı yedikten sonra, kendisinden üç defâ daha büyük olan bir kertenkeleyi yemeye başlayan bir peygamberdevesi görülmüştür.
Bütün vahşiliğine rağmen peygamber devesi, bahçıvan ve çiftçilere zarar veren böcekleri tükettiği için faydalıdır. Bâzı çiftçiler üretmek için arâzilerine peygamberdevesinin yumurta keselerini koyarlar. Bu obur hayvan, besin bulunmadığı zamanlarda kendi ayaklarından birini bile kemirmekten çekinmez. Anten veya ayaklarından biri koptuğu zaman, kısa bir sürede yerine yenisi uzar. Kavga sırasında başı kopan peygamber devesinin, birkaç saat sonra yeniden kalkarak, yürüdüğü ve kanatlarını açarak uçmağa teşebbüs ettiği görülmüştür. Başedemediği yegâne düşmanı minik karıncalardır. Bâzan karıncalar sürü hâlinde yavru peygamberdevelerine saldırarak yumuşak vücutlarını parçalarlar.
Peygamberdevelerinin ömrü en çok bir mevsimdir. Yaz sonlarında birden bire ortaya çıkar, sonbahar sonlarında da yumurtladıktan sonra ölürler. Çiftleşme sonunda genellikle erkek dişiye yem olur. Dişi yumurtalarını paketler hâlinde köpük bir kapsül içinde ağaç, çalı dallarına yapıştırır. Köpüklü madde sonra sertleşir. Ceviz büyüklüğünü bulan bu kümeden 125-350 kadar yavru çıkar. Kanatsız doğan yavrular, birkaç deri değişiminden sonra erginlere benzerler. Yavrular anne ve babalarını hiç görmedikleri ve onlardan birşey öğrenmedikleri hâlde, aynı onlar gibi avlanır ve hayatlarını sürdürürler.