Pervanecinin Aşk'ı

  • Kullanıcı Peri
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Aşk ve Sevgi
Konu sahibi son olarak 4442 gün önce görüldü
45204907n.jpg



Aşığın hali, mum ışığının etrafında dönen pervaneye benzer Işık, pervaneyi, yani küçük kelebekçiyi yakıp yandırmaktadır “Şem’i gör kim yanmadan yandırmadı pervaneyi” der, Fuzuli Pervane içten içe yanan mumun ışığına vurgundur Bir an ona yakın olabilmek için etrafında divane olup dururken, çember git gide daralmaya başlar Pervanenin cesareti ve şevki, özlemini kamçılayan her mesafe, mumun alevine dokunma ve sıcaklığını duyma isteğini kamçılar “Biraz daha, biraz daha yakın olayım” derken sonunda kanadını ateşe kaptırır Ateşe karışan aşkı, vücudunu küle döndürür Yandıkça aşkın hakikatine varır, Mecnun’un Leyla’sında ilahi aşkı bulduğu gibi…

Pervanenin aşkla seyre daldığı mum, ilahi nurdur ki bu ışık, Hak aşkını arayan salik’in kalbini aydınlatır Aydınlattıkça yakar, yaktıkça irfana ulaştırır; dış dünyaya Allah’ın nazarıyla baktırır

Aşığın gönlünde aşk ateşi, ruhunun hicranını alıp götürür Nereye baksa sevgiliyi görür Aşkıyla aydınlatmaya çalışır ahını, hicranını Hiç uyumaz, sevgilini adı dilinde, gözü kapıda vuslat anını bekler Aşkı, vadiye benzeten Feridüttin Atar, “Bu vadiye düşen kor ateşler gibi yanar” der “Aşık, susuz kalıp çöllerde hararetle koşan, koştukça, yanan bir alevlenip yükselen kimsenin haline benzer Aşık, işin sonunu düşünmez Aşk baştan sona gönül işidir”…

“Aşk nedir?” diye sordular Mansur’a “Üç güne varmaz görürsünüz, sabredin bekleyin” dedi Önce kollarını ayaklarını kestiler Her bir uzvu aşk içinde inledi Bedenini astılar; o, yine “aşk” diye sızladı En sonunda yakıp küllerini nehre saçtılar Her bir zerresi “aşk” nidasıyla savruldu

Aşkı, Mevlana’ya sordular: “Anam aşk, babam aşk, Peygamberim aşk, Allah’ım aşk, ben bir aşk çocuğuyum Bu aleme aşkı ve sevgiyi söylemeye geldim…” dedi

Güneş bile Sevgililer Sevgilisine vurgundur O’nun nurunu gördüğü andan beri aşkından pervane gibi döndü Süleyman Çelebi, güneşin aşklara dönüşünü, “Dedi gördüm ol Habib’in annesi/Bir acep nur kim güneş pervanesi” diyerek mısralarına döktü Mecazi aşk, acı ve ıstırap yüklüdür Nefsin isteklerine ulaşamayınca aşkın kasveti ruhu sıkar Beşeri aşkta da insanı ilahi aşka götüren bir yol vardır Mecnun’un Leyla’sını ararken Mevlası’yla buluşması gibi Tasavvufun, kamil insan olma yolunda en önemli payesi ilahi aşktır Sevgili, yalnızca Alemlerin Rabbi Allah’tır İnsanoğlu ancak o sevgiyle “yaratılmışların en üstünü” vasfına ulaşır

“El çek ilacımdan tabip…”

Hak aşığı Yunus Emre dağları, taşları, ağaçları, kuşları sevdi Her nazarıyla Sevgili’nin tecellisini gördükçe gönlü hoş oldu O hoşluk onu diyar diyar gezdirdi Her gidişi onda bir başka buluş oldu Yerdeki karıncadan, uçan kuştan Sevgili’nin haberini sordu Sonunda Yunus’un aşkı buram buram reyhan kokusu saçtı Bu koku canlar cananına ulaşınca,

“Yaradan’ı severiz yaratılandan ötürü”,

“Gönül Çalab’ın tahtı
Çalab gönüle baktı”,

“Ben gelmedim dava için
Benim işim sevgi için
Dostun evi gönüllerdir
Gönüller yapmaya geldim”

diyerek sevgiyle yoğrulan hasretini şiirleriyle paylaştı Bu aşk büyüdükçe Yunus’a asırlar boyu bilinecek “sevgi mektebini” kurdurdu Aşık ruhlara aşkın en güzel motiflerini dokudu

Sevgiyi böylesi ilahi aşktan uzaklaştırırsak ne aşkı anlayabiliriz ne aşkın bereketinden nasiplenebiliriz Aşkı tadan maşuk sevgilisini herkesle paylaşmak ister Çünkü herkes aynı sevgiliden bahsetsin, aynı sevgili için yansın diye arzular Yüce Yaratıcı’yla var oluş sırrına ererken, “Hiç aşktan özge şey reva mı? Sarf etmeğe gevher-i kelamı” (Söz cevherini sarf etmeğe aşktan başka şey layık mıdır?) der, Şeyh Galip

Sevilmesi gereken asıl varlık Cenab-ı Allah, sonra Hz Peygamber, ardından da yaratılanların en şereflisi olan insan ve diğer varlıklardır Varlıkların ve özellikle insanın sevilmesi, iman güzelliğinin sonucudur O sevgi insana cefa değil safa olur Fuzuli’nin dediği gibi; “Aşk derdiyle hoşem el çek ilacımdan tabib,/Kılma derman kim helakim zehr-i dermanındadır!”
 
Geri