Peki ya nasıl?

Konu sahibi son olarak 1012 gün önce görüldü
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Doğduğumuz ânı hatırlamıyoruz. Öleceğimiz ânı bilmiyoruz. Yaşama esnasında uyuyoruz, uyurken rüyâlar görüyoruz; bazıları öyle gerçek oluyor ki!.. Neyse, dönelim hayata. Geçmişe bakıyoruz; ımmm.. sanki başkası yaşamış gibi. Aradan onca zaman, yıl geçmiş ama sanki dünden kalmış gölgeler...

Tuhaf. Gerçek olan yaşantımız mı? Sanmam, gerçek olan bizleriz. Nitekim ölüm asıl uykudan uyanış derler. Buna yabancı değiliz. Ömrümüzün kaç yılı uykuda geçiyor ve uyanma seansını milyonlarca kez tekrarlıyoruz.

Peki... Kimilerine göre öldüğümüzü de ilk anda hissetmeyeceğimiz söylenir ama bir şekilde fark edilecektir. Doğumu hiç fark etmeyip, hiç hatırlamayıp, ölümü bizzat yaşayacak olmamız da, belki de bir mesaj. Neticede her şeyin bir bedeli var. Hayat bedava ama hesapsız değil.

Sınav, imtihan, sabır, şükür.

Hadi gittim.​
 
Sınava inanmam. Sabır mecburiyetten gelir. Yoksa kimse sabretmez. Acizsen şükretmek kendini iyi hissettirebilir.

"Birinin" beni ateşlere atacağına inanmasam da, cehennem azabına inanan çoğu insandan daha ahlak sahibiyim. Hile hurda bilmem. Hak hukuk çiğnemem. Mücadelem, kavgam olacaksa güçlü ile olur. Garibanla uğraşmam. Zarar vermem. Damlayan musluk bile tonlarca suyu zayi ediyorum gibi hissettirir. Park ederken başkasını engellemem. Anama babama yapmayacağım tedaviyi başkasına uygulamam. Evren karşısında hiç olduğumu bilirim. Sonsuzluk karşısında ömrümün "an" bile olmadığını bilirim. Kabul ederim. Mala değer vermem. Mal için para için çabalamam. Ölüm dönüşüm evet. Son değil. Ama bir karbon atomundan diğer bir karbon atomuna. Atomun hafızası var mı bilmem. Eğer varsa belki bilirim nasıl öldüğümü. İnsan aklı yetmeyecek tüm bu olan bitenin ne olduğunu anlamaya. Hiç bir zaman bilemeyecek.
 
@climax hocam, çok hisli yazmışsınız gerçekten, duygulandım feyzaldım.
hürmet ederim
İnsanlık onuru kümülatif bir şey. Ne kadar çok insan buna inanır ve buna göre yaşarsa, sonraki nesiller daha huzurla yaşar. Dünyanın en tembel en vasıfsız en işe yaramaz en konformist en pembe gö*lü okumuş kesimi bizde. Lan bırak işte. Bu yanlış de. Bu zulüm de. Sana biat etmiyorum de. Ne olur? Aç mı kalırsın. Kal. Ölür müsün, öl. Alın atınızı s*kerim tımarınızı de. De lan bi kere. Ama yooo. Çocuğun okul taksidi var. Lan ne okulu?
 
Bir sizofrenin günlügü.
 
İnsanlık onuru kümülatif bir şey. Ne kadar çok insan buna inanır ve buna göre yaşarsa, sonraki nesiller daha huzurla yaşar. Dünyanın en tembel en vasıfsız en işe yaramaz en konformist en pembe gö*lü okumuş kesimi bizde. Lan bırak işte. Bu yanlış de. Bu zulüm de. Sana biat etmiyorum de. Ne olur? Aç mı kalırsın. Kal. Ölür müsün, öl. Alın atınızı s*kerim tımarınızı de. De lan bi kere. Ama yooo. Çocuğun okul taksidi var. Lan ne okulu?

iğrenç bir dünyadayız hocam o kesin. lakin dünya yüzeyinin türkçe konuşulan bu bölgesinde geçmiş çağlardan bu yana fetihler, inanç sistemleri, iktidar tertibatları, doğa koşulları, etnik kavgalar, iktidar mücadeleleri, savaşlar, soykırımlar, katliamlar, isyan bastırma teknikleri gibi sebepler yüzünden nasıl bir toplumsal hafıza, nasıl bir özneleştirme düzeneği oluşmuşsa ortaya alabildiğine pislik bir insan karakteri çıkmış ve sürekli olarak da toplumsal siyasal iktidarı yeniden yeniden üretiyor. yukarıdan aşağıya ve aşağıdan yukarıya.

teslimiyet, arsızlık, mide bulandırıcı derecede bencillik, empatiden yoksunluk, saldırganlık, kadın düşmanlığı, çocuk düşmanlığı, başkalarını sömürmemeyi enayilik olarak görmek, kendinden azıcık farklı olana kuşku ve nefretle bakmak, siniklik, fırsatçılık, açgözlülük, gücünü yetiremediğine yaltaklanmak, sürü zihniyeti, düşük zekalılık, alabildiğine zevksizlik, istifçilik, kurnazlık, darkafalılık, boş konuşma, korkaklık, toplumun bütün katmanlarını saran derin bir kendinden hoşnutsuzluk ama bunu başkalarına yönelik nefret olarak yansıtmak, daha sayabileceğiniz, insan soyunun ahlaki tarihi boyunca erdemsizlik, ahlaksızlık ve kişiliksizlik olarak görebileceğimiz ne varsa bunları meziyet olarak bağrına basıp kültürel karakter haline getirmiş. o halde bunca sebep-sonuç ilişkisi üzerine kurulu bu düzeni değiştirmek için gerçekten bir şeyler yapmak istiyor muyuz kendimize bir soralım. madem isyan bayrağını çektin, madem bir şeyler gercekten kökünden değişsin istiyorsun o halde seni, şahsını taşıdığın tüm değerli kimlikleri ve hünerlerini devrim için karşılıksız hizmet etmeye mücadeleye davet ediyorum? şaka şaka djdjjd
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Geri